02-10-2015
‘Onaylanmış Kuruluş’ Olma Statüsü’yle CE Belgelendirmesi Yapabilen FTI, Çalışmalarına Hız Kesmeden Devam Ediyor

‘Onaylanmış Kuruluş’ Olma Statüsü’yle CE Belgelendirmesi Yapabilen FTI, Çalışmalarına Hız Kesmeden Devam Ediyor

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yanı sıra Ekonomi Bakanlığı’nın vermiş olduğu yetkiye dayanarak “onaylanmış kuruluş” olma statüsüyle Türkiye’de CE Belgelendirmesi yapabilen FTI’nin (Façade Testing Institude) yapı sektörüne yönelik hizmetlerini, gerçekleştirdiği yapı testlerini, içeriklerini ve 2015 yılında yatırımını gerçekleştirdikleri laboratuvarında yapacakları çalışmalarını FTI CEO’su Murat Seyhan ile konuştuk.

 

FTI olarak hangi alanlarda ne gibi hizmetler veriyorsunuz?

Ülkemizden pencere, doğrama, kapı, giydirme cephe sektöründeki yurtdışına giden dövizin Türkiye’de kalmasını sağlıyoruz. Bu bizim ticari olarak ne yaptığımızın açıklaması. Daha ayrıntılı söylemek gerekirse; yerli üreticilerin Avrupa ekonomik topluluğu içerisindeki ülkelere ve buna dahil olan Türkiye pazarı içerisindeki giydirme cephe, kapı, pencere ve doğrama sistemlerinin uygunluklarını teyit ediyoruz. Bunu yaparken resmi olarak Türkiye Cumhuriyeti Şehircilik ve Çevre Bakanlığı’nın ve Ekonomi Bakanlığı’nın bize vermiş olduğu yetkiye istinaden yapmamız gereken testler ve hesaplamalar var. Bu test, hesaplamalar ve sonuçlar doğrultusunda, ilgili beyanlarını yapması için müşterilerimize teknik bir dosya oluşturuyoruz. Bunun adı CE Belgelendirmesi veya CE Deklarasyonu dediğimiz uygulama.

 

Belirli ürün grupları var, Avrupa Birliği’ne üye olan tüm ülkelerin ilgili pazarlar içerisinde bu ürünlerin serbest dolaşımını sağlamak için, bazı ürün gruplarında yasal olarak belgelendirmeye gerekliliği bulunuyor. Bunların en başında da oyuncaklar, tıbbi cihazlar, basınçlı kaplar aynı zamanda da pencereler, kapılar, giydirme cepheler geliyor. FTİ olarak biz, CE belgelendirmesi sorumluluğu altında, bu ürün grupları arasında sadece giydirme cephe, pencere, kapılar ve doğrama üzerine yoğunlaşmış haldeyiz.

 

Bunun dışında biz FTI olarak sadece Avrupa Birliği normları değil, Türk Standartları Enstitüsü’nün hazırlamış olduğu normlar, bunun dışında Amerika, Fransa, Rusya ve değişik ülkelerin bu ve benzeri konular için hazırlamış olduğu standartları test ve hesaplama standartlarına uygun akreditasyonlara sahibiz. Bu şu anlama geliyor; sadece CE belgelendirmesi için değil, belgelendirme kapsamında olmayan diğer ülkeler için de gerekli olabilecek, özellikle lokal üreticilerin gereksinim duydukları anlardaki tüm testleri yapabileceğimiz anlamına geliyor. Şu an özellikle Amerika, İngiltere, Kanada ve Rusya pazarı için bu standartlara uygun tüm testleri ve hesapları yapıyoruz. Bu ülkelerdeki tüm lokal laboratuvarlarla da koordinasyon halindeyiz. Amerika’dan tutun, Rusya’ya, Kanada’ya, Dubai’ye… tüm ortak standartların aynı anda uygulanmasını ve birbirleriyle olan ilişkilerini değerlendiriyoruz.

 

Şimdilerde en çok bilinen ve otorite olarak kabul edilip, takip edilen CWCT dediğimiz, İngiltere Bert Üniversitesi’nde bulunan bir organizasyon var. Bu organizasyon giydirme cepheler, pencereler, kapılar ve bu ürün gruplarının belgelendirmesi için gerekli standardizasyonu yapıp, o standardizasyonun gerekliliklerini ülkelere yayınlayarak, onlardan gelen geri dönüşlere göre de güncelleme ve detaylandırmalar yapan bir organizasyon. Birinci üyeliğimizle birlikte CWCT’nin gerek sempozyumları, gerek forumları, gerekse de bu konudaki yayınlarıyla ilgili yorumlarımızı, standardizasyonun hem ülkemiz adına hem de uluslararası marketi takip edebilmek adına, kendilerine ileterek gelişmesine katkıda bulunuyoruz. Bu konuda FTI olarak yaklaşık 14 kişilik bir gruba sahibiz. 2010 yılında hedeflerimiz arasında boyutsal olarak büyümek tabii ki vardı ancak pazar açısından bu kadar faydalı olabileceğimizi öngörememiştik. Zaman içerisinde akreditasyonumuzun sonuçlanması ve bakanlığın bu konudaki akreditasyonumuzun üzerine ‘onaylanmış kuruluş’ yetkisi vermesiyle birlikte, sadece pazarımızın ve ilgi alanımızın Türkiye olmaktan çıkması bunun yanında bize yakın komşu ülkelerle başlamak üzere tüm AB ülkelerine hizmet veren mal, servis veren tüm ülkeleri bizim marketimize sokmuş oldu. Uzakdoğu’dan tutun, Arap ülkelerine kadar, Rusya’dan tutun Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ve dolaylı olarak Doğu Avrupa’yla başlayan marketimizde bir genişleme söz konusu. Bu durum elbette şuanda AB ülkeleri içerisinde aynı konuda çalışan onaylanmış kuruluş olan firmaların da dikkatini çekti. Ortaklık ve koordinasyon tekliflerine rağmen şu an bizim önceliğimiz; yerel üreticiler ve yerel üreticilerin özellikle Avrupa’da yapacağı işler için destek vermek. FTI olarak birinci amacımız; AB ülkeleri içerisinde veya demin saymış olduğum standardizasyona ihtiyaç duyan ülkelerdeki faaliyet gösterecek firmaların oraya veya o bölgelere satacağı ürünlerinin teknik olarak, o ülkelerin standartlarına uygunluğunu gözden geçirmek. Bununla birlikte yerel üreticilerimizin AB ülkeleri içerisindeki faaliyet gösterme yeteneğini arttırmak ve bunun için ihtiyaç duydukları belgelendirmeleri sağlamak. Daha önce hem testler, hem hesaplamalar hem de kontroller yurtdışındaki firmalar, danışmanlar, yapı teknik otoriteri tarafından yapılıyordu ancak şimdi, Türkiye’de de yapılabildiğini göstermek, bunların hem maliyetlerinin orantısal olarak azalması, Türkiye’de yapılacak avantajların gösterilmesiyle birlikte bu tarafa kaydırılmış olması, hem üretici açısından hem de bizim açımızdan büyük önem arz ediyor.

 

Sizin yaptığınız işle, saydığınız sektörlerde Türkiye’de sanayi ivme kazandı diyebilir miyiz?

Elbette diyebiliriz. Bu yetkilerin biz ya da bizim gibi firmalarda olmasıyla her şeyden önce yurtdışındaki süreçlerin uzunluğu, reaksiyon sürelerinin uzunluğunu değerlendirdiğinizde, Türkiye’de bu testleri yapabilmiş ve belgelendirmeleri sağlamış olmak tüm bu zaman kayıplarının önüne geçtiği gibi; buradan oraya ürünlerin sevk ediliş zorluğunu ve maliyetini de bitirerek ciddi bir avantaj sağlıyor.

 

Bu işte bir ‘know how’ var. Bana sorarsanız giydirme cephe, doğrama, pencere sektöründeki herkes tarafından bilinen belirli amaçları olan testler bunlar. Elbette bazı testleri belirli yetkinliğe sahip olmuş herkes yapabiliyor ancak asıl amaç bunu, laboratuvar yönetim sistemiyle gerçekleştirip, sonuçlarını objektif olarak yayınlamak ve bunları son kullanıcılara kadar iletme aşamalarını takip edebilmek. Laboratuvar yönetiminin 17025 akreditasyonunu veya onaylanmış kuruluş olma statüsünün en önemli kriteri bu. Öncelik; objektif sonuç verebilmek, sonuçlar konusunda herhangi bir yoruma sebebiyet vermeyecek şekilde raporlama yapabilmek ve bu raporlamamızın tüm ilgilileri tarafından kabul edilebilir olması. Sadece projeyi yaptıranlar ya da ürünün üreticileri için değil; son kullanıcılar veya hedef marketi tarafından da bu raporların kabul edilebilir olması çok önemli.

 

Ülkeler arası standardizasyon ve onaylanmış kuruluş statüleriyle tüm bu hizmetleri gösteren AB içerisindeki laboratuvarların bağlı olduğu, onaylanmış kuruluşların kayıtlı olduğu listede bunlar yayınlanmakta ve tüm laboratuvarların vermiş olduğu test ve hesaplama hizmetlerinin raporları bakanlık ve buradaki listelerden takip edilebilmekte. Bu da bütün laboratuvarların tanınması ve güvenilirliği konusunda zaman içerisinde bir backround oluşturuyor. Bu bilgiler ne kadar olumlu olursa o laboratuara ve ülkeye, dolayısıyla o üretici grubuna olumlu olarak yansıyor.

 

Siz objektif olmaya verdiğiniz önemle ürün grubuna fayda sağladığınız gibi FTI’ye olan güveni de arttırıyorsunuz.

Elbette, çünkü bu tip ürünlerin sonuçları gözle görülebilir test sonuçları içeriyor. Buradaki testler ve test sonuçlarındaki karar mekanizması ‘suyun içeri girmesi’ veya deprem testinde olumsuz ya da tamir edilemeyecek hasarın oluşması şeklinde raporlanıyor. Bu testlerin sonuçlarının raporlanması konusunda testlerde yapılanların kayıt altına alınması ve bunların saklanması elbette ki sizin hem güvenilirliğiniz hem de objektifliğiniz açısından çok önemli.

 

Hizmet verdiğiniz sektörleri ve belgelendirme çalışmalarınızı göz önünde bulundurarak Türkiye’deki yapı sektörünü değerlendirir misiniz?

Ben 94 yılından beri pencere, doğrama sektöründe çalışan birisiyim. 2010 yılına kadar bunun üretim, projelendirme, planlama, proje yönetimi, bölge yönetimi şeklinde değişen değişik firmalara çalıştım. 2010 yılından beri sahip olduğum FTI firmasıyla birlikte bunların sadece test kısımlarına ve bu testlerle bağlantılı olarak sonuçlarının raporlanması ve akreditasyonla bağlantılı olarak da bunların belgelendirilmesi konusuna ilgi duydum. Sektörümüz 2010’lu yıllardan önce tüm laboratuvar testleri ve hesaplamalarıyla ilgili yurtdışı laboratuvar ve bunlara bağlı onaylanmış kuruluşların yaptığı faaliyetlere mecburdu. Bu da şunu getiriyordu, 2010 yılından önce bu faaliyet konusundaki bütün firmaların bu testler gerektiği anda ilgili firmalarla randevu alıp 3 ay sonra 5 ay sonra buradan onlarca adamı götürüp hiç bilmedikleri bir ülkede bunların oradaki şartlarla montajını yapıp, sonuç alıp onların sonuçlarını da takip etmekteydiler. Bunların İstanbul gibi merkezi bir yerde var olmuş olması, testlerin aynı standartlarda raporlanabiliyor olması tüm yöneticilere 2010 yılından beri başka bir kapı açtı. Sadece mevcut bir proje için hazırladıkları sistemlerin kontrolünün dışında Ar-ge faaliyetlerini yürütebilme imkanını açtı. Biz laboratuvarımızda özellikle ciromuzun %30-35’ini sadece arge testlerinden sağlıyoruz. Belli başlı alüminyum profil sistemleri üreticileri, sistem evlerinin arge testlerini yaparak kendi sistemleri hem lokal markete hem de uluslararası markete sunma imkanı buluyor. 2010 yılı öncesinde bu testleri kendisi yapma imkanı bulan 1-2 firma vardı onun dışındakilerin hepsi sadece bu testleri onaylanmış ithal sistemleri, yabancı sistemleri kullanmak zorundaydı. Şimdi tüm yerel sistem evleri, alüminyum profil sistem üreticileri için bu testleri yapabilme imkanı var. Bu belgelendirmelerle birlikte bütün bu sistem evleri yasal olarak da zorunlu olan bu belgelendirme hizmetleriyle birlikte tüm ürünlerini pazara istedikleri anda sunabilirler.

 

Test edilmemiş ürünler ortadan kalkmaya başladı diyebilir miyiz?

Elimde direkt ölçülmüş bir sonuç olmamakla birlikte hissedilen ve piyasadan takip ettiğimiz projelerle, dikkatimizi çekebilecek tüm projelerde bu testler zorunlu hale geldi. Bu faaliyetlerde elbette ki test yapabilme yetkisinin Türkiye’de olmasının avantaj sağladığı gibi aynı şekilde bu konudaki hizmet veren danışmanlık grupları tarafından hazırlanan şartnamelerin de çok büyük etkisi oldu. Bu da yadsınamayacak bir faktör. Bütün bu danışmanlık firmaları, faaliyetleriyle ortaya çıkan ürünün belirli bir standardizasyonu sağlaması hatta bunun daha da iyisini isteyerek cephe sistemlerinin ya da bina kabuk sistemlerinin bu performans yerlerini iyileştirmek yönünde ve dolaylı olarak da onların ilk yatırım maliyetinden sonraki geri dönüşüyle işletim maliyetlerini minimize etmek için avantaj sağladı.

 

Yapı insan yaşamıyla birebir orantılı bir sektör. Sizin bu sağladığınız testler yapının sağlıklı olması açısından çok önemli. Yapıya yönelik testleriniz dahilinde, üretici firmalara önerileriniz nelerdir?

Argesi bulunan üretici firmaların öncelikli olarak kendilerine kılavuz alacakları bir ürün normu var. Hem pencere kapıları için hem giydirme cepheler için hali hazırda yayınlanmış EN14351-1, pencere ve kapılar için geçerli olan EN13830 dediğimiz giydirme cepheler mamul standardı var. Bu mamul standartları aslında bu ürünlerle ilgili minimum performans değerlerini içermekte. Bu performans değerleri, bu konuda faaliyet gösteren tüm firmalar için aslında önemli bir kılavuz niteliğinde.

 

Üretici firmalar için en önemli referans bu kılavuzdaki standartları dikkate alarak bu gereklilikleri yerine getirecek dizayn ve üretimi gerçekleştirmek. Bu standardizasyonu sağlamamış ürünler zaten zaman içerisinde ne kullanılabilir olacak, ne de son kullanıcı tarafından tercih edilebilir olacak. En önemli şey öncelikli olarak dış yapılarımızı atmosferik şartlara, yapısal şartlara uygun hale getirmek. Kabuk ürününün en kritik vazifesi, termal açıdan bize bir kabuk oluşturması, su sızdırması açısından bize bir kabuk oluşturması, hava sızdırması açısından bir kabuk oluşturması, akustik açıdan bir kabuk oluşturması ve spesifik olarak dizayn edildiyse eğer yangın için bir kabuk oluşturması. Son kullanıcılar ve müteahhitler için aranan birinci öncelik bu kabuk gereksinimin net olarak belirlenmesi. Son kullanıcılar ve müteahhitler bu performans değerlerini sağlayabilecek ürünleri tercih ettikleri takdirde ülkesel olarak sektörümüzün bu konudaki gelişimine katkıda bulunacaklar.

 

Maalesef şuanda son kullanıcılar ve konut sahipleri için yeterli bilinçlendirilme söz konusu değil. O yüzden herhangi bir konut alımı sırasında bu saydığımız kriterleri değerlendirerek satın alan müşteri kitlesi maalesef %1-1.5 durumunda. Bu kriterleri değerlendirerek satın alma yapan konut sahibi, bina sahibi ya da müşteri profilinin artması için bu standardizasyon ve performans gereklerinin herkes tarafından bilinebilir hale getirilmesi gerekiyor.

 

Türkiye’de 2010 yılından beri, resmi olarak, CE belgelendirmesi zorunlu olduğu halde maalesef yeterli bir piyasa gözetimi, piyasa kontrolü, uygulama kontrolü yapılamadığı için bu kriterleri sağlamayan ürünler piyasada dolaşmaya devam etmekte. Son dönemde bilinçlendirme çalışmaları noktasında Çevre Bakanlığı faaliyetlerine hız kazandırdı.

 

Bu faaliyetleri artık inşaat uygulama sahalarından tutup, uygulanmış ürünlere geriye dönerek uygulayıcılara kadar ulaştırabilirsek, bu konudaki belgelendirme ve performans gerekliliklerini karşılama taleplerinin gözle görünür derecede artacağını düşünüyorum. Bunun sonrasında da eminim ki yakın bir zamanda çevremizde, CE belgeli ürünlerin sıklıkla kullanıldığı, hatta bunların reklamının yapıldığı ve son kullanıcıya iletilen projeler ve binalar tercih ediliyor olacak.

 

FTI’nin 2016 için yeni projeleri var mı?

FTI olarak 2015’in sonundan itibaren yeni bir yatırımımız söz konusu, yeni bir şirket yapılanmasıyla, Alman bir ortaklıkla rüzgar tüneli testleri, ekstrem rüzgar yükü tespiti şeklinde söyleyebileceğimiz testleri yapmaya başlıyoruz. Yakın bir tarihte bu laboratuvarımızın açılmasıyla mimarlara, özellikle yüksek katlı binalarda ekstrem rüzgar yüklerinin tespiti için yapılması gereken rüzgar tüneli testlerini artık Türkiye’de yapıyor olacağız. FTI olarak biz işin dizayn, cephe ve sistem performans gereklerini tespit edebilecek hem öncesi hem de sonrasındaki test hizmetlerini alacağız. 2016 hedeflerimizin arasında özellikle bu laboratuvarımızın faaliyetlerini daha aktif ve bilinir hale getirmek, aynı zamanda CE belgelendirmesi konusunda ihtiyaç duyan tüm sistem evlerine ulaşmak var.

 

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

 

Arge faaliyetlerinde bulunan tüm firmaların kılavuz standartlarını referans alarak faaliyetlerini yönlendirmesi, bunlarla ilgili tüm faaliyetler için bizlere ulaşması halinde, biz çok özel şartlarla laboratuvarımızı, kendi laboratuvarları gibi kullanma imkanı sağlıyoruz. Özellikle akustik yalıtım konusunda yakın zamanda bakanlıkça yapılan bir çalışma var ve FTI olarak biz de bu çalışmada görüş bildiren resmi otoritelerden bir tanesiyiz. Başta akustik, termal yalıtım olmak üzere giydirme cephe, pencere, kapı sektöründeki tüm Arge ve ticari amaçlı projelere, üreticilere kapımız sonuna kadar açık ve her türlü desteğe hazırız.


Yükleniyor...
Yükleniyor...