02-03-2016
Prof. Dr. İsmail Özgür Yaman: “Maalesef, ülkemizde ‘Beton yolların maliyeti yüksektir’ gibi bir algı var”

Prof. Dr. İsmail Özgür Yaman: “Maalesef, ülkemizde ‘Beton yolların maliyeti yüksektir’ gibi bir algı var”

ODTÜ Fen Bilimleri Enstitüsüne bağlı disiplinlerarası bir yükseklisans programı olan Çimento Mühendisliği programının kurulması aşamasında da rol alan İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İsmail Özgür Yaman,Türkiye’deki çimento sektörüne yeni bir alan açmak üzere beton yolların ve beton bariyerlerin yaygınlaştırılmasına dair faaliyetlerin koordinasyonuyla ilgileniyor.Çalışma konularının arasında; çimento ve beton teknolojileri, betonda tahribatsız muayene yöntemlerinin kullanımı,betonun dayanıklılığı, çimento ve beton sektöründe sürdürülebilir gelişim, kendiliğinden yerleşen beton, lifli beton gibi özel betonların özelliklerinin belirlenmesi gibi konular yer alanProf. Dr. Yaman,silindirle sıkıştırılmış beton hakkında “Bu teknoloji ile imal edilen yolların en önemli üstünlüğü, geleneksel beton yollara göre çok daha hızlı bir şekilde trafiğe açılabiliyor olması.” diyor.

 

Öncelikle kendinizden ve akademik kariyerinizden bahsederek, katkı sağladığınız projeler, etkinlikler ya da organizasyonlara değinebilir misiniz?
1993 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra 1995 yılında aynı bölümden yükseklisans derecemi aldım.  Ardından 1997 yılında doktora çalışmalarımı tamamlamak üzere ABD’ye gittim.  2000 yılında Wayne State Üniversitesinden doktora derecemi aldım.  Mezuniyetimin ardından 3 yıl kadar ABD’de Ford Otomotiv Şirketi’nin Araştırma Merkezinde araştırmacı olarak çalıştıktan sonra 2003 yılında ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Yapı Malzemeleri Laboratuvar’ında öğretim üyesi olarak çalışmaya başladım ve halen de aynı bölümde devam ediyorum.2005 yılında ODTÜ Fen Bilimleri Enstitüsüne bağlı disiplinlerarası bir yükseklisans programı olan Çimento Mühendisliği programının kurulmasında rol aldım ve 2 yıl program başkanlığı yaptım.  2011-2013 yılları arasında yarı zamanlı olarak Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği Ar-Ge Enstitüsü Direktörü olarak görev aldım. Halen aynı birimde teknik danışman olarak çalışmaktayım.  2015 Aralık ayından bu yana ise ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanlığı görevini yürütmekteyim. 

 

Prof. Dr. İsmail Özgür Yaman olarak, yapı malzemeleri sektörüne birçok uluslararası yayın, dergi, makale ve bildirileri kazandırdığınızı biliyoruz. Konu hakkında neler söylemek istersiniz?
Çalışma konularım arasında çimento ve beton teknolojileri, betonda tahribatsız muayene yöntemlerinin kullanımı, betonun dayanıklılığı, çimento ve beton sektöründe sürdürülebilir gelişim, kendiliğinden yerleşen beton, lifli beton gibi özel betonların özelliklerinin belirlenmesi bulunmaktadır.  Çalışmalarımı gerek ulusal gerekse uluslararası platformlarda yayınlamaya ve çimento/beton teknolojilerinin yaygınlaşması üzerine çalışmaktayım.  Son yıllardaki çalışma alanlarımın başında ise beton yollar, silindirle sıkıştırılmış beton yollar, bunların uygulamaları ve Türkiye’de yaygınlaştırılması adına yapmış olduğum çalışmalar bulunmakta. 

 

Biraz da Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği’nden söz edelim… Akademisyen kimliğiniz dışında buradaki göreviniz nedir? Ne gibi faaliyetlerde bulundunuz?
Çimento sektörüyle ilk tanışmam 2005 yılında Bursa Çimento ile birlikte yaptığım katkılı çimentoların sülfat hücumuna karşı performansı konulu çalışma ile oldu.  Bu benim Türkiye’nin önde gelen sektörlerinden çimento sektörünü daha yakından tanımama yol açtı.  Ardından, TÇMB ile birlikte olgunlaştırılan disiplinlerarası çimento mühendisliği yükseklisans programı vesilesi ile de TÇMB ile tanıştım.  2011 yılında yarı zamanlı olarak TÇMB Ar-Ge Enstitüsü Direktör’lüğü görevinde bulundum ve çeşitli ar-ge faaliyetlerinin yanısıra sektöre verilen kalite kontrol hizmetleriyle ilgilendim.  2013 yılından bu yana ise genel olarak Türkiye’deki çimento sektörüne yeni bir alan açmak üzere beton yolların ve beton bariyerlerin yaygınlaştırılmasına dair faaliyetlerin koordinasyonunyla ilgilenmekteyim.  Bu amaç için yaptığımız en önemli iş bence eğitim ve bilgilendirme faaliyetlerine öncelik vermemiz.  Türkiye’de birçok alanda olduğu gibi beton yollar konusu üzerine de Türkçe kaynak eksikliği bulunmakta.  Dolayısıyla, yaptığımız işlerin başında ABD’de bulunan Beton Yollar Teknoloji Merkezince (CP TechCenter) hazırlanmış olan güncel kitapları ve rehberlerinin, yine Avrupa’da bulunan Avrupa Beton Yollar Birliği (EUPAVE) yayınlarının Türkçe’ye çevrilmesi ve bunların bir web sitesinde (www.betonyol.org.tr) yayımlanarak ülkemizde bu konuyla ilgilenen araştırmacılara, öğrencilere ve uygulayıcılara sunmak bulunuyor.  Yine yurtdışındaki beton yollarla ilgili araştırmacıları Türkiye’ye davet ederek çeşitli çalıştaylar düzenledik ve Karayolları Genel Müdürlüğü yetkililerine, Üniversitedeki araştırmacılara, Belediyelere beton yolları tanıtmaya çalıştık, halen de çalışıyoruz.  Bölgesel seminerler düzenleyerek Belediyelere, İl Özel İdarelerine beton yolla hakkında yanlış bilinen hususları aktarmaya çalışıyoruz. 

 

Silindirle sıkıştırılmış beton kaplamalar, geleneksel beton kaplamalara göre nispeten ‘yeni nesil’ diyebileceğimiz bir beton kaplama türü. Peki, silindirle sıkıştırılmış beton kaplamaların geleneksel beton kapmalara göre ne gibi farklılıkları var?
Aslında silindirle sıkıştırılmış beton (SSB) kaplamalar çok yeni değil, ancak sağladığı bazı teknik üstünlükler ve ekonomik olması neticesinde özellikle ABD’de tekrar gündeme geldi.  SSB kaplamalar adı üstünde bir beton, dolayısıyla geleneksel beton kaplamalarla aynı bileşenlerden oluşuyor.  En önemli farkı bunların ülkemizde oldukça yaygın bir şekilde müteahitlerin ve belediyelerin elinde olan asfalt ekipmanları ile uygulanabiliyor olması.  Dolayısıyla, yeni bir ekipmana ihtiyaç duyulmuyor.

 

Araştırmalarımıza istinaden, silindirle sıkıştırılmış beton karışımındaki düşük hamur içeriğinin betondaki çatlamaları azalttığı bilgisini edindik. Peki, silindirle sıkıştırılmış yolların diğer yollara nazaran ne gibi üstünlükleri söz konusu?
En önemli üstünlüğü bu teknoloji ile imal edilen yolların geleneksel beton yollara göre çok daha hızlı bir şekilde trafiğe açılabiliyor olması.  Sahip olduğu bu üstünlükten dolayı şehiriçinde ve kırsal alanda yolun trafiğer kapatılamaması durumunda tercih edilebiliyor.  Ülkemizde en yaygın kullanımı Denizli Belediyesince başlamış bulunuyor.  Denizli’nin şehiriçi yollarında bu teknoloji kullanıldı, kullanılıyor.  Ardından Samsun Belediyesi bunu kırsal alanda kullanımına başladı.  Geçtiğimiz 1.5 yıllık bir peryod içerisinde Samsun’da 65 km’yi aşkın SSB kaplama imalatı yapıldı.  Tekirdağ’da bir pilot uygulama yapıldı.  Pek yakında Kocaeli Belediye’since uygulamaya geçmesini bekliyoruz. Düşük hamur içeriğine gelince beton çimento ile suyun kimyasal reaksiyonlarının ardından zamanla rötre dediğimiz  bir büzülme gösteriyor.  Bu büzülme neticesinde betonda çatlaklar oluşuyor.  Geleneksel beton yollar bu çatlakları kontrol edebilmek amacıyla 5-6 m’lik plakalar halinde dökülüyor ve bu plakalar birbirlerine kayma demirleri ile bağlanıyor.  SSB kaplamalarda hamur içeriği az olduğu için rötre miktarı da az oluyor, dolayısıyla büzülme az oluyor, dolayısıyla plakalar halinde bir döküm sözkonusu değil. 

Maalesef, ülkemizde “beton yolların maliyeti yüksektir” gibi bir algı var.  Halbuki bugün ülkemizdeki sınırlı uygulamalara baktığımızda ilk yapım maliyeti açısından bile beton yollar asfalt yollarla yarışabilmekte.  Betonun uzun ömürlü olduğu düşünüldüğünde asfalta göre çok ciddi bir rakip olması gerekiyor.  Hele bir de SSB düşünülürse ilk yapım maliyeti çok daha düşük oluyor.  Her türlü malzeme seçiminde olduğu üzere yol yapımında da çeşitli alternatiflerin gözden geçirilmesi gerekiyor.  Eğer bir yerde herhangi bir malzemede ya da üründe bir tekel varsa, o malzemenin ya da ürünün ekonomik olmama ihtimali yüksek.  Bugün ABD’de yapılan bir araştırmada bir eyaletteki beton yol kullanım oranı arttıkça gerek asfaltın gerekse betonun birim maliyetinin daha düşük olduğu gösterilmiş durumda.  Ülkemizde de asfalta alternatif bir malzeme olmalı ve gerektiği yerde asfalt gerektiği yerde de beton yol tercih edilmeli.  Her yer beton yol olsun veya her yer beton yol olsun gibi bir anlayış doğru değil.

 

Beton yollardan konuşunca ister istemez söz beton santrallerine geliyor. Yurtdışındaki beton santralleri ile ülkemizdeki beton santrallerini karşılaştırmanızı istesek yorumunuz nasıl olur?
Ülkemiz beton üretiminde oldukça iyi bir konumda.  Kullanılan teknolojide yurtdışındakinden farklı değil aslında. Ancak, özellikle beton yol imalatında yurtdışında çok daha yüksek hızda ve kapasitede üretim yapabilen “mütemadi beton santrali” olarak da adlandırılan beton santralleri henüz ülkemizde mevcut değil.

 

Sizce, yapı malzemeleri alanında Türkiye olması gerektiği yerde mi? Akademik kimliğinizi ve alanınızı göz önünde bulundurarak Türkiye’deki yapı malzemeleri sektörünü değerlendirmenizi istesek, bizlere neler aktarırsınız?
Ülkemiz yapı malzemeleri alanında da oldukça iyi bir konumda aslında.  Benim daha çok ilgilendiğim ve bildiğim sektörler olan çimento ve beton üretiminde Avrupa’da en büyük oyuncu.  Keza alçı sektörüne bakarsanız Avrupa’nın sayılı oyuncularından biri.  Ancak, elbette yakın coğrafyamızdaki belirsizlik ister istemez yapı malzemeleri sektörünü de etkiliyor.  Neticede oldukça yüksek ihracatımızın bulunduğu komşu ülkelerdeki siyasi belirsizlik halen devam ediyor.  Ülkemizdeki mevcut mega projeler, enerji ve altyapı inşaatları ve kentsel dönüşüm projeleri sayesinde yapı malzemeleri sektörü bu belirsizliklerden çok büyük bir oranda etkilenmedi. Ancak, yapı malzemeleri sektörünün bulunduğu konundan daha da ileri bir noktaya gidebilmesi için rekabetçiliğin yanısıra inovatif ve katma değeri yüksek niş ürünlere yönelmesinin önemli olduğunu düşünüyorum.

 

Genç İnşaat Mühendisi adaylarına tavsiyeleriniz/önerileriniz nelerdir? Sizce sektörde kendilerini göstermek için ne gibi çalışmalar yapmaları gerekiyor?
Genç İnşaat Mühendisi adaylarına yapacağım en önemli tavsiye yaşam boyu öğrenme konusunda olacak.  Bugün Türkiye’de 120’yi aşkın İnşaat Mühendisliği programı bulunmakta ve geçtiğimiz sene yaklaşık 11500 İnşaat Mühendisliği kontenjan açıldı.  Peki, sektörde bu kadar fazla İnşaat Mühendisine ihtiyaç var mı? Şu an nüfusu bizden fazla olan ABD’deki inşaat mühendisi sayısının 200 bin civarında olduğunu söylesem herhalde bu sorunun cevabını tahmin etmek zor olmasa gerek.  O yüzden genç inşaat mühendislerinin üniversitede aldıkları eğitimin sadece bir temel olduğunu, bütün mühendisliklerde olduğu gibi inşaat mühendisliğinin de teknolojik gelişmelerle birlikte sürekli yenilendiğini dolayısıyla adayların sürekli olarak kendilerini yenilemeleri gerektiğini bilmesi lazım.  Artık ülkemizde sürekli eğitim merkezleri var, sektör dernekleri var, bu tür derneklerin ve merkezlerin eğitim programlarını takip etmeleri ve kendilerini geliştirmeleri dolayısıyla da diğerlerinden bir fark yaratmaları bence çok önemli.

 

 


Yükleniyor...
Yükleniyor...