20-02-2016
Türkiye’nin Giydirme Cephe Sektöründeki İlk Onaylanmış Kuruluşu: FTI

Türkiye’nin Giydirme Cephe Sektöründeki İlk Onaylanmış Kuruluşu: FTI

FaçadeTestingİnstitute olarak, üniversitelerle ortak faaliyetler yürüttüklerini vurgulayan FTILaboratuvar MüdürüÖner Arslan, bugüne kadar çeşitli yüksek lisans ve doktora projelerine katkılar sunmaya gayret ettiklerine dikkat çekerek,“Hala devam etmekte olan ortak projelerimiz var. Bilgi birikimimizi ve teknik imkânlarımızı üniversitelerimiz ile paylaşma çabasındayız.” ifadelerini kullanıyor. Uzmanlık alanları olan giydirme cephe ve kapı-pencere sistemlerine yönelik performans testlerini anlatan Arslan,uluslararası alanda kabul gören standartlar doğrultusunda çeşitli testler yaptıklarından da bahsediyor.

 

İlk olarak yaptığınız testler hakkında konuşalım… Hangi alanlarda ne gibi testler yapıyorsunuz?

Başta uzmanlık alanımız olan giydirme cephe ve kapı-pencere sistemlerine yönelik performans testleri olmak üzere, uluslararası alanda kabul gören standartlardoğrultusunda çeşitli testler yapmaktayız. Bu performans testlerinde, bu tip ürünler için temel kabul edilen özelliklerin hangi oranda sağlanabildiğini ölçümlüyor ve rakamsal verilerle ortaya koyuyoruz. Böylelikle, ürünün belirli özelliklerinin kullanım alanına göre hangi sınıfta yer aldığı tanımlanabiliyor. Örneğin; bu ürünler için en temel testlerden biri olan rüzgar yükü testlerinden bahsedelim. Rüzgar yükü testlerinde ürün, belirli basınç seviyelerine maruz bırakılıyor ve bu basınç etkileri altında sistemin taşıyıcı elemanlarında meydana gelen yer değiştirme miktarı ölçülüyor. Ölçülen değerler, ilgili referans standartlarda tanımlanan sınıf değerleri ile karşılaştırılıyor. Böylelikle ürünün rüzgar direnci, dünya genelinde anlaşılır şekilde tek bir sınıf değeri ile tanımlanıyor. Bu şekilde örneklendirebileceğimiz çok sayıda test metodunu uygulamaktayız; hava geçirgenlik testleri, su sızdırmazlık testleri, statik yük altında sarkma-burulma-burkulma testleri, darbe testleri, sismik testler vb..Tabi bu testlerin, dünya üzerindeki farklı standardizasyon kuruluşları tarafından yayınlanan farklı standartlara göre - az veya çok değişkenlik gösterebilen- türevleri de mevcut. FTI olarak bu testlerin yaygın olarak kullanılan tüm metotlarını uygulama yetkinliğine sahibiz.  

Hemen hemen her projede, yaptığınız türdeki testler zorunlu hale geldi. Bu faaliyetlerde test yapabilme yetkisinin Türkiye’de olmasının bir takım avantajlar sağladığı da aşikâr. Peki, siz bu avantajları nasıl sıralarsınız?

Öncelikle bu tip testlerin ülkemizde yapılıyor olması, müteahhit firmalar ile üretici ve uygulayıcı firmaların bu alana yönelik ayırdıkları bütçenin ülke ekonomisi içerisinde kalmasını sağlıyor. Yurtdışındaki bir akredite test laboratuvarında yapılabilen tüm testlerin ülkemiz içerisinde de yapılabilmesiyle, test faaliyetlerinden elde edilen kazancın yine ülkemizdeistihdam ve yatırım olarak değerlendirilmesi mümkün oluyor. Ayrıca, özellikle giydirme cephe ürünlerine yönelik testlerin büyük ebatlı numuneler üzerinde yapılıyor olduğunu göz önünde bulundurarak,numunelerin yurtdışına sevkiyatı, ürünün kurulumunu yapacak montaj ekipleri ile ar-ge ekiplerinin ulaşım ve konaklama masraflarını da düşündüğümüzde, azımsanmayacak meblağların yurtdışına bırakılmasının önüne geçiliyor.

Yakın coğrafyamızda bu testleri yapabilen Almanya, Fransa, İngiltere vb. ülkelerdeki test merkezlerinden,  iletişime geçtiğiniz andan itibaren ancak 3-6 ay sonrasına test tarihi alabilmeniz mümkün oluyor. Ancakülkemizde bu kapasitede bir test laboratuvarının varlığı sayesinde, yerli firmalarımızın test ihtiyaçları çok daha kısa sürede karşılanabiliyor. Bu durumda proje başlangıç süreleri daha erken tarihlere çekilebiliyor iken, toplam proje süreleri de kısalabiliyor. Bu noktaya kadar genel olarak maliyetlere yönelik avantajlardan bahsettik. Ancak bir de işin ar-ge ve sektörel gelişim boyutu var. Laboratuvarımıza test amaçlı gelen her firma, birçok çalışanını test hazırlık süreçlerine ve sonrasında test süreçlerine dâhil edebilme imkânına sahip olmakta. Böylelikle yapı sektöründe çalışmakta olan birçok insanımız, önceleri ancak yazılı dokümanlar üzerinden takip edebildiği faaliyetleri yaşayarak öğrenme şansına sahip olabiliyor.

FTI olarak sadece Avrupa Birliği normları değil, Türk Standartları Enstitüsü’nün hazırlamış olduğu normlara, testlere ve hesaplama standartlarına uygun akreditasyonlara sahip olduğunuzu biliyoruz. Buradan hareketle, CE Deklarasyonu hakkında bilgi verir misiniz?

Avrupa Topluluğu tarafından yayınlanan Yapı Malzemeleri Yönetmeliği doğrultusunda, yapı malzemelerinin, ilgili ürün grupları için yayınlanmış olan harmonize EN standartları dediğimiz ürün-mamul standartlarına uygun şekilde CE işaretine sahip olmaları zorunludur. CE işareti ve deklarasyonu, ürünün insan sağlığı, can ve mal güvenliği, çevre ve tüketicinin korunması açısından sahip olması gereken asgari güvenlik koşullarını sağladığını gösterir. Ürünün, satıldığı pazarda yasal olarak yer alabileceğinin bir işaretidir.

Ağırlıklı olarak giydirme cephe ve kapı-pencere ürünlerine yönelik test faaliyetlerimizden bahsetmiştik. Her iki ürün grubu için de yayınlanmış olan harmonize EN standardı mevcut. Dolayısıyla bu ürünlerin Avrupa pazarına sunulmadan önce harmonize standartlarda tanımlanan test ve hesaplama işlemlerinden geçirilmesi ve buradan elde edilen sonuçlar neticesinde CE işaretinin ve deklarasyonunun hazırlanması gerekmektedir. Burada bahsi geçen test ve hesaplamaların da, Avrupa Komisyonu tarafından yetkilendirilmiş kuruluşlarda –ki bunun teknik adı Onaylanmış Kuruluş olmaktır- yapılması mecburidir. FTI, Türkiye ‘ningiydirme cephe sektöründeki ilk Onaylanmış Kuruluşudur. Yerli firmalarımıza, ürünlerini hem Türkiye piyasasına hem de Avrupa pazarına sunmadan önce belgelendirme süreçlerini tamamlama konusunda hizmet sunuyoruz. Tabi bu noktada, Avrupa uyumu bağlamında, Yapı Malzemeleri Yönetmeliğinin ülkemizde de yürürlükte olduğunu belirtmek gerekir. Ülkemizde yapı malzemelerinin piyasa gözetimleri Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülmekte ve ürünlerin CE işareti ve deklarasyonuna sahip olması hususunda periyodik piyasa denetimleri yapılmakta.

Bu bağlamda, Ar-ge çalışmalarınızdan ve laboratuvar testlerinizden bahsedecek olursak, bizlere neler aktarırsınız?

FTI olarak, TS EN 13830 Giydirme Cepheler ve TS EN 14351-1 Pencereler ve Kapılar-Mamul Standartlarından akrediteyiz. Bu da demek oluyor ki, üretici firmalarımız ürünlerini piyasaya sunmadan önce, bu standartlar için zorunlu olan test ve hesaplamalara yönelik hizmetleri bizden sağlayabilmektedir. Biz bu noktada kendilerine ar-ge amaçlı test hizmetleri de verebiliyoruz. Özellikle yeni tasarlanan sistemlerde, en uygun sınıf seviyelerini yakalayabilmek için bazen uzun süreçli çalışmalara ihtiyaç duyulabiliyor. Laboratuvarımızdaki mevcut teknik kapasiteyi kullanarak, üretici/tasarımcıların ürünlerini son haline getirip belgelendirmeden önce, daha üst performans sınıflarını yakalayabilmek adına yürüttükleri uzun soluklu ar-ge testleri için de kendilerine destek oluyoruz.

Laboratuvar testlerinizden bahsetmişken, ülke olarak deprem bölgesinde olduğumuzu da göz önüne alırsak, deprem bölgelerinde yapılacak binalarda kullanılacak cephe sistemlerinin hangi standartlara uygun olarak test edilmesi gerekiyor?

Avrupa normları içerisinde, özellikle deprem hareketlerine yönelik olarak yayınlanmış bir standart mevcut değil. TS EN 13830 Giydirme Cepheler Mamul Standardının, 2015 yılı sonunda yayınlanan yeni versiyonunda bu konuya bir miktar değinildiğini görüyoruz. Ancak burada da deprem hareketinin miktarı ile ilgili sınırlar kesin olarak belirtilmemekle birlikte, bu konudaki uygulama sistem tasarımcısının ve proje danışmanlarının öngörüsüne dayalı olarak tanımlanmakta.

Bu noktada Amerikan standartlarına değinmek istiyorum. Amerika ‘da bizim gibi deprem kuşağında yer alan bir bölge olduğundan, deprem hareketlerine yönelik standardizasyon faaliyetleri mevcut. Doğrudan giydirme cephe ürünlerinin sismik testlerini açıklayan standartları var. FTI olarak, AAMA (AmericanArchitecturalManufacturersAssociation) tarafından yayınlanmış olan sismik test standartlarından akrediteyiz. Ve üretici/uygulayıcı/tasarımcı firmalarımızdan deprem hareketlerini içerecek test senaryoları ile ilgili talepler geldiğinde, bu metotlara yönelik testleri kendilerine tavsiye etmekteyiz. Avrupa normlarının bu konudaki açığını, Amerikan AAMA normları doğrultusunda uyguladığımız testler ile gidermeye çalışıyoruz.

Ar-gesi bulunan üretici firmaların öncelikli olarak kendilerine kılavuz alacakları bir ürün normu var mı?

Avrupa normları içerisinde çeşitli ürün tipleri için yayınlanmış olan harmonize standartlar mevcut. Üretici/sistem tasarımcıları da kendi ürünleri için yayınlanmış olan bu standartları temel alarak çalışmalarını yürütebilirler. Bizim ağırlıklı olarak faaliyet gösterdiğimiz giydirme cephe alanında yayınlanmış olan TS EN 13830 Giydirme Cepheler-Mamul Standardı ve kapı-pencere alanında yayınlanmış olan TS EN 14351-1 Pencereler ve Kapılar - Mamul Standardı, ülkemizde bu sektörlerde faaliyet gösteren firmalar için birer kılavuz doküman niteliği taşımaktadır.

Türkiye’de 2010 yılından beriCE belgelendirmesinin zorunlu olduğunu biliyoruz ama ne yazık ki yeterli bir piyasa gözetimi ve uygulama kontrolü yapılamadığından, belirlenen özellikleri barındırmayan ürünler hala piyasada dolaşıyor. Peki, bu durum özellikle kimler için ne gibi olumsuzluklara yol açıyor?

Belgelendirme süreçlerinden geçmemiş ürünler, ilgili performans gereklerini sağlayabildikleri onaylanmadan çeşitli projelerde kullanılabiliyor. Tabi bu durum, piyasadaki ürün kalitesini düşürdüğü gibi, güvenlik açısından da sorunlara yol açabiliyor. Zaten CE işaretlemesinin temel amacı, çevre ve insan güvenliğinin sağlanmasıdır. Ürünün kullanım yerine göre, özellikle güvenlik amaçlı özellikleri hesaplanmış/test edilmiş olmalı. Örneğin; giydirme cephe ürünlerinin öncelikle kendi ölü ağırlığını taşıyabildiğinin hesaplanması ve sonrasında da maruz kalabileceği rüzgâr yüklerine karşı güvenli şekilde direnç gösterebildiğinin test edilmesi gerekmekte. Bu süreçleri tamamlamayan ürünlerin güvenilirliği şüphelidir. Dolayısıyla bu ürünler, yatırımcı ve son kullanıcıları açısından ekonomik kayıplar yaratabildiği gibi, bu uygulamaların yapıldığı alanlarda yaşayan herkes için güvenlik anlamında riskler oluşturabiliyor. Yani aslında hepimiz açısından birtakım güvenlik riskleri yaratmış oluyor.

FTI’nin 2016 yılı için projeleri/yatırımları var mı?

Elbette. Faaliyete geçtiğimiz günden bu yana, sürekli gelişimi hedefleyen bir yapıdayız. 2014 yılından bu yana çalışmalarını yürütmekte olduğumuz Rüzgâr Tüneli projemiz bu yıl itibariyle faaliyete geçiyor. Rüzgâr Tüneli Testi,aslında şu anda yapmakta olduğumuz laboratuvar performans testlerinin öncesinde yapılan ve uygulanacak performans değerlerinin belirlendiği temel test niteliğindedir. Yapıların maruz kalacağı rüzgâryükleri vb. değerler Rüzgâr Tüneli Testi ile belirlenmekte. Almanya ‘da uzun yıllardır faaliyet gösteren ve bu alanda lider olarak tanımlayabileceğimiz WACKER INGENIEURE firması ile kurduğumuz ortaklık ile bu projeyi hayata geçiriyoruz. Ülkemizde bu alanda yaşanan ihtiyacı gidererek, bu testler için de yurtdışına gitme zorunluluğu ortadan kalkmış oluyor.

İlave olarak, cephe testleri konusunda, en modern teknikleri kullanarak daha büyük ebatlı ürünleri daha yüksek basınçlarda test edebilecek kapasitede betonarme test üniteleri inşa ediyoruz. 3-4 katlı gerçek ebatlı binaları temsil edebilen betonarme test ünitelerimiz birkaç ay içerisinde Çatalca’daki test laboratuvarımızda faaliyete geçmiş olacak. Numune montajını pratikleştiren tasarımlarımızla birlikte, test süreçlerini de daha hızlı hale getirmiş olacağız.

Son olarak değinmek istediğiniz farklı bir ayrıntı var mı?

Özellikle yapı malzemelerinin CE işaretlemesi konusunda, yalnızca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘nın piyasa gözetimleri ile yetinmeyip, toplumsal bilincin de artırılması gerektiğini düşünüyoruz. Uygulayıcı firmalarımızın sertifikalı/onaylı ürünlere yönelip, müteahhit firmaların da bu ürünleri kullanan uygulayıcıları tercih etmesi ile, hem ürünün son kullanıcıları açısından fiyat/kaliteli dengesi yakalanmış olacak, hem de hepimiz için daha güvenli yaşam ve çalışma alanları meydana getirilmiş olacaktır. Bu bağlamda, FTI Fasad Teknoloji Merkezi olarak, ülkemizdeki firmalara CE işaretlemesi konusunda bilgilendirme faaliyetlerimizi olabildiğince artırmaya çalışıyoruz. Firmalardan gelen sunum ve bilgilendirme taleplerini, hem kendi tesisimizde hem de firma ziyaretleri yoluyla karşılamaya gayret ediyoruz. Geniş kitlelere ulaşabilmek adına, sizlerle irtibat halinde olabilmekte bizim için önem arz etmekte.Bu vesileyle sizlere de teşekkür etmek istiyoruz…

Genç ve dinamik kadromuzla, her geçen gün kendini geliştiren bir enstitü olarak, ülkemizdetest alanında ihtiyaç duyulan hizmetleri sunmaktan mutluluk duyuyoruz.

 

 


Yükleniyor...
Yükleniyor...