20-04-2016
Çukurova Yalıtım Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Yurt:  “Deprem, yalıtımı tanıttı”

Çukurova Yalıtım Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Yurt: “Deprem, yalıtımı tanıttı”

Çukurova Yalıtım Yönetim Kurulu Başkanı “Abdullah Yurt” ve Çukurova Yalıtım’ın İç Denetçisi “Gülperi Yurt” ile Çukurova Yalıtım’ın ürünlerini, üretim tesislerini, ürün sertifikasyonlarını ve Ür-Ge faaliyetlerini konuştuk.

 

Abdullah Bey, öncelikle sizi tanıyalım… Kendinizden bahseder misiniz?
Abdullah Yurt:
Çalışmahayatıma 1986’da mezun olduktan sonra çatı kaplama sektöründe başladım.İlk olarak firmanın Tokat’taki maden işletmesinde görev aldım. Daha sonra Gebze’de ki kuruluşunda çalıştım. 1992 yılında kendi firmamız Yapı Teknik Ltd. Şti.’yi kurduk. Müşterilerimizden gelen talep doğrultusunda nalburiye – hırdavat satışı konusunda malzeme portföyünü de geliştirdik. Teknik hırdavat konusunda bölgemizdeki sanayi işletmelerinin ilk tedarikçisi olduk.Çatı malzemeleri satış ve uygulayıcısı olarak da çalışmalarımıza devam ettik. Bu dönemde gerek çatı malzemeleri gerek sandviç paneller yeni yeni piyasaya çıkmaya başlıyordu; 1999’a kadar uygulama ağırlıklı işler yaptık.

Ancak 2000 yılında bayiliğini yaptığımız çatı kaplama firmasıylabağlarımızı kopartmak durumunda kaldık, ayrıldığımızda çalıştığımız markanın Türkiye’de ki en büyük satıcı bayisi konumundaydık.

Sanayiciliğe ise ilk adımımızı1999 yılında attık. Cam takviyeli polyester levha dediğimiz ilk ürünümüzün yatırımını yaparak yola devam ettik. Sonrasında, Türkiye çapında bayilik ağı geliştirmeye çalıştık. 2001-2002 yıllarında da metal şekillendirme hatlarını kurduk ve polyester levha ile aynı profillerde sac ürünleri üretmeye çalıştık.

Gülperi Yurt kimdir? Kısaca sizi de tanıyalım…
Gülperi Yurt:
2014 Eylül’den beri şirketin bünyesinde çalışıyorum. Endüstri mühendisiyim, daha önce ‘PricewaterhouseCoopers’da birsene kadar Ar-Ge danışmanlığı, iki yıl kadar yönetim danışmanlığı yaptım. Sonrasında “Çukurova Yalıtım”a gelerek, üretimin süreçleriyle ilgilenmeye başladım. Aslında bu sayede şirketi de tanımaya başladığımı söyleyebilirim. Zaten bu üretim süreçlerini incelerken şirketin her noktasına dokunabiliyorsunuz.

Çukurova Yalıtım hakkında bilgi verir misiniz? İlk olarak nasıl pazara girdiniz?
Abdullah Yurt:
1992 yılında Yapı Teknik Ltd. Şti ile ticaret hayatına başladığımızı söylemiştim. İşlerimizin çeşitlenmesi ve büyümesi dâhilinde, Sistem Çatı Ltd Şti, Yapıser A.Ş, Çukurova Yalıtım A.Ş. ve Y.T Pazarlama gibi şirketler kurarak 2014 yılına geldik. 2014 yılında stratejik bir karar alarak firma sayımızı ikiye indirdik. Bunlar Yapı Teknik Ltd. Şti. ve Çukuroava Yalıtım A.Ş. şeklinde oldu. Yapı Teknik ticari firma, Çukurova Yalıtım ise üretici firma konumuna geldi.

Yapı Teknik inşaat sektörünün barometresi konumundadır. Sektördeki gelişmeleri, hangi ürünlerin talep gördüğünü buradan görebiliyoruz. Yatırımlarımız konusunda bize önemli bir ışık tutuyor. Finans yapımıza göre de yatırımlarımızı yapıyoruz.

Sektörün ihtiyaçları doğrultusunda üretim tesisleriniz hakkında konuşalım…
Abdullah Yurt:
Deprem Türkiye’de birçok şeyi değiştirdi; bunlardan bazıları algı ve talep. 1999’a kadar satılamayan ya da değeri bilinmeyen birçok ürün depremle birlikte öğrenildi. Yani deprem yalıtımı üretti. 1999’da Camelyaf Takviyeli Polyester Levha (CTP) üretimine başladık, sonra 2001-2002’de sac şekillendirme tesisleri kurduk. Deprem sonrasında da EPS ürünlerine talep oldukça arttı. Bu üründen 2002’de 13 bin metreküp sattık; o dönem için iyi bir rakamdı. Sonra talep yüksek olunca araştırmaya başladık ve 2003’te yatırım kararı aldık. Ekip ve ekipmanlarımızı ayarladık, Tuzla Deri Organize Sanayi’de yeni EPS tesisimizi kurduk. 2004’te üretime başladık. O zamanki makine grubumuz günde 600 metreküp üretebiliyordu. O dönemde gelen siparişlerde, EPS ürününde 1 ay sonrasına teslimat tarihi veriyorduk.Eski tesis kapasitesi yeterli olmayınca 1500-1800 metreküplük mevcut tesisimizin siparişini verdik. Düşük kapasiteli tesisimizi de Adapazarı’nda ki yerimize taşıdık. Bu tesisimizde halen aktif olarak çalışmaktadır.

Talep doğrultusunda enjeksiyon ve ambalaj sektörü için çalışmalara başladık. Şuan 140-150 ton arası aylık üretimimiz var. Toplamda aylık 800 ton hammadde işliyoruz. Bu anlamda sektörde üst sıralarda olduğumuzu söyleyebilirim. Pazarın ihtiyaçlarını gördükçe su yalıtımı konusuna da yöneldik ve bu doğrultuda Adapazarı tesisimizi kurduk.

Şu an Adapazarı’nda 8 bin metrekarelik kapalı bir alanda faaliyet gösteriyoruz. Orada, bitümlü su yalıtım membranı, shingle, drenaj levhası ve EPS üretiyoruz. Aynı zamanda bu ürünlerimizi ihraç da ediyoruz. 

Gülperi Hanım aslında biraz da işin içinden gelmenizden kaynaklı olarak sizden Ar-Ge faaliyetlerini dinlemek istiyorum. Okuyucularımızla bu noktada neler paylaşırsınız?
Gülperi Yurt:
Ar-Ge aslında ülkemizde yanlış biliniyor. Biz ülke olarak aslında Ar-Ge değil; Ür-Ge yapıyoruz, yani üretim geliştirme adına bir takım faaliyetlerde bulunuyoruz.Bizde kendi bünyemizde Ür-Ge çalışmalarımızı her daim yürütüyoruz. Fabrikalarımızda donanımlı laboratuarlarımız mevcut.Ürünlerimizde bir sorun gördüğümüzde onun üzerinde değiştirmeler yapıyoruz. Her zaman kendimizi güncel tutmak adına; piyasayı, trendleri ve öncüleri takip ediyoruz. Zaten fuar katılımlarımız da bunlar için bir fırsat oluyor.

Yeni ürününüz Thermfloor hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Abdullah Yurt:
“Thermfloor” enjeksiyon bölümümüzün ürettiği bir ürün, diğer ismiyle “Yerden Isıtma Levhası.” Bina içlerinde parke altındaki PVC boruların montajında kolaylık sağlayan, aynı zamanda bir miktar da ısı yalıtımına yardımcı olan bir üründür. Pazardan gelen talep doğrultusunda bu ürünü kendi markamızla üretmeye 2016 yılı başında karar verdik ve şu anda üretip pazara sunmaya devam ediyoruz.

Ürün sertifikalarınız hakkında bilgi verir misiniz?
Gülperi Yurt:
Ürünlerimizin sertifikalarına gelince; tüm ürünlerimizde CE, TSE, TSEK ve G belgelendirmelerimiz var.Belgelendirmelere önem veriyoruz; çünkü bu, hem piyasadaki algı için önemli hem de bizim firmamızın izlediği strateji için önemli. Bunun dışında zaten EPSDER’e üyeyiz, onlar da bizi sertifikalarla ilgili yönlendiriyor. Son olarak ihracatımız da olduğu için CE belgesi alıyoruz, zaten yapı malzemelerinde CE Belgesi zorunlu bir belge.

Bitüm esaslı su yalıtım membranları hakkında pazar değerlendirmesi yapar mısınız?
Abdullah Yurt:
Türkiye’de yalıtım bilinci hala yeterince oluşmamakla beraber gelişim aşamasında. Bu sektör çok daha fazla büyümeye müsait. Yatırımımızın akabinde dünya krizi oldu, sektör durağanlaştı bu nedenle biz de yavaş ve emin adımlarla ilerledik. Bu şekilde birtakım işlerimiz de oturdu. Şu anda daha hızlı büyüme noktasındayız ve shingle’dapazar lideriyiz. Liderliğimizi devam ettirme niyetindeyiz ve bu yüzden çok fazla ihracat yapıyoruz.

Yalıtımdaki bütün ürünlerimiz “Çukurova Yalıtım” adı altında piyasaya çıkıyor. Ürünlerimizi, 4x4 Shingle, 4x4 Membran, 4x4 Drain şeklinde isimlendiriyoruz. Son yıllarda shingle’dapazar lideri olunca membranlarda biraz daha ilerleme kararı aldık. Bu sene bizim için önemli bir sene.  Geçen yıl da bir önceki yıla göre yüzde 50 büyümüştük. Bu yıl da bitümlü su yalıtımı membranı konusunda yüzde 50-60 büyüme öngörümüz var, bütçemizi buna göre şekillendirdik.

Peki, ısı yalıtımında durum nedir?
Abdullah Yurt:
Isı yalıtımında biz işin EPS tarafındayız. Tabii bunun yanında ısı yalıtımı denince çok farklı ürünlerin de olduğunu söylemek mümkün. EPS yalıtımın en bilinenleri arasında yer alıyor, arkasından taş yünü geliyor. Biz EPS tarafında iyi bir konumdayız, burada da pazar çok daha fazla büyümeye müsait. Bugün, hiçbir yeni bina yapılmasa dahi mevcut binaların yalıtımının ve kentsel dönüşümün devam etmesi ciddi bir pazar büyüklüğü oluşturuyor.  Bu da bizim gibi işletmeleri yeterince besliyor.

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?
Abdullah Yurt:
Sektörde haksız rekabet ortamı mevcut. Pazarı yanlış ürünlerle dolduran firmalar da var.Bu da işin kötü tarafı. Piyasadaki denetim tarafına bakarsak; devlet gereken hassasiyeti göstermiyor. Denetim sağlıklı ve düzenli yapılmıyor. 1999 depremine de bakacak olursak; öncelikle devlet binaları yıkıldı, nedeni ise denetimsizlikti. Bu nedenle devlet denetimlerini daha da sıklaştırmalı ve haksız rekabetin de önüne geçmelidir.

Sektörde doğru ve amacına uygun ürünlerin kullanılması gerekiyor, aksi halde bu durum sadece firmalarımızın değil, ülke enerjisinin ve dolayısıyla ülkemizin kaybı olacaktır.


Yükleniyor...
Yükleniyor...