20-04-2016
PAB Mimari Tasarım; Aynı Dili Konuşup, Aynı Gözden Görmek…

PAB Mimari Tasarım; Aynı Dili Konuşup, Aynı Gözden Görmek…

Türkiye’de ve yurtdışında farklı konular üzerine proje çalışmaları yoğun bir şekilde devam eden PAB Mimari Tasarım, aldığı ödüllerle dikkatleri üzerine çekiyor. Mimari alanda aynı dili konuştuklarını düşünen PAB kurucuları Pınar Gökbayrak, Ali Eray ve Burçin Yıldırım; mimarinin üç farklı gözden, tek bir yapıya nasıl çevrildiğinin en büyük örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

 

Öncelikle PAB Mimarlık kurucuları hakkında bilgi alabilir miyiz? PAB Mimarlık’ıkuran Pınar Gökbayrak, Ali Eray ve Burçin Yıldırım kimdir?
Pınar Gökbayrak:
Mimarlık eğitimime İstanbul Teknik Üniversitesi’nde başladım ve lisans eğitimim sırasında bir dönem Hollanda Eindhoven Teknik Üniversitesi’nde bulundum. Yine İTÜ’de yüksek lisansımı tamamladım ve çeşitli ofislerde deneyim kazandıktan sonra 2007 yılında İTÜ’de birlikte okuduğum ortaklarımla PAB Mimarlık adı altında birleştik ve mimari üretimler yapmaya başladık. 


Ali Eray:
Ben de Alman Lisesi’nin ardından,  Pınar ve Burçin’le tanıştığım İstanbul Teknik Üniversitesi’nde mimarlık eğitimime başladım. Hollanda Delft Teknik Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimimi tamamladıktan sonraysa PAB Mimarlık’ı kurana kadar yurtiçinde ve yurtdışında çeşitli mimarlık ofislerindeki çalışma deneyimim oldu.

 

Burçin Yıldırım: Aslında üçümüzün de geçmişinde bazı ortak noktalar var. Ben de İTÜ’de lisans ve yüksek lisans eğitimi aldım ve ben de eğitimimin bir döneminde Hollanda’da bulundum. Mezuniyet sonrasındaysa ben de diğer ortaklarım gibi ileride kurmayı planladığımız ofisin temelini oluşturacak deneyimleri farklı ofislerde çalışarak kazandım.

 

Pınar Hanım, sizden bir de PAB Mimarlık’ı dinleyelim. Nasıl bir araya geldiniz? Bu fikir nereden doğdu? Ne kadar zamanda kuruldunuz? Süreç hakkında bizlere neler anlatabilirsiniz?
Pınar Gökbayrak:
PAB Mimari Tasarım’ı 2007’de üç ortak kurduk. İstanbul Teknik Üniversitesi’nden sınıf arkadaşıyız, dolayısıyla öğrencilik yıllarından beri birlikte çalışmaya başlamıştık. Bu nedenle de hem birlikte üretmeye çok alışmış hem de birbirinin dilini iyi anlayan ve tamamlayan bir birlikteliğimiz olduğunu düşünüyoruz. Mezun olduktan sonra farklı yerlerde çalıştığımız süreçte de hep iletişim halindeydik. Sonrasında şartlar uygunlaştığında kendi ofisimizi açmaya karar verdik. Üç ortaklı bir ofis olmamızın avantajının çok çeşitli ölçek ve tipolojilerde projeler üretebilmemiz olduğunu düşünüyorum. Kentsel tasarım ve planlama ölçeğinden yapı ölçeğine, mobilya tasarımından yapı malzemesine kadar farklı ölçek ve tipolojilerde üretim yapma deneyimine sahip olduk. Mimari projelerimizin yanı sıra, uzun soluklu araştırma projelerimizin ve akademik dünya ile ilişkilerimizin de tüm üretimlerimizi destekleyecek ve geliştirecek şekilde ilerlediğini söyleyebiliriz.

 

Burçin Bey, bildiğimiz üzere PAB’ınmimari tasarım alanında birçok ödülü var. Bu ödüllerden ve bu ödüllerinin size hissettirdiklerinden bahseder misiniz?
Burçin Yıldırım:
Son aldığımız ödül 40 yaş altı mimarlara verilen Arkitera Genç Mimar ödülüydü. Bu ödülün son zamanlardabizleri en çok heyecanlandıran ödül olduğunu söyleyebilirim. Onun dışında Gökçeada Lise Kampüsü Ulusal Mimari Proje Yarışması‘nda aldığımız birincilik ödülü de bizim için çok değerli. Bu yarışma sonucunda seçilen projemiz yakında uygulanacak. Projemizin eğitim alanında tüm Türkiye için örnek bir proje olacağını düşünüyoruz. Bunlar dışında yine çeşitli ulusal yarışmalarda aldığımız ikincilik ve üçüncülük ödülleri, Capital Dergisi’nin düzenlediği En Başarılı Emlak Yatırımları seçkisinde aldığımız iki ödül ve Turizm Sektörü Mehmet Kemal Dedeman teşvik ödülü gibi birçok ödül bizi ve tüm ekibimizi heyecanlandıran, işimizi severek yapmamızı sağlayan ödüllerden.

Burçin Bey’in söylediklerinden hareketle, gelelim yılın genç mimar ödülünü almanıza. Bu ödülün sizi diğerlerinin önüne taşıması hakkında neler düşünüyorsunuz? Yani sizce, PAB Mimarlık’ın ödülü almasındaki en büyük etken nedir?
Ali Eray:
Bu ödül 2004 senesinden bu yana düzenlenmekte.  Her sene, 40 yaşın altında nitelikli üretimleri ve çalışmaları tamamlamış olan bir mimar veya bir ofisi onurlandırmak için verilen çok değerli bir ödül. Önceki senelerde mimarlık dünyasının çok önemli isimlerinin aldığı bu ödüle layık görülmüş olmak bizi çok sevindirdi, aynı zamanda meslek hayatımızın devamında da büyük bir motivasyon kaynağı olacağına eminiz.  Genç Mimar Ödülü, meslekte doğru bir yolda olduğumuzun ve ilerisi için de yükselen bir grafik ile üretimimizi sürdürme potansiyelimizin olduğunun tescili olmuş oldu.  Bu ödülün yüklemiş olduğu sorumluluk bilinciyle beraber, dileriz gelecekteki çalışmalarımız da daha nitelikli bir fiziksel çevre ve mimarlık kültürü oluşmasına katkıda bulunur.

Burçin Yıldırım: Jüri bu ödülü bize layık görürken mimarlığın farklı alanlarındaki üretimlerimizi, yaptığımız araştırmalar ve akademik çalışmalarla desteklememizi ve özellikle de eğitim yapılarıyla ilgili üretimlerimizin toplumsal katkı sağlama çabasını değerli bulduğunu belirtmiş ve dengeli, istikrarlı ve yükselen bir grafikle ilerlememize dikkat çekmiş. Sanırım tasarımlarımızdaki ortak nokta her birinin uzun ve değerli araştırma süreçleriyle yaratılması ve her yeni projenin bir öncekinin çıtasını aşma çabası olduğunu söyleyebiliriz.

 

Her birey farklı bir kişiliktir. Sizler yaptığınız ortak çalışmalarda ortaya koyduğunuz ürüne bir zerre de olsa ruhunuzu katıyorsunuz. Demem o ki, aslında yaptığınız bir işte üç farklı ruh var. Bu uyumu nasıl yakaladınız?
Pınar Gökbayrak:
Aynı okuldan, aynı dönemden mezun olmak, hepimizin mimar olması ortak bir dil oluşturmamızı sağladı. Kişisel bazı farklılıklar da bu ortak dilin içinde bazen eridi, bazen katkı sağladı, bazen birbirini etkiledi. Seçici kurulun yorumuna göre, Genç Mimar Ödülü’nü alma nedenlerimiz arasında üç ortaklı bir yapıyı bu kadar uzun zaman sürdürebilmiş olmamız da var. Ofisin kurgusunun bu kadar sağlam temellere oturmasının sebebi belki de bu ortak dili erkenden kurabilmiş olmamız. Bunun nedeni de geçmişimizin paralel olması. Herkesin bir projeye nasıl katkı sağlayacağını, neresini öne çıkarmak isteyebileceğini birbirimiz adına söyleyebiliyoruz, birbirimizin gözünden bakabiliyoruz. Hiçbir proje tek kişinin elinden çıkmıyor.

 

Kendinize idol olarak aldığınızı söyleyebileceğimiz mimarlar var mı? Varsa bu mimarların başarınızdaki yeri nedir?

Burçin Yıldırım:  Tek bir ismi idol olarak aldığımızı ve onun yolundan gittiğimizi söylemek çok zor. Ancak araştırmayı ve tartışmayı seven bir ekip olarak hem bizden önceki usta mimarların, hem de çağımızın mimarlarının iyi işlerini yakından takip ediyoruz. Mimari yapıları sadece dergilerden ya da internetten takip edip anlamaya çalışmak kimi zaman yanıltıcı olabiliyor. Bu nedenle fırsat buldukça hem ülkemizdeki hem de yurt dışındaki önemli bulduğumuz yapıları yerinde görmeye ve detaylı olarak incelemeye çalışıyoruz. Bu yapılar hakkında ofis içerisinde yaptığımız tartışmalar ve eleştiriler mimari üretimimize oldukça katkı sağlıyor.

 

Ali Bey, sizden PAB Mimari Tasarım’ın projelerini dinleyelim… Edindiğimiz bilgilere göre PAB çalışmalarına ara vermeden devam ediyor. Bu noktada PAB tarafından sektörü ne gibi çalışmalar bekliyor?
Ali Eray: Türkiye’de ve yurtdışında farklı yerlerde ve farklı konular üzerine proje çalışmalarımız yoğun bir şekilde devam ediyor.  Şu an İstanbul Halkalı’da inşaatı devam eden ve Sinpaş tarafından hayata geçirilen Egeyakası projesinin şantiye çalışmaları hızla devam ediyor. Bu proje, içerisinde yaklaşık 550 adet farklı tiplerdeki daire ve ortak alanları barındırıyor.  Ayrıca bize mezun olduğumuz üniversiteye yapı yapma gururunu yaşatan İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi ek yapıları projemizin şantiyesi de halen devam ediyor. Sene sonunda tamamlanması planlanan proje, 12.000 m2 kapalı alana sahip ve derslikler, laboratuarlar, ofisler ile ortak alanlar gibi birçok farklı mekanı barındırıyor. 2016 yılı ortalarında inşaat çalışmaları başlayacak olan, ulusal mimari proje yarışmasında 1.’lik ödülü ile elde ettiğimiz Gökçeada Lise Kampüsü projemizi tamamlamak üzereyiz. Bu kamu projesi 18.000 m2 kapalı alana sahip ve içerisinde okul, spor ve yurt yapılarının barındırmakta.

 

Bakü’de Azersun Holding tarafından hayata geçirilen büyük bir konut yerleşkesi olan Dreamland içerisinde tasarladığımız spor merkezi ve yüzme havuzu projesi üzerinde çalışmaya devam ediyoruz.  Aynı şekilde Senegal Dakar’da projelendirdiğimiz alışveriş merkezi ve pazar alanı projelerinin de bu sene içerisinde ilerlemesini ve sonuçlanmasını umuyoruz. Güneydoğu Anadolu’da hayata geçecek ve lansmanı bu aylarda yapılarak, inşaatı başlayacak olan karma kullanımlı (konut, ticaret ve sosyal birimler) bir proje çalışmasını da henüz tamamladık. Bu projeler dışında, son dönemde çeşitli konsept projeler üretiyoruz.

 

Betonart desek, bizlere hangi bilgileri verirsiniz?

Pınar Gökbayrak:Betonart dergisi bizim için çok kıymetli bir üretim süreciydi. Aslına bakarsanız, ben profesyonel kariyerime Betonart dergisinin editörü olarak başladım. PAB Mimarlık’ı kurduktan sonra da Betonart’ın içerik üretimi, yayın ve dağıtım anlamında tüm sorumluluğunu üstlenerek 2013 yılına kadar biz çıkardık. İyi mimarlık üretebilmek için; mimarlık konuşmak, yazmak, dünyayı takip etmek önemliyken, bunu günlük üretiminizin bir parçası haline dönüştürebilmek de bizim şansımız oldu. Kimi zaman bizim için bir araştırma sahası, kimi zaman uluslararası bir iletişim mecrası, kimi zaman da yeni fikirlerle karşılaştığımız bir ilham kaynağı oldu. Kişisel olarak “mimarlık” üretiminin “yapı” üretiminden çok daha fazlası olduğuna inanıyor oluşumda Betonart’ın katkısı çoktur.

 

Türkiye’deki mimari yapıları değerlendirmenizi istesek, bizlere aktaracaklarınız nelerdir?
Burçin Yıldırım:
  Son yıllarda ülkemizde ciddi bir inşaat patlaması yaşandır.  Fakat sayıdaki artışın yanında nitelikteki artış ne yazık ki o kadar da tatmin edici değil. Geçtiğimiz yıllarda İspanya’da ciddi bir inşaat patlaması yaşandı ve üretilen mimari yapılar “Çağdaş İspanyol Mimarlığı” olarak dünya literatürüne geçti, sayısız kitap basıldı. Açık konuşmak gerekirse bizde dünya literatürüne geçebilecek bina sayısı çok da fazla değil. Ancak yine de son yıllarda gayrımenkül sektörünün artan bir oranda başarılı mimarlarla çalışmayı istediğini, iyi tasarımlar talep ettiğini görüyoruz. Bunun yanı sıra, çoğu belediyenin yapmayı planladığı binaları ihale yerine yarışmayla yapmayı tercih etmesi de sevindirici.

 

 


Yükleniyor...
Yükleniyor...