05-09-2016
“Yapıların geçerli yönetmeliklere uygun olarak tasarlanmaları ve projesine göre inşa edilmeleri gerekmektedir”

“Yapıların geçerli yönetmeliklere uygun olarak tasarlanmaları ve projesine göre inşa edilmeleri gerekmektedir”

Betonarme yapılarda onarım ve güçlendirmesi hakkında konuştuğumuz Kültür Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Dekanı Prof. Dr. Yusuf Hatay Önen’den yapılar ile ilgili önemli bilgiler paylaştı.Akademik kimliğinin yanı sıra yapı sektörün içinden olması sebebiyle Türkiye’deki yapı sektörünü değerlendirmesini istediğimiz Prof. Dr. Önen, yapısal alanda bir miktar yol alınmakla beraber yapılanların hala yetersiz olduğunu söyledi. Önen, ayrıca yurtdışında var olan ‘Yetkin Mühendislik’ uygulamasının Türkiye’de de yürürlüğe konulması gerektiğinin önemli olduğunu vurguladı.


Öncelikle kendinizden bahsederek, akademik kariyeriniz hakkında bilgi verirmisiniz?

1946 Hatay doğumluyum, asıl nüfusa bağlı olduğum yer Malatya’dır. İlkokula Karaca Köyü-Malatya da başladım ama daha sonra Elazığ Namık Kemal İlkokulu’ndan mezun oldum. Ortaokulu Elazığ da bitirdim ve Lise eğitimime Elazığ Lisesinde başlayıp son 5 aylık kısmına Malatya’da devam edip 1963’de Malatya Lisesinden Mezun oldum.

O yıllar üniversiteler ayrı ayrı sınav yapıyordu, ben de hemen hemen Ankara ve İstanbul’daki üniversitelerin hepsinin sınavına girmiştim. Bunlar arasında önde gelen üniversitelerin sınavlarından bazılarını kazanmıştım ama o yıllar İnşaat Mühendisliği maddi açıdan gözde bir meslekti. Bu arada Trabzon’da Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat ve Mimarlık Fakültesi’nin açıldığı ve sınavının İstanbul Teknik Üniversitesi’nde yapılacağını duymuştuk. Özetle o yıl, Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat ve Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’ne girdim.  KTÜ İnşaat ve Mimarlık Fakültesi’nin ilk öğrencilerinden ve mezunlarındanım ama İnşaat Mühendisliği Bölümünün ilk mezunuyum, diploma numaram 1’dir, yıl 1968. Hocalarımızın matematik-fen dersleri ile ilgili olanlar İstanbul ve Ankara Üniversiteleri’nden, teknik dersleri ile ilgili olanlar ise İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesinden gelmişlerdi. Bunların çoğu artık yaşamıyor ama bu değerli hocalarımızı bize olan katkı ve özverilerinden dolayı rahmetle anıyorum.

Aynı üniversitede 1 0cak 1969’da Yapı Statiği Kürsüsü’ndeasistan oldum. 1970 yazında İngiltere’ye gittim. UNESCO bursu kazanmıştım. İngiltere’de Aston Üniversitesi-Birmingham’da “Yapıların Elastik-Plastik Göçme Yükleri ve Biçimleri” konusunda doktoraya başladım, deneysel çalışmalar yaptım, konuyla ilgili bilgisayar programları yazdım veAralık-1973’de doktorayı bitirip diplomaya almaya hak kazandım.

1979 yılında, Yapı Anabilim Dalında “Doçent” ünvanını aldıktan sonraFakülte ve Fakülte Yönetim Kurullarında görev aldım.1981’de üniversiteden kendi isteğimle ayrıldım ve UniversityCollege – Cardiff (UK) ‘de kısa bir süre misafir öğretim üyeliği yaptım. 1982 Haziran ayında Suudi Arabistan Krallığı’nda teknik danışmanlığa başladım. Bayındırlık ve İskan Bakanlığında İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanlığı ve Proje Müdürlüğü yaptım. 1990 başına kadar Suudi Arabistan devletine çalıştım, bakanlık binaları, güçlendirme projeleri, toplu konut projeleri askeri binalar ve üniversite projelerinin hazırlanmasında ve denetiminde, geçici ve kesin kabullerinde görev aldım.

1990-1992 arası ise Çankaya Belediyesi-Ankara İmar Müdürlüğü, Belediye Başkan Yardımcılığı yaptım.

1992- 1996 arası Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdür Yardımcılığı, Yönetim Kurulu Üyeliği, SSK Spor Kulübü Başkanlığı, AŞTİ Ankara Şehirlerarası Otobüs Terminali Denetleme Kurulu Üyeliği, Conrad Hilton Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulundum.

Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesiİnşaat Mühendisliği Bölümü’nün kuruluşunda görev aldım. 1995 Yılında bu üniversitede yapı ana bilim dalında “profesör” oldum ve kendi isteğimle ayrılana kadar İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanlığı yaptım.

Danışmanlık ve müteahhitlik, yeni inşaatlar ve güçlendirme projeleri ve uygulamalarını yaptım. Bu arada siyasetle de uğraştım, ancak siyaseti de müteahhitlik gibi beceremediğimi övünerek söyleyebilirim. Doğrusunu söylemek gerekirse, sonunda kendimi yeniden üniversitede buldum. İstanbul Kültür Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünde 2011 yılında yeniden “profesör” oldum, akabinde de İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanlığına atandım. 2012 yılında da Mühendislik Fakültesi Dekanlığına getirildim. Halen iki görevi de birlikte yürütmekteyim.

Katkıda bulunduğunuz projelerden bahseder misiniz?
Doktorayı yapıp İngiltere’den döndükten sonra Karadeniz Teknik Üniversitesi inşaatları devam ediyordu. Üniversite binalarının inşaatında Rektörlüğe danışmanlık yaptım, üniversiteden ayrıldığım tarihe kadar sürdü. İrili ufaklı birçok konut projesi ve bir şehrin otobüs terminali projesini yapmıştım. Proje işlerinde benim bilgisayar programlamayı bilmemin ve inşaat uygulamalarını bilgisayar programlarıyla yapmamın bana çok yararı oldu. Bu bilgi bana yurt dışında da büyük avantaj sağladı. Tesadüfen yurt dışında da üniversite projelerinde çalışmak kısmet oldu. En az yedi üniversitenin projelendirilmesinde, çoğu kız öğrenciler için yapılan üniversitelerdi. Okul sonrası eğitimi, çıraklık eğitimi için okullar, bakanlık binaları, askeri eğitim binaları, beş ayrı toplu konut projesi yapımı ve denetimini, geçici ve kesin kabul çalışmalarını sayabilirim. Bunların dışında Suudi Arabistan Krallığında diğer bakanlıklara da danışmanlık hizmeti verdiğimiz için, güçlendirme projeleriyapıp yeni eğitim binalarının projelerinin yapılmasında ve denetiminde görev almak da gerekti.

Yurtiçinde de Sosyal Sigortalar Kurumunun hastane-dispanser projelerinin hazırlanmasında ve inşaatlarının denetiminde görev almam gerekti. Bu ara SSK’nin sağlık ve idari binalarının yenilenmesi, onarımı ve güçlendirilmeleriyle de ilgilendim. 100’ün üzerinde tesisi kazandırdığımı söyleyebilirim. Yurt dışı ve yurt içinde görev aldığım ve yaptığım projelerin toplamı birkaç milyon metrekareyi aşmıştır.

Prof. Dr. Yusuf Hatay Önen olarak; birçok uluslararası yayın, dergi, makale ve bildirileri kazandırdığınızı biliyoruz. Konu hakkında neler söylemek istersiniz?
Akademik hayat, araştırma yapmak ve yayın yapmakla eş anlamlı kabul edilebilir. Ben yapıların göçme yükleri ve biçimleri, kompozit yapıların göçme yükleri ve biçimleri, uzay daha doğrusu üç boyutlu çerçeve yapıların elastik-plastik analizleri, betonun özelliklerinin göçme yüklerine etkisi gibi konularda çalıştım. Akademik hayattan ayrılınca yurt dışında genç mühendislerin eğitimi ile ilgilenmek cazip geldi. Biraz da maymun iştahlı olunca yapı-zemin ilişkisi, çatlaklar, yapıların optimum projelendirilmesi, güçlendirilmesiyle ilgilendim çeşitli programlama dillerinde bilgisayar programları yazdım. Müteahhitlik dönemlerimde de yapı denetimi ve inşaatlarda yapım hataları ile ilgili yayınlar yaptım. Yurt dışında genç mühendislere pratik temel hesapları, ani ve uzun süreli deformasyonların rötrenin projelerde nasıl göz alınacağı konusunda kitap yazıp yayın yapmıştım.

Betonarme yapılarda onarım ve güçlendirme hakkında bilgi verir misiniz?
Güçlendirme, hasarsız bir yapı veya yapı elemanını öngörülen bir güvenlik düzeyineçıkarmak için yapılan işlemler dizisidir. Onarım ise, hasarlı bir yapı veya yapı elemanını öngörülen bir güvenlik düzeyine çıkarmak için yapılan işlemlerdir.

Onarımdaki amaç önceki durumu geri getirmektir, bu kullanım bakımından olabileceği gibi yapının yük taşıma kapasitesini, rijitliğini, sünekliğini ve dayanıklılığını artırmak şeklinde olabilir. Güçlendirmedeki amaç ise, yapının dayanım ve benzeri karakteristiklerini önceki düzeyinin üstüne çıkartmaktır.

Yapılarda güçlendirme ihtiyacı; yapının kullanımda değişiklik (konut→okul), mevcut yönetmelik koşullarının sağlanmaması, beton dayanımından kuşku duyulması, donatı miktarından ve düzenlenmesinden kuşku duyulması, projelendirme hataları, inşaat sırasında projeye uymama, projenin dışında yapıya kat çıkmak gibi eklentiler yapılması, taşıyıcı sisteme yapılan müdahaleler, yetersiz rijitlik, yapının daha önceden deprem, yangın gibi afetlerden dolayı hasar görmüş olması gibi nedenlerden ortaya çıkmaktadır.

Depremlerde hasar görmüş yapılarda, genelde onarımın yanı sıra güçlendirme de yapılır.

Betonarme döşeme plakları ile bunları taşıyan çelik kirişler arasındaki kompozit etkiden bahseder misiniz?
Kompozit döşeme sistemleri, büyük açıklıkların geçilebilmesi gibi birçok avantajlarından dolayı çelik yapılarda tercih edilmekte ve yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu avantajlardan bazıları; sistemin kalıp gerektirmemesi, kolay monte edilmesi, ekonomik olması ve profillenmiş çelik sacın donatı olarak kullanılabilmesidir.

Kompozit döşeme sistemleri, ana kirişlere bağlanan ikincil  kirişlere(2 ila 3 m aralıklarla düzenlenebilen) oturtulan çelik döşeme sacı, çelik sac üzerinden kirişlere kaynaklanan kayma kamaları (shearstud), genleşme donatısı ve 8- 10 cm kalınlığında betondan oluşur.

Kompozit döşeme; profillenmiş çelik döşeme sacınınbetonla birlikte çalışmasıdır. Profillenmiş çelik döşeme sacı, inşaat sırasında beton prizini alana kadar kalıp olarak, beton prizini aldıktan sonra ise çekme donatısı olarak çalışır. Kompozit döşemelerin kapasite sınır durumlarını; eğilme dayanımı, kesme dayanımı ve boyuna kayma dayanımı belirlemektedir. Kesme dayanımı, çelik sacın etkisi ihmal edilip sadece betonun katkısı dikkate alınarak hesaplanır.Boyuna kayma dayanımı; profillenmiş çelik sac yüzeyinde oluşturulan girinti ve çıkıntılara, profillenmiş çelik sac formunun şekline, ilave donatı veya açıklık uçlarına yerleştirilen bağlantı araçlarına ve çelik sac beton arasındaki doğal aderansa bağlıdır.

Arıtma sistemlerinin, olası deprem durumlarındaçevreye verecekleri zararlar hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Önemli altyapı sistemi olan arıtma sistemlerinin zarar görmesi durumunda kirli sular çevreye rastgele yayılabilir ve salgın hastalıklar baş gösterebilir.

Depremden sonra su temini ve kanalizasyon sistemlerinin kullanılamaması sonucunda su temininde ve atıksu uzaklaştırmada ciddi sorunlarla karşılaşılmaktadır. Depremler nedeniyle ani gelişen su temini ve atıksu uzaklaştırma sorununa kısa sürede çözüm bulunamaması durumunda felaketin getirdiği yük daha da ağırlaşacak ve can kayıpları artacaktır.

Sizce, Türkiye yapısal alanda olması gerektiği yerde mi? Akademik kimliğinizi ve alanınızı göz önünde bulundurarak Türkiye’deki yapıları değerlendirmenizi istesek bizlere neler aktarırsınız?
Bu konuda almamız gereken daha uzun bir yol var, bir miktar yol alınmakla beraber yapılanlar hala yetersizdir. Türkiye’de 1900 ile 2000 yılları arasında hasar yapıcı nitelikte 150’den fazla deprem olmuş, binlerce insanımız kaybedilmiş, önemli ölçüde maddi kayıplar da ortaya çıkmıştır. Daha açık bir ifadeyle, bu depremlerde yaklaşık 100 bin insanımız hayatını kaybetmiştir. Bunun yanında 600 bin kadar yapımızın yıkılmış veya ağır ölçüde hasar görmüştür. Türkiye’de mevcut yapı stokunun durumu, can ve mal güvenliği açısından hala büyük bir sorun olarakkarşımızda durmaktadır. Yakın geçmişte yaşamış olduğumuz depremler ve zaman zaman karşılaştığımızdiğer doğal olayların acı sonuçları karşısında bu kanaate varmış bulunmaktayım.

Betonarme binaları gördükleri deprem hasarı ölçüsünde değerlendirdiğimizde, daha çok 4 kat ve üzeri yapıların hasar aldıkları görülmektedir. Ayrıca yapım yılı olarak 1980-1990 ve 1990 sonrası dönemde inşa edilen yapıların önemli ölçüde hasar gördükleri tespit edilmiştir. Bu yapıların en önemli sorunu, yanlış taşıyıcı sistem seçimi ve düzenlemesi, kötü beton tasarımı, kötü donatı düzenlemesi ve yerel zemin koşullarının gerektirdiği önlemlerin alınmamış olmasıdır.

Bundan böyle yapıların geçerli yönetmeliklere uygun olarak tasarlanmaları ve projesine göre inşa edilmeleri gerekmektedir, bunun için de yapı denetimin çok önemlidir.

Genç mühendis adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
Sınırları aşan mühendislik hizmetleri, küreselleşme, endüstrileşmede yeni aşamalar, iletişim araçlarının hızlı gelişimi, ekonomik, toplumsal ve kültürel değişimler ülkemizde inşaat mühendisliğinin gelişimini de diğer mühendislik alanları gibi önemli ölçüde etkilemektedir.

Günümüzün ve geleceğin koşulları, rasyonel düşünebilen, araştırabilen, çözüm üretebilen,  eksikliklerini hızla tamamlayabilen, disiplinlerarası çalışmaya yatkın, rekabete dayalı ve en önemlisi etik değerleri gözeten mühendislere ihtiyaç duymaktadır. Teorik düzeyde edinilen bilgiler pratik süreçte uygulamaya girmeli, mühendisin mesleki yaşamı hiçbir zaman sona ermeyecek “yaşam boyu eğitim” olarak adlandırılan bir süreciiçermelidir.

Genç mühendis adayları bu husuları dikkate alarak mesleki yaşamlarına başlamalıdırlar.

Son olarak değinmek istediğiniz farklı bir ayrıntı var mı?
Bir yapının projesi ve inşaatının emanet edildiği inşaat mühendisleri, aynı zamanda önemli bir riskin de sorumluluğunu üstlenmektedirler. İnşaat mühendisliği alanının can ve mal güvenliğini esas alması nedeniyle, mühendislerin mutlaka mesleki yetkinliğe sahip olmaları gerekir.

Yeterli deprem güvenliğine sahip yapıların tasarlanıp, üretebilmesi için; inşaatın yapılacağı doğru yerin seçilmesinden başlayarak, doğru bir analiz ve tasarım, doğru bir uygulama, doğru ve geçerli standartlara uygun malzeme seçimi ve uygulama gerekir. Ayrıca, yetişmiş ve yeterli teknik işgücünün bu süreçte yer alması sağlanmalıdır.

 

Dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde “yetkin mühendis, sertifikalı mühendis veya profesyonel mühendis” olarak adlandırılan“Yetkin Mühendislik” uygulaması vardır. Bu uygulamanın ülkemizde de yürürlüğe girmesi çok önemlidir.


Yükleniyor...
Yükleniyor...