05-09-2016
Yalıtım Sektörü 2002’den İtibaren 12 Kattan Fazla Büyüdü

Yalıtım Sektörü 2002’den İtibaren 12 Kattan Fazla Büyüdü

Yalıtım konusunda kamuoyunu ve sektörü bilinçlendirmeyi amaç edindiklerini söyleyenİZODER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ertuğrul Şen, yalıtımın Türkiye Ekonomisi ve son kullanıcılar için büyük önem arz ettiğine dikkat çekiyor. Türkiye’nin enerji ihtiyacının yüzde 72’sini ithal kaynaklar ile karşıladığını ve bu oranın Avrupa’da yüzde 51 olduğunu kaydeden İZODER Yönetim Kurulu Başkan YardımcısıŞen şunları ekliyor: “Türkiye’nin yüzde 72’lik ithal enerji oranını G20 içerisindeki gelişmekte olan ülkeler ile karşılaştırdığımızda, Türkiye’yi yüzde 28’lik oran ile Hindistan’ın, yüzde 11’lik oran ile ise Çin’in takip ettiğini görüyoruz.”

 

Öncelikle Isı, Su, Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği (İZODER) hakkında bilgi verir misiniz?İZODER’in amaçlarından ve hedeflerinden bahsedelim…
İZODER Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği, ‘yalıtım’ konusunda kamuoyunu ve sektörü bilinçlendirmeyi amaç edinen ve bunu sağlamak üzere ısı, su, ses ve yangın yalıtım malzemesi üreticilerini, satıcılarını ve uygulayıcılarını bir çatı altında toplayan sivil toplum örgütüdür.

Yalıtım bilincini yaygınlaştırmak amacıyla 23 yıldır faaliyet gösteren İZODERolarak; günümüzde, dünyanın en önemli gündem konuları haline gelen ‘enerji’, ‘çevre’ ve ‘istihdam’ kavramlarıyla direkt ilişkili bir sektörü temsil ediyoruz. Bugün ülkemizde önemli bir büyüklüğe ulaşan yalıtım sektörünü tek çatı altında toplayan bir kuruluş olmanın sorumluluğuyla hareket ederken, yalıtım uygulamalarının artması ve sektörün büyümesini sağlamak amacıyla çok önemli adımlar atıyoruz.

Bilindiği üzere İZODER; ısı, su, ses ve yangın yalıtımını kapsıyor. Bu noktada yalıtım noktasında bilgi verir misiniz?
Hayatımızı sağlıklı, güvenli, konforlu ve enerji verimli yapılarda sürdürmek istiyorsak, ülkemizde, ısı, su, ses ve yangın yalıtımının etkin bir şekilde uygulanmasını sağlamalıyız. Bu 4 yalıtım grubunun hepsiyle de sağlanan ciddi bir tasarruf söz konusudur. Yaşadığımız binada dengeli ısı dağılımını sağlayarak sağlığımıza büyük ölçüde katkıda bulunan ısı yalıtımı, sadece kış aylarında değil, yaz aylarında da sıcağa karşı alınabilecek en etkili önemlerin başında geliyor.

Yalıtım, Türkiye ekonomisi ve son kullanıcı için büyük önem arz ediyor. Çünkü yalıtımla kışın ısıtma, yazında soğutma amacıyla harcanan enerjiden ortalama yüzde 50 tasarruf sağlanıyor. Bu da doğalgaz ve eletrik faturalarını yarı yarıya düşürüyor.  Yalıtım uygulaması yapılmamış bir binada ısı kaybının en çok olduğu yerler pencereler ve çatılardır. Buralarda yüzde 25 oranında ısı kaybı yaşanır. Enerjimizi boşa harcamadan, güvenli ve konforlu yapılarda yaşamayı hedefliyor, aynı zamanda yüzde 50’ye varan tasarruf elde etmek istiyorsak, binalarımızın tamamını ısı yalıtımı ile koruma altına almamız şart.

Türkiye’de, sadece 2014 yılında yapılan 65 milyon metrekare mantolamadan 700 bin hane yararlandı ve hane halkı enerji harcaması 650 milyon TL azalırken, 1,2 milyon ton karbondioksit eşdeğeri sera gazında da azalma (Bolu Ormanları’nın yüzde 90’ının bir yılda soğurduğu karbondioksit karşılığı) sağlandı. Ayrıca tüm bu mantolama çalışmaları ile sektör 900 milyon TL ciroya ulaşırken, 500 milyon metreküp (yaklaşık 500 milyon TL) daha az enerji ithalatı gerçekleşti.

İZODER TS 825 Hesap Programı’ndan kısaca bahseder misiniz? TS 825 Hesap Programı nedir? Özellikleri ve avantajları nelerdir?
TS 825 standardının amacı, ülkemizdeki binaların ısıtılmasında kullanılan enerji miktarlarını sınırlamak, dolayısıyla enerji tasarrufunu arttırmak ve enerji ihtiyacının hesaplanması sırasında kullanılacak standart hesap metodunu ve değerlerini belirlemektir.

İZODER tarafından hazırlanan TS 825 HESAP PROGRAMI; "TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları” standardını ve Türkiye’nin son 20 yıllık meteorolojik verilerini esas almaktadır. Bu program kullanılarak, TS 825 “Binalarda Isı Yalıtımı Kuralları” standardında tanımlanan özgül ısı kaybı ve yoğuşma tahkikine yönelik hesaplamalar yapılabilmekte ve hesaplanan değerlerle standartta tanımlanan sınır değerler mukayese edilerek, tasarlanan binanın enerji verimliliği ile ilgili ulusal mevzuatlara uygunluğu değerlendirilmektedir.

Bu hesap programı; binalarda kullanılacak yapı ve yalıtım malzemelerinin tasarım aşamasında TS 825 standardında tanımlanan sınır şartlara uygun olacak şekilde seçilmesini, yerleştirilmesini ve kalınlığının belirlenmesini sağlar. Bu programda; net ısıtma enerjisi ihtiyacı ve yoğuşma tahkikine yönelik hesaplama ve çizelgelerinin oluşturulmasının yanı sıra, standardın 2007 yılında tamamlanan revizyonunda tanımlanan asmolen yapı bileşenlerinin ısı geçirgenlik katsayılarının ve oluşan ısı köprülerinin enerji kayıplarına etkilerinin hesaplanmasına yönelik bölümler bulunmaktadır.

Ayrıca, 08 Mayıs 2000 tarih ve 24043 sayılı resmi gazetede yayımlanan “Binalarda Isı Yalıtımı Yönetmeliği” kapsamında yer alan ve belediyelerce aranan “Isı İhtiyacı Kimlik Belgesi”, hesaplama verileri kullanılarak program tarafından oluşturulmakta ve programda kullanıcıların yalıtım maliyetlerinin geri ödeme sürelerini hesaplamalarına olanak tanıyan ilave bir hesaplama modülü bulunmaktadır.

Programın temel olarak işleyişi TS 825 standardına paraleldir. Programda öncelikle standarda tabi yapı ile ilgili bilgi girişleri yapılmakta, yapının yıllık ısıtma enerjisi ihtiyacı ve yoğuşma hesapları yapılarak standartta belirtilen kriterlerin sağlanıp sağlanmadığı kontrol edilmektedir. Bu iki kriterden birinin bile sağlanmaması durumunda tasarımda yeniden düzenleme (malzeme tip ve/veya kalınlık ve/veya diziliminin değiştirilmesi, buhar kesici vb. yeni malzemelerin eklenmesi) yapılmalıdır. Bu işleme yıllık ısıtma enerjisi ihtiyacı ve yoğuşmakriterlerinin her ikisi de sağlanana kadar devam edilir.

Projenin uygunluğu sağlandıktan sonra belediyelerce talep edilen ve hazırlanması zorunlu olan Isı İhtiyacı Kimlik belgesi oluşturulur. Programda hesaplamaların ardından isteğe bağlı olarak geri ödeme süresi hesabı yapılarak, yalıtım yatırımının enerji tasarrufu ile kendini ne kadar sürede geri ödediği belirlenebilir.

Yalıtım yaptırmak isteyen kullanıcılar bu doğrultuda sizlere ulaşabilir mi? Kullanıcıları nasıl yönlendiriyorsunuz?
Konut ve işyerlerindeki enerji tüketimini önemli ölçüde azaltmanın ve her mevsim konforlu yaşamanın yolu, binalarımıza ısı yalıtımı yaptırmaktan geçiyor. Sağlıklı bir yapıya sahip mantolama sisteminin ayrıca yangın performansına ilişkin testlerden de başarıyla çıkması, bu uygulamanın ne kadar güvenilir olduğunu ortaya koyuyor.

İZODER olarak, yalıtım bilincine sahip tüketicilere, hizmet alırken çok dikkatli olmaları gerektiğini hatırlatıyoruz. Özellikle ısı yalıtımı uygulamalarında yaşanan en önemli sıkıntılardan biri tüketicinin aldatılmasıdır. Vatandaşlarımız çok dikkatli olmalı. Isı yalıtımı malzemesi olmayan nitelikli yapı malzemeleriyle yapılan uygulamalardan netice alınamıyor. Bunun yanında doğru yalıtım malzemeleriyle yapılan uygulamalarda eksik malzeme kullanmak suretiyle elde edilebilecek tasarruf miktarları sağlanamıyor. Bunun için vatandaşlarımız yaptıracakları uygulamalarda  CE Belgesi ve İZODER’e üye kuruluşların denetime tabi tutularak alabildikleri İZODER Kalite Onay Sertifikası’na (İKOS) sahip ürünler kullanılmasını talep etmeli.

Yalıtım uygulaması yaptıracak firmalar da, ustalara, Mesleki Yeterlilik Kurumu Ustalık Belgesi sahibi olup olmadıklarını sormalıdır. Bu iki önemli hususa dikkat edildiğinde uygulama sorunu yaşama olasılığı en aza inecektir.

Yalıtım sektörünü ekonomik anlamda değerlendirir misiniz?
2002’de yaklaşık 1 milyar TL ciro yapan yalıtım sektörü 12 kattan fazla büyüyerek bugün 12 milyar TL ciroyu aştı. Yalıtım sektöründe sadece üreticiler değil nihai tüketiciye hizmet veren uygulayıcılardan oluşan bir üye yapısına sahip olan İZODER olarak değerlendirdiğimiz bu ciroya mal ve hizmetler de dahildir ve bu rakamlar sektörün daha da büyüyeceğinin bir göstergesidir.

22.5 milyon konutun bulunduğu Türkiye’de 2002’den bu yana sadece 6 milyon adedinin yalıtımının yapıldığını söyleyebiliriz. 1 Ocak 2011'de yürürlüğe giren "Binalarda Enerji Performans Yönetmeliği" gereğince; yeni inşa edilen binalar için Enerji Kimlik Belgesi alınması zorunlu oldu. Mevcut binaların ise 2017 yılına kadar bu belgeyi alması gerekiyor. Artık ev alırken, satarken ya da kiralarken sadece konumuna, manzarasına, oda sayısına değil kimlik belgesine de bakılıyor. Binaların ne kadar enerji harcadığını gösteren Enerji Kimlik Belgesi aynı zamanda sınıfını da belirliyor. Enerji Kimlik Belgesi alacak binaların A-B ve C sınıfı performansına yükselebilmeleri için en etkin yol ısı yalıtımı yaptırmaktır.

‘Kentsel Dönüşüm’ ile Türkiye genelinde 6-7 milyon konutun yenilenmesi hedefinin, sektöre uzun soluklu fayda sağlayacağına inanıyoruz. ‘Kentsel Dönüşüm’ün yanı sıra ‘Enerji Verimliliği Kanunu’, ‘Enerji Kimlik Belgesi’ uygulaması gibi etkenler, sektörel büyümeye olumlu yansıyacaktır. Bu bakımdan2016 yılında ve önümüzdeki yıllarda ısı yalıtımı uygulamalarının büyük bir ivme kazanacağını söyleyebiliriz.

Bu bağlamda, yalıtımın ülkelerin enerji bağımlılıklarını etkilediği söylenebilir mi?
Türkiye enerji ihtiyacının yüzde 72’sini ithal kaynaklar ile karşılanırken, bu oran Avrupa’da yüzde 51’dir. Türkiye’nin yüzde 72’lik ithal enerji oranını G20 içerisindeki gelişmekte olan ülkeler ile karşılaştırdığımızda, Türkiye’yi yüzde 28’lik oran ile Hindistan’ın, yüzde 11’lik oran ile ise Çin’in takip ettiğini görüyoruz. Bu rakamlar şunu ifade ediyor: Türkiye enerjide dışa bağımlı bir ülke, ancak Türkiye’nin rekabet içerisinde olduğu ülkeler için enerjide dışa bağımlılık bir sorun değil. Bu koşullar altında Türkiye’nin bu ülkeler ile rekabet edebilmesi, Avrupa, Orta Doğu ve Dünya pazarlarında rekabetçi kalabilmesi için mutlak suretle enerji verimliliğinde çıta atlayarak, artan enerji talebini kontrol altında tutması ve enerji talebimizin gelişimine engel olmaması zorunludur.

Türkiye’nin enerji verimliliğindeki durumunu değerlendirecek olursak; Bilindiği üzere, bu konuda en sık kullanılan göstergelerden bir tanesi enerji yoğunluğu. Enerji yoğunluğu genellikle bir ülkenin 1000 $’lık Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) elde edilmesi için tüketilen enerji miktarı olarak tarif ediliyor. Rakamsal bazda Türkiye’nin enerji yoğunluğunun gelişen teknoloji ve ısı yalıtımı gibi uygulamaların yaygınlaşması sonucu bir azalma trendi içerisinde olduğunu görsek de, bu azalmanın yeterli seviyede olmadığını söyleyebiliriz. Bir örnek vermek gerekirse, 2011 yılında Türkiye 1000 $’lık GSMH elde etmek için 145 kiloTEP (Ton Eşdeğer Petrol) enerji tüketirken, Almanya aynı yıl 83, Japonya ise 78 kiloTEP enerji tüketmiş. Bu rakamlar bize Türkiye’nin enerji verimliliği yolunda alması gereken uzun bir yol olduğunu gösteriyor. Binalarda ısı yalıtımı ile sağlanabilecek yüzde 50 tasarruf da, bu alanda atılacak en önemli ve öncelikli adım olarak karşımıza çıkıyor.

Enerji verimliliğini artırmak, bu yönde yatırımlar yapmak ülkemizin stratejik hedeflerinde yer alan bir konu. Bu hedeflere ulaşmak için, enerji kullanımını öncelikli olarak hangi alanlarda verimli hale getireceğimiz konusunda hem ülke hem de bireyler olarak son derece dikkatli ve akıllı kararlar vermemiz gerekiyor. Binalarda tüketilen enerji bu aşamada ön plana çıkıyor, çünkü yüzde 37 ile binalarda yapılan tüketim, toplam tüketimimizde en yüksek paya sahip. Binalarda tüketilen enerjinin yaklaşık yüzde 80’i ise, binaları ısıtmak ve soğutmak için harcanıyor. 

Binalarda ısı yalıtımı ile elde edilebilecek tasarrufun yaklaşık yüzde 50 olduğundan hareket edersek, Türkiye’deki binaların ısı yalıtımlı hale gelmesi ile Türkiye’nin toplam enerji faturasını yaklaşık yüzde 15 azaltmak mümkün. Isı yalıtımı ile elde edilecek bu oranda bir tasarrufa, sanayi ve ulaşım sektörleri dahil, aynı yatırım maliyeti ve amortismana sahip hiçbir başka yöntem ile ulaşmanın mümkün olmadığını düşünüyoruz.

Bu konuya tüketici gözüyle baktığımızda da, benzer şekilde büyük bir verimlilik fırsatı görüyoruz. Güvenlik ve konforu arttırmanın yanı sıra, ısı yalıtımı ile enerji tüketimi ve doğalgaz faturalarında yüzde 50’ye varan tasarruf elde etmek, bu amaçla yatırdığımız bedelin, sağladığı tasarruf ile 3-4 yıl içerisinde kendisini geri ödemesini ve sonrasında da kazandıran bir yatırıma dönüşmesini sağlamak mümkün.

Enerji verimliliğindeki en kritik konu; 2014 yılında 56 milyar $ olarak bildirilen birincil enerji tüketiminin yüzde 37’sinin binalarda gerçekleşmesidir. Binalarda tüketilen enerjinin yaklaşık yüzde 80 ise ısıtma/soğutma için harcanmaktadır. Çözüm olarak, bir yandan hızlı geri ödeme potansiyeline sahip ısı yalıtımının yaygınlaşması için teşvik mekanizmalarının oluşturulması gerekirken, diğer yandan tasarruf miktarını arttırabilmemiz için binalarda ısı yalıtım standartlarının AB ülkelerindeki gibi bir program dahilinde geliştirilerek tüketicilere optimum fayda sağlayacak seviyeye getirilmesi gerekiyor.


Yükleniyor...
Yükleniyor...