20-01-2016
Bayraktar: “Yapım aşamasında proje verilerinden taviz verilmemelidir!”

Bayraktar: “Yapım aşamasında proje verilerinden taviz verilmemelidir!”

Binalar, tarihi yapılar, köprüler ve barajlar gibi mühendislik yapılarının yapısal güvenliklerinin analitik ve deneysel yöntemlerle belirlenmesi gibi birçok uygulama projesinde bizzat görev alan Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alemdar Bayraktar’dan Van Depreminden hareketle; Yapı Mühendisliği, Yapısal Deprem Mühendisliği ve Yapı Sağlığı İzleme konularını dinledik.

 

Öncelikle sizi yakından tanıyalım. Kendinizden ve akademik kariyerinizden bahseder misiniz?

1966 yılında Trabzon’da doğdum. 1988 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Mühendislik-Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden mezun oldum. Ocak 1991 yılında Yüksek Lisansımı, Haziran 1995 yılında Doktora çalışmalarımı KTÜ’de tamamladım. Aralık 1995 yılında KTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Yapı Anabilim Dalına Yardımcı Doçent olarak atandım ve Ekim 1996 yılında Yapı Anabilim Dalı Doçenti oldum. Aralık 2003 tarihinde aynı Anabilim Dalına Profesör olarak atandım. 2011 yılında University of California’da misafir öğretim üyesi olarak bulundum. 2004-2007 yılları arası KTÜ İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanlığı ve 2007-2013 yılları arası ise KTÜ Mühendislik Fakültesi Dekanlık görevini yürüttüm. Evli ve iki çocuk babasıyım.

Projelerinizden bahsetmek gerekirse, bu güne kadar hangi projelere imza attığınızı söyleyebilirsiniz?

Binalar, tarihi yapılar, köprüler, barajlar gibi mühendislik yapılarınınyapısal güvenliklerinin analitik ve deneyselyöntemlerle belirlenmesi konularında birçok uygulama projesi ile TÜBİTAK, Üniversite Araştırma Fonu ve çok ortaklı Avrupa Birliğiaraştırma projelerinde görev aldım.

Prof. Dr. Alemdar Bayraktar olarak, yapı mühendisliği ve deprem mühendisliği alanındaulusal ve uluslararası bilimsel makaleler ve çeşitli yayınlara imza attığınızı biliyoruz. Konu hakkında neler söylemek istersiniz?

Yapı Mühendisliği, Yapısal Deprem Mühendisliği ve Yapı Sağlığı İzleme konularında 14 doktora ve 11 yüksek lisans tezi danışmanlığımda tamamlanmıştır. Halen 4 doktora ve 3 yüksek lisans tezi danışmanlığını yürütmekteyim. Araştırma grubumuzla birlikte, bu konularda 128’i SCI/SCIE kapsamındaki dergilerde olmak üzere 295’nin üzerinde uluslararası ve ulusal düzeyde yayını mühendislik bilim ve uygulama dünyasının hizmetine sunmaya çalıştık. Bu çalışmalar, hem ulusal hem de uluslararası bilim ve uygulama dünyasından memnuniyet verici geri dönüşümleralmaktadır.

Sizinle biraz Van Depremini konuşalım. Deprem bölgesini ziyaret ederek inceleme fırsatı buldunuz. Peki, Deprem sonrası incelenen yapı stoklarından bahsedecek olursak, bizlere neler aktarabilirsiniz?

23 Ekim ve 9 Kasım 2011 tarihli Van depremleri, can kaybı ve hasarlar meydana getirmiştir. Van ve Erciş’te deprem sonrası incelenen yapı stoğundan yolaçıkarak yıkılan veya ağır hasarlıolan binalarda gözlenen bazı eksiklikleri şöyle sıralayabiliriz:

·         Seyrek etriye kullanımı ve kritik bölgelerde etriye sıklaştırılması yapılmaması

·         Boyuna donatı eksikliği

·         Çiroz kullanılmaması

·         Düz donatı kullanımı

·         Kısa filiz kullanımı

·         Betonun düşük kalitede olması

·         Çimento miktarının azlığı

·         Kullanılan briket tuğlanın dayanımının zayıf olması

·         Straforlu sandviç duvar yapım tekniği kullanılması

·         Vasıfsız işçilik kullanımı

·         Binalar üzerineproje dışı ek katlar yapılması

·         Donatı sıyrılmaları

·         Yanal rijitliği sağlayacakperdelerin olmayışı

·         Kirişlerin kolonlardan daha güçlü oluşu

·         İş yerlerinde yumuşak kat düzensizliği

·         Kırsal evlerde çamur harç kullanıldığı ve mühendislik hizmeti görmediği

·         Duvar-duvar, duvar-döşeme bağlantılarının çok zayıf olduğu

·         Duvarlarda yatay ve düşey hatıl olmaması

·         Kısa kolon kullanımı

·         Çatı kalkan duvarlarında hatıl kullanılmamasıAgrega dağılımının homojen olmaması, iri ve ufaklı dere taşlarının ve bağlayıcı özelliği azaltan organik maddelerin yoğun olduğu yıkanmamış dere kumunun kullanılması

Ayrıca, Van ve Erciş’te ağır hasarlı ve yıkılan yaklaşık 90 betonarme bina üzerinde yapılan detaylı çalışmalardan, yüzde 80’inin 4-5 katlı olduğu, yüzde 72’sinin 1990-2004 yılları arasında yapıldığı, yüzde 36’sının düzensiz geometriye sahip olduğu, yüzde 66’sının zemin katının işyeri olarak kullanıldığı, yüzde 70’nin tekil temelli olduğu, yüzde 64’ünün statik projesinin olmadığı, yüzde 57’sinin statik projeye uygun yapılmadığı, yüzde 57’sinin projesinin yönetmelikleri sağlamadığı, yüzde 74’ünün statik proje uygulama detay çizimlerinin olmadığı, yüzde 97’sinin beton dayanımının 16MPa’ın altında olduğu, yüzde 97’sinde standart olmayan agrega kullanıldığı, yüzde 90’nın ilgili standartları sağlamadığı, yüzde 60’ında düz donatı kullanıldığı,donatı kopma-uzama oranlarının yüzde 3’nün 0-10 aralığında ve yüzde 25’nin 10-20 aralığında olduğu, yüzde 85’nin zemin raporu olmadığı ve yüzde 67’sinin Z3 zemin sınıfında bulunduğu görülmüştür.

“Mükemmel bir proje hazırlansa da, projenin yapım aşamalarının uzmanlarca,yerinde ve kesintisiz kontrolü çok önemli.”

Aynı konudan devam edecek olursak, Türkiye’deki yapı sektörünün ne gibi eksikleri olduğunu söyleyebilirsiniz? Bunların önüne geçmek için ne gibi önlemler alınabilir?

Genel olarak yer seçimi, proje hazırlanması, projenin uygulanması ve yapının hizmete başladıktan sonra yapısal bakım ve izlenme safhalarında eksiklikler olduğu söylenebilir. Öncelikle projenin uygulanacağı yerin mühendislik özelliklerinin uzmanlarca gerekli teknikler kullanılarak doğru olarak belirlenmesi ve bu özelliklerin kontrolünün sağlanması önem arz etmektedir. Yapı projesinin uzman mühendislerce hazırlanması ve kontrolünün yine proje konusunda deneyimli mühendislerce yapılması gereklidir. Mükemmel bir proje hazırlansa da yapım aşamalarının projeye göre yerinde uzmanlarcakesintisiz kontrolü çok önemli olmaktadır. Yapım aşamasında proje verilerinden taviz verilmemelidir. Son olarak, hizmete sunulan yapının ekonomik ömrü boyunca yapısal bakım ve izlenmesi ile güvenliğinin,araçlarda olduğu gibi, belirli aralıklarla kontrol edilmesinin önemli olduğu kanaatindeyim.

Ülke olarak deprem bölgesinde olduğumuzu göz önünde bulundurarak, depreme dayanıklı yapıların özelliklerinin nasıl olması gerektiğini söyleyebilirsiniz, bu bağlamda konut alacaklar nelere dikkat etmeli?

Depreme dayanıklı yapı projelerinin hazırlanması ve uygulamasının gerçekleştirilmesi konularında, mevcut yönetmeliklerden taviz verilmemesi çok önem arz etmektedir. Yeni konut için konutun projesinin onaylı olup olmadığı, konutun projesine uygun inşa edilip edilmediğinin öğrenilmesi gereklidir. Eski binalar için ise yeni yönetmeliklere göre düzenlenen binanın deprem güvenlik raporunun olup olmadığına bakılması önem arzetmektedir. Konut alacaklar, eğer teknik bir eğitime sahip değilse, uzman bir İnşaat Mühendisi eşliğinde konut satın almalarını öneririm.

 

Yapı Mühendisliği ve Deprem Mühendisliği alanlarından hareketle, 2015’deki yapı sektörünün genel değerlendirmesini yapar mısınız?

Birçok ülkede olduğu gibi Ülkemizde de inşaat sektörü lokomotif durumdadır. Kentsel dönüşüm çalışmaları da sektörü hareketlendirmektedir. Bununla birlikte, bunun bir rant sektörüne dönüştürülmemesi, güvenli yapı üretim mantığıyla hareket edilmesi ve denetimden taviz verilmemesi önem arz etmektedir. Aksi takdirde, bir deprem olmasa bile15-20 yıl sonra yeni bir kentsel dönüşüm ihtiyacı olacaktır.

Genç İnşaat Mühendisi adaylarına tavsiyeleriniz/önerileriniz nelerdir?

İnşaat Mühendisliği mesleği, insanlık tarihinden beri insanlığa hizmet eden en önemli mesleklerden biridir. Bu mesleği seçmiş adayları çok şanslı görmekteyim. Bununla birlikte, hem ülkemizde hem de Dünya’da her yıl binlerce yeni mezun iş hayatına katılmaktadır.Apple’ın kurucusu StevJobs ve Yönetici Mehmet Kahya’nın tecrübelerini de içeren şu önerilerimi genç mühendis ve adaylarla paylaşmak isterim:

·         İşiniz, hayatınızın büyük bir kısmını kaplayacaktır. Harika bir iş yapmanın tek yolu ise yaptığınız işi sevmenizden geçer. Seveceğiniz alanlarda çalışın.

·         Her gününüzü, hayatınızın son günüymüş gibi yaşayın.

·         Zamanla iş hayatında ne kadar çok çaba sarf edilirse edilsin verimlilik düşüyor, yorgunluk ve bunalım kaçınılmaz oluyor. Hemen gelecekte kullanılacak dosyaları yedekleyip cesaretle hayatınıza, hantallaşan bilgisayarlarda olduğu gibi, formatı atma vakti gelmiş demek ki. Zaman zaman hayatınıza format atmayı unutmayın.

·         Mümkün olan her alanda minimum seviyede de olsa bilgi sahibi olun. Bunun için çok okuyun.

·         Hergün aynı masaya oturup, aynı insanlarla konuşup, aynı görevleri yerine getirmeyin. Farklı bakış açıları ve yeni iletişimler geliştirin.

·         Enerji seviyesi eşittir iş yaşamı başarısı… Enerji seviyenizi yükseltmek için çalışın. Merak etmeyin, enerji kendisini çoğaltan bir kaynak, sevgi gibi. Kullandıkça bitmiyor, çoğalıyor.

·         Çok çalışın, kronometre tutmayın. Unutmayın çok çalışırken, sadece çalışmış olmak ile kalmıyor, aynı anda kendinizi boyutlandırıyor, kendinize yatırım yapıyorsunuz.

·         İlkeleriniz/inançlarınız olsun, önyargılarınız değil. Hiçbir zaman ön yargılı davranmayın.

·         Hedeflerinizi siz koyun: “Rüzgâr doğudan da batıdan da güneyden de kuzeyden de esebilir; geminin rotasını yelken ve yelkeni ayarlayan belirler”. Yelkenlerinizi ayarlayın, rüzgârların esiri olmayın.

·         Başarısızlıklara hazır olun ama yenilgiye alışmayın, yenilgiyi kabullenmeyin.

·         Ormanı ve ağaçları görenlerden olun. Yaptığınız her işin, ne denli küçük veya ayrıntı olursa olsun, büyük resim içindeki yerini bilin.

·         İşini iyi yapmak yetmez, en iyi işi yapın. En iyi iş en çok katma değeri olan iştir. Katma değeri olan işleri ortaya çıkarıp, o işler etrafında yoğunlaşın.

·         Önünüze çıkacak her problem altından bakarsanız problem, üstünden bakarsanız fırsat diye görünür.

·         Sevgiyi karşılık beklemeksizin verin.

·         Pozitif düşünün ve etrafınıza pozitif enerji verin.

·         Kendinizi hafife, başkalarını ciddiye alın.

·         Konuşurken sözcüklerinizi özenle seçin. Sözcükler para gibidir, dikkatli harcanmaları gerekir.

·         İnsanları değil, durumları yargılayın (suçlu aramayın).

·         Hayallerinizi büyük kurun. Hayalleriniz kanınızı kaynatsın, içinize yaşam sevinci doldursun. Zirveleri hayal edin. Ancak, zirvelere tırmanmış olmayı hayal ederken adım atmayı ihmal etmeyin. Hayal edin, sebatla/azimle adım atın.

·         Mesleki gelişmeleri sürekli takip edin ve öğrenmenin hayat boyu olduğunu unutmayın.

·         Zamanınızı ve sağlığınızı çok iyi değerlendirin. Bunların geri dönüşleri yok.

·         Ekip çalışmasına yatkın olun ve ekip kurun.

·         Bunları yaparsanız iş arayan değil, aranan ve işveren mühendisler olacaksınız.

·         Ülkemizin, bilgiyi üreten ve üretime yönelik kullanan genç mühendislere çok ihtiyacı var. Bu nedenle, Made in Turkey yerine Designed in Turkey’li ürünlere imza atan mühendisler olun.

Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?

Ülkemizde meydana gelen 1992 Erzincan, 1999 İzmit, 2011 Van ve diğer depremlerde oluşan hasarları incelediğimizde benzer hasar durumlarının tekrarlandığını görmekteyiz. Bu nedenle, şu konuların da göz önünde bulundurulmasının önemli olduğu kanaatindeyim:

·         Sadece binalar için değil, tarihi yapı, baraj, yol, köprü̈, doğal gaz ve su boru hatları gibi mühendislik yapıları için gerekli tedbirler alınmasına devam edilmeli

·         Deprem sonrası hemen kullanılacak hastane, köprü̈, emniyet binaları, otogar, havalimanı,liman, telekominasyon, itfaiye, okul, kışla, garyapılarınındeprem güvenliklerinin belirlenmesine ve gerekli tedbirlerin alınmasına devam edilmeli

·         İşçi ve ustalara sertifika verilmeli, inşaatlar bu vasıflı elemanlar tarafından yapılmalı, ucuz işçilikten kaçınılmalı

·         Tüm yapılara sigorta sistemi uygulanmalı

·         Malzeme kalitesi düşük yapılar kesinlikle güçlendirilmemeli ve yıkılmalı

·         Güçlendirilmesine karar verilen binaların projeleri, konusunda uzman inşaat mühendislerince hazırlanmalı ve yapımı bu konuda deneyimli müteahhitlereyaptırılmalıdır.

·         Deprem bölgelerindeki kırsal evler de gözden geçirilmeli

·         İnsanlar gibi yapıların da sağlık taraması belirli aralıklarla yapılmalı, öncelik kamu binalarınaverilmeli

·         Depremler olacak ama, projesi ve uygulaması doğru yapılar yapıldığında depremi daha azhasarla atlatabiliriz.

·         Yeni yapılacak binalar için hazır beton ve demir kalitesi sürekli denetlemeli, yapı denetimikesintisiz ve ciddiyetle uygulanmalı

·         Belediyelerce, yeterli deprem performansına sahip olmayan bina stoğunun belirlenmesi veyeniden yapılandırılmasına yönelik kentsel dönüşüm projeleri hazırlanmalıdır. Bu bilgi bankası afet sonrası da kullanılabilir.

·         Depremden önce bazı binaları biz yıkmalıyız.

·         Medya depreme dayanıklı yapı kavramını sürekligündemde tutmalı

·         Artık halkımız da önemli görevlerden birinin kendisine düştüğünüunutmamalıdır. Bundan sonra daha çok sorgulayıcı olunmalı,oturduğumuz veya oturacağımız konutların taşıyıcı sistemleri ve depremgüvenlikleri hakkında bilgi sahibi olunmaya çalışılmalıdır. Ev alırkenmanzarasına, fayansına değil,yetkinkişi veya kuruluşlardan (Üniversiteler, İnşaat Mühendis Odaları, vb.) binanın yapısalgüvenliğine yönelik bilgi alınmaya çalışılmalıdır.

·         Yerel yönetimler, yapı izni ve denetiminden tavizvermemelidirler.

·         Her yerel yönetici kendine bugün şehrimi depremden korumak için ne yaptımdiye sormalıdır.

·         Bina stokunun durumunu belirlemek için görev alacak İnşaatMühendislerinin konuyla ilgili olarak ülke genelinde eğitime tabi tutulması uygun olacaktır.

·         Zorunlu olmadıkça deprem bölgelerinde yapılacak yeni yerleşimlerde, çok katlı binalardan kaçınılmalıdır.

·         Yeni yapılacak binalarda, denetimler daha sıkı vetavizsiz uygulanmalı; cezai müeyyideler ağırlaştırılmalıdır.

 

 


Yükleniyor...
Yükleniyor...