22-08-2017
Su Yalıtım Yönetmeliği’nin Yayınlanması Türkiye’deki Boşluğu Dolduracak

Su Yalıtım Yönetmeliği’nin Yayınlanması Türkiye’deki Boşluğu Dolduracak

Türkiye genelindeki konutların yüzde 85’inde su yalıtımı olmadığına dikkat çeken Bitümlü Su Yalıtımı Üreticileri Derneği (BİTÜDER) Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Çolakoğlu, bina güvenliğindeki etkisi tartışılmaz olan su yalıtımı eksikliğinin neden olabileceği sonuçlar üzerinde tüm muhatapları durup düşünmeye davet etti. Su yalıtımı eksikliği nedeniyle korozyonun binalar üzerindeki yıkıcı etkisini bertaraf edebilmek için su yalıtımının zorunlu bir uygulama haline getirilmesi gerektiğini her platformda dile getiren Çolakoğlu, kentsel dönüşümün güvenli binalar inşa edilmesi yolunda Türkiye için kaçırılmaması gereken bir fırsat olarak nitelendirdi. Türkiye’deki yapı stokunun büyük bir bölümünün betonarme olması nedeni ile temellerde, çatılarda ve gerekli tüm diğer detaylarda su yalıtım yapılmasının yapı güvenliği açısından şart olduğunu dile belirten Çolakoğlu, yaşanan doğa olaylarıyla ilintili olarak Türkiye’deki inşaat tekniklerini değerlendirdi.

Sizlerin de bildiği üzere su yalıtımsız binalar korozyona uğruyor ve yapı elemanlarında çürümeler meydana geliyor. Bunun sonucunda da hiç karşılaşmak istemeyeceğimiz durumlarla burun buruna geliyoruz. Hatta bunun en acı örneğini 99 depreminde yaşadık. Bu noktada benim sizinle özellikle konuşmak istediğim hususlardan biri su yalıtımının hala yasal bir zorunluluk haline gelmemiş olması. 

Türkiye genelinde 19 milyon konutun yüzde 85’inde su yalıtımı yok. Neredeyse tamamı deprem kuşağında olan ülkemizde, bina güvenliğindeki etkisi tartışılmaz olan su yalıtımı eksikliğinin neden olabileceği sonuçlar üzerinde hepimizin durup düşünmesi ve bir an önce harekete geçilmesi gerekiyor. Nem ve nemin yol açtığı küf mekânlarda kötü kokuların oluşmasına ve bakterilerin üremesine neden oluyor. Bu havayı soluyan kişilerde alerji, astım, bronşit gibi hastalıklara yakalanma riski de oldukça yüksek. Su yalıtımı, suyun çatı ve duvarlardan sızmasını önlediği gibi binalarda bakteri ve küf oluşmasını da engelleyerek sağlıklı ve konforlu ortamlar sağlıyor.

En önemlisi,  su yalıtımı olmayan binalar inşa edildikten 10 yıl sonra taşıma kapasitelerinin yüzde 66’sını kaybediyor. Bu da özellikle deprem karşısında binaların ayakta durmasını engelliyor.  

Mevzuat çalışmaları devam eden Su Yalıtım Yönetmeliği’nin de yakın zamanda yayınlanması ile ülkemizde yalıtım sektöründe önemli bir boşluğun doldurulacaktır. Yönetmeliğin yayınlanmasının, sektörde uzun zamandır beklenen şekilde kaliteyi yükseltme konusunda önemli bir adım olacağına inanıyoruz, bu sürece de elimizden gelen maksimum katkıyı vermeye devam edeceğiz. 

Sizin de aktardığınız gibi Türkiye'nin büyük bir bölümünün deprem tehdidi altında olması ve yapı stokunun büyük bir bölümünün betonarme olması nedeni ile temellerde ve çatılarda su yalıtımı yapılması yapı güvenliği açısından şart. Peki, doğru su yalıtımı nasıl olmalı? Su yalıtımı yapılırken nelere dikkat edilmeli?

Su yalıtımı eksikliği nedeniyle korozyonun binalar üzerindeki yıkıcı etkisini bertaraf edebilmek için su yalıtımının zorunlu bir uygulama haline getirilmesi gerektiğini her platformda dile getiriyoruz. Kentsel dönüşüm, eski hataların tekrarlanmaması ve güvenli binalar inşa edilmesi yolunda Türkiye için kaçırılmaması gereken bir fırsat. 

Yeni Binalar, Deprem Yönetmeliği açısından statik olarak oldukça dayanıklı ve güvenli şekilde dizayn ediliyor. Diğer yandan bu yönetmelikler ciddi şekilde denetleniyor. Binaların, yeni yasal düzenlemeler dikkate alınarak inşa edilmesi ile çok daha dayanıklı yapılar elde edilmesi mümkün olacak. Kaliteli ürün ve kaliteli uygulama, sağlıklı bir su yalıtımı uygulaması başarısının anahtarı. Su yalıtımından en etkili verimi alabilmek için binanın özellikleri ve ihtiyaçlarına en uygun malzemeler seçilmeli ve su yalıtımı yaptırırken kullanılan ürünlerin CE belgeli olmasına özen gösterilmelidir. Avrupa’da çok uzun yıllardır kullanılan bitümlü örtüler tüm dünyada dayanıklılığını kanıtlamıştır. Bazı detaylarda alternatifi olmayan, dayanıklılığı sayesinde bina ömrü boyunca binayı suyun zararlı etkilerinden koruyan üstün nitelikli ürünlerdir. Fakat uygulama ehil ustalar tarafından yapılmadığı sürece en kaliteli malzemeyle bile hatalar yapılma tehlikesi var. Bu nedenle projelendirme ve denetleme mekanizmasındaki tüm paydaşlarımızın konuya hâkim olması gerekiyor. Etkin piyasa gözetim denetiminin önemi tartışılmaz. Fakat su yalıtımı sektörü özelinde, en iyi malzeme dahi olsa doğru detayda doğru malzeme seçimi çok önemli. Denetimli, kaliteli ürünler ve uygulamalar ne kadar çok artarsa, bina güvenliği açısından, alınan sonuç o kadar iyi olur. 

Biz Bitüder olarak tüm ulusal ve uluslararası ürün ve uygulama Standartlarına uygun su yalıtımı yapılması ile ilgili tüm kamu ve özel sektörde çalışan karar vericileri uyararak farkındalık yaratmaya, bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Yalıtım uygulamalarının da başarılı olabilmesi için doğru detayda doğru malzeme seçimine, seçilen malzemenin uygulama kurallarına uygun şekilde uygulanmasına dikkat edilmesi ve denetlenmesi gerekiyor. 

Merdiven altı olarak tabir ettiğimiz kalitesiz ürünlere karşı pazar denetimini yeterli buluyor musunuz? Sizce sektördeki haksız rekabet hangi seviyede?

Sektörün başlıca sorunlarından biri standart dışı üretim… Çözümü için üreticilerin kalite ve CE belgelerinin olması ve ürünlerin teknik performanslarının beyan edilen değerlere ve standartlara uygunluğunun piyasa gözetim denetim kapsamında doğru şekilde incelenmesi gerekiyor. Bu konudaki denetimlerin ve yönetmeliklerin yetersiz olması haksız rekabeti de körüklüyor. Su yalıtımını; mimar, mühendis, müteahhit, mal sahibi gibi su yalıtımı sektör paydaşlarının yeteri kadar önemsemiyor olması da ciddi bir sorun.

Tüm bunlara ek olarak en önemli hedefimizin su yalıtımının ülkemizde zorunlu hale gelmesi ile bu alanda yürüttüğümüz çalışmaların sektörümüz adına pozitif sonuçlandığını görmek olduğunu söyleyebiliriz. 

Tabi diğer yandan üretim dediğimizde hemen akıllara üretim standartları geliyor. Bu noktada kaliteli bitümlü su yalıtım malzemelerinin sahip olması gereken standartlar nelerdir? 

Yapı stokumuzun büyük bir bölümünün betonarme olması nedeni ile temellerde, çatılarda ve gerekli tüm diğer detaylarda su yalıtım yapılması yapı güvenliği açısından şarttır. CE işareti; kalite konuşunda, hem uluslararası hem de ulusal mevzuatlarımıza uygun şekilde gereklilikleri karşılayacak yeterliliktedir. Bu konuda bütün üreticileri bilgilendirmek ve bitümlü örtü pazarını kalite standartlarını koruyarak büyütmeyi amaçlıyoruz. Derneğimiz, su yalıtım sektöründe faaliyet gösteren tüm polimer bitümlü örtü üreticilerini aynı çatı altında toplamak amacıyla kuruldu. Böylece sektörün kalite standartlarını koruyarak sağlıklı büyümesini, ulusal standartlara ve Avrupa Birliği standartlarına uygun üretim yapılmasını sağlamayı hedefliyoruz. BİTÜDER’de son dönemde yeni bir yapılanmaya giderek CE güvencesinin, kalite denetimlerinin yoğunlaştırılması anlamında önemli çalışmalar yapmış ve önemli mesafeler kat etmiştir. 

Ürünün kalitesini en iyi anlayacak kişiler ustalar… Peki siz uygulamalarda büyük rol oynayan ustaları yeterli buluyor musunuz?

Ülkemizin kanayan yarası kalifiye eleman, ne yazık ki su yalıtımı sektöründe de en önemli sorunlarımızdandır. Bitümlü örtüler ile ilgili pazarda yaşanan sorunlardan biri de, kaliteli ürünler kullanılsa bile uygulamaların bilgisiz ve yetersiz ekipler tarafından yapılması sonucu yaşanan problemler. Ürünlerin sertifikalı uzman ekipler tarafından uygulanması, binanın su yalıtım detaylarının sürekliliği ve bitümlü örtüden beklenen performansın sağlanması açısından son derece önemli. Bunun aşılması adına firmalar bireysel eğitim çalışmaları yürütüyor. Böylelikle aslında sektörde eğitim almış pek çok usta uygulayıcı var. Fakat işverenlerin eleman seçerken, iş emri verirken sertifikalı usta seçimi konusunda seçici davranmaması, uygulamaların ehil olmayan ustalar tarafından yapılmasına, dolayısı ile haksız rekabete yol açıyordu. Bu açıdan 25 Mayıs 2015 tarihli ve 29366 sayılı ’Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ‘Yeterlilik Belgesi Zorunluluğu Getirilen Mesleklere İlişkin Tebliğ’de su yalıtımcısından da yeterlilik belgesi aranması zorunluluğunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bitüder olarak “Belgeli Personel” döneminin sektörde öncüsü olmak adına, konumuz ile ilgili yeterlilik belgeli eleman konusunda özel çalışmalar yapıyoruz.  Bu konuda denetimler sıkılaştırılır, üretici ve uygulayıcı firmalar da üzerine düşeni yaparsa kısa sürede önemli iyileşmeler sağlanabilir görüşündeyiz.

Bir de benim kişisel olarak merak ettiğim bir husus daha var. Daha önceden yalıtım yapılmamış ama su yalıtımı yapılmak istenen yapılara yaklaşımınız nedir? Sizce yalıtım temelden mi uygulanmalı? Renovasyon noktasında uygulamak doğru mudur? 

İşin en doğrusu tüm detay çözümlerinde olduğu gibi su yalıtım detaylarının da kararları, bina projelendirilme aşamasındayken çözülmelidir.  Yanlışların pek çoğu bina yapım aşamasında iken çözüm arayarak, acele ve ucuz yöntem arayışından kaynaklanmaktadır. Binanın toprak altında kalan temel bölümlerinden  (bohçalama su yalıtımı) başlayarak, suyun zararlı etkilerine maruz kalabilecek, çatıları, cephe elemanları ve ıslak hacimleri gibi detaylar doğru seçilmiş, standartlara uygun malzemeler ve kaliteli işçiliklerle uygulanarak, çağdaş, sağlıklı, konforlu, en önemlisi güvenli yapılar oluşturulabilir. Bitümlü Örtüler bu kapsamda tüm dünyada ve Avrupa’da çok eski yıllardan beri uygulanan, kalitesini ispatlamış ve hala en büyük pazar payına sahip ürünlerdir. Türkiye’de de iç talebi karşılayacak, dünya standartlarında yeterli üretim mevcuttur. 

Mevcut binalarda problem varsa suyun zararlı etkilerinden korunmak için renovasyon olarak da önlemler alınabilir ama en doğru su yalıtımı, proje aşamasındayken karar verilip, detayların oluşturulması, doğru detayda doğru malzeme seçimi ile mümkündür.  Kısaca bina yapımı aşamasında karar verildiğinde uygulamalar çok daha ekonomik ve uzun ömürlü. Sonradan, önlem için yapılan uygulamaların bedeli ise hem daha pahalıya mal oluyor, hem de beklenen sonucu vermeyebiliyor.  

Son olarak, özellikle yaşanan doğa olaylarıyla ilintili olarak Türkiye’deki inşaat tekniklerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yaşanan deprem felaketleri; Türkiye'deki inşaat tekniğinin ve alışkanlıklarının yeniden gözden geçirilmesine neden oldu. Türkiye'nin bir deprem ülkesi olması, nüfusun yoğun olarak bulunduğu batı bölgelerinde önümüzdeki 30 yılda şiddetli bir deprem olması ihtimalinin yüksekliği kamuoyunun bilinç seviyesinde ve ilgi düzeyinde artış sağladı. Buna rağmen Avrupa Ülkeleri ile kıyaslandığında Türkiye’de su yalıtımı oldukça geri bir noktada. Kaliteli ürünlerden çok, ucuz ürünlere yönelim var. Pazar büyüklükleri incelendiğinde Almanya'nın ülkemizden 5.8 kat, İtalya'nın 2.9 kat ve Fransa'nın ise 2 kat daha fazla bitümlü örtü kullandığı ortaya çıkıyor. Bitümlü su yalıtımı konusunda Avrupa oldukça bilinçli. Öyle ki Türkiye ile kişi başına düşen su yalıtım malzemesi açısından karşılaştırdığımızda ülkemizin nerdeyse 4 katı kadar su yalıtım malzemesinin kullanıldığını söylemek mümkün. 

Bitüder yalıtım sektöründe su yalıtımı konusunda 10 yıldan fazladır faaliyet gösteren bir sektör derneğidir. Doğru malzeme seçimi, kaliteli üretim, kaliteli uygulama konularının daima birbirini tamamlaması gerektiğini savunur. Kentsel dönüşüm kapsamında riskli ve çürük yapıların yenilenmesi sürecinde geçmiş hatalardan ders almak önem taşıyor. Yeni binalar, deprem yönetmeliği açısından statik olarak oldukça dayanıklı ve güvenli şekilde dizayn ediliyor ve bu yönetmelikler ciddi şekilde denetleniyor. Tüm inşaat sektöründeki büyüme beklentilerinin paralel olarak yalıtım sektöründe, dolayısı ile su yalıtım sektörüne de yansımasını bekliyoruz.  Su yalıtımı uygulamasının Türkiye’de binalarda can ve mal güvenliği için zorunlu Su Yalıtım Yönetmeliği’nin yayınlanmasının inşaat sektörüne ve su yalıtım sektörüne önemli katkıları olacağını umuyoruz.

 


Yükleniyor...
Yükleniyor...