25-08-2017
Yapının Dayanıklı ve Uzun Ömürlü Olması İçin Alınacak En Önemli Tedbir: Su Yalıtımı

Yapının Dayanıklı ve Uzun Ömürlü Olması İçin Alınacak En Önemli Tedbir: Su Yalıtımı

İnsan vücudu için kanser ne anlama geliyorsa, yapılarda da korozyonun aynı anlama geldiğini söyleyen Mapei Yapı Grubu & Teknik Servis Müdürü ve Su Yalıtımcıları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Salih Helvacı, mevcut teknolojilerle yapılan yapılarda su unsurunun kontrol altına alınması gerektiğini ifade ediyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının su yalıtımı konusunda hazırladığı taslak yönetmeliğin yayınlanması ile su yalıtımı konusundaki kafa karışlığının ortadan kalkacağını düşünen Helvacı, “Yönetmelik devreye girince, sadece kamu hizmetindeki yapılar için değil tüm yapıların su yalıtımı için bir kılavuz görevi görecek.” diyor. Mapei olarak, sundukları çözümlerin öncelikli amacının ömürlük bir yalıtım olduğunu kaydeden Helvacı, bunun için malzemelerin bir sistem içinde, doğru yöntemlerle uygulanması gerektiğinin altını çiziyor.

Aslında baktığımızda su, insan hayatı için en önemli şey. Fakat yapılar için de bir o kadar tehlikeli bir unsur değil mi?

Haklısınız, su aslında yaşamın kaynağı ancak mevcut teknolojilerle yapılan yapılarda, kontrol altına alınmazsa büyük riskler oluşturuyor. Yapının iskeleti olarak adlandırabileceğimiz taşıyıcı sistemlerin içinde tuz ve sülfat gibi mineraller de barındırabilen yeraltı veya yüzey sularına maruz kalması, iskeletin öngörülen faydalı ömründen çok daha kısa sürelerde işlevini yitirmesine yol açabiliyor. Bu durum deprem gibi ekstrem kuvvetler karşısında daha dramatik bir hal alıyor ve can kayıplarına yol açan bina çökmelerinin ana sebebi işlevini yitirmiş taşıyıcı sistemler oluyor.

Su, taşıyıcı sistemlerin kabuğunu oluşturan betona kimyasal (su içindeki sülfat, tuz, vb. zararlılar) ve fiziksel (donma/çözülme, tuz kristalleşmesi, vb.) olarak zarar veriyor. İşlevini yitiren beton, donatıyı koruma görevini yapamadığından, donatılarda korozyon sonucu kesit kayıpları oluşuyor, bu da yapının yük taşıma kapasitesinin azalmasına ve deprem gibi kritik durumlarda çökmeler yaşanmasına yol açıyor.

Ayrıca bu durum, yaşam konforunun azalmasına, daha sık bakım yapılması gerektiği için yüksek maliyetlere ve bakım amacıyla kullanılan malzemelerin ham maddeleri nedeniyle çevresel zararlara neden oluyor.

Türkiye gibi deprem kuşağında yer alan bir ülke için doğru malzemeler ile yapılmış su yalıtımı oldukça önemli. Bu noktada, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının son şeklini vermekte olduğu yeni yönetmelik hakkında konuşalım. Biliyorsunuz sektörde su yalıtımı konusunda belli bir kafa karışıklığı söz konusu.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, sektör temsilcilerinin görüşlerini de göz önüne alarak çağdaş ve bilimsel verilere dayanan bir yönetmelik hazırlanması için uzun süredir hummalı bir faaliyet yürütüyor. Bizim de üyesi olduğumuz SUDER ve İZODER gibi derneklerin görüşlerini alarak taslağa son şeklini vermiş durumda, geçtiğimiz günlerde son incelemelerini de tamamlayarak, en kısa sürede yönetmeliğin hayata geçirilmesinin planlandığını ilgili derneklere bildirdi. Yönetmelik devreye girince, sadece kamu hizmetindeki yapılar için değil tüm yapıların su yalıtımı için bir kılavuz görevi görecek. Böylelikle sektörde yaşanan kafa karışıklığının da son bulacağını umuyorum.

Yönetmelik hazırlanırken de faydalandığımız uluslararası standartlar aslında doğru malzeme seçiminde önemli bir kriter, ancak yeterli değil. Malzemenin doğru olmasının yanı sıra doğru yerde, doğru yöntemle kullanılması çok önemli. Yeni yönetmelik bu nokta da yol gösterici olacak.

Yapılan araştırmalara göre, depremde yıkılan veya hasar gören binaların çoğunun nemden kaynaklanan korozyon sebebiyle zarar gördüğü saptanıyor. Bunu engellemenin yolu da en başından bahsettiğimiz gibi ‘su yalıtımı’. Peki, bir yapıda etkin bir su yalıtımı olması için gereken şartlar neler? Mapei bu gibi durumlarda ne gibi çözümler sunuyor?

İnsan vücudu için kanser ne anlama geliyorsa, yapılarda da korozyon aynı anlama geliyor. Kanser tedavisinin en etkin ve önde gelen prensibi nasıl kanserden korunma yöntemlerini uygulamaksa, yapılar için de bu böyle. Su yalıtımı, yapının dayanıklı ve uzun ömürlü olması için alınacak en önemli tedbir.

Mapei olarak sunduğumuz çözümlerin ilk amacı; yalıtımın, yapının ömrü boyunca hizmet verecek dayanıklılıkta olması, bu da ancak çeşitli malzemelerin bir sistem içinde, doğru yöntemlerle uygulanmasıyla sağlanabilir.

Su yalıtımının ilk uygulandığı ve belki de en önemli olduğu yer, yapıların temel ve perde duvarları. Yapının tipi, kullanım amacı, toprak seviyesinin altında olup olmadığı ya da yeraltı suyu bulunup bulunmadığından bağımsız olarak, temel altında mutlaka fiziksel bariyer oluşturan örtülerle yalıtım yapılması tüm dünyada kabul edilen bir gerçek. Bizim de bu amaçla kullanılabilecek çeşitli çözümlerimiz mevcut, çok çeşitli çözümler sunan değişik sistemler üretiyoruz. Türkiye’de temel altı uygulamaları için öne çıkardığımız iki çözümümüz, suyla temas ettiğinde, hasarlanmış olsa bile kendi kendini tamir edebilen bentonit sistemimiz Mapeproof ve post enjeksiyon gibi çok komplike çözümler sunan Mapeplan Kompartman Sistemi. Her iki sistemde de, öne çıkan iki özellik, insan hatalarını tolere edebilen, sonradan yalıtım sistemine müdahale etme imkânı sağlayan çözümler sunmaları ve yalıtımın yapının altında kalan grobeton yüzeyine değil, asıl taşıyıcı sistem olan temel betonu yüzeyine yapılması.

Temel altı yalıtımından sonra temel perdelerinde aynı sistemlerle su yalıtımına devam edilebileceği gibi, özellikle çift yüzlü perdelerde daha kolay uygulanabilir çözümler sunan ve temel altı membranlarından perdeye geçişte güvenli geçiş detayları ile birlikte uygulanabilen bitüm esaslı (Plastimul serisi) ve çimento esaslı (Mapelastic Foundation) çözümlerimiz de mevcut. Bunlardan özellikle yüzde 1500 uzamada kopma özelliğiyle öne çıkan Plastimul 2K Reactive, özel püskürtme ekipmanlarıyla uygulanabilen ve mükemmel fiziksel ve mekanik performans sağlayan bir ürün. Yapı oturmalarından kaynaklanan sıyırma kuvvetlerine ve betonarmede oluşabilecek çatlaklara esnekliği sayesinde en iyi şekilde dayanım sağlayan bu ürün, ani kuruma ve hızlı uygulama özellikleriyle de yapım sırasında hem zamandan hem de bütçeden tasarruf edilmesini sağlıyor.

Temel seviyesinden sonra yapının tipine göre ıslak hacimlerde, otopark ve meydan tabliyelerinde, yüzme havuzları, su depoları, teras, balkon ve çatılarda da çok çeşitli ve zengin bir ürün yelpazemiz var. Bu çözümlerimizin iki tanesinden özellikle bahsetmek istiyorum.

Birincisi 30 yıldan beri tüm dünyada adeta su geçirimsizliğin ve dayanımın adı olmuş, Mapelastic serisi ürünlerimiz. -20° C’da bile esnek kalabilen, donatı kullanılmadan 3 mm’ye kadar çatlak köprüleme performansı gösterebilen Mapelastic serisi ürünler, uygulandığı betonarme yüzeyini karbondioksit penetrasyonuna karşı 50 yıldan uzun süre koruyor. Suyla birlikte yapıya büyük zararlar verebilecek klor etkisine karşı da, 2,5 mm kalınlığındaki Mapelastic tabakası 30 mm kalınlığındaki betona eşdeğer koruma sağlıyor.

İkinci olarak söz etmek istediğim ürün de, bizim PURTOP serisi olarak adlandırdığımız yeni nesil su yalıtım sistemleri. Çok özel ekipmanlarla püskürtülerek uygulanan bu ürünler, teras ve otopark tabliyelerinin yanı sıra köprü ve viyadük üstlerinde de mutlak su sızdırmazlığı için kullanılıyor. PURTOP serisi ürünler uygulandığı yüzeylerde 2 dakika içinde su yalıtımı sağlıyor, mükemmel mekanik performanslarıyla yapıda oluşabilecek hareket ve çatlakları tolere edebiliyor. Ayrıca mekanik dayanımlarına ek olarak UV dayanımı sağlamaları sayesinde açıkta bırakılabildikleri için yapıya ek yük getiren kaplamaları ortadan kaldırıyor ve yüzeyler 15-20 dakika sonra yaya trafiğine açılabiliyor.

Başta da söylediğim gibi etkin su yalıtımı için tek bir üründen faydalanmak yeterli olmuyor, bir sistem içinde birbirini tamamlayan ürünlerin bir arada kullanılması gerekiyor.

Peki, bu çözümler ne gibi avantajlar sağlıyor?

Su yalıtım çözümleri, doğru malzemeler ve doğru uygulama yöntemleriyle uygulandığı zaman öncelikle yapının ekonomik ömrünü uzatıyor, bakım maliyetlerini en aza indiriyor ve sağlıklı yaşam ve çalışma ortamları sağlıyor. Bu durumun da insan sağlığına, ekonomiye ve çevreye çok olumlu katkıları var. İşin ekonomik ve sağlık boyutlarından daha önce bahsetmiştik ama çevre ve sürdürülebilirlik konusu da çok önemli. Doğru yapılmış su yalıtımı, yapıların faydalı ömrünü uzatıp bakım ihtiyacını da en aza indirdiği için, yeni yapılar ve bakım faaliyetleri için kullanılacak malzemeler de daha az tüketilmiş oluyor. Yapı için kullandığımız her malzemede kullanılan ham maddelerin üretim süreçlerinde az ya da çok çevresel etkileri oluyor. Bir de bu malzemelerin taşınması ve uygulanması sırasında oluşan çevresel etkileri de göz önüne alırsanız, etkin su yalıtımının önemi bir kez daha ortaya çıkıyor.

Siz Mapei’deki görevinizin yanı sıra Su Yalıtımcıları Derneğinin de (SUDER) Yönetim Kurulu Başkanısınız. Sizce Türkiye’de yalıtım hak ettiği seviyede mi? Yalıtıma gereken önem veriliyor mu? Özellikle su yalıtımı için konuşmak gerekirse neler söylersiniz?

Ülkemizde yalıtım denince ilk akla gelen konu, ısı yalıtımı. Son zamanlarda su yalıtımı da ülkemizin tüm bölgelerindeki projelerde dikkate alınmaya başlandı. Sırada ses ve yangın yalıtımları var.

Aslında hangi amaçla yapılırsa yapılsın, yalıtım insan ve çevre sağlığıyla doğrudan ilişkili. Isı yalıtımı ekonomik faydası çok kısa sürede görüldüğü için sektörde daha çabuk kabul gördü. Bu duruma elbette bakanlık ve belediyelerin teşvik ve denetimleri de destek oldu. Su yalıtımı için de aynı sürecin daha yavaş da olsa yaşanmaya başladığını söyleyebiliriz. Kamuyu ilgilendiren büyük kamu ve özel sektör yatırımlarında su yalıtımı önemli bir başlık. Konut inşaatlarında da gittikçe artan oranda önem verilmeye başlandığını söyleyebiliriz. Yani sektörde su yalıtım ihtiyacıyla ilgili bir bilinç oluşmuş durumda.

Su yalıtımıyla ilgili yaşanan en büyük sıkıntı ihtiyaca yönelik doğru malzeme seçimi ve doğru uygulama olarak özetlenebilir. Su geçirimsizliği sağlayan çok fazla malzeme olması, yatırımcı ve müteahhitlerin ihtiyaçlarına yönelik malzeme seçimi konusunda kafa karışıklığı yaratabiliyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının son şeklini verdiği Su Yalıtım Yönetmeliği bu kafa karışıklığının ortadan kalkması konusunda çok yardımcı olacak.

Diğer bir konu da su yalıtım malzemelerinin doğru uygulanması. Bu konuda da akredite kuruluşlar tarafından belirli koşulları sağlayan eğitimli adaylara verilen Su Yalıtımcı Belgesi son zamanlarda hissedilir bir değişiklik yarattı. Biz de hem Mapei olarak hem de derneğimiz adına su yalıtımın bu belgeye sahip ustalar tarafından uygulanmasını destekliyoruz, belgeyi edinmek isteyen ustalara yönelik teşvik ve eğitim programları yürütüyoruz.

Son olarak sektöre ve tüketiciye vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

 

Su yalıtımı deprem bölgesindeki ülkemiz için hayati bir konu. İçinde yaşadığımız, çalıştığımız, eğitim ve hizmet aldığımız yapılardan en büyük beklentimiz, bir deprem anında sağlam kalarak can güvenliğimizi korumaları. Yapıların su yalıtımını değerlendirirken bu konu hiçbir zaman göz ardı edilmemeli. Bu bilincin yatırımcı ve tüketicilerde tam anlamıyla yerleşmesi, depreme karşı aldığımız tedbirlerin de önemli oranda etkili olması demek. 


Yükleniyor...
Yükleniyor...