25-08-2017
Yeni Yönetmeliklerle ve Standartlarla Daha İdeal ve Konforlu Yapılar Elde Edilecek!

Yeni Yönetmeliklerle ve Standartlarla Daha İdeal ve Konforlu Yapılar Elde Edilecek!

Yeni yapılan binaların tüm yalıtım uygulamalarını içerecek şekilde yapılmasının önem taşıdığını vurgulayan ODE Yalıtım Genel Müdürü Ali Türker, yeni yönetmeliklerin ve standartların da bunu desteklediğine dikkat çekiyor. Yalıtım için genel olarak çok pahalı algısından sıyrılmak gerektiğine inanan Türker, “Tüm yalıtım sistemlerinin ideal bir uygulamayla yaptırılması inşaat maliyetinin yaklaşık yüzde 3 veya 3,5 gibi bir kısmını oluşturuyor ki bunu da zaten birkaç yıl sonra geri alabiliyorsunuz.” diyor. Son 10 yılda enerji ithalatına ödenen paranın yaklaşık 55 milyar dolar civarında olduğunu kaydeden Türker şu bilgileri veriyor; “Ulaşımı dışarda tutarsak bu 55 milyar doların yüzde 75’ini konut ve sanayide kullanıyoruz. Yani yalıtım aracılığı ile yalnızca konutlarda 10-15 milyar tasarruf yapma kapasitemiz var.”

Enerji kayıplarını önlemek için en etkili yöntem; ‘yalıtım’. Diğer yandan az enerji harcayarak istenilen ısı verimini alabilmek ve konfor düzeyimizi korumak için de yalıtım yaptırıyoruz. Bu konu hakkında siz neler paylaşmak istersiniz? Son 10 yıldaki enerji ithalatı ile karşılaştırdığımızda karşımıza nasıl bir tablo çıkıyor?

Günümüzde enerji maliyetleri ticari işletmeler, konutlar ve ülkelerin en büyük maliyet kalemleri arasında yer alıyor. Yalıtım uygulamalarının önemi de burada devreye giriyor. Elbette sağladığı konfor tartışılmaz ama ısı yalıtımı, konforun da ötesine geçerek enerjinin boşa harcanmasını önleyerek tasarruf sağlanmasına ciddi bir katkıda bulunuyor.

 

Diğer yandan, ısı yalıtımında daha çok soğuğa karşı yapılır diye bir algı var. Aslında sıcak bölgelerde de yalıtım çok önemli. Çünkü bir yeri soğutmak ısıtmaya göre en az 7 kat daha pahalı. Dolayısıyla hem sıcak hem de soğuk yerlerde mutlaka ısı yalıtımının yapılması lazım.

 

Son 10 yılda enerji ithalatına ödediğimiz para da yaklaşık 55 milyar dolar civarında. Ulaşımı dışarda tutarsak bu 55 milyar doların yüzde 75’ini konut ve sanayide kullanıyoruz. Yani yalıtım aracılığı ile yalnızca konutlarda 10-15 milyar tasarruf yapma kapasitemiz var.

Tabi yalıtımı sadece ısı yalıtımı olarak ele almamak gerekiyor değil mi? Çünkü tek başına ısı yalıtımı yeterli enerji tasarrufu sağlayamıyor, bunu hepimiz biliyoruz. Peki, sizce ısı, su ses, yangın yalıtımı bir paket şeklinde uygulanmalı mı?

Yalıtım sadece ısı yalıtımı değil; ısı, ses, su ve yangın yalıtımı olarak entegre bir sistem. Isı yalıtımı daha az enerji tüketmek için hem konutlar hem de sanayi için öncelikli. Su yalıtımının ise özellikle deprem bölgelerindeki yapılaşmada koruyucu etkisi var. Su yalıtımı olmayan binalar 10 yılda taşıma kapasitesinin yüzde 66’sını kaybediyor. 1999 depreminde de hasar gören binaların yüzde 64’ünde temel sorunun korozyon olduğu tespit edilmişti. Deprem bölgesinde ve mevcut yapılarının yüzde 85’inde su yalıtımı bulunmayan bir ülke olarak su yalıtımı konusunda daha fazla bilinçlenmeye ihtiyacımız var.

 

Özellikle yeni yapılan binaların tüm yalıtım uygulamalarını içerecek şekilde yapılması önem taşıyor. Zaten yeni yönetmelik ve standartlar da bunu destekliyor. Isı ve yangın yalıtımı için standartlar vardı, yakın zamanda ses yalıtımı için standartlar açıklandı. Önümüzdeki dönemde su yalıtımı için de bu standartlar getirilecek. Yani daha ideal ve konforlu yapılara doğru gidiyoruz.

 

Diğer yandan yalıtım için genel olarak çok pahalı algısı var ancak bu doğru değil. Tüm yalıtım sistemlerinin ideal bir uygulamayla yaptırılması inşaat maliyetinin yaklaşık yüzde 3 veya 3,5 gibi bir kısmını oluşturuyor ki bunu da zaten birkaç yıl sonra geri alabiliyorsunuz. Yalıtım sonradan da yapılabilir ama biraz daha yüksek maliyetli olur bu yüzden binayı inşa ederken entegre bir sistem olarak tüm yalıtım uygulamalarının yapılmasını öneriyoruz. 

 

TÜİK verilerine göre Türkiye’de 8 milyon bina ve 16 milyon konut var. Bugün ülkemizde ciddi ve tutarlı yaklaşımlarla, ısı yalıtımı uygulamadan inşa edilmiş yaklaşık 12 milyon dolayında yapının olduğu tahmin ediliyor. Bana göre işin en acı yanı; bu binalarda uygulanması hiçbir teknolojik zorluk arz etmeden, herkesin kolaylıkla uygulayabileceği yalıtım uygulamaları ile ısınma için sarf ettiğimiz enerjinin asgari yüzde 50 'sini geri kazanmanın mümkün olması. Bu konu hakkında sizin yorumlarınız neler?

 

Tüm dünyada tüketilen toplam enerjinin yüzde 40’ı binalarda kullanılıyor. Isı yalıtımı, binalarda yüzde 70’e varan enerji verimliliği sağlanabilmesini mümkün kılıyor. Diğer yandan, binalar ve yerleşimler küresel ısınmaya sebep olan karbon salınımının yüzde 40’ından, su tüketiminin yaklaşık yüzde 12’sinden, enerji tüketiminin yüzde 30’undan, elektrik tüketiminin ise yüzde 71’inden sorumlu. Türkiye, tükettiği enerjinin yüzde 78’ini ithal ediyor. Ülkemizdeki yalıtımsız bina sayısı 15 milyondan fazla. Bu da binaların yüzde 85’inin yalıtımsız olduğu anlamına geliyor. Yalıtımsız binalar nedeniyle yaşanan enerji kaybının her yıl ülke ekonomisine bedeli 10 milyar dolar. Isı yalıtımı, betonun içindeki demirlerin paslanmasını engelleyerek binanın depreme karşı dayanıklılığını da arttırıyor. Evlerde küflenme, siyah leke ve mantar oluşmasına neden olan terlemeyi (yoğuşma) önlüyor.  Yaşam alanları içerisinde dengeli oda sıcaklıkları yaratarak konforlu ve sağlıklı mekânlar oluşturuyor. Sağlayacağı verimlilikle, ülkemizin enerjide dışa bağımlılığını azaltarak ülke ekonomisine katkı sağlıyor.

Yaptığımız hesaplamalara göre;  120 metrekare dış duvar yalıtımsız kombili bir dairenin aylık yakıt tüketimi 1590 TL iken; aynı metrekarede dış duvarı yalıtımlı kombili bir dairenin aylık yakıt tüketimi 304 TL’ye düşüyor.  Yine 120 metrekare dış duvar yalıtımsız merkezi sistem ısıtılan bir dairenin aylık yakıt tüketimi 1395 TL iken, aynı metrekare ve merkezi ısıtmalı yalıtımlı bir dairenin aylık yakıt tüketimi yalnızca 109 TL. Görüldüğü üzere, yönetmeliklere uygun olarak yapılacak ısı yalıtımı ile yakıt harcamalarından en az yüzde 60 tasarruf etmek mümkün. 

 

Yalıtım sektörünün önde gelen şirketlerinden ODE’nin Eskişehir’deki yalıtım üssünü konuşmak isterim. Üretime başladığınızı da biliyoruz ama benim burada asıl merak ettiğim şey; önceki sohbetlerimizde de bahsetmiş olduğunuz, tesisin belli bir doyum noktasına ulaştıktan sonra pazara ve ülkenin durumuna bağlı olarak yeni yatırımlar yapmayı hedeflediğiniz… Bu doyum noktası nedir? Daha çok yolunuz var mı?

ODE Yalıtım olarak tüm faaliyetlerimizi ve yatırımlarımızı öncelikle bölgesel bir güç, nihai olarak da global bir marka olma vizyonuyla planlıyoruz. Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde tamamen 2030 yılı ihtiyaçlarına göre tasarlanan fabrikamızın 30 bin metrekarelik ilk fazında Nisan 2017’de üretime başladık. Bu fabrika tam olarak faaliyete geçtiğinde ODE toplam 100 bin m²  kapalı alana sahip olacak ve böylece Türkiye yalıtım sektörünün en büyük kapalı alana sahip üreticisi konumuna yükselecek. Yine tam kapasite faaliyete başlamamızla, elastomerik kauçuk köpüğünde yıllık 20 bin ton, membranda 30 milyon m², shingle’da ise 5 milyon m² üretim hacmine sahip olacağız. 20 bin tona çıkartacağımız kauçuk köpüğü üretim kapasitesi sayesinde, Türkiye kauçuk pazarının 2 katı üretim kapasitesine sahip olacağız.  Böylece teknik yalıtım sektöründe de Çin ve Almanya arasındaki coğrafyanın da en büyük üreticisi konumuna yükseleceğiz.

Eskişehir fabrikamızın yatırımının tamamlanmasıyla birlikte, 2020 yılına kadar toplam 500 milyon TL’yi aşacak konsolide gelir ile, kapasite ve ciro açısından Türkiye’nin en büyük yalıtım firması olmayı ve milyon doların üzerinde ihracat yaptığımız ülke sayısını her yıl 1 ülke arttırarak, ihracatın toplam ciromuz içindeki payını yüzde 35’e çıkartmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda ihracatımızı 4 yıl içinde yüzde 100 arttırmayı hedefliyoruz. Çünkü hedefimiz global bir marka olmak.

Yılın ikinci çeyreğinde ODE tarafında durumlar nasıl?

ODE olarak inşaat sektöründe projelerin sayısındaki düşüşe rağmen, ilk altı aylık dönemde kendi ürettiğimiz ürünlerimizde yüzde 30’a yakın; son 10 yılda ise yaklaşık yüzde 20’nin üzerinde büyüme kaydettik. Bu yıl da Eskişehir’deki tesis yatırımımız ve geçtiğimiz yıl Çorlu’daki üretim tesisimizde gerçekleştirdiğimiz kapasite artışı yatırımlarının etkisiyle son 10 yıldaki ortalamamızın da üzerinde bir büyüme yakaladık. Bu sonuç, bizi daha da motive ediyor.

 

Eklemek istediğiniz farklı bir detay var mı?

 

 

Son 5 yılda iki önemli hisse alımı gerçekleştirdik. Bunlardan ilki İş Girişim Sermayesi ile yaptığımız ortaklıktaki hisselerimizin geri alınması, diğeri de İtalyan L'ISOLANTE K-FLEX ile kauçuk köpüğü üreten şirketimizde yaptığımız ortaklıktaki hisse paylarını almamız oldu. İtalyan ortağımızın hisselerini alarak Türkiye’de yalıtım sektöründe faaliyet gösteren yüzde 100 Türk sermayeli en büyük şirket olduk. ODE olarak, bölgesel koşullar nedeniyle zor bir dönemde ülkemizin geleceğine yatırım yapmaktan hiç vazgeçmedik. Sektörümüzde TURQUALITY® programına kabul edilen ilk marka olarak EY Türkiye’nin danışmanlığında belirlediğimiz 13 hedef pazarda ihracatımızı artırmaya odaklanıyoruz. Önümüzdeki dönemde özellikle Kuzey Afrika’daki ve Sahraaltı ülkelerine yönelik derinleşme stratejilerimizi uygulamaya geçirecek ve yalıtım sektöründe Türkiye’den çıkan bir dünya markası olma hedefimize bir adım daha yaklaşacağız.


Yükleniyor...
Yükleniyor...