14-09-2017
İşlevsellik, İnovasyon, Sürdürülebilirlik ve Estetik Bütünlük Çizgisinde İlerleyen Bir Tasarım Ofisi…  Studio 13, Architects

İşlevsellik, İnovasyon, Sürdürülebilirlik ve Estetik Bütünlük Çizgisinde İlerleyen Bir Tasarım Ofisi… Studio 13, Architects

Sürdürülebilir estetik ve sosyal unsurları ön plana çıkarttıkları Unilever Vector projesiyle doğaya ve çevreye duyarlı bir tasarım gerçekleştirdiklerini ifade eden Studio 13, Architects Kurucusu Deniz Yetkin, aynı zamanda bu projede işlevselliği ve fonksiyonelliği ön planda tuttuklarına dikkat çekti. Unilever Vector’de eğlenceli ve modern bir atmosfer yaratmaya özen gösterdiklerini ekleyen Yetkin, mekanın diline uygun renk ve temalar seçtiklerini söylüyor.

 

Sohbetimize günümüzün trend konularından yeşil malzemelerle giriş yapalım istiyorum. Edindiğimiz bilgilere göre geçtiğimiz günlerde Konya’da bir fabrikanın laboratuvar ve ortak alanlarının iç mimarisini, doğal ve çevre dostu malzemelerle projelendirdiniz. Aslında bu proje sizin doğaya verdiğiniz önem hakkında bizlere ipucu veriyor ama ben biraz da sizin ağzınızdan duymak istiyorum. Yeşil malzemelerin tasarımlarınızdaki yeri nedir?

Studio 13, Architects olarak mimari ve mühendislik uzmanlığımızla, sürdürülebilir estetik ve sosyal unsurları ön plana çıkarttığımız Unilever Vector projemizle doğaya ve çevreye duyarlı bir tasarım gerçekleştirdik. Konya’da bulunan ve 84 bin m²’lik bir alan üzerine kurulu fabrikanın ofis, laboratuvar ve ortak alanlarının iç mimarisini projelendirerek uygulamasını gerçekleştirdik. Aynı zamanda işlevselliği ve fonksiyonelliği ön planda tuttuğumuz eğlenceli ve modern bir atmosfer de yaratmaya özen gösterdik. Mekânın diline uygun olarak farklı alanlarda kullandığımız renk temaları ve görselleri de bu doğrultuda seçtik.

Studio 13 Architects olarak, doğaya ve çevreye duyarlı tasarım ve malzemeler sürdürülebilirlik anlamında bizim için oldukça önemli. Bu açıdan, mimari kalitemizi hem uluslararası inovasyonla hem de çevreye duyarlı tasarımlarla ortaya çıkardığımızı düşünüyoruz. 

Diğer yandan mimari bakış açısını yaratıcılıkla birleştirmek, özellikle kişisel yaşam alanları tasarlama noktasında büyük önem taşıyor değil mi?

Kesinlikle. Studio 13 Architects olarak hayata geçirdiğimiz projelerin her aşamasında iş ortaklarımızın yeni yaşam alanlarında yaratacağı yeni hikâyelerini odağımıza alıyoruz. Bu açıdan, mimari çizgimizi en iyi tanımlayan sözcükler; işlevsellik, sosyal unsurlar, inovasyon, sürdürülebilirlik ve estetik bütünlük. 

Gezdiğiniz, gördüğünüz ve okuduğunuz her şeyden ve yerden mimari bir çıkarım yaparak geleceğe hazırlanıyorsunuz. O nedenle yaptığımız her projede de sürdürülebilirliği kendi mimarlık maceramla bütünleştiriyor, kendi hayatımdan elde ettiğim kazanımları bu serüvene dâhil ediyorum.

Günümüzde mimari kalitenin uluslararası inovasyonla birleştirildiği tasarımların önem kazandığını, özellikle sürdürülebilir bakış açısının ortaya çıkan projelerin temelinde yer aldığına inanıyorum. Yaşam alanlarını tasarlarken artık sosyal unsurların oldukça önem kazandığı ve doğa dostu bir trendin yükseldiğini gözlemliyoruz. Bugün tasarladığımız her alanda önceliğimiz, oranın geçmişini gelecekle buluşturmak yani sürdürülebilirliğini ön plana çıkartmak. Bugün artık teknolojiyi barındırmayan bir mimari tasarımın gelecek vadettiğini söyleyemeyiz, bu önemle üzerinde çalıştığımız bir konu.

Peki, Studio 13, Architects olarak bu alanda sizin çalışmalarınız nasıl ilerliyor?

Kişisel ve kurumsal zevkleri yaratıcı tasarımlarla geliştirerek çağdaş ve dinamik yaşam alanlarını yeniliklerle bütünleştiriyoruz, mimari dokunuşu mühendislik yetkinlikleriyle birleştiriyoruz. Tasarımlarımızda işlevsellik, sosyal unsurlar ve estetik bütünlüğü ön planda tutuyor, mağaza, otel, spa, fabrika ve havaalanı gibi kurumsal projelerin yanı sıra ev, villa, stüdyo gibi farklı ölçeklerdeki bireysel yaşam alanlarını da tasarlayarak hem projelendiriyor (2 boyut, 3 boyut, detay ve uygulama çizimleri) hem de anahtar teslim uygulamalar yapıyoruz.

Tasarımları kişisel alanlara dönüştüren en önemli unsurların, tasarımı geliştirme ve uygulamada rol oynayan, zevki yaşadığı alana taşıyabilen özel insanlara bağlı olduğunu bilen Studio 13, Architects olarak sürdürülebilir estetiği projelerimizin her aşamasında öncelik veriyoruz.

Bir mimar olarak fonksiyon ve estetik kavramlarını nasıl tanımlarsınız? Mimarlık kariyerinizde bu iki kelimenin yeri nedir?

Mimari tasarımlarda fonksiyon, mekânın amaca uygunluğunu ve gereksinimleri belirlerken, aynı zamanda biçimi, ölçüyü ve kullanılacak malzemeyi de seçmemize yardımcı oluyor. Mekânları tasarlarken ne fonksiyondan ne de estetikten ödün veremeyiz. Ben bu iki ögeyi bir takım olarak tanımlıyorum. Biri olmadan diğeri de asla tamamlanmamıştır benim için. Projelerimizde kullanış, işleyiş ve gereklilikler bakımından önceliklerimizi planımızda belirledikten sonra, estetik bir bütünlükle tamamlıyoruz. Bizim için estetik, fonksiyonu her zaman takip ediyor. 

Peki, genelde tasarımlarınızda müşteri faktörünü ne kadar dikkate alırsınız? Sizce müşteri istekleri özgün tasarıma engel midir?

Müşteri istekleri özgün tasarıma kesinlikle engel değildir. Müşterilerimiz, kullandığımız mimari dili ve değer verdiğimiz mekân özelliklerini takip ettikleri için bizi buluyor ve tercih ediyorlar. Projelendirme ve tasarım sürecinde karşılıklı alışverişe her zaman açığız. Ancak bilgi ve deneyimimizle edinmiş olduğumuz temellerde açıklayıcı olmak ve ikna etmek de bizim işimizin bir parçası. 

Bir iç mimarın güzel sanatlara ilgi duyuyor olması, mesleğinde ilerleme kaydetmesine yardımcı olur mu? Mimarlık ve güzel sanatlar ilişkisi nedir? 

Eğitim süresince iç mimarlık aslında güzel sanatlar fakültesinin bir dalını oluşturuyor. Okullarımızda güzel sanatların çeşitli dallarından da eğitim alıyoruz ve sanat tarihi okuyoruz. Birçok sanatsal temanın da farkında ve bilincinde olmamız gerekiyor ve meslek hayatımızda da bunu birbirinden ayrıştıramayız. Bütün iç mimarların bir sanatçı olduğunu iddia edemesek de iyi bir iç mimarın sanat gözü ve bu konuda bilgi birikimi mutlaka olmalı.


Yükleniyor...
Yükleniyor...