13-07-2017
OM Mühendislik, Türkiye’de Maden Kovası Üretebilen Tek Firma Olmanın Haklı Gurunu Yaşıyor

OM Mühendislik, Türkiye’de Maden Kovası Üretebilen Tek Firma Olmanın Haklı Gurunu Yaşıyor

Her çeşit iş makinası için son çıkan teknolojik ekipmanlar kullanarak, iş makinası atışman üretimi yapan OM Mühendislik, Türkiye’de maden kovası üretebilen tek firma olmanın gururunu yaşıyor. Türkiye’ye iş makinalarını getiren distribütör firmalara standart olarak ürettikleri ürünlerin yanı sıra, satış ekiplerinin sahada yaptıkları çalışmalarla ortaya çıkan özel taleplere yanıt verebildiklerine dikkat çeken OM Mühendislik Genel Müdürü Ömer Kadakal, “Tamamen müşterinin isteğine göre hacim ve dizayn işlerini de üstlendiğimiz projeler olabiliyor.” diyor.

 

Öncelikle biraz OM Mühendislik’ten bahseder misiniz?

Konstrüktif Makina İmalatı Sektörü’nde yurtiçi ve yurtdışı bağlantıları ile köklü bir yer edinen OM Mühendislik olarak, 1991’den bu yana müşterilerimize en kaliteli hizmeti vermek için büyük çaba sarf ediyoruz.

Her çeşit iş makinası için son teknolojik ekipmanlar kullanarak, modern tesislerimizde iş makinası atışman üretimi yapıyoruz. Evcavator ve loderler için ürettiğimiz kova, fork, quick coupler, tek tırnak, riper bom ve arm gibi ürünlerimizle hizmet veriyoruz. İnşaat ve hafriyat sektörlerinde de başta kova imalatı olmak üzere tüm ürün yelpazemiz ile profesyonel yapıda hizmet vermeye devam ediyoruz. Diğer yandan Türkiye’de maden kovası üretebilen tek firma olmanın gururunu yaşıyoruz.  


Neden Ataşman işi? Sektörün bu tip bir ihtiyacı olduğunu mu tespit ettiniz?

OM Mühendislik’in sektöre girmesinin nedeni, o zamanki makinaların dışardan ataşmanı ile gelmesi ve bu durumun maliyet olarak artı bir yük oluşturmasıydı. OM Mühendislik ’in bu sektöre girişiyle birlikte, OM’un ürettiği ürünler piyasada dolaşmaya başladı ve müşteriler ithalat zorunluluğundan kurtulmuş oldu. Bu noktada OM Mühendislik’in makina ataşmanı sektörü için öncü bir rol üstlendiğini söyleyebiliriz. Aslında bir nevi sektördeki bu açığı tespit ettiik diyebiliriz.

Diğer yandan, Türkiye’ye yeni gelen makinaların neredeyse yüzde 50’sinin kovasını OM Mühendislik olarak bizler üretiyoruz ve satışını gerçekleştiriyoruz. Tabi sadece satış değil, aynı zamanda satış sonrası hizmetlerimiz de var. Bu şekilde 15 seneyi aşkın sektörde faaliyet gösteriyoruz.


Peki, sistem şimdi nasıl işliyor?

Artık distribütörlerin çoğu makinalarını Türkiye’ye getirirken ataşmansız biçimde getiriyor. Biz de ihtiyaç duydukları ataşmanları kendilerine sağlıyoruz. Genellikle BORUSAN, Volvo, TSM Global, Türk Traktör ve Hitachi gibi firmalarla çalışıyoruz.


Bu durumda, üretici firmaların makinaları ataşmansız göndermesi ve ataşmanı sizin tedarik ediyor olmanız, garanti sürecinde bir sorun yaratmıyor mu?

Hayır, kesinlikle böyle bir sorun yaratmıyor. Burada tabi üretici olarak bizlere düşen farklı görevlerin varlığından söz etmeliyiz. Malzemelerimiz makinaları garanti kapsamından çıkarmıyor olabilir ama makina kullanıcıları şartlara uygun olarak montajı sağlanmadığında, bu sefer son kullanıcıda memnuniyetsizlik oluşuyor. Bu durum ne bizim ne de makinayı satan kurumların karşılaşmak istemeyeceği bir şey. Mesela sökü yaparken kullanılacak bir kova ile hafriyat yaparken kullanılacak bir kova aynı özellikleri sahip olmuyor. Biz de bu gibi durumları sürekli göz önünde bulundurarak faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.


Yani ataşmanlar kullanım alanlarına göre değişiklik mi gösteriyor?

Ataşmanlar, kullanım amaçlarına, sektörüne, kullanılacak olan makinanın tonajına göre ve kullanıcı firmanın yapmak istediği işin şekline göre değişiklik gösteriyor. Diğer yandan aynı makinaya birbirinden farklı hacimli kova da üretilebiliyor. Mesela, firmanın ilk amacı yükleme yaparak hacim çoğaltmak iken diğer amacı malzemenin zorlu şartlara dayanımını sağlamak olabiliyor. Bu tip durumlarda ihtiyacı karşılayacak ataşmanlar üretiyoruz.


Peki, özel projeler noktasında ne durumdasınız? Tarafınıza özel projeler geliyor mu?

Türkiye’ye iş makinalarını getiren distribütör firmalara standart yaptığımız ürünler ve bu distribütör firmaların satış ekiplerinin sahada yaptıkları çalışmalarla ortaya çıkan özel talepler olmak üzere ataşman üretiminde 2 farklı yol izliyoruz. Tamamen müşterinin isteğine göre hacim ve dizayn işlerini de üstlendiğimiz projeler olabiliyor. Yani müşterilerin özel olarak üretimini istedikleri ataşmanların üretimini de sağlıyoruz diyebilirim.


Bu noktada seslendiğiniz başka pazarlar var mı?

Aslında iş makinaları içinde farklı ürün gamlarımızla cevap verebildiğimiz alanlar var. İnşaat sektöründeki ataşman üretiminin dışında maden sektörüne yönelik büyük kova üretimi yapıyoruz. Zaten maden sektörüne yönelik üretilen ürünleri başlı başına farklı bir iş olarak nitelendiriyoruz. Diğer yandan iş makinalarının ataşmanlarının bağlı olduğu ve erişimde kullanılan kısımlarını da üretiyoruz. Diğer ataşman üreticilerinden farkımızın da bu noktada ortaya çıktığını söyleyebilirim. Çünkü bu üretimleri kara kullanımı haricinde deniz kullanımı için de yapabiliyoruz. Mesela şuan Cezayir’de, Fas’ta ve Kuveyt’te kullanılan arm ve bom kombinasyonlarımız var.


Üretim noktasında nelere dikkat ediyorsunuz?

Düzgün ve performanslı bir ürün üretiminde aynı zamanda müşteri memnuniyetini de sağlayabilmek için, öncelikle malzemenin seçimine büyük özen gösteriyoruz. Dolayısıyla çeliklerin satın alınması, istediğimiz özellikleri barındırıyor olması ve sertifikalarının tam olması önem verdiğimiz diğer konular arasında yer alıyor. Bu noktada da dünyanın en nitelikli çelik üreticileriyle iş birliği içinde olduğumuzu söylemekte fayda görüyorum.


Tabi bu noktada alt yapı çalışmaları da büyük önem taşıyor. Özellikle sektörü de canlı tutarak ekonomiye hayat verme noktasında durduğumuzda, Ar-Ge tarafındaki duruşunuz nedir?

Ar-Ge faaliyetleri uzun süre üzerinde çalışılması gereken bir konu ve şuanda üzerinde durduğumuz konular arasında yer alıyor. Diğer yandan günlük hayatta çeşitli geliştirmeler yapmamız da gerekiyor. Mesela bir ürünün ağırlık optimizasyonu noktasındaki çalışmalarını bu konuya örnek olarak verebiliriz. Bu optimizasyon bizleri maliyet açısından rahatlatırken aynı zamanda müşteriler için de çeşitli avantajlar sağlıyor. Bahsedecek olursak; kovanın hafiflemesiyle yüklenecek malzeme kapasitesi artıyor. Böylece daha az yakıt yakılması sağlanıyor ve tüketimlerde azalma meydana gelmiş oluyor. Bu durum aynı zamanda ülke ekonomisinin rahatlamasına da katkı sağlıyor.


Peki, doğru kullanım anlamında makina operatörleriyle temasınız nedir?

Yapmış olduğumuz işte operatörden bağımsız olmamız mümkün değil. Mutlaka sahadayken operatörlerin yaşadığı sıkıntıları ve problemleri cebimize koyarak bir takım geliştirmeler yapıyoruz. Aynı zamanda operatörlerin yanı sıra firma sahibini de dinlemek durumundayız. Tabi bazen talepler çok ütopik olabiliyor ama olabildiğince istekleri karşılamaya çalışıyoruz. Diğer yandan, ataşmanların kullanım alanlarına göre doğruluğuna inandığımız hususları, operatörlere öneri noktasında iletiyoruz.


İnşaat sektörünün geleceği ile ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Türkiye’de yapmış olduğumuz üretimlerin sayısı, tonajı ve miktarı tarafından incelediğimizde; inşaat sektörü her geçen gün büyüyor. Zaman zaman duraklamalar olmuyor değil ama yine de bir büyüme trendinin varlığından söz etmek mümkün.

Türkiye, büyüme sağlama açısından inşaat sektörünü kendine lokomotif olarak seçmiş bir ülke konumunda fakat bir takım eksiklerimizin olduğu da ortada. İnşaata dair takım şeyleri halletmeye çalışırken diğer yandan sanayiyi ne yazık ki geliştiremiyoruz. Zaten sanayinin de kendine ait aşılması gereken bir takım sorunları var. Bu sıkıntıları aşacak kişilerin de mutlaka donanımlı kişiler olması gerekiyor. Çünkü eğer üretebiliyorsanız çeşitlilik yaratabiliyorsunuz, Ar-Ge yapabiliyorsunuz ve sonucunda ihracat yapabiliyorsunuz. İhracat oranlarımızı artırdıkça Türkiye’nin ve dolayısıyla inşaat sektörünün sağlayacağı gelecekten umutluyuz.

Diğer yandan rekabet konusu da bu noktada firmaların kendini geliştirmesi için önem taşıyor. Şahsi düşünceme görerekabet, gelişim için tetikleyici bir unsur olduğundan aynı zamanda ülke ekonomisine de katkı sağlayan bir konu. Bu yüzden rekabeti kendimizi geliştirmek için yapmamız gerekiyor.


Ürettiğiniz ataşmanları direk üreticiye ya da makina distribütörlerine mi temin etmeyi hedefliyorsunuz yoksa makinayı kullanan müteahhtiler ya da şantiye firmaları da pazar ağınızı oluşturuyor mu?

Son kullanıcıya doğrudan bir iş yapıyor oluşumuz ve onlarla ürün geliştiriyor oluşumuz bizler için oldukça önemli. Araya aracıların girmesi halinde özellikle yeni ürün Ar-Ge’sindeki veri akışında çeşitli sorunlar olabiliyor. Çünkü bilgiyi doğrudan almak yerine size taşındığı şekilde alıyorsunuz. Bu bakımdan son kullanıcılarla çalışmak bu işin olmazsa olmazı. Bu yüzden satış organizasyonumuzun içerisinde son kullanıcıya gidip, onları da ziyaret ederek istekleri kaydeden çalışanlarımız var.

Bu durumun bizlere büyük fayda sağladığını söyleyebilirim. Çünkü mevcut pazarı ölçümleyip fiyat politikalarını gözlemleyebiliyoruz. İstekleri, önerileri ve şikayetleri dinleyerek ona göre bir yol belirleyebiliyoruz.

Diğer yandan şuanki satış hedefimiz de yurtdışı satış organizasyonumuzu genişletip, cirolarımızı büyütmek. Zaten 2016’da yaptığımız toplam ihracat miktarını 2017’nin ilk üç ayında yakaladık.


Bu anlamda 2017 sizin için iyi başladı diyebiliriz değil mi?

 

Kesinlikle! Şuan ki pozisyonumuzu iki katına çıkarmayı hedefliyoruz ve gözlemlediğimiz kadarıyla hedeflerimizin de üzerine çıkacağız gibi görünüyor. 


Yükleniyor...
Yükleniyor...