01-10-2018
DOKA Kalıp-İskele Genel Müdürü Ender Özatay: “İSTANBUL’DAKİ EN BÜYÜK PROJEMİZ ZİRAAT BANKASI OLACAK”

DOKA Kalıp-İskele Genel Müdürü Ender Özatay: “İSTANBUL’DAKİ EN BÜYÜK PROJEMİZ ZİRAAT BANKASI OLACAK”

150 yıllık bilgi birikiminin neticesinde geliştirdiği ürünleriyle en zorlu projelerin bile rahatlıkla üstesinden gelen bir firma DOKA. İnşaat sektörünün insansız çalışmaya doğru gittiğini ve bu nedenle 3 boyutlu yazıcılarla konut yapımına yatırım yaptıklarını belirten DOKA Kalıp-İskele Genel Müdürü Ender Özatay ile inşaat sektörünün dünü, bugünü ve geleceğini, DOKA’nın yeni ürünlerini ve hedeflerini konuştuk.

Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de değişen mimarinin yansımaları zorlu yapı şekillerinde karşımıza çıkıyor. Özellikle mimarisi geometrik açıdan farklılık gösteren, yüksek katlı yapılar inşa ediliyor. Bu zorlu projelerde Doka olarak en hızlı ve verimli çözümleri sunabiliyorsunuz. Peki, bu çözümlerinizin ayrıntıları nelerdir?

Zorlu projeler üzerine konuşacak olursak buradaki en büyük hizmetimiz mühendislik. Aslında baktığımızda ofisimiz çok gelişmiş üniversite altyapısına sahip… Kolay kolay çözülemeyecek projeler de bize geliyor ve biz çözüyoruz. Bunlara vereceğimiz en önemli örneklerden biri İstanbul Finans Merkezi’ndeki Vakıfbank projesi. Bu proje DOKA’nın çözdüğü en komplike projeler arasında yer alır. Bir diğer örnek DAP İstanbul Marina Projesi… Bunlar kolay kolay çözülemeyecek projeler ve burada önemli olan üründen önce o ürünün o mimari yapıya uygun mühendislik çözümü. Aslında bizi zorlayan, en büyük katma değerimiz ve DOKA’yı DOKA yapan belki de bu. Şirketin belli bir bilgi birikimi var, 150 yıllık bu bilgi birikimini aynı bir terzi gibi, binaya uygun  kalıp projesi şeklinde hazırlamak, kapsamlı bir çalışma gerektiriyor ve birçok farklı sistem kullanılıyor. Burada en büyük know-how’ımız mühendislik bilgi birikimimizle ürettiğimiz çözümler. Sonuçta hizmetimiz mühendislik projesi yapmakla başlıyor. Ürün tedariği bizim en son aşamamız. Önce projeyi yapıyoruz sonra o projeye uygun ürünü üretiyoruz, ondan sonra şantiyeye sevk ediyoruz. Akabinde de o kalıbın orada ilk kurulumunu biz gerçekleştiriyoruz. Bütün bunlar önce işin mutfağını yani mühendisliğini çözmekle başlıyor. Bu anlamda şunu belirtebiliriz ki; en komplike ve sizin de belirttiğiniz gibi değişik geometrik yapılar daha çok bize geliyor, çünkü bizim bunu çözebilecek güçlü bir bilgi birikimimiz olduğu artık biliniyor.

 

Binanın çok katlı oluşu işimizi zorlaştıran bir şey değil aslında. Kat sayısının artması rüzgâr yükü dışında projenin zorluk derecesini arttırmıyor sadece kat sayısı arttıkça maliyet ön plana çıkıyor. Çünkü zeminde çok rahatlıkla yapabileceğiniz işleri 50. veya 60. katlarda yapamıyorsunuz. Zorluk tam da bu noktada başlıyor. Zeminde yapabileceğiniz işleri üst katlarda yapmak isterken vincin çalışma hızı ve rüzgâr hızı devreye giriyor. Rüzgâr hızından dolayı İstanbul’da %10-%15 çalışılamayan gün var. Bu çalışılamayan günlerde şantiyenin vinçten bağımsız şekilde çalışmaya devam etmesi gerekiyor. Tam bu noktada bizim geliştirdiğimiz otomatik tırmanır kalıp sistemleri devreye giriyor çünkü vinçten bağımsız çalışıyor. Çok katlı yapılarda yukarı gittikçe maliyetin doğrusal oranda arttığını göz önüne aldığınızda tek tasarruf alanınız hızlı bir kalıp sistemine sahip olmanızdan geçiyor. Şöyle düşünün; bir ay önce 40 katlı bir yapıda şantiyenin günlük gideri 1 milyon TL’ydi. Bir katı 7 günde çıkmanız ile 15 günde çıkmanız arasında 7 gün fark var, 1 milyon TL’den 7 milyon TL fark yapar. Yani, bir katı bir gün erken bitirmenin tasarrufu 1 milyon TL. İyi bir kalıp sisteminin farkı tam da burada ortaya çıkıyor.

 

Konut ya da karma yaşam alanları diye adlandırdığımız projelerin dışında köprü, yol, tünel gibi ağır yapı malzemelerinin kullanıldığı, dayanıklı kalıp ve iskele gerektiren en önemli projelerde de Doka imzası var. Bu tür şantiyelerde sağladınız çözümlerin ayrıntıları neler? Projelerdeki bitirme tarihinin belirli olması hız ve verimlilik açısından sizi nasıl etkiliyor? En güncel referanslarınızdan ve kullanılan ürün detaylarından bahseder misiniz?

Köprüler yolların bir parçası aslında, köprü ya da tünel dediğimiz şey bir sanat yapısı, yolun sanat yapıları. DOKA olarak her ikisinde de yoğun bir şekilde yer alıyoruz ama uzmanlık alanımız Türkiye’de, köprüler. Türkiye’de KGM (Karayolları Genel Müdürlüğü) yılda 200’e yakın  köprü yapıyor fakat bugün geldiğimiz noktada Türkiye’de kısa köprüler bitti, işin boyutları değişti.

 

Konya’da Eyiste Viyadüğü’nü yapıyoruz. Bu yapıların bundan seneler önce l önce yapılması teknik olarak çok daha zordu. Bu tip uzun köprüler yoğun teknoloji gerektirdiği için kısa köprüler önce tamamlandı, geriye çok daha nitelikli işler kaldı. Eyiste Viyadüğü yapılıyor, Kömürhan Köprüsü devam ediyor. Artvin’de yapılacak uzun ve nitelikli yapılar var. Nisibi Köprüsü yapıldı. Eyiste Viyadüğü dünyanın en yüksek 2. viyadüğü. Kuzey Marmara Otoyoluna baktığınızda inanılmaz büyük açıklıklar var, denge konusu devreye giriyor. Bütün bu nitelikli ve kapsamlı işler de artık sıradan kalıplarla iş yapılamıyor, çok nitelikli kalıp gerektiriyor. Bunlar köprü teknolojisinin ulaştığı en son nokta ve şu anda iş nitelikli kalıplarla yürüyor. Bu nedenlerden ötürü genellikle müteahhitler bizi tercih ediyor. Müşteriler bize güveniyorlar ve en gelişmiş teknolojiyle “bu işi en hızlı kim çözer?” sorusunun cevabı genelde bize çıkıyor.

 

Peki, bu projelerin bitirme tarihlerinin olması, hız ve verimlilik açısından sizi nasıl yönlendiriyor?

Projenin belli bir bitiş tarihinin olması bizi çok olumlu etkiliyor, çünkü burada müşterinin güvenebileceği bir tedarikçi ile çalışması ve yapılan projenin o tarihte biteceğinden emin olması gerekiyor. Şu anda çalışması devam eden Çanakkale Köprüsü’nün bir gün bitirilememesinin maddi yüküne hiç birimizin dayanması mümkün değil. Yapımcı firma bize güvendi ve bizi tercih etti. İşin koşullarının zorlu olması bunun bitirilememesinin ya da uzamasının bir nedeni olamaz. Bunlar genelde bizim iş sansımızı arttıran faktörlerdir. Bizim müşterilerimiz bizi tercih ederek bu konuda mahcup olmayacakları konusunda bize güvenmişlerdir. Şimdiye kadar güvenlerini sarsacak bir projeyle karşılaşmadılar. Söylediğimiz günde işi bitirdik, söylediğimiz tarihte ürünü teslim ettik. Güven sorunu yaşayabileceğimiz bir şey yaşamadık, o yüzden bizi tercih ediyorlar.

 

Peki, ağır yapı malzemelerinin yani yüksek beton küplerinin kullanılıyor olması kalıp sistemini etkiliyor mu? Önemli bir etken mi?

Şöyle bir etken; kütlenin büyük olması kullanılacak kalıbın nitelik sınıfını değiştiriyor ancak bizim için ana etken değil. Örneğin; İTÜ’de (İstanbul Teknik Üniversitesi) beton kano yarışması vardı. Suya batmayan betondan kano yapılması gerekiyordu. Bu bile zorlu bir projeydi. Bazen çok küçük yapılar zorluk derecesi yüksek hale gelebiliyorlar.

 

“En Düşük Maliyetler İçin Otomatik Tırmanır Kalıp Sistemi” diyorsunuz. Avantajları ve teknik özellikleriyle otomatik tırmanır kalıp sistemini anlatır mısınız?

Öncelikle Otomatik Tırmanır Kalıp Sistemi nedir onu anlatayım. Normalde kalıp sistemleri çok katlı yapılarda bir kata kurulur sonra kalıbın içine beton dökülür. Beton kuruduktan sonra ise bir üst kata vinçle taşınır. Otomatik Tırmanır Kalıp Sisteminde ise daha farklı. Kalıp aynı bir asansör gibi sürekli yukarı doğru tırmandırılıyor. Üzerinde demiri var ve siz sadece betonu döküyorsunuz. Demiri yerleştiriyorsunuz, betonu döküyorsunuz. Demiri yerleştiriyorsunuz, betonu döküyorsunuz. Bu bize çok daha hızlı iş yapabilmeyi sağlıyor. Örneğin, 400 metrekare bir yapıda kat dökme hızınız 10 ile 15 gün olur. Otomatik Tırmanır Kalıp Sisteminde ise bu, 3 ile 7 güne düşüyor. Otomatik Tırmanır Kalıp Sistemi ucuz bir kalıp sistemi değil ancak işi bitirme hızınızı artırdığı için toplamda ödediğiniz parayı size fazlasıyla geri kazandırıyor, bu yüzden de tercih ediliyor.

 

İş güvenliği ve sağlığı odak noktalarınızdan biri. Avrupa’da uygulan standartlar Türkiye’de de yürürlüğe girdi. Bu bağlamda,  DOKA’nın güvenlik konusunda yaptığı çalışmalar, ürün özellikleri noktasında ve uygulama tarafında nasıl işliyor?

İş güvenliği proje ile başlıyor. Projenizde iş güvenliğine uygun çalışma yaparsanız uygulama safhasında da bu devreye giriyor. AB standartları zaten belli; hangi yükseklikte kenar korumalarını nasıl yapmanız gerekiyor, Otomatik Tırmanır Kalıp Sisteminde tırmandırma öncesinde, sonrasında ve kalıbı kurarken ne yapmanız gerekiyor? Ya da kolon kalıbında merdiven, kenar korumaları nasıl olacak, konsollar nasıl yapılacak? Bunların hepsi şartnamelerde var ve bunlara uygun üretim yapıyoruz. Üretilen ürünü şantiyeye sevk ediyoruz sonra kendi kalıp eğitmenlerimiz  sahaya gidiyor kalıbın ilk kurulumunu yapıyorlar. Kurulum sonrası o sahadaki ekibe eğitim veriyorlar ve eğitim sonrasında ekibi, nitelikli kalıp sistemleri noktasında sertifikalandırıyorlar. Otomatik Tırmanır Kalıp Sistemi kullanabilir sertifikası olmayan kişilerin kalıba tırmanmasına izin vermiyoruz. Bunu bir güvenlik tedbiri olarak yapıyoruz. Peki basit, 3 ya da 5 katlı yapılarda ne yapıyorsunuz derseniz, biz doğrudan projeyi yapıyoruz. Burada denetim mekanizmasının devreye girip, sahada bu projeye uygun iş yapılıyor mu yapılmıyor mu denetlemesi lazım. Denetlemeyi biz yapmıyoruz, bu durumu birçok platformda gündeme getirdik. Kalıp ve İskele Sanayicileri Derneği’nin yakın zamanda gerçekleştirdiği toplantıda yine gündem maddelerinden biri iş güvenliğiydi. Bütün kalıp firmalarının ortak olarak dile getirdiği en önemli huşularda biri buydu; biz nasıl proje çizersek çizelim bu kalıbı sahada bizim olmadığımız bir dönem içerisinde firmalar kuruyorlar ve gerekli iş güvenliği şartlarının alınıp alınmadığının denetlenmesi gerekiyor.

 

DOKA olarak önem verdiğiniz konulardan biri de sosyal sorumluluk projeleri. Sosyal sorumluluk projelerinizin ayrıntıları nelerdir? Buna ek olarak istihdam ve eğitimlerinizin süreçlerini sizden dinleyebilir miyiz?

Ekim’de başlayacak bir projemiz var. Çocuklarla ilgili bir proje. Bir vakıfla beraber çalışacağız. Detaylarını, projemiz şekillendiğinde ve sonuçlandığında sizlerle paylaşıyor olacağız.

 

Sektörde ilerlemenin yollarından biri de inovasyondan geçiyor. Buna bağlı olarak son dönemde yaptığınız AR-GE çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Bizim öngörümüz inşaat sektörünün insansız çalışmaya doğru gittiği yönünde. 3 boyutlu yazıcıların önümüzdeki 10 yıllık dönemlerde şantiyelerde konut yapımında kullanılacağını düşünüyoruz. Amerika’da bir firma satın alındı. Contour Crafting firması 3 boyutlu yazıcılar üreten bir firma.. 3d yazıcılarla inşa edilen konutların  ilk prototipleri üretildi. Bu iş çok gelişecek. Şantiyeye götürdüğünüzde 3 boyutlu printer 20 saat içerisinde 230 metrekare konut yapıyor. Özellikle konut ihtiyacı çok yüksek ve nüfusun çok kalabalık olduğu Hindistan, Brezilya ve Çin gibi yoğun bölgelerde bu projelere ilgi gösterilecek.

 

Kalıp kur, betonu dök, demiri yerleştir şeklindeki klasik yöntemlerle bu bölgelerdeki talebe yetişilemeyeceğini, Dünya nüfusu artış hızının klasik konvaksiyonel yöntemlerle karşılanamayacağını düşünüyorum.

 

Son olarak 2018 son çeyreğine yaklaşırken geçen üç çeyreklik dönemde Doka’yı nasıl değerlendirirsiniz? 2019 yılı için bahsedeceğiniz yeni projeleriniz var mı?

İlk çeyrek çok iyi gidiyordu, geçen seneye göre büyük bir artış göstermişti. İkinci çeyrek de geçen senenin aynı çeyreğine göre oldukça yüksekti fakat son çeyrekte yaşadığımız durgunluk, kalıp ve iskele sektörünün 3. çeyreğini iç pazarda geçen senenin altında kapatacağımızı gösteriyor. Benim öngörüm son çeyreğin de geçen senenin altında geçeceği yönünde.

 

 

2019 yılı için bahsedeceğim yeni projemiz İstanbul’daki Ziraat Bankası projemiz, bu günlerde temeli atılıyor ve önümüzdeki iki yıl devam edecek. Ziraat Bankası İstanbul’daki en büyük projemiz olacak. Bunların dışında birçok başlamak üzere ya da devam eden proje var. Çalışmaları yoğun bir şekilde devam eden Çanakkale Köprüsü var. Bunlar sadece ilk akla gelenler, bundan sonrası için de DOKA yeni projelerde yer almaya devam edecek.


Yükleniyor...
Yükleniyor...