01-10-2018
ÇATIDER Yönetim Kurulu Başkanı Adil Baştanoğlu:  “Çatı ve cephe sürekli değişen, gelişen ve modası olan bir sektör”

ÇATIDER Yönetim Kurulu Başkanı Adil Baştanoğlu: “Çatı ve cephe sürekli değişen, gelişen ve modası olan bir sektör”

Çatı ve cephe sistemleri dosya konumuz kapsamında ÇATIDER Yönetim Kurulu Başkanı Adil Baştanoğlu ile; çatı ve cephenin mimarideki öneminden yeşil çatı ve enerji verimli cephelere, yeni açılan Yapı Okulu’ndan kurulum aşamasında olan CEPHEDER’e, sektörün sorunlrından çözüm önerilerine kadar oldukça kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdik.

ÇATIDER’in üçüncü ve dördüncü dönem Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptınız. Bu dönem de başkanlığa seçildiniz. Bize biraz kendinizden, ÇATIDER’den ve ÇATIDER’in amacından bahseder misiniz?

Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Yüksekokulu’ndan mezun oldum, mimarım. 1982 yılında kurduğum ARIMAX isimli bir firmam var, bu firmada çalışıyorum. Genel olarak çelik, çelik imalatı ve kaplamalar noktasında işler yapıyorum. Çatı ve cepheye olan ilgim buradan kaynaklanıyor.

 

2002 yılında arkadaşlarımızla beraber ÇATIDER’i kurmaya karar verdik. Bu da demek oluyor ki; ÇATIDER yaklaşık 16 senelik bir maziye sahip. Derneği kurarken çatı-cephe derneği olarak kuralım dedik fakat sonradan bu kadar büyük bir konuda, değişik konseptlerde çalışmanın gücümüzü azaltacağını, efektif çalışmanın zor ve bütçelerin yüksek olacağını düşünerek sadece çatı konsepti üzerine yoğunlaştık, böylece ÇATIDER’i kurduk. Bu sene de CEPHEDER’i kardeş dernek olarak kurmayı planlıyoruz. Yakın bir zamanda ÇATIDER ve CEPHEDER olarak beraber çalışma idealiyle yol alacağız.

 

ÇATIDER’in birçok önemli ve yenilikçi projeleri var. Özellikle çatı sektörünün gelişmesi ve kalifiye işgücünün artması için açtığınız 'Yapı Okulu'nun detaylarından bahseder misiniz?

ÇATIDER bünyesinde üyelerimiz ve arkadaşlarımızla birlikte birçok başarılı projeye imza attık. Bu projelerden bir kısmı AB’nin yardımlarıyla oluştu. Bütün bu projelere dikkatle bakarsak, doğru eğitilmiş bir altyapının doğru malzemelerle başarılı olabileceğine inanıyoruz. Bütün binayı etkileyecek zararlarla cephede hem estetik olarak gözünüze kötü gelen hem ekonomik olmayan, bazen insan güvenliği açısından risk yaratan her şey aynı noktaya geliyor. Bütün bu sorunuzun cevabı eğitimden geçiyor. İşte bu yüzden bizim de derneğimizin en önemli amaçlarından birisi eğitimdir. Eğitimin öneminden yola çıkarak özellikle çatı sektörünün gelişmesi ve kalifiye işgücünün artması için Yapı Okulunu açtık. Çatı uygulamacılarının yanı sıra mimarlar, proje büroları, distribütör, bayi ve uygulama yapan firmalar ile mimarlık öğrencilerine katkı sunan 'Yapı Okulu’nda verilen eğitimlere bizzat ben de katıldım. Mühendislerin eğitimini Mimarlar Odası ile beraber mesleki geliştirme formatında yaptık. Bunların yanı sıra derneğimizin bütün üniversitelerde uygulamalı, direkt maketler üzerinden çalışılabilecek çok cüzi masraflarla aldığımız çalışmaları var. Burada da üniversite öğrencilerine yönelik eğitim veriyoruz.

 

28 Şubat- 2 Mart tarihleri arasında düzenlenecek olan ÇATIDER destekli Çatı ve Cephe Fuarı’nın amacından ve sektöre faydalarından bahseder misiniz? Fuar bünyesinde gerçekleştirilecek yarışmanın detaylarını da öğrenebilir miyiz?

Fuarımız aslında bütün çatı ve cephe malzemelerini kapsayan bir fuar. Ayrıca çatı cephe yapımında vazgeçilmez bir unsur olan yapı ve çalışanların güvenliği konusunda hizmet veren firmaları da davet ediyoruz. Çatı ve cephe sürekli değişen, gelişen ve modası olan bir sektör. Modası da değişir, teknolojisi de değişir, formatı da değişir. Dolayısıyla çatı-cephe malzemelerini kapsayan fuar, çağdaş yapı malzemelerinden yapılabilecek çatı ve cephelerin sergilenmesi, tanıtılması amacını taşıyor.

 

Fuar bünyesinde düzenleyeceğimiz yarışmanın ise dünyadaki çatı yarışmaları için bir altyapı oluşturmasını temenni ediyoruz. Genel olarak önce hangi malzemelerle yarışacağımızı seçip ortaya koymaya çalışıyoruz. Elbette dünya geneline baktığımızda insanların çatı tercihleri farklı; Rusya’da farklı çatı görürsünüz, Almanya’da daha farklı, Hollanda’da farklı, Suudi Arabistan’da iklime göre çok farklı. Dolayısıyla bizim böyle bir yarışmayı yapabilmemiz için öncelikle kendi malzemelerimizi ortaya çıkarmamız lazım. Birçok çatı firması kendi içinde usta eğitimi yapıyor ve onları geliştirmeye çalışıyor. Bu anlamda yarışma kapsamında da kesinlikle firmalarla değil ustalarla beraber çalışmayı tercih ediyor, grup çalışmasına özendirmeye gayret ederek bir yarışma düzenliyoruz. Birincisi başarılı oldu, ikincisinde de umarız aynı başarıyı elde ederiz.

 

Çatı yapıların en önemli koruyucu unsuru, çatıların yapılar için ve yaşam konforu için önemini biraz sizden dinleyelim.

Çatı mimari olarak en önemli unsurlardan, insan gözü cepheyi soldan sağa okur en son da çatısına bakar, bu bina nasıl bitmiş diye, bu doğaçlama bir şey, insan doğasında var. Çatı genel olarak bütün bina konseptini etkiler, estetik olguların dışında fonksiyonellik de ön plan çıkar. Estetik, güvenilirlik ve fonksiyonellik bütünlüğü beklenir, bunun sebebi de iklim değişiklikleridir. Eskiden yağmadığı kadar çok yağmur, yağmadığı kadar çok kar yağabiliyor ya da Türkiye’de olmayan hortumları Antalya’da, İzmir’de, Gebze’de görebiliyoruz. Tüm bu nedenlerden ötürü çatının güvenilirliği ve sağlam yapılması önem kazanmaya başladı.

 

Günümüzde modern yapılarda farklı mimari tasarımlar karşımıza çıkıyor. Bununla paralel olarak farklı tasarlanmış çatı sistemleri de yapıların olmazsa olmazı haline geldi. Çatılara biraz mimari açıdan bakacak olursak hem dekoratif yönüyle hem de insan yaşamına kattığı verimlilikle modern çatıları nasıl tanımlar ve nasıl değerlendirirsiniz?

Son dönemde mimaride cephe ile çatı iç içe girdi. Zaha Hadid öncülüğünde başlayan bu akım pek çok batılı mimar tarafından da devam ettirildi. Yapılan bu mimari çalışmalarda dikey veya yatay çizgiler yok, hepsi birbirinin içine geçti. Hem çatı hem cephe, dolayısıyla yapı kabuğunun önemi arttı. Bazı yerlerde çatı olan yer bazı yerlerde dış duvara dönüştü. Düzlük gitti ovallik geldi, eğrisellik geldi. Bir cam, iki cam üst üste gelen şeyler hem izolasyon değeri yüksek hem verifiye edilmiş camlar kullanılmaya başlandı dolayısıyla modern yapılar bu formata geçti, modern yapıların çatı ve cephe noktasında bu şekilde vücut buluyor olması, cephelerde özellikle şeffaflık tercihi ve cam gibi materyallerin kullanılması müteahhitlik kapasitesi yüksek bizim gibi ülkeler için de sevindirici, çünkü biz bunlara cevap verebilecek kapasiteye ve bilgi birikimine sahibiz.

 

Biraz da çatılarda yalıtımı değerlendirmenizi rica edeceğim

Su yalıtımı olmazsa olmazlardan… Çatıların bildiğiniz gibi belirli konseptleri var; teras çatılar, düz çatılar, eğimli çatılar gibi. Bunların hepsinde su yalıtımı olmazsa olmazdır. Çatı konsepti başlar başlamaz su yalıtımı konsepti de başlamış demektir. Batı’da çok dikkate alınıp bizde henüz çok gelişmemiş olan nem konusu var. Nem çok önemli yani eğer nemli olmayan, nefes almayan bir binada kalırsanız çok rahatsız olabilirsiniz. Önce hissetmezsiniz fakat sonrasında hasta olursunuz. Aslında bu konseptin yeni adı; nefes alan binalar.

 

Enerji verimli çatılar bir başka deyişle yeşil çatılar. ÇATIDER olarak yeşil çatıların önemi sizce nedir? Çatılarda enerji verimliliğine bakış açınız ve bu konudaki ÇATIDER olarak çalışmalarınız neler?

Yeşil çatılar çok yeni bir konsept değil, çok eskiden beri var olan, sürekli geliştirilen bir konsept. Bizim ÇATIDER olarak, ilk sempozyumumuzda, yeşil çatıların nasıl olması gerektiğiyle ilgili çalışmamız vardı. Ancak Batıdan örnek alınarak geliştirilen bir konsept. Onlar geliştirdi, biz uygulamaya çalıştık. Aslında metal kenetli çatı yapan bir firmanın sahibiyim. İlk kenetler nerde varmış? Anadolu’da varmış, Avrupalılar bunu geliştirip, makinalarında üretip daha sonra bize satmaya başlamış. Yeşil çatılarda da durum böyle. Bence çok faydalı ve önemli bir uygulama yeşil çatı uygulaması. Ancak bu konuda mimarlara büyük iş düşüyor, mimarların yeşil çatı uygulamasına olumlu bakması, projelerinde kullanması lazım. Bu projede yeşil çatı yapalım deyip, işvereni de ikna etmesi lazım çünkü işverenlerin geneli öncelikli olarak işin mali kısmıyla ilgileniyor.

 

Yeşil çatılarda estetik ve ekolojik kaygılar var, aşırı yağmurlarda su önce toprağa geldiği için emilerek çevreye daha az akış sağlanması söz konusu, toprak ve bitkiler tarafından emilen suyun bina temizliği ya da bahçe sulaması gibi noktalarda kullanılması söz konusu ki, bunlar uygulamanın pozitif yönleri. Eleştiri alan yönleri de var elbette örneğin; binada yangın çıkarsa çatıdaki bitkilerin hızla tutuşması… fakat bunlar iyi analiz edilirse, uygulamada kullanılacak bitkiler ve yerleri iyi seçilirse bence önü açık ve yaygınlaşması gereken bir çatı sistemi olarak görülebilir.

 

 

Enerji konusunda da çatıdan her zaman enerji elde etmek mümkün örneğin paneller var. Enerjinin öncelikli olarak korunması, doğru izolasyon yapılması ve doğru şekilde aşağıdaki ısıtma soğutma enerjilerinin azaltılması, bir de enerjinin yukarıda üretilmesi. Dolayısıyla enerji çatılar için önemli aynı şekilde artık cepheler için de önemli ve bununla uğraşan firmalarımız var. Bir evin ihtiyacı 5 kw gibi bir miktar. Bunda neler var; aydınlatma, buzdolabı, çamaşır makinesi gibi şeyler ve bunun da bir çatıdan elde edilmesi mümkün. Buradan hareketle tekil binalardan başlayıp, onları sıfır enerji harcayan binalar haline getirebiliriz. 


Yükleniyor...
Yükleniyor...