01-10-2018
“FTI olarak kendimize özgü testleri ve faaliyetleri arttırma çabasındayız”

“FTI olarak kendimize özgü testleri ve faaliyetleri arttırma çabasındayız”

Türkiye’nin ilk ve tek akredite onaylanmış test kuruluşu FTI (Façade Testing Instıtude) Fasad Teknoloji Merkezi CEO’su Murat Seyhan ile merkez bünyesinde gerçekleştirdikleri cephe testlerinden ülke ekonomisine, yeni çalışmaları akustik görüntüleme testlerinden 2019 hedeflerine uzanan kapsamlı bir sohbet gerçekleştirdik.

Bir dış cephe sistemini, uygulanmak istenen binanın tasarım aşaması nasıl etkiler? Yapısına ve lokal şartlara uygunluğu tasarım aşamasında belirlenmesi gereken önemli bir unsur mudur?

Sorunun ikinci kısmından başlamak gerekirse; bölgesel şartların bilinmesi, yapıların fiziki açıdan değerlendirilip bölgeye uygunluğunun tespiti tasarımı direkt olarak etkileyen faktörlerdir ve olması gereken de budur. Çünkü yapıların lokasyonuna yani inşa edileceği bölgeye ait rüzgar, yağmur, kar ya da hava sıcaklığındaki değişimler, mevsimlere göre olan değişiklikler, yapının maruz kaldığı yağmur miktarı veya hakim rüzgar yönünün değerlendirilmesi, saydığım tüm bu kriterlerle birlikte tasarımın da gözden, yapının inşa edilebilirliği ve tasarımın uygulanabilirliğinin kontrolü açısından en önemli özellikler.

 

FTI olarak, akredite onaylanmış laboratuvarımız kapsamımızda, bu önemli kriterlerin tamamını ve performansa olan etkilerini gözden geçirip, test edip, testlerin sonuçlarını karşılaştırmalı olarak yayınlıyoruz. Yaptığımız çalışmaların tamamını da detaylı olarak müşterilerimizle paylaşıyoruz. Gerek kendi ekipmanımızı ve tecrübelerimizi gerekse sahip olduğumuz yetkinliği ve etkisi altındaki test sonuçlarını değerlendirerek ortaya sayısal sonuçlar koyuyoruz. İkinci aşamada, diğer şirketimiz FTİ Façade Junior’da, binaların tasarımlarına göre modellerinin yapıldığı ve ekstrem rüzgâr tiplerinin diğer binalarla oluşan etkileşimlerini değerlendirdiğimiz rüzgâr tünel testlerini yapıyoruz. Alman ortağımız Wacker Ingenieure ile birlikte olayın Wind load determination testing dediğimiz kısımlarını gerçekleştiriyoruz. Gerek bu test, gerekse bizim yapmış olduğumuz testler, sorunuzun ana maddesi olan yapısal kriterlerin test edilmesini, test sonuçlarının yapılıp o binanın tasarımına olan etkilerinin gözden geçmesi gerektiğiyle ilgili baş kriteri oluşturuyor.

 

Test laboratuvarında yapılan cephe performans testleri; proje özellikleri ve müşteri ihtiyaçları doğrultusunda farklılıklar gösteriyor mu? Uygulanan test proseslerinizden, özellikle EN 13830-Cephe Mamul Standardı doğrultusunda uygulanan test prosesi ve AAMA (American Architectural Manufacturers Association) ile EN standartlarının birleşiminden oluşan CWCT (Center for Window and Cladding Technology) test proseslerinizden ayrıntılı olarak bahseder misiniz?

Özellikle cephe bazında, giydirme cephe ve cephe kabuk elemanlarının, proje özellikleri ve müşteri ihtiyaçlarında farklılıklar göstermesi doğal bir durum. Gerek yapıların fonksiyonları gerekse kabuğun yapılma amacını değerlendirdiğimizde, otomatik olgu fonksiyonlarını gözden geçirdiğimiz için doğal olarak var olan testleri, onlara özgü testlerle belirlemeniz gerekir. Örneğin; özellikle sıcaklığın fazla değişken olduğu yazın çok yüksek sıcaklıklara çıkıldığı, kışın da sıfır derecenin altına indiği iklimlerde; ısısal çevrim dediğimiz thermal cycling testlerle hava, rüzgâr, su geçirimsizlik performans testlerini yapıp, ardından sıcaklık değişimleri çevrimlerini uygulayıp, performansları tekrar gözden geçirdiğimiz ve termal çevrim öncesi ve sonrasındaki performans değerlerini karşılaştırdığımız bir test metodolojisi var. Bu test metodolojisi bizim bulduğumuz bir metodoloji değil ama uluslararası açıdan bakıldığında Amerika kıtasında son derece yaygın kullanılan bir test metodolojisi. Bu, Amerika kıtasının coğrafi şartlarından gerektirdiği bir metodoloji. Bir giydirme cephe için maruz kaldığı atmosferik şartları değerlendirirseniz yağmur, rüzgâr… vs. ardından olabilecek ikinci kriter sıcaklık değişimidir. Yağmur ve suyu test etmek için metotlarımız zaten belli ama sıcaklık değişiminden oluşan performans farklarını görmek, ölçmek sadece bizim için değil, bütün dünya için önemli ve olması gereken bir test metodolojisi.

 

Bir başka örnek vermek gerekirse; yapının inşa edileceği bölgenin içinde bulunduğu tektonik hareketler, yapıda kullanılacak giydirme cephenin veya pencere sisteminin kullanılacağı yerin deprem bölgelerine olan uzaklığı ve bu elementlerin depreme karşı göstereceği dayanıklılığın belirlenmesi veya yapının kurşun geçirmezlik ya da bomba dayanımı gibi testlere tabi tutulması, bunların tamamının gözden geçirilmesi doğal bir durum. Bunun niteliklerini de projeye ve müşteri isteklerine bağlamak bence doğru olur. Tüm bu saydığımız testler içerisinde EN 14351-1 pencere kapılar için yapılan ürün normu standartları ve ona bağlı test senaryoları var, bunun dışında EN 13830 dediğimiz giydirme cephe mamul standartları test metotları var. Şunu belirtmek isterim ki; aslında Metot A ve Metot B dediğimiz iki metot var. Aralarındaki temel fark; Metot A’da hava, su, rüzgâr dayanıklılık testlerini aşama aşama yapıyorsunuz. Metot B’de ise ilave olarak; dinamik basınç altında su geçirimsizlik testi, yapısal teknik hareket testi, ilk yaptığımız hava, su, rüzgâr performansının tekrarı ve arttırılmış rüzgâr dayanıklılık, darbe dayanıklılık testleri ve sonra kırmaya çalıştığınız bir testle sonuca gidiyorsunuz. Aslında A ile B arasındaki temel fark, metodolojik olarak A’da sadece hava, su, rüzgâr performansını gözden geçirip bırakırken, B metodu ise; ürünü belgelendirmenin dışında bir projeye aitse kontrol etmek için yapılması gereken daha zor, sonunda kırıcı olabilecek bir test metodu. Onu da genelde mal sahipleri ya da bu yasa tasarısını yapan organizasyon kurumları istiyorlar.

 

FTI Türkiye’nin ilk ve tek akredite- onaylanmış test kuruluşu. Akredite – onaylanmış olmak vermiş olduğunuz hizmetlerin hangi aşamalarında sizi ön plana çıkarıyor? Saha ve laboratuvarlarınızda verdiğiniz test hizmetlerinizin hızından da bahseder misiniz?

Eğer bir laboratuvar test hizmeti veriyorsa bu test hizmetlerinin, faaliyetlerinin belli bir standarda göre yapıldığını göstermek bu işin ilk aşamasıdır. Burada bahsettiğim; takip edip üzerinde yoğunlukla çalıştığımız test standartları. Ulusal ve uluslararası standartların tamamı, o test kriterlerinin yerine getirilip getirilemediği. Bunun dışında laboratuvar olmanın getirdiği sorumluluklar var. Objektiflik kriteri, tarafsızlık kriteri ve bu kriterlerin de gözden geçirilmesi için sağlanan TS EN ISO/IEC 17025 standardı var.

 

Akredite olmuş olmak, onaylanmış kuruluş olmak bana sorarsanız zaten aşama aşama. Akredite bir kuruluş olmadan onaylanmış bir kuruluş olmak eskiden mümkündü ama artık değil. Akreditasyon standardına uygun olan bir yapının ancak Bakanlık tarafından onaylanmış kuruluş haline getirilmesi söz konusu. Burada öne çıkan en önemli gösterge; ürünlerle ilgili onaylanmış kuruluş statüsünü gösteren CE sertifikası verebilme yetkisi bizi bir adım öne çıkartıyor.

 

Hız konusuna gelirsek… Bu, FTİ olarak elimizdeki test ekipmanımızın ve kabiliyetlerimizin sayısı ve onu gerçekleştirecek ekip sayısının fazlalığıyla alakalı. Biz şuan 6 farklı test kabiniyle hizmet veriyoruz. Bunu istediğimiz zaman 16’ya çıkartabiliriz ama belli kriterlerimiz var. Arz ve talep dengesine göre belirlediğimiz bir durum bu. Bir de işin doğası gereği olan test süreçleri var. Örneğin; bir cephe elemanını test etmemiz için en az 1 haftalık süreçte cephenin modülünün test sistemine bağlanması gerekiyor. Uygulanmanın, yalıtımların ona göre kürlenme süreleri var. O kürlenme sürelerini eklediğinizde aslında yapılacak test belki 2 günlük ama o 2 günlük test çalışmasını yapabilmek için en az 1 hafta – 10 günlük bir çalışma süresine ihtiyacımız var. Eğer elinizde test kabini imkânı azsa arkasından gelecek testlerle bağlantılı olarak sürecinizi daha uzun bir zamana aymak zorunda kalıyorsunuz. Bu anlamda geri dönüşler de kabul edilebilir olduğu sürece tercih ediliyorsunuz. Ancak elinizde farklı ebatlardaki numunelere cevap verecek test kabinlerinin olması bir laboratuvar açısından hız ve çabukluk, müşteriye anında cevap verebilme avantajını sağlıyor.

 

Hizmetlerinizin yurtdışı organizasyonu var mı? Özellikle ürün bazında ihracat yapan üretici firmalara ve yine yurtdışında projeler yapan uygulayıcı firmalara ihtiyaç duydukları test hizmetlerini sağlayabiliyor musunuz?

FTI olarak 3 yıl öncesine kadar sadece laboratuvar testlerinde hizmet verebiliyorduk. Fakat son üç yıldır gerek sektörün ihtiyaçları gerek cephe sistemlerimizin ihtiyaçları gerek müteahhit firmalardan gelen talepler üzerine uluslararası standartlara uygun olarak laboratuvarda yaptığımız testleri sahada da yapabilir duruma geldik. Mobil ekiplerimiz var. Onlarla laboratuvarımız dışındaki lokasyonlarımız haricinde de kıtalararası olarak Avrupa kıtasında, Asya kıtasında, Rusya pazarından Azerbaycan’dan Türk Cumhuriyetlerden tutun Arap Yarımadası’nda Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar dahil olmak üzere değişik projeleri saha sistemiyle, uygulama kontrolleriyle 3.taraf gözetim hizmeti şeklide dahil olmak üzere tamamen bu noktadaki yapılabilirlik kriterinin lojistik hizmetlerinin bize olan maliyetine bağlı olarak o bölgedeki lokal bir firmaya göre tercih edilip edilmeme oranına göre gerçekleştiriyoruz. Bunun dışında yapmış olduğumuz test sayısının fazlalığının getirmiş olduğu tecrübelere istinaden, gittiğimiz veya katıldığımız saha organizasyonlarına da katkıda bulunduğumuz için tercih ediliyoruz. Ayrıca onaylanmış kuruluş statüsüyle katıldığımız ve iletişim halinde olduğumuz uluslararası diğer laboratuvarlarla, yurt dışı bağlantılarıyla bizden bazen Türkiye’de hiç rastlanmamış test talepleri oluyor. Ama Türkiye’de üreticisi olup bizde yapılmıyor diye, o test için biz yapmıyoruz demiyoruz bağlantılı olduğumuz test kuruluşlarıyla temaslarımızı kullanarak lokal üreticilerimize bu konuda da yardımcı oluyoruz.

 

FTI gibi yeniliklere açık, teknolojiyi takip eden, kendini geliştirmek adına bilimi de elden bırakmayan ve ülke adına akredite- onaylanmış bir test ve belgelendirme kuruluşu olmanın haklı gurunu yaşıyorsunuz. Son olarak bünyenizde akustik görüntüleme test hizmeti vermeye başladınız. Bu hizmetinizin detaylarından bahsedebilir misiniz?

Akustik performans ses hizmetimizi en başından beri yapıyoruz. Ancak akustik görüntüleme test hizmeti vermeye yeni başladık. Kulağa ilk başta değişik geliyor hem ses hem görüntü olayı ama teknik olarak sesin fotoğraflarını çekmek dediğimiz veya ses kaçağının fotoğrafını alarak ürünün sızdırmazlık problemlerinin tespiti açısından kullanılması yönünde faaliyetlerimiz var. Biz aynı test hizmetini hava sızdırmazlık testi yapmadan önce akustik ve termal görüntüleme yaparak, ürünlerin sızdırma ihtimali olan noktalarının önceden görülmesi veya sızdırma miktarının fazla olacağı noktaları tespit etmek adına kullanıyoruz.

 

Akustik performans tespiti için veya bir hava doğumluğu akustik performans tespiti için testini yaptığımız ürünün aynı zamanda akustik fotoğrafının çekilmesi, akustik eş ses basıncı eğimlerine çekilmiş akustik fotoğrafı ile ses yalıtımı açısından problemli noktalarını göstererek, üreticilere bu konuda, o ürünün gelişimi için yön gösterici bir çalışma sunuyoruz. Testte iki oda var arada da bir yapı elemanı bulunuyor. Odanın bir tanesinde ses, gürültü kaynağı, diğer tarafta da iki mikrofon var. Akustik performans testi bu şekilde yapılıyor. Ancak görüntülemenin yapıldığı odada akustik açıdan, iç taraftan bakıldığında sızdırma noktalarını görsel olarak gösterebiliyorsanız uygulayıcının o konudaki gelişimine son derece önemli bir katkı sağlıyorsunuz.

 

Biraz da işin eğitim, seminer ya da konferans kısmını siz uzmanların paylaşımından okurlara aktarmak isteriz. Ulusal ya da uluslararası katıldığınız cephe –cephe testi ya da benzeri eğitim içerikli konferanslarınızdan bahseder misiniz? FTI olarak bu tür organizasyonlara bakışınız nedir?

Değişik ülkelerde özellikle de Almanya, İngiltere ve İsviçre’de bu konuda giydirme cephe, çatı elemanları, yapı elemanları ile bağlantılı enstitülerin ortaklaşa düzenledikleri organizasyonlar var. Hem şahsen hem de firmadaki ekip arkadaşlarımla beraber bunlara bizzat katılım sağlıyoruz. Buradaki gelişmeleri takip etmek, hazırlanan yeni tez, hipotez, doktora çalışmalarını incelemek, sektörün yönelimi açısından önemli. Bunun dışında bu tip organizasyonlara katılmak kurduğunuz bağlantılarla uluslararası açıdan tanınabilir, bulunabilir, izlenebilir olmak gerek kişisel olarak gerek firmamız açısından önemli bir belge, pazarlama metodoloji olabilir. Her ne kadar asıl amacı pazarlama olmasa da, ortak faaliyet gösteren kuruluşların bir araya gelmesinin son derece faydası var. Bu çalışmaların, seminerlerin, konferansların ya da organizasyonların bilimsel ve teknolojik açıdan, teknolojinin takibi açısından önemli olduğunu düşünüyorum.

 

Vermiş olduğunuz test hizmetlerine ek olarak yeni hizmetler vermeyi planlıyor musunuz? Eğer böyle bir projeniz varsa planlama sürecinizden ve hizmetin ne zaman başlayacağından bahsedebilir misiniz?

Yeni bir test organizasyonu olarak bakıldığında detaylı bir akustik görüntülemenin sıcaklık değişimi ve geçiriminin, hava ve ses geçiriminin bir arada olduğu bir test metodolojisinin üzerinde çalışmalar yapıyoruz. Yapı elemanlarının bu üç değerini; ısı, akustik ve hava sızdırmazlık değerlerini önceden tespit ederek o ürünün performans değerlerinin belirlenmesi için yapılacak bir testten bahsediyorum. Bunun dışında Alman ortağımız Wacker Ingenieure ile bağlantımız olan rüzgâr tünel testleri veya ekstrem rüzgâr üstü testi dediğimiz rüzgar tünel testlerini gerçekleştirmeye başladık. Bu da bizim için ana yeniliklerden bir tanesi olacak.

 

Her durumda sürdürülebilirlik diyoruz. Peki FTI için sürdürülebilirlik nedir? Sürdürülebilir bir yaşam, sürdürülebilir bir çevre, sürdürülebilir pazar ve sürdürülebilir enerji ve ekonomi ayrı ayrı nasıl yorumlarsınız? Varsa FTI’ın sürdürülebilirlik projelerinden bahseder misiniz?

Bizim FTİ olarak sürdürülebilirlikle ilgili akreditasyon kuralları gereği; gelişimin devamlılığını sağlamak adına iyileştirme döngüsünden kaynaklanan ve ISO 9000 mantığıyla başlayıp, ISO 17025 ile laboratuvarlara adapte edilen, daha sonra metodolojik olarak yaptığı işin tekrar gözden geçirilip, iyileştirilerek performansın değişmezliğinin belirlenmesi gibi metodolojik bir sürdürülebilirlik ilkemiz var. Ancak bizim için asıl önemli olan dijital dönüşüm. Laboratuvar gibi test merkezleri için endüstri 4.0’ın içerisindeki ana felsefeden hedefle üzerinde durulması gereken konu; verinin toplanması, verinin kullanılma takibi, zamanında paylaşımı ve bunun akılcı olarak raporlanmasıyla birlikte ilgilileriyle paylaşılması. Bizim için dijital dönüşüm bu ve biz bu faaliyetlerin çoğunu tamamladık. Yakın bir zamanda test raporları ve bağlantılı olarak sorumlu olduğumuz ilgili devlet kuruluşları olmak üzere tüm taraflarla interaktif olarak her şeyimizi web sitesi üzerinden takip edilebilir ve ulaşılabilir hale getiriyoruz. Bunun dışında test modülümüzün içerisinde kullandığımız ekipmanların dışarıdan kontrolü gerek kolimasyon gerek kalibrasyon yapılması, bu süreçlerinin takip edilmesi dahil olmak üzere paydaşlarımızla ve bizle bağlantılı çalışan diğer kuruluşlarla bunların takibi için faaliyet içerisindeyiz. Bunları tamamlayarak dijital dönüşümle ilgili adım atmayı ve önemli avantajlar sağlamayı amaçlıyoruz.

 

Son olarak sizden 2018 FTI özelinde nasıl geçti, genel anlamda yapı sektörünü ve ülke ekonomisini değerlendirmenizi istesem neler söylersiniz?

 

Ülke ekonomisini değerlendirmek ayrı bir uzmanlık işidir ama ülke ekonomisini takip eden bir birey olarak yorumum; enteresan bir dönüşüm var dünyada. Kıtalar arası, ülkeler arası ve ekonomik sınırlar arası bir dönüşüm yaşanıyor. Bu dönüşümün de doğal olarak sancıları oluyor. Maalesef bu sancılar, bizim ülkemiz de içinde olmak üzere belli başlı ülkelerde fazlasıyla hissedilir durumda. Umuyorum bu süreçten, şahsım ve ülkem açısından herhangi bir zarar görmeksizin daha kuvvetli ve güçlü olarak çıkabiliriz. Biz FTI olarak 2018 yılını oldukça yoğun faaliyetlerle geçiriyoruz. Faaliyetlerimizin önemli bir kısmı da yurt dışında faaliyet gösteren müşterilerimiz noktasında. Özellikle know-how üreten bu ülkelere özgü cephe elemanları ve yapı elemanları üreten kuruluşların projelerinden ötürü son derece yoğun bir 2018 geçirdiğimizi söyleyebiliriz. FTI olarak bizim en temel hedefimiz ve güvenimiz, devamlı yeniliklere açık, kendine özgü testleri ve faaliyetleri arttırma çabasında olmamız. Bu anlamda herkesin kendine düşen görevi layıkıyla yerine getirdiği zaman sıkıntılı dönemleri en az zararla atlatabileceği inancındayım.


Yükleniyor...
Yükleniyor...