01-12-2018
Çimsa, Genel Müdürü Ülkü Özcan:  “Sürdürülebilirlik ve Döngüsel Ekonomi Prensiplerine Tam Uyum Sağlamayı Hedeflemekteyiz.”

Çimsa, Genel Müdürü Ülkü Özcan: “Sürdürülebilirlik ve Döngüsel Ekonomi Prensiplerine Tam Uyum Sağlamayı Hedeflemekteyiz.”

46 yıllık tecrübesiyle Çimsa, yurt içi ve yurt dışındaki tesisleriyle çimento ve yapı malzemeleri sektörünün globalleşen aktörlerden biri. Yenilikçi ürün ve hizmetler aracılığıyla sürdürülebilirlik yaklaşımını gerek ekiplerin gerekse paydaşların karar alma, uygulama ve iş yapış süreçleriyle bütünleştiren Çimsa’yı, izlediği enerji verimliliği politikalarını, şirketin inovasyon kültürünü, Endüstri 4,0 doğrultusunda yeni proje ve hedeflerini Çimsa Genel Müdürü Ülkü Özcan ‘dan dinledik.

Endüstri 4,0, Almanya'nın geleneksel imalat sanayisini bilişim yönünde yüksek teknolojiyle donatması projesi olarak adlandırılıyor ve bu bağlamda tüm sektörlerde önemli yeniliklere yol açıyor. Çimsa olarak siz Endüstri 4,0 sürecinin neresindesiniz?  Ar-Ge çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Çimsa olarak, yüzde yüz yerli marka kimliğimizle Türkiye çimento ve yapı malzemeleri sektörüne öncülük etmekteyiz. Geniş ürün yelpazemizle yön verdiğimiz küresel çaplı faaliyetlerimiz, yenilikçi çalışmalarımız ve sürdürülebilirlik stratejimiz çerçevesinde şirketimizi, “geleceğin çimento şirketi” olarak konumlandırıyoruz. Son yıllarda yaşantımıza giderek daha fazla entegre olan teknolojik gelişmeler, şirketimiz de dâhil olmak üzere her şirketi ve sektörü zorunlu, ancak oldukça hızlı ve heyecan verici bir dönüşüme yöneltiyor. Tüm iş yapış biçimlerimizi yeniden şekillendiren Endüstri 4,0 süreci ise, temel olarak Sabancı Topluluğu’nun gündemini oluşturan en önemli başlıklardan biri olarak ön plana çıkıyor. Bu noktada biz de Çimsa olarak, Topluluğumuz’dan aldığımız vizyon ve bilgi birikimi doğrultusunda şekillendirdiğimiz dijital stratejimiz kapsamında nitelikli projeler geliştiriyor ve iş yapış modelimizi hızlı bir şekilde dijitalleştirmek için yoğun çalışmalar yürütüyoruz. Endüstri 4.0’ın bizlere sunduğu veri analizi, makine öğrenmesi gibi fonksiyonları tüm iş süreçlerimize olabildiğince hızlı ve etkin biçimde entegre edebilmek, öncelikli hedeflerimizden birisidir.

 

Çimsa, gri çimentonun yanı sıra ürettiği beyaz çimento ve kalsiyum aluminat çimentosu gibi özel ürünlerle de inovasyon konusunda Türkiye çimento ve yapı malzemeleri sektörüne öncülük etmektedir. İnovasyonun, rekabette şirketinize avantaj sağladığını düşünüyor musunuz? Uluslararası standartlara uyumluluk İzlediğiniz enerji verimliliği politikaları bahseder misiniz?

Çimsa olarak küresel piyasalarda öncü çimento üreticileri arasında yer alıyoruz. Bu konumun arkasındaki en büyük etkenin ise şüphesiz inovasyondaki yetkinliğimiz ve gelişmiş Ar-Ge kültürümüz olduğunu söyleyebilirim. Türkiye’de ürettiğimiz katma değerli ürünlerimizi dünyanın birçok ülkesine ihraç ederek, ülke ekonomisi için katma değer yaratıyor, müşteri odaklı ürün ve hizmetlerimizle 7/24 çözüm ortağı olarak faaliyet gösteriyoruz.

 

2000 yılında kurduğumuz, 2017 yılının Mart ayında T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Türkiye’nin sektördeki ilk ve tek çimento araştırma ve uygulama merkezi olarak tescillenen Ar-Ge Merkezimiz Formülhane, şirketimize yurt dışı rekabet avantajı sağlayan ve inovasyonu şirket kültürümüzün temellerine taşıyan bir birim olarak oldukça önem taşıyor. Müşterilerimizin reçetelerine optimum çözümler sunmanın yanı sıra, teknik destek operasyonlarımız ile gerek mevcut gerekse potansiyel iş ortaklarımızla çalışmalarımızı sürekli olarak geliştiriyoruz.

 

2016 yılında lansmanını gerçekleştirdiğimiz Formülün Adı çatısı altındaki beyaz çimento ve kalsiyum aluminat çimentosu, Türkiye’de ilk kez segment odaklı beklenti ve ihtiyaçlara yönelik geliştirilen özel ürünler olmanın ötesinde de ilklere imza atıyor. Ürünlerimizin çevresel performanslarının nitel olarak değerlendirildiği EPD - Çevresel Ürün Beyanı’nı almamız ile beraber, Kalsiyum Alüminat Çimentosu ürünümüz dünyadaki ilk EPD belgeli kalsiyum alüminat çimentosu olurken, Çimsa Süper Beyaz Çimento ürünümüz de alanında, Türkiye’deki ilk ve dünyadaki ikinci EPD belgeli ürün oldu.

 

Formülhane’de bu yıl yürüttüğümüz projemiz olan demir-çelik endüstrisinde kullanılan, yeni geliştirdiğimiz ergitici malzememiz ile çimentonun çok daha ötesindeki alanlarda rekabet gücümüzü korumaktayız.

 

Yenilikçi ürün ve hizmetler aracılığıyla sürdürülebilirlik yaklaşımını gerek ekiplerin gerekse paydaşların karar alma, uygulama ve iş yapış süreçlerine entegre eden Çimsa, 2017 yılında sürdürülebilirlik alanında 55,5 milyon dolar yatırım gerçekleştirdiğini gösteren rapor yayınladı. Bunun üzerine Sürdürülebilirlik deyince ne anlamalıyız? Çimsa çalışmaları özelinde değerlendirmenizi istersek, bu konuda bize ne söylemek istersiniz?

Çimsa olarak sürdürülebilirliği faaliyetlerimiz arasında ayrı bir başlık olarak değerlendirmiyor; tüm çalışmalarımızın ve iş stratejimizin odağında konumlandırıyoruz. Bu bakış açısıyla, Türkiye’de ve dünyada karlı bir şekilde büyümeye devam ederken, yaptığımız yatırımlarla toplumumuz ve geleceğimiz için sürdürülebilir katma değer yaratıyoruz. Bu nedenle sürdürülebilirlik, hedeflerimize ulaşma noktasındaki pusulamız olmanın yanı sıra, tüm faaliyetlerimizin de kaldıracı konumundadır.

 

Sektörde 46 yılı geride bırakırken, stratejik odaklarımız; rekabetçi üretim gücünü korumak, büyümeyi sürdürmek ve katma değer üretmektir. Dolayısıyla, sürdürülebilirliği sağlayabilmenin tek yolunun kaynakların rasyonel ve verimli kullanımından geçtiğine inanıyoruz. Bu noktada en değerli varlığımızın insan kaynağımız olduğunu özellikle belirtmek isterim. İnsan kaynakları alanında yüksek performans kültürü oluşturmak odağıyla çalışan haklarının korunup gözetildiği, her seviyeden yeteneğin geliştirildiği, kadın ve erkek çalışanlara fırsat eşitliği sağlandığı, iş sağlığı ve güvenliği konularında en iyi standartların yaşatıldığı bir iş ortamını sürdürmeyi hedeflemekteyiz. Taraf olduğumuz BM Küresel İlkeler Sözleşmesi ve Kadının Güçlendirilmesi İlkeleri (WEPs) gereği, toplumsal cinsiyet eşitliğini ilerletecek şirket politikaları oluşturmayı ve uygulamayı Çimsa’nın insan kaynakları alanındaki öncelikli konularından biri olarak görüyoruz.

 

Küresel ölçekli yatırımlarımızla ekonomiye büyük katkı sağlarken, doğal kaynakları koruma hassasiyetiyle sektörümüzdeki en yeni teknoloji ve üretim modellerini benimsiyor, gerekli noktalarda üretimdeki etkinlik ve verimliliğini geliştirici yatırımlar gerçekleştiriyor, hammadde tedarik ve  üretim faaliyetlerinde doğal kaynak kullanımını minimuma indirmek üzere yoğun çalışmalar yürütüyoruz. Bu bakış açısıyla gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerimizin tüm çevre regülasyonlarına uyum  konusunda sektöre öncülük ettiğini de özellikle belirtmek isterim.

 

Çimsa, Global Cement and Concrete Association (GCCA)’a Türkiye’den üye olan ilk şirket oldu. İzlediğiniz enerji verimliliği politikaları, alternatif yakıttan enerji geri kazanımı ve atık gaz ısısından elektrik üretme çalışmalarıyla da sürdürülebilirliğe katkınız büyük. Peki, Çimsa’nın “Alternatif Yakıt” kullanımında en fazla karşılaştığı sorunları nelerdir? Bu konudaki deneyimlerinizi ve tecrübelerinizi bizimle paylaşabilir misiniz?

Çimsa olarak enerji yoğun bir sektörde faaliyet gösterdiğimizin bilinciyle hareket ediyor, fabrikalarımızda ve tesislerimizde enerjinin etkin yönetimine büyük önem veriyoruz. Çimento üretimiyle ülke ekonomimize kattığımız değerin yanı sıra izlediğimiz enerji verimliliği politikası, alternatif yakıtlardan enerji geri kazanımı ve atık gaz ısısından elektrik üretme çalışmalarımızla, bu katkımızı daha da pekiştiriyoruz. Emisyonlar ve sera gazları konularında kanun, yönetmelik, tebliğ ve ülkemiz çimento sektörüne ilişkin çıkarılmış taahhütlere uyum konusunda paydaşlarımız ile işbirliğinde çalışarak, sektörümüze öncülük ediyoruz.  Bu kapsamda, sektörün hızla büyüyen platformlarından Küresel Çimento ve Beton Birliği’ne (GCCA-Global Cement and Concrete Association) katılan ilk Türk şirketi olarak, bu kurumun teknik bilgi kaynaklarından destek almayı oldukça önemsiyoruz.

 

Fabrikalarımızda kullanılan alternatif hammaddeler ve alternatif katkı malzemeleri diğer endüstrilerin seramik atıkları, kiremit kırığı, döküm kumu gibi atık ya da yan ürünleri olan çeşitli malzemelerdir. Bu kaynaklar tedarik koşulları ve proses girdi beklentilerine göre tesislerimizde kullanılmaktadır.

 

Öte yandan, tüm üretim süreçlerimizde, elektrik ve termal enerji tüketim noktalarımız uzmanlar tarafından sürekli izlenerek optimize edilmektedir. Periyodik raporlarla üst yönetime bildirilen performans sonuçlarımız ise enerji yönetimi strateji belirleme sürecimizi desteklemektedir. Tüm bu çalışmalarımızla atık gaz ısısından üretilen enerji miktarını artırmayı; iş süreçlerimizin yeniden tasarımına ve daha verimli ekipmanların kullanımına yönelik projeler üreterek verimlilik performansımızı yükseltmeyi ve böylece fosil yakıt tüketimleri ile sera gazı emisyonlarını azaltmayı hedefliyoruz.

 

Sürdürülebilirlik genel başlığı altında iklim ve çevre alt başlığını konuşacak olursak emisyonların azaltılması (CO2 salınımı, toz ve gaz emisyonlarının azaltılması), alternatif yakıt ve hammadde kullanımının arttırılması, enerji verimliliğinin sağlanması, atıklar, biyoçeşitlilik, su yönetim konularında mevcut çalışmalarını var. Biraz bu çalışmalarınızın detaylarından biraz da bu konudaki yeni çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?

Dünyada atık bertarafı konusunda hassasiyetin her geçen gün arttığını biliyoruz. Biz de bu öngörüyle hareket ediyor, üretim süreçlerinde elektrik ve termal enerji tüketiminde mümkün olduğunca tutumlu davranmaya özen gösteriyoruz. Bu kapsamda kurulu teknolojimizi en verimli şekilde kullanmak üzere düzenli aralıklarla teknik denetim programları uygulayarak, elektrik ve termal enerji tüketim noktalarının uzman kadromuzca ölçülmesi ve istatistiksel Proses Kontrol Yöntemleri ile değerlendirilmesi adına çalışmalar yürütüyoruz. Oluşan verim kayıplarını proaktif bir yaklaşımla belirleyerek, ortadan kaldırıyoruz. Periyodik raporlarla  üst yönetime bildirilen performans sonuçlarıyla, enerji yönetimi strateji belirleme sürecini destekliyoruz. Ayrıca enerji tüketimini, Çimsa risk modelinin bir unsuru olarak kabul ederek ele alıyoruz.

 

Mersin Fabrikamızda 2012 yılında devreye alınan “Atık Gazdan Elektrik Üretim Projesi” ile 1. ve 2. Tesis üretim hatlarından gelen atık gazların elektrik enerjisine dönüştürülerek, bu iki hatta harcanan elektriğin %50’sinin karşılanması hedeflenmekte; daha az karbon salınımı ile çevreye katkı sağlanmaktadır.

 

Yine 2012 yılında Eskişehir Fabrikamızda hayata geçirdiğimiz Hot Disc Projesi ile fırın proses operasyonu ve ürün kalitesi kontrol altına alınmıştır. Böylece, Fabrikamızdaki bir tesiste termal enerji ihtiyacının %37’sini alternatif yakıttan sağlayabiliyoruz. Çalışmalarımız, gerekli izinleri ve diğer gerekleri de yerine getirerek gerek alternatif yakıt çeşitliliğini artırarak gerekse süreç iyileştirmeleri yaparak bu oranı %60’lar seviyesine taşımak yönündedir.

 

Çimsa olarak çimento fabrikalarında alternatif yakıt kullanım oranını artırmak amacıyla yoğun çalışmalar yürütmekteyiz. Bu kapsamda Avrupa’nın birçok ülkesinde uygulanan bir yöntem olan, Evsel Atıktan Türetilmiş Yakıt (ATY) üretilmesi için deponi alanları üzerine kurulabilecek Mekanik ve Biyolojik Ön İşleme tesislerinin kurulması için büyükşehir belediyeleri ile görüşmeler gerçekleştirmekteyiz. Yine bu konu kapsamında, 2017 yılı Ocak ayında Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) tarafından düzenlenen“Çimento Sektöründe Belediye Katı Atıkları Kullanımı İş Modelleri Sempozyumu”na Çimsa olarak başkanlık yaparak, Türkiye’deki tüm belediyelerin bilgilendirilmesini sağladık.

 

Tüm bu çalışmalarımız ile hem çevre ve topluma katkıda bulunmayı hem de daha yüksek miktarda CO2 azaltımı elde ederek, Sürdürülebilirlik ve Döngüsel Ekonomi prensiplerine tam uyum sağlamayı hedeflemekteyiz.

 

Çimsa’yı sektörde farklı kılan özellikler nelerdir? Sadece Çimsa’ya özgü Kalsiyum Aluminat Çimentosu, Kendini Temizleyen Çimento, Anti Bakteriyel Çimento gibi geliştirdiğimiz özel ürünleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

Şirketimizi sektörde farklı kılan en önemli güç, sahip olduğumuz operasyonel mükemmellik ile gerçekleştirdiğimiz katma değerli ihracatımız, geniş lojistik ağımız, özel ürün gamımız, sürdürülebilirlik yaklaşımımız ve inovasyon kültürümüzdür. Çimento gibi yıllarca emtia olarak konumlandırılmış bir ürün ile dünya çapında başarılar elde etmek, ancak ve ancak yetkinliklerin geliştirilmesi ve araştırma geliştirmeye yatırım yapılmasıyla mümkün olabilmektedir. Bizler için çimento, müşterilerimizin formüllerinin eşsiz ve katma değerli girdisidir. Bu yaklaşımımız ve Ar-Ge Merkezimiz Formülhane’nin bilgi birikimi ile bir yandan müşterilerimizden aldığımız geri bildirimlerle her daim öğrenmeye; bir yandan da geliştirdiğimiz ürünlerle müşterilerimizin iş süreçlerine maksimum fayda sunmaya devam ediyoruz.

 

Geliştirdiğimiz yenilikçi ürünlerden bahsetmek gerekirse, ‘Formülün Adı’ çatısı altında sahip olduğumuz geniş ürün portföyümüzü Çimsa Aluminates ve Çimsa Süper Beyaz adı altında kategorize ettik ve bu iki ana ürün grubumuz ile birlikte, müşterilerimizin özel ihtiyaçlarına çözümler üreten yeni ürünler geliştirdik.

 

2016 yılında İş Sağlığı ve Güvenliği süreçlerini revize etmek, mevcut sistemlerimizi güncellemek ve kaza sıklığı ile ağırlık oranlarını azaltmak amacıyla geliştirdiğiniz “Altın Baret” Projenizden biraz bahseder misiniz? Bu projenin uygulama noktasını ve bu konudaki politikanızın ana hatlarını dinlemek isterim.

Çimsa olarak sahip olduğumuz İş Sağlığı ve Güvenliği yaklaşımımız, sürdürülebilirlik anlayışımızın odağında yer almaktadır. Geride bıraktığımız 46 yıldır çalışanlarımızın “hiçbir kazaya maruz kalmadan” her gün evlerine sağ ve salim dönmelerini sağlama misyonuyla hareket ediyor; tüm fabrikalarımız ve tesislerimizde İSG risklerini kontrol altında tutmak için gereken önlemleri alıyor, tüm birimlerimizin iş güvenliği bilincini yükseltmek üzere yoğun çalışmalar yürütüyoruz. Fabrikalarımızın her biri OHSAS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği sistem belgesine sahiptir. Bununla beraber T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından işleme konulan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve yasal yönetmeliklerin yanı sıra, uluslararası standartlarda uygulanan yasal yönetmelikleri de yakından takip ediyoruz.

 

 

Çalışanlarımızın İSG farkındalığını artırmak ve çalışma alanlarımızın güvenliğini her geçen gün ileriye taşımak amacıyla çeşitli proje, uygulama ve sürekli eğitim programları geliştiriyoruz. Bu kapsamda 2016 yılında hayata geçirdiğimiz Altın Baret İş Sağlığı ve Güvenliği Projesi ile temel hedefimiz, çalışanlarımızın kendilerinin olduğu kadar, çalışma arkadaşlarının da güvenliği konusunda hassasiyetlerini geliştirmektir. İSG süreçlerinin revize edilmesi, tüm çalışanlarımızın İSG bilinçlerini artırarak planlama süreçlerine İSG’nin dâhil edilmesi suretiyle kaza sıklık ve ağırlık oranlarını azaltmak da proje kapsamında hedeflerimiz arasındadır. Bu doğrultuda 2017 yılında şirketimiz bünyesinde İş sağlığı ve iş güvenliği alanında sunulan eğitimler toplam 42.658 kişi x saat olarak gerçekleşmiş, kişi başına düşen eğitim saati ise 37 olmuştur.


Yükleniyor...
Yükleniyor...