01-04-2019
Doğru ve Kaliteli Ürünün Yenilikçi Adresi: Rocker Yapı Kimyasalları

Doğru ve Kaliteli Ürünün Yenilikçi Adresi: Rocker Yapı Kimyasalları

Yapı kimyasalları sektöründe uzun yıllar hizmet vermiş, sahaya ve ürün gruplarına hakim çalışma ekibi ile birlikte Rocker Yapı Kimyasalları, geçmişten getirdiği deneyimleri, dünya genelinde ortaya çıkan yeniliklerle harmanlayarak yükselmeye devam ediyor. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, TRT, ATV, Topkapı Sarayı, Yerebatan Sarnıcı gibi önemli sahalarda çalışmalarını aktif olarak sürdüren Rocker, başarılı projelere imza atarken çevreye saygı duymayı da ihmal etmiyor. Rocker Yapı Kimyasalları Marmara Bölge Müdürü Selçuk Baybaş da şirketin çevreye duyduğu saygıyı “Takip ettiğimiz marketlerden, doğaya ve malzemeleri uygulayan ustalarımızın sağlığına zarar vermeyecek ürünleri seçiyoruz. Çünkü bizim çevreye saygımız, insana saygıdan başlar” sözleriyle anlatıyor. Baybaş ile hem Rocker Yapı Kimyasallarını rakiplerinden farklı kılan en önemli unsurları konuştuk hem de sektörün bugününe ve yarınına ışık tuttuk.

Öncelikle şirketiniz, ürün gruplarınız ve çalışma sahalarınız hakkında bilgi verir misiniz?

Şirketimiz, uzun yıllar bu sektörde hizmet vermiş, sahaya ve ürün gruplarına hakim çalışma arkadaşlarımızla birlikte geçmişten gelen büyük bir bilgi birikimine sahiptir. Yapıştırıcılar, derz dolguları, ısı yalıtım ürünleri, su yalıtım ürünleri, beton katkıları, zemin kaplamaları ve yardımcı teknik ürünlerden oluşan ürün gruplarımızla müşterilerimizin tüm ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde hizmet sunuyoruz. Çalışma sahalarımız genellikle şantiyeler, özel projeler ve kamu alanlarından oluşuyor. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, TRT, ATV, Topkapı Sarayı, Yerebatan Sarnıcı, belediyelerin yapmış olduğu rehabilitasyon merkezleri, otoparklar, sanayi alanları;  İstanbul’da şu sıralar gündemde olan Ebubekir Parkı, sahalarımız arasında. Ayrıca, hidrolik kireçlerimiz, hidrolik kireç enjeksiyon sistemlerimizle Beyoğlu-Taksim gibi sahalarda restorasyon hizmeti veriyoruz. Hizmet bölgelerimizden gelen talebe göre ürünlerimizi geliştiriyor, birtakım testlerden geçiriyor ve belgeleriyle birlikte hizmete sunuyoruz.

Biraz da sizi tanıyabilir miyiz?

2001 yılında, yapı kimyasallarının hiç bilinmediği bir dönemde, yurt dışından malzeme getirip onları satan bir firma ile çalışma hayatına başladım. Kaba malzemelerin kullanıldığı şantiye alanları, o yıllarda kısıtlı olduğu için, satış-pazarlama konusunda ilerledim. İlk birkaç yıl, insanlara hangi ürünün hangi alanlarda kullanıldığını anlatarak geçirdik.  İlerleyen zamanlarda uluslararası firmaların Türkiye’ye giriş yapmasıyla birlikte, yapı kimyasallarının bilinirliği artmaya başladı. Alman bir firma ile oradaki tesisleri gezip, ürünleri orada da anlatmaya başladık. Yeni ürün grupları geldikçe,  seminerler düzenleyip bu ürünleri anlattık.  2010 yılına geldiğimizde yapı kimyasalları biraz daha yaygınlaştı. Hem yerli hem yabancı rakiplerimiz çoğalmaya başladı. Buna bağlı olarak da yapı kimyasalları sektöründe ürünler çoğalmaya başladı. Özellikle son beş yılda, yapı kimyasalları ilk başladığımız ürünlerin tekelinden çıkmaya başladı. Tüm bu süreçlerin içinde bulundum, kendimi geliştirdim. Yenilikleri takip ettim,  etmeye de devam ediyorum çünkü her yıl yeni bir ürün piyasaya çıkıyor. Kurulduğu ilk günden beri Rocker Yapı Kimyasalları ekibinin bir parçasıyım.

“ÇEVRE BİLİNCİMİZ İNSANDAN BAŞLAR”

Kendi markanız adına ürettiğiniz ürünler, çevre bilinci açısından düşünüldüğünde ve sürdürülebilirlik amaçlandığında nasıl bir noktada duruyor? Aslında, karbon ayak izinizden bahseder misiniz?

Biz çevreye duyarlı bir firmayız. Bununla birlikte kamu alanlarında hizmet verdiğimiz için, çevre bizim için önemli bir konu.  Gerek Ar-Ge’miz gerek üretim alanlarımızda bu konudaki tüm sertifikalarımız tamamdır. Küreselleşen dünya piyasasında çevre bilinci artık uyanmaya başlıyor. Hem dünya literatürüne hem Türkiye literatürüne genel olarak baktığımızda doğaya salınan emisyon miktarının az olması nedeniyle yeşil binalar günümüzde ön plana çıkmaya başladı. Bizler de ürünlerimizi seçerken, ithal ederken ya da hammaddemizi getirirken bütün bunların Leed sertifikalı olmasına önem gösteriyoruz. Hepimiz bu dünyada yaşadığımız için öncelikle dünyaya, ardından literatüre saygı duyarak, kullanılan malzemelerin kürlenmeye başladığı andan itibaren atmosfere salınmaya başlayan zararlı gazların miktarını en düşük seviyeye indirmeye çalışıyoruz. Karbon ayak izinin ve Kyoto Protokolü’nün çevreci tarafında yer alıyoruz. Hem uluslararası marketleri hem de yerel marketlerimizi takip ediyoruz. Takip ettiğimiz markette doğaya zarar vermeyen, çevreci ve bu malzemeleri uygulayan insanlarımıza, insana da zarar vermeyecek ürünleri seçiyoruz. Çünkü bizim çevre bilincimiz insandan başlar.

Küresel marketi takip ettiğinizi söylediniz. Dünya genelinde inşaat ve yapı kimyasalları sektöründe neler oluyor ne gibi yenilikler var. Siz bu yenilikleri ürünlerinize nasıl yansıtıyorsunuz?

Değişen dünya artık çevreci ürünlere doğru gitmeye başladı. Dünya genelinde bu konuda imzalanan birçok protokol var. Türkiye’de bu protokolün taraflarından bir tanesi. Ürünlerimizin nasıl daha çevreci yapılabileceği konusunda çalışmalarımız devam ediyor. Çünkü gelişen dünya sürekli bir inovasyon içinde. Bizler de bu değişimlerin takibindeyiz. Rocker, sadece kendi ürünlerini üreten bir firma değil, yurt dışından ithalat da yapıyor. Yaptığımız ithalatta ürünlerin çevreci ve yenilikçi olmasına dikkat ediyoruz.  Umut ediyoruz ki Türkiye’de teknoloji,  inovasyon ve çevrecilik konusunda daha fazla çalışmalar yapılır. Yasal uygulamalarla da bu konuda daha fazla yenilikçi kararlar alınır.

“ULUSLARARASI ALANDA REKABET GÜCÜ OLMAK İÇİN AR-GE ŞART”

Ar-Ge noktasında çalışmalarınız var mı? Bu konuda Türkiye’yi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu noktada sizin ürünlerinizi diğer ürünlerden ayıran özellikler nelerdir?

Ürünlerimiz yenilikçidir. Eskiye bağlı kalmıyoruz. Zaten eskiye bağlı kalırsanız sektörden silinirsiniz. İnsanlar sahada yenilikçi ürünler arıyorlar.  Şantiyelerde şartnameler değişiyor. Bu şartnameleri uygulayabilmemiz için hem dünya hem de Türkiye marketini dikkatle izlemek zorundayız. Ar-Ge çalışmalarımız ile gerek testlerle gerek sahada gerçekleştirilen uygulamalarla daha yenilikçi, daha az zarar veren, hızlı kullanılabilen, ani değişen hava koşullarına uyum sağlayabilecek ürünler geliştiriyoruz. Geliştirmeye de devam edeceğiz.  Bu anlamda çalışmalarımız var ama Avrupa’nın gerisinde olduğumuzu da görmemiz lazım. Biliyorsunuz, Türkiye ihracat atağına kalktı. Uluslararası pazarda yer bulabilmek için Ar-Ge çalışmalarına ağırlık vermek gerekiyor. Devletin Ar-Ge çalışmalarına sağladığı destekler ve teşvikler var ama Ar- Ge konusunda daha fazla ne yapmak gerektiği konusunda da daha fazla kafa yormak lazım. Dünyadaki güçlü rekabet dünyasında yer edinebilmek için Ar-Ge olmazsa olmazdır. Türkiye’de Ar-Ge çalışmaları, dünya pazarına sunulan yeni ürünleri geliştirmek üzerine. Siz o ürünü geliştirirken daha yeni ürünler piyasaya çıkıyor. Dolasıyla 1-0 geriden geliyorsunuz. Ürün bazında dünyayla rekabet etmek istiyorsak yeni ürünleri geliştirmek yerine, biz de pazara yeni ürünler sunmalıyız. Türkiye’de yapılan ihracat dünya pazarının ihtiyaçlarına yönelik gerçekleştiriliyor. Ancak ihtiyaçların ötesine geçip yeni bir ürün üretebilirsek ihracatımız da artacaktır.

Kimya sektöründe hammadede görülen dışa bağımlılık da Ar-Ge’nin araştırma tarafında geliştirilmesiyle ortadan kalkabilir mi sizce?

Türkiye olarak, çekirdek hammadede dışa bağımlıyız. Nihai bir ürünü, tam mamul ya da yarı mamul bir halde elde etmek için dışa bağımlıyız. Dolayısıyla, dövizdeki dalgalanmalarda, tekelleşen hammadde piyasasına mecbur kalıyoruz. Bu durumdan kurtulmanın yolu Ar-Ge’den geçiyor.

Yapı kimyasalları ülke ekonomisinin mihenk taşlarından biri olan inşaat sektörü için büyük bir önem taşıyor. Ancak Türkiye’deki inşaat sektörünün en önemli sorunlarından bir tanesi maliyetleri azaltmak için bu kimyasalların içeriğinde ya da kalitesinde kısıtlamalara gidiliyor olması.  Bu konuda İZODER tarafından yapılan bir açıklama da var. Bu durum ne gibi tehlikeler yaratıyor? Bu tehlikenin önüne sizce nasıl geçilir?

Bazı firmalar, kendisine dışarıdan fiyat odaklı talepler geldiği için maalesef ürünün hammaddesini, maliyetini kısmak için çalışmalar yapıyorlar. Bu çalışmalar da ürüne mutlaka yansıyor. Ürünün maliyetini kısmak da yükseltmek de üreticinin elindedir. İnsanlar eskiden düşük fiyat unsuruna önem veriyordu ama günümüzde İZODER gibi kuruluşların yaptığı çalışmalar, güvenli yapılar için kaliteli yapı kimyasalları gerektiği noktasında bilinç yaratacak yayınların artmasıyla birlikte, kaliteyi daha fazla ön planda tutmaya başladılar. Kalitesiz ürünlerin kullanılmasıyla ortaya çıkan olumsuz sonuçları telafi etmek çok daha fazla bir maliyete sebep oluyor. Bunun önüne geçebilmek için insanların doğru bilgilendirilmesi çok önemli. İnsanları kandırmak yerine doğruyu anlatabilirsek, kimse oradaki maliyete bakmaz. Kalitesiz ürünlerin geri dönüşü daha maliyetli olacaktır.  Biz, Rocker olarak, kalitesiz ürünler kullanıp sorun yaşamış bölgelere gidip, o bölgeler için teknik çözümler ürettik. Henüz böyle bir sorunla karşılaşmamış yeni bölgelere de gidip, onlara atılması gereken doğru adımları anlatıyoruz. Gittiğimiz bütün sahalarda, projelerde, mali bir kriz olması nedeniyle ürünler fiyat odaklı değerlendirilmeye eğilim gösteriyor.  Biz de sahalara, kar marjımızdan kısarak ama kesinlikle ürünü bozmadan destek sağlıyoruz.

“DOĞRU ÜRÜN, KALİTELİ ÜRÜN GERÇEK ÜRÜN…”

Sizin de iyi bildiğiniz gibi artık su yalıtımı yönetmeliği de yürürlüğe girdi. Bu bağlamda su yalıtımı ürünlerinin hem kalite hem pazar hem de çeşitlilik açısından daha da gelişim göstereceğini biliyoruz. Rocker yapı kimyasallarından bahsedecek olursak,  özellikle su yalıtımı ürünlerinizin teknik ve uygulama özelliklerinden bahsedebilir misiniz? Buna ek olarak da yalıtımlı beton projelerine bakış açınızı bizlerle paylaşır mısınız?

Su yalıtımı, su temasını kesmek olarak algılanıyor olabilir ama sadece su temasını engellemek değil, aynı zamanda suya yön vermek anlamına gelir. Suya yön verebilmek ancak düzgün bir yalıtımla mümkün olabilir. Katkıya gelecek olursak, bu noktada şartnameye çoğu firma uymuyor. Katkının hazırlanışı, karışımı, miksere dökülüşü,  sahaya atılışına kadar her sürecin başında durup süpervisor desteği ile birlikte atılması gereken doğru adımları anlatıyoruz. Katkıyı şişen bantlarla desteklediğimiz zaman katkı daha uzun ömürlü oluyor. Çünkü beton suyu gördüğü zaman,  katkı sayesinde suyun içerisinde kristaller oluşuyor. Katkılar ülkemizin çoğu bölgesinde yanlış kullanılıyor. Yanlış kullanıldığı için de insanlarda katkının su geçireceği, ya da derz oluşursa aralardan suyun sızabileceği konusunda endişeler oluşuyor.  Bu endişeleri yok etmek için katkı maddelerini çok iyi anlatmamız gerekir. Katkı, su yalıtımı için seçilecek sağlıklı bir yoldur.

“DOĞRU FİRMA İÇİN KRİZ AVANTAJDIR”

2018 sizler için nasıl geçti? Hem 2019 yılı için hem de ilerleyen seneler için üretim ve yatırım hedefleriniz var mı?

 

Yeni kurulan bir firma olduğumuz için 2018 hem mali açıdan hem de yapılan iş açısından biraz zorlu geçti. Ama şöyle bir durum var. Bazen krizler fırsattır. Ürünleriniz kaliteliyse, aranabilen ürünse, siz bunu fırsata çevirebilirsiniz. 2018 benim açımdan bir milattı. Bu milat şu an hala devam ediyor. Hedeflediğimiz doğrultuda gidiyoruz. Doğru iş yaparak doğru projelerle, doğru insanlarla birlikte ince eleyip sık dokuyarak ilerlemeye devam ediyoruz. Ciro odaklı değil,  karlı ve doğru iş yapmaya odaklanıyoruz. Rakiplerimiz arasından da ancak bu şekilde sıyrılabiliriz. 2019 için de yatırım hedeflerimiz var. Yurt dışından daha özel ürünler getirmeyi planlıyoruz. Rocker, aranan firma haline gelmeye başlıyor. Her kriz, doğru bir firma için fırsattır. Bu fırsat Rocker’da var. 


Yükleniyor...
Yükleniyor...