01-06-2019
Saray Grup Yönetim Kurulu Üyesi Talin Saraylı Dikici:  Fark Yaratan Yapıların İnşasında Rolümüz Büyük

Saray Grup Yönetim Kurulu Üyesi Talin Saraylı Dikici: Fark Yaratan Yapıların İnşasında Rolümüz Büyük

Sektörde kalıcı olmak ve Made in Turkey markasına değer katmak amacıyla dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden Saray Alüminyum yeniliklerin ilk uygulayıcısı olma hedefine paralel olarak Ar-Ge ve üretim çalışmalarına yoğunluk veriyor. Yerli ve milli üretimi destekleyen politikaların ve projelerin hayata geçirilmesini her zaman desteklediklerini ifade eden Saray Grup Yönetim Kurulu Üyesi Talin Saraylı Dikici " Saray çatısı altında alüminyum kapı, pencere, cephe ve küpeşte sistemleri; alüminyum kompozit panel, PVC kapı ve pencere sistemleri, panjur ve kepenk sistemleri üretiyor, geliştirdiğimiz iç ve dış cephe çözümleriyle fark yaratan yapıların inşa edilmesinde büyük rol oynuyoruz" diyor.

Farklı alanlarda tüketici beklentilerini karşılamaya yönelik çalışmalarınız var. Bunlardan biri de yeni ürünler kapsamında geliştirdiğiniz SARAY A2 yanmazlık sınıfı kompozit paneller. Bu ürünün özelliklerinden bahseder misiniz?

Saray Alüminyum olarak, B1 ve A2 sınıfı yangına dayanıklı alüminyum kompozit panel, nano kompozit panel, cotta dış cephe kaplama malzemesi gibi birçok yeniliği Türkiye’de ilk defa pazarla biz buluşturduk.

Yangın yönetmeliği gereği dış cephelerin, bina yüksekliği 21,50 metreden fazla olan binalarda zor yanıcı malzemeden, yani A2 yanmazlık sınıfı malzemeden yapılması gerekir. Çok katlı binalar, gökdelenler, endüstriyel binalar, kamu binaları, tüneller, havaalanları, hastaneler, AVM’ler, stadyumlar, tren ve metro istasyonları, oteller gibi toplu yapılarda, yangın güvenliği bakımından kesinlikle A2 sınıfı malzeme kullanılmalıdır. SARAY A2 yanmazlık sınıfı kompozit paneller, dünyada en uzun garanti süresine sahip PVDF boya ile kaplı olması ve yüksek yangın güvenliği ile öne çıkan ürünlerimiz arasında bulunuyor.  

Made in Turkey kavramına değer katmak Saray Alüminyum’un öncelikli hedeflerinden bir tanesi… Hem Yerli Malı Belgesi’ne sahip hem de üretiminin yüzde 40’ını Avrupa, Afrika ve Asya’da 50’yi aşkın ülkeye ihraç eden bir üretici firma olarak, Türk Malı kavramının uluslararası alanda bilinirliğini günümüzde nasıl değerlendirirsiniz? Bu bilinirliğin oluşturulmasında Saray Alüminyum’un payı nedir?  Bununla birlikte ihracattaki güncel durumunuzu bizlerle paylaşır mısınız?

Evet, sizin de vurguladığınız gibi, bu sektörde kalıcı olmak, müşterilerimize güven vermek, “Made in Turkey” markasına değer katmak birincil hedefimizi oluşturuyor. Son yıllarda, devlet desteği ile hayata geçirilen yerli ve milli üretimi destekleyecek politikaların ve projelerin hayata geçirilmesini memnuniyetle karşılıyor ve destekliyoruz. Saray Alüminyum olarak, güçlü Türkiye için payımıza düşen sorumlulukları her zaman yerine getirdik ve bundan sonra da azim ve kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğiz. Sürekli yurt dışına bağımlı kalarak kalkınmak elbette mümkün değil. Dışa bağımlılık sarmalından kurtulmak için öncelikle Ar-Ge faaliyetlerinin etkin bir şekilde yürütülmesi, üretim sektörünün bilgi ve teknoloji alanlarında daha fazla yatırım yaparak önemli atılımlar gerçekleştirmesi gerekiyor.  Ara mal ithalatı sorununa çözüm bulunması, ithalatı yüksek olan stratejik ürünlere öncelik verilmesi, KOBİ’lerle büyük işletmelerin birlikte hareket etmesi gerekiyor.  Kısacası yerli üretim meselesinin üzerine dikkatle ve kararlılıkla eğilmek zorundayız.

Biz, üretimimizin yaklaşık yüzde 40’ını Avrupa, Afrika, Orta Doğu ve Asya'da yer alan 50’yi aşkın ülkeye, PVC Kapı ve Pencere sistemlerinin ise yüzde 98’ini yurt dışına ihraç ediyoruz. İhracattaki başarılarımızı fiyat-kalite performansına bağlıyoruz. En önemli dayanağımız Avrupa normlarına uygun üretim çizgimiz. Sayısız kalite belgemiz var ve her geçen gün bunlara yenilerini eklemek, üretim sistemlerimizi daha da mükemmelleştirmek için önemli mesai harcıyoruz. Çünkü dünyayla yarışıyoruz. Üstelik yalnızca teknik açıdan üstün olmak yetmiyor, yurt dışında ürünün çevre performansı da son derece önemli. Sürdürülebilir bir bakış açısı ve sorumlulukla üretim yapmadığınız takdirde, dünyada var olamıyorsunuz. Ürünün hammaddesinin doğadan elde edilmesinden üretimine ve kullanım süresi dolduğunda bertaraf edilmesine kadar olan tüm süreçlerin şeffaf ve bilimsel bir yaklaşımla hesaplanması ve değerlendirilmesi gerekiyor. Bu konuda Türkiye yapı sektörü için örnek teşkil ettiğimiz gibi, uluslararası standartlara bağlı kalarak global pazarlarda da avantaj sağlıyoruz.

“Made in Turkey markasına değer katmak, önceliğimiz”

Dünyada meydana gelen teknolojik gelişmeler ve dijitalleşme süreçlerini takip etmek ve bunları üretime yansıtmak noktasında yurt dışı yetkili bayi ağınızı genişletmek için yaptığınız güncel çalışmalarınız var mı?

Saray Alüminyum ürünleri ile donatılmış yapıların sayısını global ölçekte her geçen gün daha da artırmak temel amaçlarımızdan biri. Bunun için dünyanın dört bir yanında, farklı coğrafyalarda yaşayan tüketicilerin istek ve ihtiyaçlarını keşfetmeye odaklanıyoruz. Onlar için yenilikçi ürünler geliştiriyoruz. 2019’da ABD’yi hedef pazarımız olarak belirledik. Bu ülkede ihracat olanaklarını değerlendireceğiz. Ancak ihracat pazarında yalnızca genişlemek değil, aynı zamanda derinleşmek peşindeyiz. Kalıcı olmak, güven vermek, “made in Turkey” markasına değer katmak birincil hedefimiz.

Saray Alüminyum, üretimini gerçekleştirdiği panel ve profil ürünleri ile, sektöründe Türkiye’de ilk kez EPD (Environmental Product Declaration – Çevresel Ürün Beyanı) Belgesi alan marka. Bu belgenin hem sektör için hem de Saray Alüminyum için değerini nasıl ifade edersiniz? Sahip olduğunuz diğer kalite standartları ve bu standartların sektörde sağladığı avantajlar nelerdir? Çevre, iklim değişikliği ve kurumsal sosyal sorumluluk noktasında farkındalık yaratmak amacıyla yürüttüğünüz güncel çalışmalar nelerdir?

Gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerin çevre kirliliğine neden olmaksızın sürdürülmesi konusunda hassasiyet gösteriyoruz. Çevre ile ilgili tüm mevzuatlara uymayı, doğal kaynakları optimum düzeyde kullanmayı, kullanılan hammadde ve yardımcı maddelerde çevre kriterlerine uymayı, atıkların azaltılmasını ve maksimum geri dönüşümünü sağlamayı ilke ediniyoruz. Hem uluslararası pazarda hem de Türkiye’de farkındalık yaratma vizyonuyla hareket ediyoruz.

Avrupa normlarına uygun üretimin yanı sıra, ürünlerimizin EPD ile sürdürülebilir bir bakış açısı ve sorumluluk anlayışı ile belgelendirilmesi bizim için oldukça önemli. Üretirken en az seviyede tüketmeyi amaç ediniyoruz. Bu alanda yoğunlaştırdığımız çalışmalar sonucunda Türkiye’de ilk kez alüminyum kompozit panel, alüminyum ekstrüzyon profil, PVC profil ürünleri için EN 15804 - Sürdürülebilir Yapı Malzemeleri normu uyumlu EPD belgesine sahip olduk. Böylelikle hem üretimini gerçekleştirdiğimiz panel ve profil ürünleri ile sektörümüzde Türkiye’de ilk Çevresel Ürün Beyanı (EPD) belgesini alarak ‘yeşil binaların oluşturulmasına katkı sağlıyor hem de müşterilerimize çevreye duyarlı, karbon salımını azaltan, sürdürülebilir, verimli, yenilikçi çözüm ve hizmetler sunmuş oluyoruz. EPD belgeli ürünlerin kullanımı aynı zamanda Türkiye'nin de gündeminde olan LEED, BREEAM, DGNB ve ÇEDBİK gibi yeşil bina sertifikalandırma sistemlerinde ilave puan sağlıyor.  

“Üretimde enerji tasarrufu ve sürdürülebilir çevre temel ilkemiz”

Faaliyete geçirdiğimiz üç rüzgâr enerjisi santrali ile yılda altı MW’lık elektrik enerjisi üretiyoruz. Bu sayede üretim tesislerimizde kullandığımız elektrik enerjisinin yaklaşık yüzde 30’u kendi başına karşılanmış oluyor. İstanbul Güneşli ve Tekirdağ Çerkezköy’de, toplam 100 bin m² kapalı alanda üretim yapan şirketimiz, enerji tasarrufunda bulunurken, yenilenebilir enerji üretimine yaptığı yatırımlar ile karbon ayak izini siliyor, küresel ısınma ve iklim değişikliğine karşı verilen savaşa destek oluyor. 

Bu yıl ayrıca, yeni nesil Selective PVC Pencere sistemini kullanıcıların beğenisine sunduk. Doğru pencere seçimi, binalarda enerji maliyetini düşürmede önemli bir role sahip. Üç contalı yapısı, 76 mm kasa derinliği, damlalıklı kanadı ve altı odacıklı profilleri sayesinde hava geçirimi, su sızdırmazlığı, rüzgar direnci ve ısı yalıtım katsayısı ile alanının en üstün performans değerlerine sahip Saray Selective, sıcağı ve soğuğu dışarıda tutarak, konforlu bir ortam sağlarken, enerji tasarrufuna, dolayısıyla doğaya ve dünyaya önemli bir katkıda bulunuyor.

Optimum ısı ve ses yalıtımı sağlayan özgün tasarımının yanı sıra, özel güvenlik aksesuarlarına uyumlu yapısı, dayanıklılığı, kolay temizlenmesi, sızdırmazlığı ile de dikkat çeken ürün, diğer Saray PVC ürünlerinde olduğu gibi, doğru oranlardaki hammadde formülasyonu ile fark yaratan özelliklerini uzun yıllar koruyor. Çok seçenekli folyo kaplama alternatifleri ile görüntü çeşitliliği sağlayan seri, kurşunsuz formülden üretilmiş yüksek kalite profillerden oluşan pencereleri ile kullanıcıların sağlığını da ön planda tutuyor.

İstanbul Güneşli ve Tekirdağ Çerkezköy’deki üretim tesislerinizdeki toplam üretim kapasitesi nedir? 2018 yılındaki önemli gelişmeler arasında, 3.5 milyon TL yatırımla alımını gerçekleştirdiğiniz panjur üretim hattının devreye alınması vardı. Hat devreye alındı mı? Devreye alındıysa yeni hattın üretim kapasitesine etkisi nasıl oldu? Çalışmalar devam ediyorsa, hat ile birlikte hedeflenen kapasite ile ilgili neler söylersiniz?

, 30 bin ton alüminyum profil, 20 bin ton PVC profil ve 3,5 milyon metrekare alüminyum kompozit panel üretiyoruz. Geçtiğimiz yılın ilk çeyreğinde 3,5 milyon TL yatırımla devreye aldığımız ve yıllık üretim kapasitesi 16 milyon metre olan hatta, SARAYROLL Panjur ve Kepenk Sistemleri’ni üretmeye başladık. Yüksek kalite standartlarında ve ileri düzey teknoloji kullanarak geliştirdiğimiz bu sistemler, Türkiye’de monoblok sistemlerde tek parçada en geniş sarıma sahip panjur sistem olma unvanı ile rakiplerinden ayrışıyor. Yerli ve yabancı markalı tüm pencere ve kapı sistemleriyle uyum sağlayan SARAYROLL, geniş renk seçeneklerinin yanında ahşap desenli olarak da üretilebiliyor. Kalite ve estetiği bir arada sunan sistemler, aynı zamanda akıllı ev konseptiyle uyum içinde otomasyon kolaylığı sağlıyor. Manuel, butonlu, uzaktan kumandalı ve grup kontrol sistemli olmak üzere değişik kullanım olanakları sunuyor.

“Yeniliklerin ilk uygulayıcısı olmayı hedefliyoruz”

Yangın yalıtımı grubunda, B1 yanmazlık sınıfı kompozit panel, A2 yanmazlık sınıfı embossing kompozit panel, A2 yanmazlık sınıfı mineral dolgulu kompozit, pek çok ilki sektöre kazandıran köklü bir marka olarak Ar-Ge’nin sektördeki güncel durumunu da değerlendirerek Ar-Ge çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

İnovatif ürünlerle pazarda yer alabilmek için güçlü bir Ar-Ge birimine sahip olmak, olmazsa olmaz unsurlardan biri. Bu amaçla Ar-Ge çalışmalarına oldukça önem veriyoruz. Yıllık bütçemizin yaklaşık yüzde beşini Ar-Ge’ye ayırarak, yeni teknolojilerin takibini yapıyor, yenilikçi ürünler geliştiriyor, bu ürünlerin sektörle buluşturulması konusunda oldukça aktif rol oynuyoruz. Şirketimizin Ar-Ge çalışmalarını oluşturan konuların başında, yeni veya iyileştirilmiş ürün geliştirerek daha önce karşılanamayan ihtiyaçlara cevap vermek, yeni ve/veya performansı artırılmış ürünlerle müşteri memnuniyetini artırmak bulunuyor. Bunların yanı sıra, yeni pazarlama yöntemleri geliştirmek ve geliştirilen ürünün ticarileştirilerek pazara yayılmasını sağlamak da temel hedefler arasında yer alıyor. Öte yandan yurt dışındaki fuarlara katılarak, hızla değişen ve dönüşen sektör normlarını yakalamayı, yeniliklerin sadece takipçisi değil, aynı zamanda ilk uygulayıcısı olmayı amaçlıyoruz.

Saray Alüminyum yurt dışında Gürcistan’ın Batum kentinde Porta Batumi Tower, Bosna Hersek’in Ilidža kentinde Hotel Hills, İspanya’nın Valencia kentinde La Rambleta Tiyatro Binası gibi büyük projelerde tercih edilen bir marka. Böyle projelerde yer almanızın altındaki sebepler nelerdir? Bununla birlikte, 2019 ve önümüzdeki diğer yıllarda, içinde bulunmayı hedeflediğiniz başka projeler var mı?

Elliyi aşkın ülkede büyük mimari projelerin tercihini oluşturan şirketimiz, hayata geçirdiği ürünler ve destek verdiği projeler ile birçok yapının kimlik kazanmasında önemli rol oynuyor. Geliştirdiğimiz yüksek performanslı inovatif ürünlerle, geleceğin mimari yapılarının inşa edilmesinde, yaşam kalitesinin yükseltilmesinde önemli bir misyon üstlendiğimizi düşünüyoruz. Proje ve Ar-Ge birimlerimiz mimari ofislere ve yatırımcılara cephe tasarımından uygulamasına, tüm aşamalarda teknik destek veriyor, çok katlı ve nitelikli yapılar için özel cephe çözümleri sunuyor. Bu etkenlerin bizi rakipsiz kıldığını söyleyebiliriz. Öte yandan tercih edilmemizin en önemli nedenlerinden biri de Türkiye’de ilk defa pazarla buluşturduğumuz ürünlere sahip olmamız. Bunlar arasında daha evvel bahsettiğimiz gibi nanokompozit panel, B1 yanmazlık sınıfı kompozit panel, A2 yanmazlık sınıfı embossing kompozit panel, A2 yanmazlık sınıfı mineral dolgulu kompozit panel, alüminyum cotta dış cephe kaplama malzemesi bulunuyor.

Ayrıca sektördeki üstün kalite ve standart belgelerimizin yanı sıra, Alüminyum Kompozit Paneller (EPD Kayıt No:S-P-00834), Alüminyum Ekstrüzyon Profil (EPD Kayıt No:S-P-00833) ve PVC Profil (EPD Kayıt No:S-P-00832) ürünleri için EPD belgelerimiz bulunuyor. Türkiye’de ilk kez Alüminyum Kompozit Paneller, Alüminyum Ekstrüzyon Profil, PVC Profil ürünleri için EN 15804 - Sürdürülebilir Yapı Malzemeleri normu uyumlu EPD belgesine sahibiz.

Son olarak, İstanbul Havalimanı’nda ana terminal binası içinde bulunan ve 451 odasıyla Avrupa’nın en büyük havalimanı oteli olan Airport Hotel’de kullanılan cephe ve kapı sistemlerinin üreticiliğini üstlendik. Sistem tasarımını KLEIDCO Yapı Sistemleri’nin, uygulamasını Mimsa Alüminyum’un yaptığı proje kapsamında üretilen kapı ve cephe sistemleri aynı zamanda Ofis Blokları’nda da kullanıldı.

Saray Alüminyum kapı, pencere, cephe ve küpeşte sistemleri, alüminyum kompozit panel, PVC kapı ve pencere sistemleri, panjur sistemleri ve makine, aydınlatma, asansör vb. sektörlerinin ihtiyacı olan çeşitli şekil ve büyüklükte sanayi profilleri ve standart kesitli profiller üretiyor. Türkiye’nin sektördeki önemli bir oyuncusu olarak, sektörün en önemli sorunları ve ihtiyaçları hakkında neler söylersiniz?

Sektördeki en temel sorunların başında hammadde sıkıntısı geliyor. Ara mal girdilerinin önemli bir kısmı yerli tedarikçilerden temin ediliyor olsa da ana hammadde girdisini oluşturan alüminyum külçelerin büyük bir kısmı maalesef ithal ediliyor; dolayısıyla dışa bağımlı bir profil çizdiğimizi söyleyebilirim. Öte yandan alüminyum alaşımların ithalatında yürürlüğe konulan gümrük vergisi ihracatı olumsuz etkiliyor. Bu vergi yükü, uluslararası pazarlardaki rekabet gücümüzü zayıflatarak, sektörün büyümesini ve gelişmesini engelliyor.  Sektörün gelişiminin devamlılığı için Ar-Ge, inovasyon ve markalaşma çalışmalarının da ciddiyetle sürdürülmesi gerektiğini özellikle eklemek isterim. Bunun ihracat potansiyeline de katkı sağlayacağı düşünüldüğünde, geliştirilen ürünlerin uluslararası platformlarda diğer ürünlerle yarışabilecek kalitede olmasının önemi göz ardı edilmemelidir.

 

 

 


Yükleniyor...
Yükleniyor...