01-01-2020
ÇATIDER Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Şenal:  Güneş Enerjisinden Elektrik Üretiminde Çatıların Önemi Büyük

ÇATIDER Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Şenal: Güneş Enerjisinden Elektrik Üretiminde Çatıların Önemi Büyük

Enerjide dışa bağımlı ülkemizde kaynakların kullanımında verimlilik, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak adına bir sosyal sorumluluk olduğu gibi, ekonomiye sağlayacağı katkılarla dışa bağımlılığımızı azaltacak olması yönüyle milli bir öneme sahip. İthal edilen enerjinin büyük bir kısmını tüketen binalarımızın çatı ve cephelerinde gerçekleştirecek birtakım uygulamalarla enerji tasarrufu hatta, enerji üretimi sağlamak mümkün. ÇATIDER Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Şenal ile bu uygulamaları, Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'ni; Türkiye'de ve dünyadaki pasif ev uygulamalarını konuştuk.

 

Binaların çatı ve cephelerinde kullanılan kiremit ya da su izolasyon membranları, güneye cepheli camlar ya da Atrium camları, hatta dış cephe boyaları gibi malzemeler, bugün Fotovoltaik (PV) özellikleriyle elektrik üretebiliyor. Binaya entegre Fotovoltaik sistemleri oluşturan, bu tip malzemelerin uygulanmasını, verimlilik, bina ekonomisi (yapı malzeme giderleri, bina işletim maliyeti, işçilik giderleri), sosyo - ekonomi, estetik/mimari açılarından değerlendirir misiniz?

Güneş enerjisi, sınırsız kaynak olması itibariyle bir ülkenin geleceğidir. Ülkemizin çok büyük bir kısmı değer bakımından güneş enerji potansiyeli ortalamalarının çok üzerinde sayısal verilere sahiptir. Günümüzde kurulu güç seviyesi altı bin megawatt derecelere ulaştı. Ülkemiz günde 7,5 saati aşan müthiş bir güneşlenme süresine sahip. Şu andaki kurulu güç ve potansiyelimizle beraber dünyadaki kurulu güçler arasında yüzde 2’lik dilimle 12’nci sırada bulunuyoruz. Yapı bloğu içerisinde enerjiyi elde etmek için özel alanlar, tesisler kurmak yerine, zaten elverişli olan yapıların çatı blokları ve cephe kısımları güneş enerjisi üretmek için en uygun alanlar olarak belirlendi. Bunun içerisinde çatı daha fazla öneme sahip çünkü açısal anlamda daha fazla güneş ışığını alabilme potansiyeline sahip bir nokta. Konum itibarıyla güneş ışınları çatıya göre daha az temas etse de cephelerden de enerji elde etmek mümkündür.

“Mimarlarımız, tasarımlarında güneş enerjisine yönelik dönüşümleri daha fazla dikkate almalı”

Mimarların güneş enerjisine yönelik dönüşümleri tasarımlarında daha fazla dikkate almaları gerektiğini düşünüyoruz. Güneye dönük çatıların yapılması, mevzuatsal çalışmaların belediyelerle birlikte yapılması zorunlu. Çatıya eklenecek ağırlıkların çatıların statik yüklerine uygun olması ve endüstriyel yapılarda, özellikle çatılarda rüzgar basınç hesaplarının yapılması gerekmektedir. Bununla birlikte, Ülkemizde birçok bölgede özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da yatırım veya çalışmaya gerek duyulmaksızın mevcut yapı blokları üzerine gerekli düzenlemeler yapılarak, her bir yapıyı güneşten enerji üretir hale getirmek mümkün. Güneş enerjisi santralleri (GES) gün içerisinde talebin çok olduğu zamanlarda daha çok üretim yaparak şebekenin beslenmesine katkı sağlar. En az 25 yıllık verimli bir kullanım ömrüne sahip olan GES’ler ilk yatırım maliyetini günümüz koşullarında ortalama 6-7 yılda karşılar. Sonraki 15 yıldan daha uzun bir süre boyunca elektriğin ücretsiz kullanılmasına olanak sağlar. Güneş enerjisinden elektrik üretiminin yaygın olduğu ülkelerin birçoğunda pazar payının önemli bölümünü artık güneşten elektrik üreten çatıların aldığını görüyoruz. 

Çatıların inşasında ve yalıtımında doğru malzeme kullanımının; sağlıkta, enerjide ve bütçede sağladığı kazanımlar nelerdir? Çatılarda doğru malzeme ve uygulamaların sağladığı bu kazanımlara dair sayısal veriler ışığında konuşacak olursanız neler söylersiniz?

Kalitenin daha arka planda kaldığı, uygulamanın daha az önemsendiği ama maliyetin daha ön planda olduğu bir yaklaşım, olumsuz sonuçların ortaya çıkmasında önemli bir etken haline dönüşebiliyor. Ekonomi, elbette dikkate alınması gereken önemli bir konu. Ancak işin ekonomik boyutuna, uygulanabilir vasıftaki ürün ve işçilik kalitesinin seçiminden sonra bakmak gerekir. Bu yapılmazsa çok kısa süre içerisinde tamirat, bakım gibi ilave masraflarla karşılaşmak durumunda kalabiliyoruz.

Binalarımız, ülkemizde üretilen ve ithal edilen toplam enerji miktarının yüzde 40’ını tüketiyor. Bu tüketimin de yüzde 80’i binanın ısıtma ve soğutulması için harcanıyor. Binalarımızın çoğunda çatı, temel, dış cephe ve pencerelerinde yeterli özellikte ısı yalıtımı olmadığı için yüksek miktarlarda enerji (petrol, doğal gaz, kömür) tüketmekteyiz. Ancak, binalarda standartlara uygun çatı ve cephe yalıtım uygulamalarıyla faturalarda yüzde 50’ye varan tasarruf sağlanırken, ülke ekonomisine ve doğaya da fayda sağlanabilir.  Yalıtım aynı zamanda insan sağlığı açısından da çok önemli. Rutubet, küf, kötü koku, romatizma, solunum yolu ve deri hastalıkları gibi sorunlara karşı korunaklı mekanlar sağlıyor.

Her binanın ihtiyacı ayrı ayrı ve doğru hesaplanmalıdır. Hedeflenen konforu sağlamanın yolu, bu hesabın ortaya çıkardığı sonuca göre, doğru ürünün, doğru uygulanmasından geçiyor. Yalıtımın uygulamalarının malzeme, aksesuarlar, yan ürünler, bağlantı elemanları, emniyet tedbirleri, iskele, işçilik gibi giderleri vardır. Yalıtım malzemesinin kalınlığının artırılması malzeme fiyatı dışında diğer giderleri etkiler. Yalıtım malzemesi kalınlık farkı parasal olarak tüm giderler içinde çok küçük bir oranda kalacağı için, doğru kalınlıkta yalıtım malzemesi kullanmak akıllıca olacaktır. Son 10 yıl içerisinde birçok ilimizde iklim bölgelerine uygun ve ihtiyaçları karşılayan yalıtımlar uygulandığını söyleyebiliriz.

“Enerjide dışa bağımlı ülkemizde pasif evler yaygınlaştırılmalı”

Enerjide dışa bağımlı ülkemizde, enerji kullanımında verimlilik, gelecek nesillere yaşanabilir bir gelecek bırakmak adına hissedilen bir sosyal sorumluluk olmanın ötesine geçerek, milli bir sorumluluğa dönüştü. Enerji verimliliğini sosyal sorumluluk olarak değerlendiren Avrupa ülkelerinde pasif evler her geçen gün yaygınlığını daha da artırıyor. Pasif evler, yalıtım ve enerji verimliliği arasındaki bağdan da bahsederek, pasif evlerin inşasında Türkiye’nin durumunu değerlendirir misiniz?

Ülkemizde pasif ev kavramı henüz yeni olmasına rağmen, üzerinde durulması ve önem verilmesi gereken kapsamlı bir konu. Sıfıra yakın enerji tüketimiyle öne çıkan pasif evlerin Türkiye gibi enerji tüketiminde dışa bağımlı ülkelerde daha fazla yaygınlaşması gerekiyor. Ekonomiye ciddi anlamda katkı sağlayacağını da düşünürsek, daha yaşanılabilir bir dünya için pasif evlere geçiş kaçınılmaz.

Pasif ev ve sıfır enerjili evler konusunda, Türkiye henüz yolun çok başında. Türkiye’de yapımı tamamlanan iki adet pasif ev Projesi bulunuyor.  Bunlardan ilki Gaziantep Büyükşehir Belediyesi İnsan Kaynakları Merkezi, diğeri ise UNDP ve GAP ortaklığında, 1970’lerde inşa edilmiş bir binanın, pasif ev standardının EnerPHit kategorisinde renove edilerek Enerji Verimliliği Daire Başkanlığı’nın kullanacağı Kuluçka Merkezi’ne dönüştürülmesi projesi.

Bu iki projenin yanında Ankara Etimesgut İlçesi’nde 250 metrekarelik üç katlı bir konut üzerinde yapılan tadilat projesinde uygulamalar tamamlandı. Bu proje kapsamında, konut kategorisinde Türkiye’nin ilk sertifikalı pasif evi tamamlanmış oldu. Bu örnekler haricinde tam olarak pasif ev şeklinde sınıflandırılmayan ancak yapım ve kullanım süreçlerindeki enerji sarfiyatı nedeniyle bio-ev adıyla tanımlanan ve enerji verimliliği artırılmış yapıları da görmeye başladık. Bunların tamamı olumlu gelişmeler ve artmasını ümit ediyoruz. 

Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından 12 Mayıs 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmeliğe göre, gerçek veya tüzel kişilikler, lisans alma veya şirket kurma yükümlülüğü olmaksızın elektrik enerjisi üretebilecek, ihtiyaç fazlası üretimlerini şebekelere verebilecek.  Yönetmelik, enerji üretimi açısından önemli bir adım oldu. Ancak, Türkiye’deki çatılar, enerji üretimine ne kadar elverişli?

Güneş enerjisi yatırım açısından çok iyi bir kaynak. Ayrıca uzun süreli bakarsanız, yatırım maliyeti en düşük enerji sistemidir. Yeni çıkan yönetmelikle birlikte, mesken sahiplerine tanınan GES başvuru kolaylıkları ve istenen belgelerin azaltılması, çatı tipi GES dönüşümüne olanak sağlamıştır. Enerji üretilmesinde çatının güneyde ve yaklaşık 30 derece eğimli olması en ideal koşul olarak kabul edilir. Ancak mevcut çatıların tamamını güneş enerjisi üretiminde kullanmak mümkün değildir. Bunun sebebi, çatı alanlarındaki fiziksel sınırlamaların, buralara yerleştirilebilecek panel adedini, dolayısı ile kurulacak tesisin elektrik gücünü sınırlamasıdır. Çatının komşu bina ve ağaçlar tarafından gölgelenmesi de en büyük kısıtlamalardan biridir. Çatıda hâlihazırda kurulu havalandırma/ısıtma/soğutma üniteleri ile mevcut bacalar da hem alan kaplamaları hem de gölgeye neden olmaları sebebiyle önemli engellerdendir.

“Yeşil çatılar, oksijen üretiyor, enerji verimliliği sağlıyor ve ısı adalarını azaltıyor”

GES Sistemleri ile birlikte, Türkiye’deki yaygınlığını her geçen gün daha da artıran yeşil çatıları konuşmak isteriz. Yeşil çatı uygulamalarının, binaların enerji performansına, hava kalitesine ve kent ekolojisine etkileri nelerdir?

Yeşil çatılar, çatı yüzeyine düşen yağmur suyunun tahliye sistemine ulaşımını bir saat kadar geciktirerek sel riskini azaltıyor. Ayrıca küresel ısınmanın kentlerde meydana getirdiği ısı adalarındaki sıcaklık farklarının azalmasında yeşil çatılar etkilidir. Isı adalarının oluşumuna bağlı olarak meydana gelen mikro iklimler, alanlar arasında büyük sıcaklık farklılıklarına, toprağın bozulmasına, hava koşullarının değişimine, su kaynaklarının ziyan olmasına neden olur. Bitkilendirilmiş çatılar ile gün içinde toplanan enerjinin büyük bir bölümü toprak ve bitki içinde tutularak, gün batımı saatlerinde dışa yansımaları önlenebilir.

Yeşil çatılar, yapıyı ultraviyole ışınlardan; çatıyı ve taşıyıcı konstrüksiyonu, mekanik hasarlardan korur. Geleneksel çatılarda -20 ila +80 °C arasındaki genleşme aralığına karşılık, 10 cm’lik bir yeşil çatı, günlük ve mevsimsel ısı değişikliği aralığını daraltır. Yüzey ısısı 10 ila 30 °C arasında kalarak büzülme ve genleşme stresi yaratmadığından, malzeme yorgunluğu ve kırılganlığı minimum seviyelere indirger. Çatı ve yapının ömrünü uzatır. Yenileme maliyetini ve işletim giderlerini düşürür.


Yükleniyor...
Yükleniyor...