01-04-2020
Öztiryakiler Genel Müdürü Dr. Nadir Erbil:  “Dünyaya Adımızı Made in Türkiye Kavramıyla Duyurmalıyız”

Öztiryakiler Genel Müdürü Dr. Nadir Erbil: “Dünyaya Adımızı Made in Türkiye Kavramıyla Duyurmalıyız”

Bugün birçok ailede yaşam mutfakta… Mutfaklar, yoğun ve stressli bir iş gününün ardından insanların evlerinde bir araya geldiği, sohbetin ve mutluluğun bol olduğu mekanlardan biri. Mutfakta var olan huzurun resmini görebilmeyi ve bu resme katkı sağlamayı amaçlayan Öztiryakiler Mutfak Donanımı, tüketicinin gelecek için hayal edebileceği yenilikçi, ergonomik, fonksiyonel ürünleri, bugünden düşünerek yol haritasını çiziyor. Ar-Ge, teknoloji ve yerli üretimin önemine vurgu yapan Öztiryakiler Mutfak Donanımı Genel Müdürü Dr. Nadir Erbil, “Made in Türkiye kavramıyla dünyaya adımızı duyurmalıyız. Hem üreticiler olarak hem toplum olarak yerli malını desteklemeliyiz ki, yerli üreticinin üretimi artsın, kendisini yönlendirsin. Ar- Ge’sini güçlendirsin, daha inovatif, gelişmiş ürünleri bizlere sunsun. Yeni girişimlerde bulunsun ve istihdam artsın. Yerli üreticiler olarak bizim hedefimiz, teknolojik ürünlerde yerli malı kullanmaya, üretmeye devam etmek olmalı” diyor.

 

Öztiryakiler Mutfak Donanımı, uzun yıllardır var olan, güvenilir ve yenilikçi bir marka. Teknoloji, inovasyon ve ürün kapsamında Öztiryakiler’in Ar-Ge’den üretime; satıştan satış sonrası desteğe kadar uzanan 2020 yol haritası nedir?

Öztirtakiler Grubu olarak bizler, güçlü bir Ar-Ge’ye sahibiz. Dünya çapında kendisini kanıtlamış, dev bir marka olan Blanco da güçlü bir Ar-Ge’ye sahip. Her iki kuruluşu da dikkate aldığımızda yenilikçi, ergonomik, fonksiyonel, tüketicinin gelecek için hayal edebileceği ürünleri bugünden düşünerek yol haritamızı çiziyor ve bu haritaya göre hareket ediyoruz. Bu nedenle her yıl, özellikle Blanco ürünlerimizde yenilikleri sektörü ilk defa biz sunuyoruz. Bizler için önemli olan, tüketicinin evinde hayal ettiği, kullandığında tüm avantajlarını deneyimleyip mutlu olacağı, bu mutluluğu da sürdürülebilir hale getireceğine inandığımız ürünleri sektöre sunmaktır. Bu doğrultuda, 2020’deki ilerlememize gayet başarılı bir şekilde ilerliyoruz. İlerlememiz, gelecekte de devam edecek.

Öztiryakiler olarak çevreye bakışınız nedir? Üretiminizde özellikle yeşil malzeme diyebileceğimiz malzemeler kullanılıyor mu? Doğayı korumayı amaçlayan uluslararası sertifikalı ürün grupları var mı?

Günümüzde dünyanın bir sorunu haline gelen çevre sorunlarının çözümü için, enerji tasarrufu, su tasarrufu gibi önemli konuları dikkate alarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Mutfakta en önemli konulardan biri, hijyen… Mutfakta hijyen koşullarını gerektiği gibi sağlayabilecek ürünlerin ortaya konması, çalışma prensiplerimizin temelini oluşturuyor. Örneğin evyelerimizi, paslanmaz çelik, özel reçeteli silgranit kompozitler ve seramik olmak üzere üç ana hammaddeden elde ediyoruz. Bunlar, son derece hijyenik hammaddelerdir ve mutfakta, yemekleri gönül rahatlığıyla hazırlayabileceğiniz ortamlar yaratır.

Hijyen faktörüne katkı sağlayan çöp öğütücülerimiz de bir diğer örnek… Mutfakta yaşanan en önemli problemlerden biri, organik atıkların evden uzaklaştırılmasıdır. Organik atıklar çöp öğütücülerimizden geçtiği takdirde, çöp kutuları, ıslak, hemen bozulmaya müsait atıklar içermeyen, katı atıklar içeren bir çöp kutusu haline dönüşecektir. Özellikle yaz aylarında çok önemli bir unsurdur çöp kutusu … Yüksek sıcaklıklardan dolayı, bakterilerin, mikropların, sinek ve böcek gibi haşerelerin oluşmasına engel olmak, çöp öğütücülerle mümkündür. Atıkları, çöp poşetleriyle evinizden, dış ortama taşırken, kılçık ve benzeri atıklar nedeniyle poşetinizin delinmesi gibi durumlar, sağlık açısından tehlikelidir. Bu tehlikenin önüne geçebilmek amacıyla çöp öğütme sistemlerimizi oluşturduk.

Su akımını minimize eden teknolojilerle ürettiğimiz armatürlerimiz, Blanco tarafından sağlanıyor. Blanco’nun özel üretimi olan bu armatürlerin içindeki sıcak su ve soğuk su boruları, arıtma boruları hijyen sertifikalıdır.

Electrolux iş birliğiyle, pazara üst segmentte sunacağımız bulaşık makinesi gibi ürünlerin birçoğu da, enerji tasarrufuyla ön plana çıkacak. Bulaşık makineleri suyu, elektiriği kullanabileceği en düşük seviyede kullanacak.

Yeni iş birliği kurduğumuz Electrolux’ün sektöre sunduğu önemli ürünleri var. Örneğin, mobil bağlantıyla uzaktan, sanal olarak kontrol edilebilen fırınlar sayesinde yemeğinizi, evinizin dışındayken de mutfağınızda pişirebilirsiniz.

Bağlanabilir cihazlara talep, Türkiye’de ne durumda?

Bağlanabilir cihazlara olan talep kısmen başladı. Bu talepler artacak. Çünkü bizler mobil ve sanal ortamda faaliyet göstermeye hevesli bir ülkeyiz. Cep telefonu ve tablet kullanıcılarının sayısı ülkemizde oldukça yüksek. Sanal ortamda birtakım kontroller, mesajlar, bazı işlemleri yapabilme yeteneği oluşuyor artık. Çocuklarımız, erken yaşlarda bunu öğrenmeye başladı. Büyüdüklerinde, ev sahibi olduklarında, bağlanabilir cihazlara sahip olmak isteyecekler. İş yerinde veya dışarda gezerken cep telefonlarıyla rahatlıkla evlerini kontrol edebilecekler.

“Akıllı ev” dediğimiz sistemlerin sayısı, ülkemizde her geçen gün artıyor. İstanbul’da devlet tarafından dile getirilen “Akıllı şehir” projeleri var biliyorsunuz. Akıllı şehir demek, akıllı evlere sahip şehir demek. Akıllı ev demek, akıllı cihazlara sahip ev demek. Akıllı cihaz demek ise, sanal ortamda kontrol insanlar tarafından kontrol edilebilen aynı zamanda insanları kontrol eden cihazlar demektir.

Dünyada yapay zekaya doğru hızlı bir ilerleme var. Akıllı cihazlar da bu ilerlemenin bir kilometre taşı. Gelecekte buz dolabınız, kendi eksiğini belirleyecek ve size bildirecek. Hatta buna gerek duymadan, online bir sistem üzerinden markete bağlanıp, sipariş verecek, kendi eksiğini kendisi giderecek. Bugün evin reisi, Eskiden evin reisi hanımlarımızken gelecekte evin reisi, yapay zeka olacak. Yapay zeka insanlara, kendisine daha fazla zaman ayırabileceği fırsatlar yaratacak. Ancak bunun için, şehirlerde, ülkelerde gereken altyapının oluşması gerekmektedir. Ne kadar gelişmiş, akıllı cihazlara sahip olursak olalım şehirde, ülkede altyapı  yoksa, tek başına cihaz bir anlam ifade etmeyecektir.

Altyapı oluşturmak, şirketlerin tek başına yapabileceği bir şey değil. Devlet nezdinde de atılması gereken adımlar var. Bağlanabilir cihazlara olan taleplerin artması, bağlanabilir ürünlerin yönetimi konusunda altyapıyı sağlayacak projelerin gerçekleştirilmesi için devleti de harekete geçiren bir güç olacaktır.

Yapı, dekorasyon, mimar ve Öztiryakiler ilişkisinden söz eder misiniz? Mimarlara yönelik hedefleriniz nelerdir?

Yapı sektörünü ve yapı sektörüne bağlı alt segmentlerde mimarın son derece büyük bir etkisi var. Çünkü mimarlarımız, tüketiciyi yönlendiriyor. Bir mutfak grubunun, oturma odasının, banyonun, her mekanın size en uygun tasarımını sağlayan teknik unsurdur mimarlar. Mimarların bu hizmeti sağlayabilmesi için, gerek duyduğu ürünleri üreten firmalarla yakın temasta olması gerekir. Firmalar, ürünlerle ilgili her türlü bilgiyi, tüm detaylarıyla mimarlara iletebilmelidir ki, mimarlar da tasarım sırasında bu bilgilerden faydalanabilsin.

Öztiryakiler Mutfak Donanımı olarak bizler, mimarlarla yakın temas halinde olmaya özen gösteriyoruz. Bireysel ziyaretlerle veya sanal ortamdan mimarlarımıza yeniliklerimizi iletmeye çalışıyoruz. Bu konuyla ilgili olarak tüm markalarımızla, mimarlarımıza yeniliklerimizin yerinde gösterileceği ortak bir platform oluşturduk. Bu platformu geliştirmeye devam edeceğiz.

Projelerde kullanılan, sistem şeklinde sunduğunuz ürünler varsa, bunların detaylarından biraz bahseder misiniz?

Ankastre sistemi, inşaat sektöründe henüz bilinmiyorken, bu sistemi, müteahhitlerimizin bilgisine biz sunmaya başladık. O zamanlar, İstanbul’da ağırlıklı olarak TOKİ ve benzeri kuruluşlarla olan ilişkilerimiz vasıtasıyla, inşa edilen yapıların daha modern, etkin ve yararlı bir şekilde tüketiciye sunulmasına katkı sağlamak adına, ankastre kavramını sektöre kazandırdık. Solo ürünlerin her biri ayrı bir alan kaplıyor ve mutfağın kısıtlı olan alanını bu ürünlerle işgal ediliyor. Bu nedenle inşaat planlarında, minimum alanda maksimum verim sağlayacak sistemler önem arz ediyor. Ankastre sistemlerle, bu ürünleri mutfak dolaplarına gömerek mutfaklara geniş alanlar sağlıyoruz.

Akıllı cihazlarla, mutfakta bir iletişim oluşturabiliyoruz. Ocak çalıştığında, davlumbazın, emiş gücünü ocağın üzerindeki ısı ve buhar oranına göre ayarlaması, cihazlar arasında sağlanan iletişimle mümkün oluyor. Bu, durum kontrollü enerji tüketimi anlamına da geliyor. Gördüğünüz gibi her şey aslında birbirine bağlı. Ürünlerimizin sistemsel bir şekilde sunulması konusunda elimizden geleni yapıyoruz.

 

“Var gücümüzle yerli üretimin arkasındayız”

 

Öztiryakiler olarak yerli üretime önem veriyorsunuz. Yerli üretim ve ihracat ile ilgili paylaşmak istedikleriniz var mı? Konjonktürel olarak sanayi, ürün, ekonomi ve pazar ile alakalı öngörüleriniz nelerdir?

Paslanmaz çelik ve silgranit evyeler, Almanya’da üretiliyor. Seramik evyelerin ise Türkiye’de  üretildiğini, gururla söylüyorum. Türkiye, seramik konusunda dünyanın önde gelen ülkelerinden biri. Seramik üreten birçok firmamız, marka olarak dünyada tanınmıştır.

Türkiye, seramiğin hammaddesi olan, feldispat, kuvars ve benzeri diğer ürünler bakımından da zengin bir ülkedir. Ayrıca Know-how açısında da Türkiye, üstünlük sağlıyor. Blanco da bunu görüp bildiği için, Türkiye’de üretim yapıyor. Bütün bunlardan dolayı gururluyuz. Öztiryakiler olarak bu konuda öncü gruplardan biriyiz. Gerek özel sektörde gerek faaliyetlerini sürdürdüğü Türkiye İhracatçılar Meclisi gibi devletle ilişkili görevlerinde her zaman yerli malını savunmuştur ve savunmaya devam edecektir.

Yerli üretim, hepimizin hedefi olmalıdır. Neden yurt dışında gelen mallara bağımlı olalım? Neden bir marka ürünü ithal edip milyarlarca dolar döviz harcayalım. Bizim dövize ihtiyacımız var. Bu ihtiyacı da ancak, ihracat ile karşılarız. İhracatı da ancak yerli ürünlerimizle gerçekleştirebiliriz. Yerli üreticilerimiz artsın, para kazansın, yatırım yapsın ve istihdamı artırsın. Bugün Türkiye’nin en önemli sorunlarından birisi, istihdam sorunu. İşsizlik… Yerli üretim demek istihdamın ve iş gücünün artması, dolayısıyla ihracatın artması ve en güzeli, bunun halkımıza alım gücündeki artış olarak geri dönmesi. Bu nedenle Öztiryakiler grubu olarak var gücümüzle yerli üretimin arkasındayız.

Made in Türkiye kavramıyla, dünyaya adımızı duyurmalıyız. Hem üreticiler olarak hem toplum olarak yerli malını desteklemeliyiz. Yabancı markaların ürünlerini kullanmak yerine Türk malı olarak alternatifi varsa, bu yerli alternatifleri kullanmalıyız ki yerli üreticinin üretimi artsın, kendisini yönlendirsin. Ar- Ge’sini güçlendirsin, daha gelişmiş, daha güzel ürünleri bizlere sunsun. Bunu yapabilmek için yerli üreticilerimizin güçlü olması gerekir. Güçlü olması için malını satması gerekir. Yerli üreticiler olarak bizim hedefimiz Teknolojik ürünlerde yerli malı kullanmaya, üretmeye devam etmek olmalı.

Kısa bir fuar değerlendirmesiyle birlikte, 2020’den beklentilerinizi paylaşır mısınız?

Geçtiğimiz yıl pazar, beklentilerimizi pek karşılayamadı. Bunun nedeni, inşaat sektöründe yaşanan durgunluk oldu. Adet-parsel bazında, yüksek satışlar sağladığımız tek sektör, inşaat sektörüdür bu nedenle İnşaat sektörü, bizim sektörümüzün lokomotifidir. Ürün satabileceğimiz projelerin var olması, bizler için çok önemli.

İnşaat sektöründeki durgunluk, müteahhitlerin mevcut yatırımlarını hayata geçirememesi, stokların hızla artması nedeniyle yeni projelere imza atılamaması gibi durumlara bağlı olarak bizim de satışlarımız düştü. Perakendeye yöneldi.

Yılın ilk iki ayına dair sunulan sektör raporları bizi umutlandırırken kontrolümüz dışında gelişen deprem gibi doğal afetlerin oluşması, can ve mal kayıplarının yaşanması, olası bir deprem riski nedeniyle yeni bir yatırım yapmak, yeni bir daire almak ya da mevcut evlerde birtakım renovasyonlara gitme hevesini kırdı. Bu gelişmeler de maddi olarak bizlere olumsuz yansıyacak durumlar.

Dış ülkelerle yaşanan politik problemler, bu problemlerin toplumda yarattığı tedirginlik derken, hemen ardından dünyayı olumsuz etkileyen korona virüsü, sektörümüze bir darbe daha vurdu.

Çin, ekonomik anlamda büyük bir güçtü. Çin’in kapasitesinin düşmesi, doğal olarak bizi de etkiledi. Virüsten dolayı ithalat ve ihracat dengesi bozuldu. Sektör olarak ihracat gerçekleştirmeyi hedeflediğimiz ülkelerde ithalat potansiyeli, hem virüs nedeniyle hem  de dünya piyasasında petrolün düşmesine bağlı olarak alım gücünün düşmesi  nedeniyle azaldı.

Biz dış ticaretteki faaliyetlerini ihracata ve turiste göre belirleyen bir ülkeyiz. Turizm sektörünün ülkemizdeki potansiyeli 50- 55 milyar dolar civarında. Geçtiğimiz yıllarda Uzak Doğu’dan, İran’dan, Avrupa’dan gelen misafirlerimizin sayısında artışlar gözlemeye başlamıştık. Ancak, korona salgını büyük bir turizm darbesi olacak. Otellerimiz, restoranlarımız, ekonomimiz, üreticilerimiz olumsuz etkilenecek. Bütün bu gelişmeler nedeniyle, yılın ilk ayındaki umutlarımız azalsa da devam ediyor. Dileğimiz, sadece bizim değil, bütün dünyanın bir sorunu haline gelen salgının, mümkün olan en kısa zamanda çözüme kavuşmasıdır.   

Koronavirüs nedeniyle fuar da oldukça sönük geçiyor. Virüs yeni gündeme düşen bir konu değil. Bütün dünya aylardır bu sorunu yaşıyor. Bu nedenle dünya genelinde fuarlar zamanında ertelendi veya iptal edildi. Keşke bizim organizatörlerimiz de erteleme veya iptal konusunda zamanında karar alabilmiş olsaydı. Hepimiz bu fuara büyük bir yatırım yapıyoruz. Tüm satış ekibimiz şu an fuarda mesai harcayıp enerji sarf ediyor. Yabancı ziyaretçi yok denecek kadar az. Beklediğimiz tüm ziyaretçiler uçuş iptali, yasaklar, bağlı oldukları şirket nezdinde alınan önlemler ve benzeri sebeplerden dolayı fuara gelemedi. Sağlık Bakanlığı tarafından dışarı çıkılmaması gerektiği yönünde yapılan açıklamalar da yerli ziyaretçi sayısında azalmaya neden oldu. Satış ekiplerimiz sahada satış yapmak yerine cansız geçen bir fuarda ziyaretçi bekliyor.  Fuar idaresinin zamanında karar alamaması nedeniyle üzgünüz.

Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?

Biz, Öztiryakiler olarak bu ülkeye katkıda bulunmak istiyoruz. Amacımız, hedefimiz, ülkemizim kalkınması, kalkınmış ülkeler seviyesinin üzerine çıkması. Dünyaca tanınan, uluslararası alanda ses getiren, bütün dünya ülkelerine ürünlerini Türk Malı olarak satabilen ender gruplardan bir tanesiyiz. Amacımız, yerli üretimi, daha da güçlendirerek sürdürmek. Yerli malı üretiminin öneminin daima farkında olan, tüm Öztiryakiler, yöneticilerinin, çalışanlarının, Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztiryaki ve başkan vekilimiz Tahsin Öztiryaki’nin büyük emeği var. Sizin de bildiğiniz gibi, Ekim ayında dünyaca ünlü Hoshizaki Grubu, Türkiye’de Öztiryakileri seçerek ortaklık kurdu. Bu, Hoshizaki Grubu’nun Öztiryakiler’e ve Türkiye’ye duyduğu güvendir. Bu iş birliği, “Türkiye yatırım yapılabilen bir ülkedir” mesajını verdi bütün dünyaya. Hoshizaki Grubu, buz makinelerinde dünyada ilk üçün içerisinde. Hoshizaki Grubu ve Öztiryakiler’in yarattığı sinerji, daha büyük yatırımların kapısını aralayacaktır. Daha büyük bir dünya pazarı elde edip, Türkiye’nin gücünü dünyaya daha iyi gösterecektir.


Yükleniyor...
Yükleniyor...