01-08-2020
EGGER, Dijital Altyapısı ve İnovatif Ürünleriyle Yapı Sektörüne Yön Veriyor

EGGER, Dijital Altyapısı ve İnovatif Ürünleriyle Yapı Sektörüne Yön Veriyor

Pandemi sonrası, “yeni normal” döneminde, daha yatay, çevreci ve enerji verimli mimari yaklaşımlar önem kazanıyor. Konforlu, estetik, ekonomik ve fonksiyonel tasarımlara imza atmayı hedefleyen mimarlar ve iş ortakları için, ürün ve güçlü altyapısıyla Egger Yapı Ürünleri, yapı stoklarının hızla eridiği ve yeni projelerin hayata geçtiği bu dönemde, sektöre yenilikler sunmaya devam ediyor. EGGER Yapı Ürünleri Türkiye, Kuzey Kıbrıs ve Kafkaslar Satış Müdürü Fatih Aksan ile dijital yapı kataloğu uygulamasını, çatı uygulamalarındaki işçilik performansında yüzde 30 verimlilik sağlayan Roofing Board ürününü, önümüzdeki süreç için belirlediği hedefleri ve bu hedefler doğrultusunda atılan adımları konuştuk.

 

 

Çin'de başlayan Covid- 19 salgınının Türkiye’yi ve dünyayı etkisi altına alması, bizleri bir sağlık kriziyle karşı karşıya bıraktığı gibi, bir ekonomi kriziyle de karşı karşıya bıraktı. İnsanın insanla temasına neden olacak ekonomik faaliyetler neredeyse durdurulurken küresel tedarik zincirinde aksamalar yaşandı. Bu süreçte yurt içinde ve yurt dışında satış, pazarlama ve tedarik süreçlerinizi korumak için belirlediğiniz operasyonel mükemmellik stratejileri neler oldu?

1961 yılında Avusturya’da bir aile şirketi olarak kurulan EGGER, bugün yaklaşık 9.900 çalışanı ile yıllar içinde büyümesini sürdürürken, dijitalleşme yatırımları da gerçekleştirerek, altyapısını güçlendirmektedir. Bu güçlü altyapı yatırımlarının bizlere sunduğu teknik imkanlar ile bugün home office çalışma sistemine uygun bir yapıya sahip olduk.

Dünya genelindeki tüm fabrikalar ve satış ofislerimizde standart olarak bulunan telekonferans sistemlerimiz ile pandemi sürecinde zorlanmadık ve yapılan tüm dijital altyapı yatırımlarının karşılığını bu dönemde fazlasıyla aldık. Avusturya’da yer alan merkezimizde yılda bir defa yapılan satış toplantımızı, bu yıl ilk defa üç güne yayarak telekonferans sistemi üzerinden gerçekleştirdik. 12 ülkeden satış müdürünün toplantıya aynı anda katılmasıyla verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Pandemi süreci bizim ve yurt dışındaki çalışma arkadaşlarımız için de zor oldu. Çoğu arkadaşımız kendi evinden, home office sistemi ile çalışmaya devam etti. Yurt dışı seyahatlerimizi kısıtladık. Müşterilerimize yüz yüze yaptığımız sunum ve ürün tanıtımlarını, dijital platformlarda gerçekleştirdik. Böylece geçtiğimiz dönem, müşterilerimiz için de önemli bir değişim süreci oldu.

Satışa yönelik plan ve hedeflerimizi yıllık bazda belirliyoruz. Olası değişikliklerde yıllık planlarımızı çeyrek dönemlerde revize edebiliyoruz. Covid - 19 pandemisi kaynaklı ekonomik yavaşlama sebebiyle planlarımızı ikinci çeyrek ve sonrası için revize ettik. Pandemik duraklama sonrasında piyasada ciddi bir talep artışı olacağını göz önünde bulundurarak distribütörlerimize stok yapmalarını önerdik ve eksik stoklarını tamamlayabilmeleri için avantajlar sunduk. Böylece, pandemi süreci sona erdiğinde distribütörlerimizin ve müşterilerimizin ihtiyaçlarına cevap verecek malzemelere sahip olmasını sağladık.

Pandemi sonrasında piyasada ciddi bir talep artışı öngördüğü nüzü belirttiniz. Peki pazardaki talepte bir değişim öngörüyor musunuz?

Türkiye ve dünya, bu denli büyük bir pandemi kriziyle ilk defa karşılaştı. Bu süreç, daha önce deneyimlediğimiz bir süreç değildi. Aslında bakarsanız, Türkiye krizlere alışık bir ülke. Türkiye’de bir sene içerisinde farklı sektörlerde, farklı birçok kriz yaşanabiliyor. Bu krizlerin ardından ise balon etkisi diye tabir ettiğimiz ciddi bir talep artışıyla karşılaşıyoruz. Avrupa’da durum daha farklı gerçekleşir ve ekonomik krizlerin yaşanma frekansı çok daha düşüktür. Türkiye olarak bizler sahip olduğumuz bu tecrübe ile pandemi sürecini, dünyanın diğer ülkelerine göre daha rahat yönettik. Bizler şu anda balon etkisinin ve beraberinde getirdiği talep vadesinin süresi üzerinde değerlendirme yapıyoruz.

Röportajımızın başında dijitalleşme ve bağlanabilirliğin getirdiği avantajlardan nasıl faydalandığınız ile ilgili bilgiler verdiniz, bu bağlamda dijital “Egger Yapı Kataloğu” uygulamasından da bahsedebilir misiniz?

Egger Yapı Ürünleri olarak, dijital yatırımlarımıza 2019 ve 2020’de de devam ettik. Dijitalleşme konusunda sektörümüzde öncü bir firma olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim. Sadece üretimle sınırlı kalmıyor, online uygulamalarımız ve müşterilerimizin showroom’larına verdiğimiz teknolojik destekler ile de danışmanlık hizmeti sunuyoruz. Ayrıca, laminat parke ve dekoratif ürün gruplarımızda da son kullanıcılarımıza dijital platformlarda da hitap ediyoruz. Bu ürün gruplarında da önemli bütçelerle ciddi altyapı çalışmaları yaptık. Mesela, bir mutfak konseptinde renk uyumu ve benzeri konularda son kullanıcının karar vermesini kolaylaştırmak için VDS (Virtual Design Studio) sistemleri geliştirdik. Bilgiye ulaşmanın daha kolay olduğu yaşadığımız teknoloji çağında, akıllı telefon, tablet ve bilgisayar aracılığıyla çok hızlı bir şekilde bilgiye ulaşabildiğimiz bu dönemde, Egger Yapı Ürünleri olarak dijital bir yapı kataloğu oluşturduk. Bu dijital yapı kataloğunda bir binanın çatı, duvar, ara bölme, zemin gibi bölümlerinde ahşabın kullanım şekillerini ve diğer ürünlerle nasıl kombine edilebileceğini gösterirken; ses yalıtım katsayısı, yangın dayanım katsayısı gibi teknik değerlere de yer verdik. Egger Yapı Ürünleri dijital kataloğuna (Egger Construction App), akıllı telefon tablet kullanıcıları, Google Play ya da Apple Store'dan herhangi bir ücret ödemeden ulaşabiliyorlar. Türkiye genelinde, müşterilerimizle bir araya geldiğimiz seminerlerde, üniversitelerde gerçekleştirdiğimiz etkinliklerde, bu uygulamamızı da anlatıyor ve olumlu geri dönüşler alıyoruz. Özellikle geleceğin mimar ve mühendisleri olarak gördüğümüz üniversite öğrencilerimizin sektöre daha yakın olmasını sağlamak adına firmaların, üniversitelerle daha fazla etkileşim içerisinde olması gerektiği inancındayım.

Dünyanın dört bir köşesinde günümüz mimarları daha konforlu, daha estetik, daha ekonomik, daha fonksiyonel tasarımlara imza atabilmek için daima bir arayış içerisinde. Bu arayışların bir sonucu olarak bugün dünyanın çeşitli bölgelerinde gökyüzüne yükselen ahşap binalar ve biyofilik tasarımlar görüyoruz. Çelik veya betonarme yapılarla karşılaştırıldığında yapı ahşabının statik özellikleri, iklimsel koşullara ve yangın gibi afetlere dayanıklılığı ile ilgili neler söylersiniz? Egger olarak küreselde veya yerelde bu tür projelerde yer alıyor musunuz?

Yapı ahşabının, mevcut bina yükünün daha dengeli, daha güvenli, statiği bozmayacak şekilde dağıtılmasında sağladığı önemli avantajlar var. Ahşap, kendi boyutsal stabilitesi, rutubet oranı olan, organik bir malzeme. Organik bir malzeme olmasından dolayı, kendi içerisinde hareketli, yaşayan bir yapısı var. Yapı ahşabı dediğimiz malzeme, bu ihtiyaca cevap veriyor. Kendi içinde çok hareketli olmayan, iklimsel koşullara dayanıklı bir malzeme. Bugün baktığımızda, 200 yılı aşkın süredir varlığını sürdüren tarihi ahşap yapılarımız var.  

Yapı ahşabı ile çalışmak, bu alanda uzmansanız çok keyiflidir. Yapı ahşabı, diğer malzemelere göre daha uzun ömürlüdür. Kesmesi, biçme- şekillenmesi, işlenmesi, beton ve demir gibi diğer yapı malzemelerine oranla daha kolaydır. Enerji verimliliği daha yüksektir.

“Oluşturduğumuz sistemlerle ahşabı yangına ve iklimsel koşullara dayanıklı hale getiriyoruz”

Yapının yalnızca ahşaptan yapılması, yangın açısından elbette riskli. Ancak ahşabın yangına dayanımı yüksek A1 ve A2 yanmazlık sınıfındaki bor, magnezyum esaslı paneller ya da fibercement alçıpan levhalar ile beraber bir sistem halinde kullanıldığı takdirde, yanma durumu söz konusu değildir. Yanabilen bir malzeme olan ahşap, bahsettiğimiz bu malzemelerle birlikte yangına dayanımlı hale getirilebilir. Biraz önce de bahsetmiş olduğumuz dijital yapı kataloğumuzda sunduğumuz modellemelerle bir ahşabı yangına daha dayanımlı bir hale getirecek, ses ve ısı yalıtımını sağlayacak sistemleri de anlatıyoruz. Günümüzde Avrupa, hem malzemenin hem de sistemin yangın dayanımını bir takım testlerle ölçüyor. Ancak esas alınan kriter, sistemin yangına dayanımıdır. Ayrıca, yapı ahşabıyla binanın statik değerlerini yükselterek deprem gibi doğal afetlere karşı dayanımını da artırabiliyoruz. Temel kazma ihtiyacının olmadığı, daha hafif ve esnek yapıların deprem dayanımı da yüksektir. Tüm bu avantajlara rağmen, detay çok fazla olduğu için ahşap bina inşa edilirken pek tercih edilmez. Detay konusunda donanımlı, bilgi birikimine sahip, statik hesapları doğru yapan, projenin düzgün çizilmesini sağlayacak bir altyapı ülkemizde elbette var ancak beton kadar yaygın değil.

“Mimari tasarımda çatı ve inovatif çatı mühendisliği çözümlerinde yapı ürünlerinin etkisi nedir?” diye sorsak, nasıl bir değerlendirme yaparsınız?

Çatı, önemli bir yapı elemanıdır. Taşıyıcı alt zemini güçlü olduğu takdirde çok sağlam bir çatı elde etmek mümkündür. “Ayağınızın altı sağlam, çatınız güvenli” mottosuyla sektöre sunduğumuz Roofing Board, bu soruya tam olarak karşılık veren bir yapı malzemesidir. En az iki katlı bir binanın çatısında çalışan usta ile, çok katlı bir binanın metrelerce yüksekteki çatısında çalışan ustanın içinde bulunduğu risk faktörleri farklılık gösterir. Yüksekte çalışan çatı ustalarının üzerinde, rüzgar gibi fiziksel faktörlerin etkisi daha fazla olduğu için, yüksek çatıda büyük bir plakanın birkaç usta tarafından taşınması gerekir. Roofing Board, daha küçük, tek ustanın taşıyabileceği, taşırken rahat hareket edebileceği, uygulamada ikinci bir ustanın yardımına ihtiyaç duymadığı bir ürün olmasıyla, birlikte sektöre kazandırdığımız inovatif bir ürünümüzdür. Kendine has profil sistemleri ile kesme - biçme işlemlerinde kolaylık sağlar. Profil sistemlerinin hızlı sonuç vermesiyle, uygulama hatalarını tolere edebilen ürünümüz, malzemenin üzerinde yürüyen 100 kiloluk bir ustanın ağırlığını rahatlıkla taşır. Ayrıca, yüzde 30 enerji verimliliği sağlayan profil sistemi sayesinde çatı uygulaması kusursuz ve hatasız bir şekilde tamamlanır. Yapılan hesaplamalara göre, daha az iş gücü ile firesiz uygulamaya imkantanır. Küçük, ergonomik plakalar olduğu için de taşıma sırasında rüzgardan daha az etkilenir, iş güvenliğine katkı sağlar.

Çevresel duyarlılığınızı ve sürdürülebilirliğe verdiğiniz önemi gerçekleştirdiğiniz röportajlarda vurguluyor ve bu konuda sektöre de örnek oluyorsunuz. Peki hammaddenin sürdürülebilirliği, çevreye saygılı üretim ve sürdürülebilir ürün yönetimi için EGGER olarak nasıl adımlar atıyorsunuz? Yapı ürünlerinde sürdürülebilirlik ve kalite arasındaki bağı nasıl değerlendirirsiniz?

EGGER, bir kaynak olarak ağacın sürdürülebilirliğini destekliyor. EGGER olarak dünyada, basamaklı kullanım konseptini takip ediyoruz: Biçilmiş kereste üretmek için yüksek kaliteli tomruk kullanıyoruz, aynı zamanda kereste fabrikasının yan ürünlerini, ormandan elde edilen tomruğu ve geri dönüştürülmüş ahşabı da ahşap bazlı malzemelere dönüştürüyoruz. Üretim için uygun olmayan atık ve geri dönüştürülmüş ahşabı ise, kendi biyokütle enerji santrallerimizde enerji üretmek için kullanıyoruz. Ham maddenin sürdürülebilirliği konusunda Avrupa’da devletin vermiş olduğu ciddi destekler var. Ham maddenin yüzde 30’u geri dönüşümden kullanılmak zorunda. Mobilya veya kereste fabrikalarından çıkan atıklar, ağaç esaslı odunsu bitki atıkları üretimde tekrar kullanılıyor. Avrupa'da yıllardır uygulanan endüstriyel ormancılık, son zamanlarda Türkiye'de de ön plana çıkmaya ve benimsenmeye başladı. Kendi ormanlarımızdan ham madde sağlamak için aralama kesimleri yaparken, kesilen ağaçların yerine yeni fidanlar dikiyor ve ham maddenin sürdürülebilirliğini sağlıyoruz.

Pandemi sürecinde bankaların kredi faiz oranlarını düşürdüğünü gördük. Faiz oranlarının düşmesiyle konut sektöründe talep arttı. Hal böyle olunca, bir taraftan konut stoğu erirken, diğer tarafta yeni projelerin hayata geçmeye başladığı bir sürece girdik. Bu projelerde daha yatay, çevreci ve enerji verimli mimari yaklaşımlar önem kazanıyor. Bu projeler için bundan sonraki süreçte EGGER olarak hayata geçirmeyi planladığınız yeni yatırımlarınız var mı? 2020’nin bundan sonraki sürecine ve daha ileriye yönelik pazar hedefleriniz nelerdir?

Pandemi sürecinde yatay mimarinin daha ön plana çıktığı, doğru bir tespit. Son 10 yıl boyunca etkinliğini artırarak sürdüren dikey mimari, bundan sonra tamamen yok olmasa da hakimiyetini yatay mimariye bırakacak. Etkinliğini arazinin pahalı olduğu, yüksek binaların yapılması zorunlu olan bölgelerde sürdürecek. Dikey binada 100 daire varsa, yatay mimari konseptte iki katlı 50 adet bina söz konusu olacak. Yatay mimari, daha alçak binalar ve daha fazla çatı demek. Bu gelişmeler bizler için umut verici. Öte yandan, önümüzdeki süreçte mevcut ürünlerimize olan ilginin ve talebin daha fazla olacağı yönünde beklentilerimiz var ve buna hazırlıklıyız. Mevcut ürünlerimizde bir takım yenilikler yapmayı, OSB ile ilgili yeni ürünleri sektöre sunmayı planlıyoruz. OSB ürün grubumuzun katma değerini yükseltecek bazı projeler söz konusu.

Sizin yetki alanınızda olan Kuzey Kıbrıs, Kafkaslar’daki pazarlardan bahseder misiniz? Pandemi sürecinde buradaki pazarlarda ne gibi gelişmeler oldu?

Pandemi sürecinde Kıbrıs’ta kurulu olan tüm sistemler bir anda kapandı. Kimse sokağa çıkmadı. Her şey durdu. Ticaret durdu. Bankalar durdu. Gürcistan’da benzer gelişmeler yaşandı. Bu süreçte Türkiye’de ekonominin lokomotifi, hizmet sektörü oldu. Taşıma sektörü, gıda sektörü de güçlendi. Ancak dünya bugün bir normalleşme süreci içinde ve şu anda, dünyada da Türkiye’dekine benzer taleplerle karşılaşıyoruz. Önümüzdeki dönemde de daha iyimser bir tablo bekliyoruz.

Son olarak eklemek istedikleriniz var mıdır?

Altyapısı iyi olan, donanımlı firmaların kendini göstereceği, tecrübelerini ön plana çıkararak kullanıcılarının ihtiyaçlarına cevap verebileceği, fark yaratabileceği bir dönemdeyiz. Bizler için zor bir süreç oldu ancak bu süreçte gücümüzün farkına vardık. Burada en önemli şey, motivasyon… Hangi sektörde faaliyet gösterirsek gösterelim, motivasyonu düşürmemeliyiz. Gerek bireysel motivasyonu, gerek takım motivasyonunu canlı tutmak, firma olarak bütünlük ve uyum içinde çalışmak çok önemli. Türkiye bizim için önemli bir pazar, genç bir nüfusa sahip. Talep değişken ama daima canlı. Kriz dönemlerinden hızlı bir şekilde çıkıp, toparlanabilen bir pazar. Kredi faizlerinin düşmesi, sektörümüzde hareketi tekrar sağladı. İnşaat stokları eriyor. Bu kadar hızlı bir hareket bizleri pek şaşırtmadı ama devamlılık önemli, sürdürülebilirlik önemli. Pazardaki hareketin sürdürülebilir olup olmadığını hep birlikte göreceğiz.


Yükleniyor...
Yükleniyor...