01-09-2020
Sağlıklı, Uzun Ömürlü Binaların İnşasında Kentsel Dönüşüm, Önemli Fırsatlar Sağlıyor

Sağlıklı, Uzun Ömürlü Binaların İnşasında Kentsel Dönüşüm, Önemli Fırsatlar Sağlıyor

Deprem kuşağında yer alan ülkemizde alınması gereken en temel önlemlerin başında, su yalıtımı ile korunan, uzun ömürlü ve depreme dayanıklı binalar inşa etmek geliyor. Yapılarımıza suyun nüfuz etmesi durumunda, taşıyıcı elemanlarda bulunan demir donatılar korozyona maruz kalarak paslanıyor ve binalarımızın ömrü ve dayanıklılığı azalıyor. Ses yalıtımı ise, yetişkinlerde ve çocuklarda ruhsal ve fziksel hastalıklara neden olan gürültünün engellenmesinde önemli rol oynuyor. İZODER Yönetim Kurulu Başkanı Levent Gökçe ile ülkemizde su yalıtımının ve yaşam alanlarımızı daha sağlıklı ve konforlu hale getiren ses yalıtımının önemini konuştuk.

 

İZODER 2020 Olağan Seçimli Genel Kurulu’nda oy birliği ile Yönetim Kurulu Başkanı seçildiniz. Levent Gökçe döneminde İZODER nasıl bir yol izleyecek?  Gerçekleştirmeyi hedeflediğiniz çalışmalar nelerdir?

İZODER, kurulduğu günden itibaren topluma yalıtımın faydalarını anlatmayı hedefledi. Isı yalıtımı uygulamalarının zorunlu hale getirildiği 08 Mayıs 2000 tarihli Binalarda Isı Yalıtımı Yönetmeliğinden, 01 Haziran 2018 yılında yürürlüğe giren ve ülkemizde büyük eksiklik olan Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği ile Binaların Gürültüye Karşı Korunması Yönetmeliğine kadar yalıtım ile ilgili tüm mevzuatların hazırlanması ve oluşturulmasına doğrudan katkı sağladık, bundan sonra da sağlamayı sürdüreceğiz. Özellikle bir önceki dönemde, ülkemizde hayati önem taşıyan su yalıtımı ile insanların beden ve ruh sağlığının korunması için gerekli olan ses yalıtımına dair yönetmeliklere dair bilgilendirme yapmak amacıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile yapılan teknik iş birliği protokolü çerçevesinde İZODER, 14 farklı ilde 3.678 kişinin katılımıyla Tüm Yönleriyle Yalıtım Seminerleri gerçekleştirdi. Bu eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarına, pandemi sürecinin ardından devam edeceğiz. Ayrıca İZODER’in 25. kuruluş yıldönümüne özel sosyal sorumluluk projeleri yürütüldü. Anadolu’da 4 okulun yalıtım uygulamaları üyelerimiz tarafından yapıldı. Ayrıca öğrencilere yönelik İZODER 25. yıl eğitim bursu açıldı ve 40 meslek lisesi öğrencisinin bir yıllık eğitim masrafları üstlenildi. Bu dönemde uzun zamandır yapılamayan sektör envanteri çalışması da tamamlanıp, sonuçları sektör ve kamuoyu ile paylaşıldı. İZODER’in 14. Dönem Yönetim Kurulu olarak, yürütülen çok değerli mevcut projeleri geliştirip üzerine yeni projeler oluşturarak İZODER’i çok daha güçlü bir konuma getirmeyi hedefliyoruz.

Enerjide dışa bağımlı olan ülkemizde, binalarda enerji verimliliği neden önemli? Enerji kaynaklarının ve enerjinin kullanımında verimliliğin artırılması amacıyla belirli kurumların Enerji Verimliliği ve Çevre Dairesi Başkanlığı (EVÇED) tarafından yetkilendirilmesi ve yetkilendirilmiş şirketlerin enerji verimliliği danışmanlığı noktasında verdiği hizmetler, ısı yalıtımı uygulamalarına nasıl yansıdı?

Ülkemizdeki 2018 yılı Enerji Dengesi Raporu, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı tarafından açıklandı. Açıklanan istatistikler, ülkemizde 2018 yılındaki enerji tüketiminin 2017 yılına göre %2,6 oranında azalarak yaklaşık 108.5 milyon TEP olarak gerçekleştiğini gösteriyor. Ülkemizde enerji ihtiyacının %74’ü ithal edilmektedir. 2018 yılında yaklaşık 43 milyar dolar olarak gerçekleşen Türkiye’nin enerji ithalatı, 2019 yılında yüzde 4,2 azalarak 41 milyar 184 milyon 553 bin dolara düşmüştür.  Sektörlere göre enerji tüketimi incelendiğinde; sanayi sektörü %33,5’lik pay ile; konut ve hizmet sektörlerinden oluşan yapı sektörü ise yaklaşık %30,5’lik bir payla öne çıkıyor.

Enerji verimliliğinin artırılması, enerji maliyetlerinin ekonomi üzerindeki yükünün hafifletilmesi ve çevrenin korunmasını amaçlayan Enerji Verimliliği Kanunu’nda yer alan; endüstriyel işletmelerde enerji yöneticisinin görevlendirilmesi, OSB’lerde enerji yönetim birimi kurulması, toplam inşaat alanı en az 20 bin m2 veya yıllık enerji tüketimi 500 TEP ve üzeri olan ticarî binaların, hizmet binalarının ve kamu binalarında enerji yöneticisi görevlendirilmesi veya bu amaçla hizmet alınmasına yönelik hükümler içermektedir.  Kanuna dayandırılarak hazırlanan Enerji Kaynaklarının ve Enerjinin Kullanımında Verimliliğin Artırılmasına Dair Yönetmelik uyarınca; yıllık toplam enerji tüketimi bin TEP ve üzeri olan endüstriyel işletmeler ve toplam inşaat alanı yirmi bin metrekarenin veya yıllık toplam enerji tüketimi beş yüz TEP’in üzerinde olan ticari binalar ve hizmet binalarının etüt edilmesi ve belirli periyotlar ile yenilenmesini şart koşmaktadır. Bu bağlamda Enerji Verimliliği ve Çevre Dairesi Başkanlığı (EVÇED) tarafından yetkilendirilmiş şirketlerin enerji verimliliği danışmanlığı noktasında sunmuş oldukları hizmetler, tüketimi yüksek işletme ve binalarda mevcut tablonun ve alınabilecek tedbirlerin ortaya konulması adına kritik öneme sahiptir. Gerek binalarda gerekse endüstriyel tesislerde enerji tüketimini azaltılmasında, yüksek verimlilik potansiyeli ve kısa geri ödeme süresi ile önemli bir yatırım olan ısı yalıtımı öne çıkmaktadır. Mahal şartlandırması amacıyla tüketilen enerjinin azaltılmasına yönelik olarak binaların çatı, duvar, döşeme ve pencerelerinde yapılan yalıtım çözümleri ve ısının taşındığı proseslerdeki boru, kanal, vana gibi tesisat elemanlarında alınan yalıtım tedbirleri Enerji Verimliliği Danışmanlık şirketlerinin veya Enerji Yöneticilerinin yaygınlıkla başvurdukları tedbirlerdir.

Türkiye’de binalarda ısıtma ve soğutma amaçlı kullanılan enerjinin yaklaşık yarısı israf ediliyor. Oysa binalarda enerji verimliliği yalıtımla başlar. Doğalgaz ve elektrik faturasını yüzde 50 azaltmanın tek yolu, yaşadığımız binalara ısı yalıtımı uygulaması yaptırmaktır. Binalarda tüketilen enerji Türkiye ekonomisi için de çok önemli çünkü toplam enerji tüketiminin yüzde 30,5’ini teşkil ettiğinden ülkemizdeki binaları ısı yalıtımlı hale getirerek, ülkemizin toplam enerji faturasını yaklaşık yüzde 15 azaltmamız mümkün. 

Türkiye’nin son 10 yılda enerji ithalatı ortalaması 45 milyar dolar. Türkiye’de kentsel dönüşüm kapsamında yıkılacak, bireysel yalıtım yaptıran ve yeni yapılan verimli binalar dikkate alındığında yaklaşık 5.6 milyon konutun yalıtım ihtiyacı olduğu ortaya çıkıyor. Ayrıca yılda yaklaşık 150 bin mevcut konutta ısı yalıtımı uygulaması gerçekleştiriliyor. Isı yalıtımı yönetmeliğinin devreye girmesi öncelikle 2009 yılı sonrası inşaatların asgari C sınıfı ve üzeri yalıtıma sahip olmasıyla konutlarda tüketilen enerji yüzde 68.7’den yüzde 59.9’a düştü.

Kendi kaynaklarımızla ürettiğimiz enerjiyi de dahil ettiğimizde Türkiye’nin bugün toplam enerji maliyeti 60 milyar dolar civarındadır. Sadece binaların enerji verimli hale getirilmesiyle (En az C sınıfı binalar) her yıl 9 milyar dolar tasarruf elde etme potansiyelimiz var. Ayrıca Türkiye’nin gerçekleştirdiği toplam ithalatın içerisinde en büyük pay enerjiye ait. Enerji ithalatının dış ticarette yarattığı bir açık var. Dolayısıyla binalarda her yıl sağlanan 9 milyar dolar tasarrufun, ülke ekonomisine ciddi bir katkısı olacaktır.

Enerji verimliliğinde AB normlarına ulaşmak Türkiye’nin hayati hamlesi olacaktır. Ülke olarak enerji verimliliği hedeflerine ulaşmak için tüm olanaklara sahibiz. Özellikle ekonomik ve sosyal hedeflerimiz için enerji verimliliği konusunda gerekli adımları atmak, öncelikli sorumluluğumuz olmalı. İZODER olarak kamuoyuna, ancak ısı yalıtımıyla donatılmış enerji verimli binalarda, sağlıklı, güvenli ve konforlu yaşam koşullarının sağlanabileceğini aktarmaya devam edeceğiz.

Sektörün yıllardır beklediği Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği ve Binaların Gürültüye Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik İZODER’in emekleri ve katkılarıyla sektöre kazandırıldı. Ses yalıtımı özelinde konuşacak olursak, yönetmelik gürültü kirliliğine karşı binalarda kullanılan yalıtım sistemleri ile ilgili ne gibi kurallar getiriyor?

Gürültü insanlarda geçici veya kalıcı işitme hasarları, kan basıncı artışı, dolaşım bozuklukları, solunumda hızlanma, kalp atışlarında ritim bozukluğu, öfkelenme, sıkılma, genel takatsizlik duygusu, iş veriminin düşmesi, konsantrasyon bozukluğu gibi etkiler yaratırken, çocuklarda ise tansiyon, kalp atışları ve stres hormonlarının yükselmesine neden oluyor.

Binaların Gürültüye Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik, 1 Haziran 2018 tarihi itibarıyla yürürlüğe girerek, yeni binalarda ses yalıtımını zorunlu hale getirdi. Yeni düzenlemeyle, şehir hayatının en büyük sorunlarından biri olan gürültü kirliliğine karşı binalarda kullanılan yalıtım sistemlerinin teknik kuralları belirlendi. Yönetmelik, yapı içinde oluşan tv, müzik, konuşma vb. komşu hacimlerden iletilen gürültülerin yanı sıra, darbe sesleri, mekanik sistem ve servis ekipmanlarının gürültülerinin kontrol altına alınmasına yönelik önlemleri içeriyor.

Yönetmeliğe göre, artık binalarda konuşma gibi doğrudan bitişik odalara iletilen sesin bu mekanlarda yaşayanları olumsuz etkilememesi için ilave önlemler alınacak. Mekanları ayıran duvarlar ses geçişini en aza indirecek şekilde yapılacak. Aynı şekilde, konut içinde yürüme gibi darbeyle yayılan sesin iletimini ve gürültü oluşturmasını engellemek için döşemeler belirli koşulları sağlayacak. Tesisattan kaynaklanan gürültü ve titreşimlerin yanı sıra yapı elemanları vasıtasıyla iletilen seslerin miktarını azaltmak için de binada duvar, döşeme, pencere gibi unsurlar belirlenirken malzemelerin ses yalıtım özelliği dikkate alınacak. Yönetmelik, konutların yanı sıra, okul, hastane gibi halkın yoğun olarak bulunduğu binaları da kapsıyor. Yönetmeliğin de etkisiyle farkındalık ve uygulama taleplerinde ciddi seviyelerde artış söz konusu.

2020’nin ilk aylarında Türkiye-İran sınırında ve Elazığ'da yaşadığımız depremler sonucunda acı kayıplar yaşadık. Depremlerle su yalıtımı ile ilgili uygulamada ve denetimde hala büyük bir eksikliğimiz olduğunu gördük. İZODER olarak su yalıtımı ile ilgili bilinç ve denetimlerin artması noktasında gerçekleştirdiğiniz güncel çalışmalar var mı?

Deprem kuşağında yer alan ülkemizde alınması gereken en temel önlemlerin başında, su yalıtımı ile korumaya alınan uzun ömürlü ve depreme dayanıklı binalar inşa etmek geliyor. Ülke genelinde milyonlarca konutta halen su yalıtımı bulunmuyor. Bugün su yalıtımı ile donatılmış güvenli ve nitelikli binaların inşa edilmesinde kentsel dönüşüm süreci büyük bir fırsattır. Kentsel dönüşüm sürecinde inşa edilen yeni binalarda yalıtım uygulamalarına öncelik verilmeye başlanması, hem yalıtım sektörü hem toplum adına önemli bir gelişmedir.

Betonarme yapı sistemlerinin en çok etkilendikleri faktörlerden biri, sudur. Yapılarımıza suyun nüfuz etmesi durumunda, taşıyıcı elemanlarda bulunan demir donatılar korozyona maruz kalarak paslanıyor ve binalarımızın ömrü ve dayanıklılığı azalıyor. Korozyona maruz kalan bir bina, yapımından sonraki 20 yıl içinde taşıma kapasitesinin yarısından fazlasını kaybedebiliyor. Dolayısıyla, önümüzdeki süreci iyi değerlendirip, su yalıtımını kaliteli malzeme ve uzman uygulamalar ile gerçekleştirirsek, her deprem sonrasında yaşadığımız üzücü durumların önüne geçebiliriz.

Türkiye’de inşaat sektöründe büyük bir eksikliği gidererek, binalara dayanıklılık, kalite ve konfor kazandıracak ‘Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği’ de, 1 Haziran 2018’de yürürlüğe girdi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, İZODER’in de destek ve girişimleriyle mevzuattaki eksikleri gidermek üzere hazırlanan yeni yönetmelikle, su yalıtımının yeni binalarda uygulanması zorunlu hale getirildi. Türkiye inşaat sektörü ve kullanıcılar açısından çok önemli bir adım olan bu yönetmelik, su yalıtımı ile ilgili çok büyük bir eksikliği giderecek. Yeni yapılan binalarda bu yönetmelikte öngörülen esaslara uyulmadığının tespit edilmesi halinde, bu eksiklikler giderilinceye kadar binaya yapı kullanma izin belgesi verilmeyecek.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile İZODER arasındaki teknik iş birliği protokolü çerçevesinde çalışmalar yürütüyoruz. Yalıtım sektörünün katkıları ve bakanlığımızın destekleri ile oluşturulan ‘Su Yalıtım Yönetmeliği Kılavuzu’nun tasarım süreci tamamlandı. Daha önce Bakanlıkla birlikte hazırlayıp İZODER web sitesinde yayınladığımız ‘Ses Yalıtım Açıklama ve Uygulama Kılavuzu’nun ardından ‘Su Yalıtım Yönetmeliği Kılavuzu’nu da 17 Ağustos 2020 tarihi itibarıyla www.izoder.org’da yayınlıyoruz.

2019, inşaat sektörünün ekonomik dalgalanmalar nedeniyle iç pazarda daralma yaşadığı bir yıl oldu. Yalıtım sektörü de ister istemez, bu durumdan etkilendi. 2020’de ise tüm dünyayı etkisi altına alan Covid -19 salgını en önemli gündem oldu. Covid – 19 süreci yalıtım sektöründeki üretimi, iç pazar durumunu ve ihracatı nasıl etkiledi? Bundan sonraki süreç için öngörüleriniz nelerdir?

2020 yılı içerisinde gerek inşaat sektöründe gerek ihracatta düzelme beklentisi içerisinde olan sektörümüz, tüm dünyayı tehdit eden Covid - 19 nedeniyle bir belirsizlik içerisinde kaldı. Ülkemizde sadece inşaat sektörü değil tüm sektörleri ve tüm aktörleri etkileyecek seviyede bir tablo karşımıza çıkıyor. Tüm bunların ışığında 2020 için bir gelecek projeksiyonunu çizmek ve ortaya koymak kolay olmayacak. Pandemi sonrası üretim süreçlerinde otomasyon ve dijitalleşmesinin yanı sıra kullanıcı davranışlarının değişmesine bağlı olarak pazarlama stratejilerinde de esaslı değişiklikler yapılarak yeni yaklaşımların hayata geçirileceğini göreceğiz. Ayrıca seyahatlerin azalacağı, toplantıların dijital ortamda yapılacağı ve evden/uzaktan çalışma düzenine geçişin artacağı bir gelecek öngörülebilir.


Yükleniyor...
Yükleniyor...