01-01-2019
Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan: “Enerji Verimli Binalarla Milli Ekonomimize Büyük Katkı Sağlayabiliriz”

Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan: “Enerji Verimli Binalarla Milli Ekonomimize Büyük Katkı Sağlayabiliriz”

Enerji verimliliği eğitimlerinin aralıksız devam etmesi gerektiğini ifade eden Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan, enerji verimliliği konusunda mesleki ve genel eğitimin ayrıntılarını, kentsel dönüşüm süreci kapsamında konutlarda enerji verimliliğinin artırılmasını ve Yapı Yasası’nın olmamasının yarattığı sorunları değerlendirdi.

Enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 75’inin ithalat yoluyla karşılandığı ülkemizde enerji verimliliği Türkiye ekonomisi ve vatandaşları açısından büyük önem taşıyor. İthal ettiğimiz enerjinin ısıtma ve soğutma amaçlı tüketilen bölümünün yarısını israf ediyoruz. Ülke olarak binalarda kullandığımız enerji miktarı, sanayinin de önüne geçmiş durumda. Dolayısıyla, enerji verimliliği konusu hepimizi yakından ilgilendiriyor.

 

Son yayınlanan ‘Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı 2017-2023, önemli bir mevzuat. 2018-2023 arasında uygulanacak 55 Eylem Planının 12’si, binaları kapsıyor. Söz konusu 12 eylem, yeni yapılacak ve mevcut binaların verim sınıflarının iyileştirilmesi, kamu sektöründeki tasarruf potansiyelinin hayata geçirilmesi, binalarda yerinde üretimin ve yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılması, kapsamlı bir bina envanteri çalışmasının yapılması ve bütün kesimlere hitap eden farkındalık çalışmalarını içeriyor. Türkiye’de birincil enerji tüketimi 2015 yılında 129,7 MTEP olarak gerçekleşerek, 2005’ten 2015’e kadar %46 oranında artış gösterdi. Son eylem planı ile Türkiye’nin birincil enerji tüketiminin %14 azaltılması hedefleniyor. Ayrıca 2023 yılına kadar %23,9 MTEP tasarruf sağlanması ve bu tasarruf için 10,9 milyar dolar yatırım yapılması öngörülüyor.

 

Bununla birlikte enerji verimliliğinin çevresel etkilerinin yanı sıra sağlık ve sosyal alanda da etkileri yadsınamaz. Örneğin, AB’nin yayınladığı bir raporda sağlık alanında enerji verimliliği kaynaklı sağlanan faydaların yıllık bazda kümülatif biriktiği belirtiliyor. Buna göre AB'nin 2030 yılı için %27 olan enerji verimliliği hedefinin %30'a çıkarılması ile GSYIH'da %4'e varan artış, 3 milyon kişiye ilave istihdam ve sağlık giderlerinde 28 milyar euroazaltım sağlanabileceği öngörülüyor. %40'lık bir hedef olması durumunda ise her yıl yaklaşık 77 milyar euro tasarruf sağlanabilecektir. Bu tasarrufların çoğu, emisyonlardaki azalmadan kaynaklanmaktadır. İç mekan hava kirliliği kaynaklı sağlık sorunları, genel tasarrufların büyük bir bölümünü oluşturmaktadır.

 

Üniversite-STK-Sanayi İşbirliği Etkin Olarak Kullanılmalı

Enerji verimliliği konusunda eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları aralıksız sürmeli. İyi uygulama örneklerinin devamlılığı sağlanmalı ve eğitim çalışmaları pekiştirilmeli, enerji mühendisliği yaygınlaştırılmalı. Enerji verimliliği konusunda mesleki eğitimi (mimarlar, makine ve inşaat mühendisleri) ve genel eğitimi ayırmak lazım. Üniversitelerde enerji verimliliği ve yapı malzemeleri dersleri ile ilgili yapılan ve yapılacak çalışmaların önemi büyük. Bu amaçla ‘Üniversite-STK-Sanayi’ işbirliği etkin olarak kullanılabilir. Biz Türkiye İMSAD olarak bu konuda bir takım çalışmalar yapıyoruz. Sektörel ihtiyaçlardan türeyen 16 adet çalışma komitemiz, hem özel sektör hem üniversiteler hem de kamu ile işbirliği yapıyor. Örneğin, Türkiye İMSAD Binalarda Enerji Verimliliği Komitesi, 2016 yılından beri bir yandan yurtiçindeki ve yurtdışındaki gelişmeleri takip ederken, diğer yandan yıllık iş planına göre eğitim konusuna ağırlık verdi. Özellikle özel üniversitelerin mimarlık, inşaat mühendisliği ve makine mühendisliği bölümlerinden mezun olan öğrencilerin inşaat malzemeleri konusundaki bilgilerini artırmak, sektördeki gelişmeler hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlamak amacıyla Okan Üniversitesi ve Özyeğin Üniversitesi ile işbirliği yapıldı. Çevre Dostu Malzeme ve Sürdürülebilirlik Komitelerinin yürüttüğü çalışmalar kapsamında projelendirilen “Yapı Ürünlerinin Üretim-Kullanım Döngüsü Dersi” de Yıldız Teknik Üniversitesi’yle yapılan işbirliği çerçevesinde 2015 yılından beri Mimarlık Fakültesi’nde gerçekleşiyor. Yaşar Üniversitesinde ise İnşaat Malzemeleri Dersi devam ediyor. Türkiye İMSAD olarak, bu çalışmaların sürdürülebilirlik kavramı çerçevesinde üniversite ve sanayi işbirliğine önemli bir iyi uygulama örneği olduğuna inanıyoruz.

 

Kentsel Dönüşüm Büyük Bir Fırsat

Kentsel dönüşüm süreci konutlarda enerji verimliliğinin artırılması açısından büyük bir fırsat sunuyor. Özellikle enerji performansının Türkiye’de hızla benimsenerek yaygınlaşması için kamu, özel sektöre örnek olmalı. Ayrıca tüm stratejilerin ülke genelinde yaygınlaştırılması amacıyla özel sektörü de kapsayacak bir Enerji Verimliliği Ajansı’nın yapılandırılması, sistemin başarısı için ilk uygulamalar arasında görülmeli. Kentsel dönüşüm projelerini yapan ve anlatan, önemli projelerin sözcüleri ile konuştuğumuzda dahi, bunların büyük çoğunluğunun iklim değişikliği, enerji verimliliği ve sera gazı salımı konularını birer pazarlama aracı olarak kullandıklarını görüyoruz. ‘Peki, o halde nasıl yaptınız? Binalar dönüşmeden önce ne kadar enerji tüketip havaya ne kadar sera gazı salıyorlardı? Sizin projeniz sonrası durum nedir?’ sorularına tatmin edici bir yanıt alamıyoruz. Özellikle belediyelerin yaptığı dönüşümlerde, binaların, konutların Enerji Kimlik Belgesi konusunda karşılaştığımız tablo üzücü. Dolayısıyla ülkemizde hala bu konuda bilgi eksikliği var. Başta uygulamacılar olmak üzere mimarlar, mühendisler ve müteahhitlerin de içinde olduğu sektör temsilcilerine yönelik, enerji verimliliği konusunda güncel bilgi ve gelişmeleri aktarmaya ağırlık vermeliyiz.

 

Konut Sahipleri Kendi Güvenliği, Konforu ve Enerji Verimliliği İçin Evini Yenilemeli

Her ne kadar deprem güvenliği ve enerji verimliliği konusunda alınması gereken önlemlerin yenileme pazarının önünü açması beklendiyse de, pazar gelişmeyip tam tersine geriledi.

 

Deprem sonrası alınan kentsel dönüşüm kararı ile 20 milyon konutun 7 milyona yakınının yeniden yapılacağı ifade edildi. Son günlerde yetkililer tarafından yapılan açıklamalarda bu rakamın 5 milyona indiği belirtildi. Fakat kentsel dönüşüm kapsamına girebilecek binalar net olarak belli olmadığından, birçok konut sahibi kendi konutunu da bu 7 milyonun içinde zannettiğinden, konutlarının yıkılacağı beklentisi ile mecbur olmadıkça yenilemekten kaçınıyor ve kentsel dönüşüm rüzgârıyla kendi binasının da yıkılıp yeniden yapılacağını hayal ederek kapısını çalacak “Beyaz atlı müteahhidini’ bekliyor. Oysa hem her bina yeniden yapılmayacak hem de müteahhitlerin her binayı yenileyip eski sahiplerine bedelsiz verebilecekleri bir planları yok.

 

Bu nedenle Türkiye İMSAD olarak konut sahiplerinin kendi konforları, sağlıkları ve enerji-su-atık giderlerini yönetmek için evlerini yenilemelerinin daha rasyonel olacağına inanıyoruz. Bunu da elimizden geldiğince her platformda dile getiriyoruz. Türkiye’de 30 bine yakın satış noktası var. Tahsilat ve nakit akışının doğru yönetilebilmesi adına yenileme pazarının tekrar canlanmasını istiyoruz. Enerji verimliliğinin yanı sıra uluslararası alanda ‘DeepRenovation’ denilen, ülkemizde de ‘Derin Yenileme’ olarak adlandırılan çalışmalar; bir yapının dış cephesinden iç makyajlanmasına, bacasından tesisatına kadar her unsurunun yenilenmesini kapsıyor. Dolayısıyla ‘güçlendirme’ çalışmaları, ‘Derin Yenileme’ gibi kapsamlı bir konunun, bir bölümünü oluşturuyor. Burada yenileme kapsamı, tesisat (elektrik, su), ısıtma-soğutma, havalandırma sistemleri, yalıtım dahil cephe sistemleri, seramik kaplamalar ve vitrifiye, pencere-cam ve çatı-baca sistemleri gibi geniş bir alanı içeriyor.

 

Bugün inşaat sektörünün içinde bulunduğu mevcut durumun iyileştirilmesi için kentsel dönüşüm pazarı ile yenileme pazarının birbirinden ayrıştırılması gerekiyor. Yenileme pazarına yönelik atılacak adımlarla, birçok sektör ve iş kolu hareket kazanırken, genç ve dinamik nüfusa sahip inşaat sektöründe istihdam alanında da önemli fırsatlar doğacaktır. Dolayısıyla, içinde bulunduğumuz dönemde yenileme pazarı sektöre can suyu olacaktır.

 

Ferdi Erdoğan: “Belgeli Malzemelerin Belgeli Yolculuğundan Emin Olmalıyız”

Türkiye inşaat sektörü, malzeme kalitesinin yanı sıra, mimarlık ve mühendislik açısından güvenli bir yapının üretilmesi için tüm donanıma, bilgi birikimine ve yetkinliğe sahip. Güvenli ve kaliteli yapıların inşa edilebilmesi için mevzuattaki tüm eksiklerin giderilmesi ve güçlü bir denetim mekanizması oluşturulması sağlanmalı. Özellikle denetimde yaşanan aksamalar ne yazık ki, yapı kalitesinde suiistimallere neden olabiliyor.

 

Sektördeki en temel ve büyük sorunların başında, etkin piyasa denetimi ve Yapı Yasası’nın olmaması geliyor. Türkiye’de çok acil bir Yapı Yasası’na ihtiyaç var. Bu yasanın çıkarılması, bir sektörü değil, tüm ülkeyi kalkındıracak bir hamle olacaktır. İnşaat malzemelerinden yapı izinlerine kadar pek çok aşamada kontrol mekanizmasının dikkatli ilerlemesi, inşaatlarda sağlam zemin, inşaat malzemelerinde sağlık ve güven unsurlarının ön planda tutulması gerekiyor. Denetimdeki aksaklıkları çözemezsek kalitesiz ve plansız yapılaşmadaki sorunların önüne geçmemiz mümkün değildir.

 

 

Kaynakların doğru kullanılması adına en efektif yol, birlikte ortak akıl ve ortak çözüm üreterek en yüksek katma değeri yaratmak olmalıdır. Doğru malzemenin doğru yerde doğru proje ile ve doğru ellerde yapıldığından; belgeli malzemelerin belgeli yolculuğundan emin olmalıyız. Hiçbir malzemenin kendiliğinden bir yapının herhangi bir yerinde yer alması mümkün değildir. Bu nedenle içerde ve dışarda, ithalatta ve ihracatta denetim ve gözetim son derece önemlidir. Biz Türkiye İMSAD olarak “geçerli yönetmeliklere kesinlikle uyarak, doğru proje, doğru malzeme, doğru uygulama, doğru denetim, doğru onaylama ve sorunsuz, tartışmasız yalıtım” tanımını benimsiyoruz. 


Yükleniyor...
Yükleniyor...