01-09-2019
İZODER Yönetim Kurulu Başkanı Levent Pelesen: Isı, Su, Ses Ve Yangın Yalıtımı Hayati Önem Taşıyor

İZODER Yönetim Kurulu Başkanı Levent Pelesen: Isı, Su, Ses Ve Yangın Yalıtımı Hayati Önem Taşıyor

Isı, su, ses ve yangın yalıtımı, her şeyden önce Türkiye’nin geleceği için stratejik öneme sahip bir konu. Binalarda enerji verimliliği sağlayarak ülke ekonomisine önemli katkılar sunan ısı yalıtımı, binalarımızı korozyona karşı koruyarak yapının ömrünü uzatan su yalıtımı; yangınlarda oluşan ısı ve dumanın zararlı etkilerinin sınırlandırılmasına yönelik, can ve mal güvenliğini sağlayıcı yapısal önlemler sağlayan yangın yalıtımı ve şehir hayatının en büyük sorunlarından biri olan gürültü kirliliğine karşı binalarda kullanılan ses yalıtım sistemleri bizlere konforlu yaşam alanları sunuyor. İZODER Yönetim Kurulu Başkanı Levent Pelesen ile yeni yönetmelikler çerçevesinde yalıtım konusunda gelişen kalite bilinci ile uygulama kurallarını konuştuk.

 

Isı, su, ses ve yangın yalıtımı sektörünün çatı kuruluşu olarak, günümüzün en önemli konuları haline gelen enerji verimliliği, çevre, yapı güvenliği, sağlık ve konfor ile yalıtımı ilişkilendirecek olursanız neler söylersiniz?

Isı, su, ses ve yangın yalıtımı, her şeyden önce Türkiye’nin geleceği için stratejik öneme sahip bir konu. Vatandaşların yalıtım konusunda doğru bilgilere sahip olması çok önemli çünkü tüm yalıtım uygulamalarıyla, güvenli, sağlıklı ve konforlu yaşam alanlarına sahip oluyoruz. Kamu ve kamuoyu daha çok bilinçlendikçe, tüm yalıtım uygulamaları, binalarda güvenli ve sağlıklı yaşamın yanı sıra, enerji verimliliğini sağlamanın vazgeçilmez unsuru olarak gelişimini sürdürecektir.

Isı yalıtımı ekonomimizi direkt etkiliyor

Son kullanıcı için büyük önem arz eden ısı yalıtımı, binalarda enerji verimliliği sağlayarak ülke ekonomisini de direkt etkiliyor.  Yaşadığımız binada dengeli ısı dağılımını sağlayarak sağlığımıza büyük ölçüde katkıda bulunan ısı yalıtımı, sadece kış aylarında değil, yaz aylarında da sıcağa karşı alınabilecek en etkili önemlerin başında geliyor. Güvenli ve konforlu yapılarda yaşamak, aynı zamanda kullandığımız enerjide yüzde 50’ye varan oranda tasarruf yapmak istiyorsak, binalarımızı ısı yalıtımı ile koruma altına almalıyız. Türkiye’de, binalarda kullandığımız enerji miktarı, toplam tükettiğimiz enerjinin çok önemli bir kısmına, yani yaklaşık yüzde 40’ına ulaşmış durumda. Dolayısıyla yalıtımın hepimizi ilgilendiren ciddi bir boyutu var. Alacağımız önlemlerle de bu savurganlığın önüne geçmemiz mümkün.

Binalarımızın gücünü korumak su yalıtımı ile mümkün

Deprem kuşağında yer alan bir ülkede, can ve mal güvenliğini sağlayabilmek için alınması gereken en temel önlemlerin başında uzun ömürlü ve depreme dayanıklı binalar inşa etmek geliyor. Bunun için de, yapıların, öncelikle su yalıtımı ile donatılarak korozyona karşı korunması gerekiyor. Ülke olarak depremle yaşamayı öğrenmeli, güvenli ve kaliteli yapılaşma bilinciyle hareket etmeliyiz. Deprem tehlikesi altında olmayan Avrupa’da bile su yalıtımına yönelik yaptırımlar var ve tüm yalıtım uygulamaları, denetim ve sigorta şirketleri tarafından çok ciddi bir şekilde denetleniyor. Çünkü yapıyı oluşturan ana elemanları (demir ve beton), ömrü boyunca koruyacak olan su yalıtımı hayati önem taşıyor.

Gürültünün olumsuz etkilerinden ses yalıtımı ile korunmalıyız

Ses yalıtımı, içinde yaşadığımız konutlara hitap eden ve toplumu direkt ilgilendiren, çok önemli bir konu. Bugün yaşamımızın her alanında, farkında olmadan gürültüye maruz kalıyor ve bu durumun olumsuz etkilerini daha fazla hissediyoruz. Gelişmiş ülkelerde bu konuda yüksek hassasiyet var. Çünkü ses yalıtımı, çağdaş yaşam standartlarının oluşmasına katkı sağlıyor.

Yangın yalıtımı can ve mal güvenliğini sağlar


Yangın çıktığında
en hızlı en güvenli şekilde yangın mahallinin terk edilmesini sağlayacak önlemlerin alınması gerekiyor. Yangın yalıtımı, yangınlarda oluşan ısı ve dumanın zararlı etkilerinin sınırlandırılmasına yönelik, can ve mal güvenliğini sağlayıcı yapısal önlemlerdir.


Toplum nezdinde ısı, su ve yangın yalıtımı konusunda bilinç, insan hayatını doğrudan etkilemesi nedeniyle her geçen gün yaygınlaşıyor. Peki ya ses yalıtımı… ?  Ses yalıtımı konusunda ne kadar bilinçliyiz?  Gürültünün günlük yaşamımıza ve sağlığımıza etkisi ve bu etkilere karşı ses yalıtımının önemi konusunda nasıl bir değerlendirme yaparsınız?

Gürültü kirliliğinin insan sağlığı üzerinde çok olumsuz etkileri bulunuyor. Ses yalıtımı konusunda bilinç oluşturmak, aslında İZODER olarak üstlendiğimiz bir sosyal sorumluluk hamlesidir.


Sağlıklı, güvenli ve konforlu bir yaşam için ses yalıtımı çok önemli. Gürültü, ruhsal ve fiziksel açıdan sağlığımızı 35 kritik etki ile tahrip ederek, toplumsal uyum ve verimliliğimizde derin yaralar açıyor. Ayrıca çocuklarımızı hem fizyolojik, hem bilişsel, hem de duygusal açıdan olumsuz etkiliyor. Ses ve gürültü, sürekliliğine, dozuna ve kişilik özelliklerine bağlı olarak hepimizde farklı yoğunlukta etki yaratıyor. Gürültü kirliliğinin yıkıcı ve kalıcı etkileri göz ardı edilmemeli, alışma eğilimine kapılmamalı, kontrolsüz ses ve gürültü ile baş et
meyi önlemeyi başarmalıyız.


Sektörün yıllardır beklediği Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği ve Binaların Gürültüye Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik, İZODER’in emek ve katkılarıyla sektöre kazandırıldı.  Yönetmeliklerin yürürlüğe geçtiği günden bu yana, sektörde kaliteli ürün bilinci ve doğru uygulama noktasında nasıl bir yol kat edildi? Bu konuda da bir genel değerlendirme almak isteriz.

Mevcut mevzuatların etkin bir şekilde uygulanması ve denetlenmesi noktasında çok eksiğimiz var ancak kentsel dönüşüm sürecinde inşa edilen yeni binalarda yalıtım uygulamalarına öncelik verilmeye başlandığını görmek, hem yalıtım sektörü hem toplum adına sevindirici bir gelişme.  Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği 27 Ekim 2017, Binaların Gürültüye Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik’ ise 31 Mayıs 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayınlandı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, İZODER’in destek ve girişimleriyle mevzuattaki eksikleri gidermek üzere hazırlanan yeni yönetmelikler, 1 Haziran 2018’de yürürlüğe girdi. Böylece yeni yönetmeliklerle, su ve ses yalıtımının yeni binalarda uygulanması zorunlu hale getirildi.

Her iki yönetmelik de, toplumun güvenli, sağlıklı ve konforlu binalarda yaşama hakkına hizmet edecek hayati öneme sahip. Yönetmelikler tam anlamıyla uygulanmaya başlanıp denetim mekanizmaları etkili bir şekilde devreye girdiğinde yeni binalarda zorunlu olan su yalıtımı ve ses yalıtımı uygulamaları sektöre olumlu yansıyacak ve sektörün büyüyüp sağlıklı gelişimine önemli bir katkı sağlayacaktır.

Su yalıtımı olmayan binalara yapı ruhsatı verilmeyecek

Yeni yönetmelik, Türkiye inşaat sektörü ve bina sakinleri açısından önemli bir adım. Bu yönetmelik, su yalıtımı ile ilgili çok büyük bir eksikliği giderecek. Yeni yapılan binalarda bu yönetmelikte öngörülen esaslara uyulmadığının tespit edilmesi hâlinde, bu eksiklikler giderilinceye kadar binaya yapı kullanma izin belgesi verilmeyecek. Bina dayanımı için gerekli olan su yalıtımı, şimdiye kadar çoğunlukla ihmal edildiği için, ülkemizde 30 yıllık binalar ömrünü tamamlamış olarak görülüyor. Oysa asgaride 80-100 yıl gibi bir süre için inşa edilmesi gereken binalarımız, bu süre içinde korozyon etkisine karşı korunmuş olmalı. Bunun için de mevzuatların öngördüğü gibi su yalıtımı yapılmalı. Bugün Türkiye çapında başlatılan kentsel dönüşüm süreci, su yalıtımı uygulamaları için büyük bir fırsat ve inşa edilen tüm yeni binalardaki su yalıtımının standartlara uygun yapılması çok önemli. Doğru yapılmış su yalıtımı uygulamaları olmadan kentsel dönüşüm hamlesi eksik kalacaktır. Su yalıtımının inşaat aşamasındaki maliyeti, bina maliyetinin yaklaşık yüzde 3 ila 5’i arasında değişmektedir. Binaların sağlamlığı göz önünde bulundurulması gereken en önemli unsurdur. Buna bağlı olarak su yalıtımının sağladığı yarar, maliyetten çok daha önemlidir.

Yeni yönetmelikle binalarda ses yalıtımının kuralları belirlendi

Ülkemiz için çok önemli olan yeni yönetmelik, inşaat halindeki ve mevcut tüm binalara, insanların beden ve ruh sağlığının korunması için gürültü kriteri getirdi. Yeni düzenlemeyle, şehir hayatının en büyük sorunlarından biri olan gürültü kirliliğine karşı binalarda kullanılan yalıtım sistemlerinin teknik kuralları belirlendi. Yönetmelik, yapı içinde oluşan TV, müzik, konuşma vb. komşu hacimlerden iletilen gürültülerin yanı sıra, darbe sesleri, mekanik sistem ve servis ekipmanlarının gürültülerinin kontrol altına alınmasına yönelik önlemleri içeriyor. Yönetmeliğe göre, artık binalarda konuşma gibi doğrudan bitişik odalara iletilen sesin bu mekanlarda yaşayanları olumsuz etkilememesi için ilave önlemler alınacak. Mekanları ayıran duvarlar ses geçişini en aza indirecek şekilde yapılacak. Aynı şekilde, konut içinde yürüme gibi darbeyle yayılan sesin iletimini ve gürültü oluşturmasını engellemek için döşemeler belirli koşulları sağlayacak. Tesisattan kaynaklanan gürültü ve titreşimlerin yanı sıra yapı elemanları vasıtasıyla iletilen seslerin miktarını azaltmak için de binada duvar, döşeme, pencere gibi unsurlar belirlenirken malzemelerin ses yalıtım özelliği dikkate alınacak. 1 Haziran’da yürürlüğe giren yönetmelik, konutların yanı sıra, okul, hastane gibi halkın yoğun olarak bulunduğu binaları da kapsıyor.

17 Ağustos Marmara Depremi’nin 20’nci yıl dönümü kapsamında, binalarda su yalıtımının önemine dair yapmış olduğunuz açıklamada kentsel dönüşüm sürecinin su yalıtımı uygulamaları için büyük bir fırsat olduğunu ifade ettiniz? Su yalıtımı uygulaması için kentsel dönüşüm nasıl bir fırsat sağlıyor? Kentsel dönüşüm sürecinde yapılabilecek doğru yalıtım uygulamaları nasıl olmalı?

17 Ağustos Marmara Depremi sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hasar Tespit Komisyonu tarafından yapılan incelemeler sonucu, yüzde 79’u hasarlı bulunan 55 bin 651 konut ve işyerinin yüzde 64’ünde korozyon tespit edilmesi de su yalıtımının önemini ortaya koyuyor.

Ülke genelinde milyonlarca konutta halen su yalıtımı bulunmuyor. 6.5 milyon konut ise deprem açısından riskli bina statüsünde yer alıyor.

Herhangi bir yoldan binaya sızan su, oksijen ve beton içerisinde

 

Kentsel dönüşümde yalıtıma öncelik verilmesi önemli bir gelişme

Mevcut mevzuatların etkin bir şekilde uygulanması ve denetlenmesi noktasında çok eksiğimiz var ancak kentsel dönüşüm sürecinde inşa edilen yeni binalarda ısı, su, ses ve yangın yalıtımı uygulamalarına öncelik verilmeye başlandığını görmek, hem yalıtım sektörü hem toplum adına sevindirici bir gelişme. 

Toplu yaşamın görüldüğü, rezidanslarda, hastanelerde, konutlarda, fabrika ve benzeri alanlarda çıkan yangınlar, can ve mal kayıplarına sebebiyet veriyor. Önüne geçilemeyen ve ciddi kayıplara yol açan yangın haberlerine sıklıkla rastlıyoruz. Yangınların önüne geçilememesinin sebepleri arasında yalıtım uygulamalarının standartlara uygun olmamasını da söyleyebilir miyiz? Yangın yalıtımında yaptığımız yanlışlar, ürün, kalite ve uygulama bazında dikkat edilmesi gereken kritik noktalar nelerdir?

Son dönemde meydana gelen ve dış cephelerde yayılan yangınlarda hatalı malzeme seçimleri önemli rol oynuyor. Ülkemizde ticari yapılar başta olmak üzere tercih edilen en yaygın uygulamalardan biri de giydirme cephe uygulamalarıdır. Bu detaylarda genellikle binaya estetik görüntü veren dış cephe kaplamaları, dış duvar ile arasında havalandırma boşluğu kalacak şekilde cepheye asılıyor. Yangın güvenliği açısından bakacak olursak, bu havalandırma boşluğunun, yangınlarda baca etkisi yaparak alevlerin cephede hızlıca yayılmasına sebebiyet verebildiği biliniyor. Dolayısıyla bu detaylarda yanıcı ürünlerin kullanılmaması gerekiyor.

 

Giydirme cephelerde hiçbir malzemenin yanmaması gerekir

Ülkemizdeki mevzuat, bu tür havalandırmalı giydirme cephe detaylarında yalıtım malzemeleri de dahil olmak üzere hiçbir malzemenin yanmaması gerektiğini ifade ediyor. Ancak bilgi eksikliği ve ekonomik gerekçeler ile havalandırmalı giydirme cephe detaylarında yanıcı malzemeler tercih edilerek estetik kaygıların yangın güvenliğinin önüne geçtiği uygulamalar sürdükçe bu tür yangınlar ile karşılaşılması olasılığı hep olacaktır.


Ülke genelinde yalıtım bilincini artırmak, kamu ile sektör temsilcilerini buluşturmak ve vatandaşlara çözüm önerileri sunmak amacıyla Anadolu'da “Tüm Yönleriyle Yalıtım” Seminerleri” etkinliğini düzenliyorsunuz? 2019'da gerçekleştirdiğiniz etkinliklerden bahsedip, Anadolu’daki yalıtım bilincine yönelik gözlemlerinizi paylaşır mısınız? Bununla birlikte varsa, gerçekleştirdiğiniz diğer sosyal sorumluluk projelerini de sormak isteriz.

Yalıtım bilincini 25 yıldır Türkiye çapında yaygınlaştırmak amacıyla ısı, su, ses ve yangın yalıtım malzemeleri üreticileri, satıcıları ve uygulayıcılarını tek çatı altında toplayan bir çatı örgüt olarak; yalıtım konusunda, kamuoyunu ve sektörü bilgilendirme faaliyetlerimize devam ediyoruz. İZODER olarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı işbirliği ile Ekim 2017’de İzmir’de yüksek bir katılımla başlayan seminer dizimizi, 2018 yılında Ankara, Kayseri, Elazığ, Trabzon, Antalya ve İstanbul’da düzenledik. 2019’da ise Erzurum, Samsun ve Bursa’da gerçekleştirdiğimiz seminerlerimizi Eskişehir, Gaziantep ve Denizli’de sürdüreceğiz. Bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz seminerlerin gördüğü yoğun ilgi, Anadolu’ya açılma stratejisinin ne kadar önemli olduğunu bizlere bir kez daha gösterdi.


Renovasyon çalışmalarında gerçekleştirilecek yalıtım uygulamaları, binalarda enerji verimliliği, akustik performans, korozyonu engelleme ve yangın güvenliği açısından ne kadar etkili olur?

Yalıtım uygulamaları da diğer tüm uygulamalar gibi binanın inşası sırasında tasarlanarak yapılması gereken çalışmalar arasında yer almaktadır. Bununla birlikte çeşitli sebeplerden bina imalatı sırasında yapılamaması halinde sonradan yalıtım yapılması her durumda söz konusu olamamaktadır. Genel hatları ile enerji verimliliği için yapılan ısı yalıtım çalışmaları sonradan cepheye iskele kurularak yapılabiliyorken, ses yalıtımı, yangın yalıtımı ve özellikle de su yalıtımı her detayda yapılamayabiliyor. Renovasyon ile ilgili çalışmaların da en az yeni bina tasarım ve uygulamasında gösterilen özenle yapılması büyük önem arz ediyor.


Yükleniyor...
Yükleniyor...