01-09-2019
Nimeçatı Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Selçuk Aktepe: “İhtiyaçlara Yönelik Doğru Çözüm, Sosyal Sorumluluktur”

Nimeçatı Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Selçuk Aktepe: “İhtiyaçlara Yönelik Doğru Çözüm, Sosyal Sorumluluktur”

Gücünü, yılların getirdiği uygulama tecrübesi ve malzeme bilgisinden alan Nimeçatı, çatı ve yalıtım dünyasında yaşanan gelişmelere bağlı olarak değişen ve yenilenen ihtiyaçlara, uzun yıllara dayanan deneyimleriyle çözüm yaratıyor. Nimeçatı Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Selçuk Aktepe, “Yalıtımın yapılıp yapılmadığını sorguladığımız bir dönemden; yalıtım ürününün kalitesini, uygulamanın doğruluğunu ve denetimleri sorguladığımız bir döneme geldik. Bu noktada kişilere ve firmalara doğruyu anlatmak, detaya ve ihtiyaca uygun ürünleri önermek, bizim için her şeyden önce sosyal bir sorumluluktur” diyor.

 

Özellikle ’99 depreminin ardından Türkiye’de yalıtım konusunda bilinç uyandı. Böylece dünyada meydana gelen gelişmelerin takip edilerek, bu gelişmelerin Türkiye’deki üretim ve uygulamalara yansıtılması; pazarın gelişimi, daha sağlıklı, güvenli ve konforlu yapılara kavuşulması noktasında önem kazandı. ’99 depreminden günümüze uzanan süreçte siz, yalıtım sektörünün bilinç, ürünler ve teknik uygulamalar noktasında gösterdiği gelişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle ’99 Depremi’nde hayatını kaybeden tüm yurttaşlarımıza rahmet diliyorum. Yapılarımızın taşıyıcı olarak depreme uygun olmaması, binalarımızın temelden çatıya kadar yalıtımsız olması, dolayısıyla meydana gelen korozyonun çoğu binamızın dayanıklılığını kaybetmesine neden olması, yaşadığımız acıyı derinleştirdi. O günden bugüne geldiğimizde, yalıtım anlamında çok büyük mesafe kaydettik. Artık binalarda yalıtım uygulaması yapılıyor. Yalıtımın yapılıp yapılmadığını sorguladığımız bir dönemden, yalıtım ürününün kalitesini, uygulamanın doğruluğunu ve denetimleri sorguladığımız bir döneme geldik. Buna rağmen, bilinç artmış olsa bile yeterli değil.

Ürün kalitesi, uygulama ve denetim gibi konular içinde, hangi noktalarda yetersiz kalıyoruz?

Yalıtım pazarı hareketlendiği zamanlarda merdiven altı ürünler de piyasada artıyor. Buna ek olarak; üreticilerimizin, talebe ve maliyetlere bağlı olarak ürün kalitesinden taviz verdiklerini gözlemliyoruz. Diğer taraftan; proje üretenlerin ve inşaat sahiplerinin, maliyetleri azaltmak amacıyla, uygulamayı kalifiye olmayan insanlara yaptırdıklarını görüyoruz. İnşaatı ve yapıyı çok hızlı bitirmek ve teslim etmek için yalıtım uygulamaları hızlı yapılırken, ürün ve uygulama kalitesinden taviz verilebiliyor.

Tasarımdan Renovasyona Kadar Her Süreçte Doğru Çözüm

Bir yapının özellikle cephe ve çatısında uygulanan yalıtımlardan bahsedecek olursak, ürün seçiminden, uygulama çeşitliliğine; tasarım aşamasından ürün performansına kadar doğru seçim ve teknik danışmanlık noktasında neler söylersiniz?

Bir yapının inşası, tasarımdan sonra başlar. Yapıyı tasarlamak amaçlandığında bazı detaylar atlanabilir. Tasarımdaki eksiklikler, inşa sürecinde tamamlanabilir. Atlanan detaylar, inşa sürecinde de göz ardı edilmişse, renovasyon çalışmalarının desteklenmesi gerekir. Nimeçatı gerek tasarım, gerek inşa, gerekse renovasyonda kendisine ulaşan her işe kesinlikle doğru çözümü öneriyor ve sunuyor. Talep olursa, uygulama desteğimizi kardeş firmamız Ondutek ile veriyoruz. Kişilere ve firmalara doğruyu anlatmamız, detaya ve ihtiyaca uygun ürünü önermemiz, bizim için mesleki zorunluluk olduğu gibi sosyal bir sorumluluktur.

Nimeçatı gibi firmaların danışmanlık noktasında üniversitelerle, araştırma merkezleriyle veya sorumlu bakanlıklarla iş birliği yapması ve kanun koyucuların Nimeçatı gibi firmaların tecrübelerinden faydalanması gerektiğine inanıyoruz. Nimeçatı böyle iş birlikleri yapar mı?

Nimeçatı’nın böyle bir kamu görevi var. Bu noktada bize ulaşıldığında hiçbir zaman kaçmadık ya da hayır demedik. Ancak bir öz eleştiri yapmam gerekirse, bu konuda kendiliğimizden bir adım atmadık. Bu konuda daha girişken olup, daha fazla görev alacak, daha fazla sorumluluk üstleneceğiz. Bunu hem bir sosyal sorumluluk, hem de ülkeye, sektöre ve gelecek nesillere bir borç olarak görüyoruz.

Binalarda su yalıtımının temelden yapılması gerektiğini biliyoruz. Temelden çatıya, yalıtımı doğru yapılmayan ya da hiç yapılmayan binalarda renovasyon çalışmalarında uygulanacak su yalıtım işlemleri ne kadar etkili oluyor?

İnşa sürecinde çatıya doğru bir yalıtım uygulaması yapılmasa da sonrasında müdahale ederek yapılan hataları düzeltme şansımız temele kıyasla oldukça fazla. Çünkü, çatı yapıların en üst katmanındadır. Buraya ulaşmak, uygulamaları bozup yeniden yapılandırmak mümkün. Ancak temele ulaşıp burada, sonradan bir yalıtım işlemi uygulamak mümkün değil. Temele yönelik en ideal çözüm, buraya temas edebilecek su miktarını azaltmak ve zemine negatif yönden yalıtım yapmaktır. Zeminin su ile temasını azaltmak için bir drenaj sistemi oluşturarak suyla mücadele etmektense, suyu yönlendirmek daha iyi bir seçim olacaktır.

İnsanlar, tarihin ilk çağlarından beri kendini dış ortam etkilerinden korumak için yalıtma ihtiyaç duymuş ve ağaç kovuklarında, mağaralarda kendilerine yaşam alanları yaratmışlar. Bugün içinde yaşadığımız binalarda ve çatılarda da amaç, kendimizi ve binayı dış etkilerden yalıtmaktır. Binanın beşinci yüzeyi olarak tanımladığımız çatılarda yeni gelen su yalıtım yönetmeliğiyle birlikte su yalıtımı çok önemli bir hale geldi. Bu yönetmelik ile beraber çatıların yalıtımından genel olarak bahsetmenizi isteriz. Yönetmelik özellikle sizden ne istiyor?

Yönetmelik bizden öncelikli olarak o çatının karkasının sağlam olmasını, binaların taşıyıcı unsurlarının rüzgar, deprem, kar yüküne karşı dayanıklı olmasını istiyor. Bununla birlikte olmazsa olmaz olarak su yalıtımının olmasını istiyor. Artık günümüzde enerji maliyetlerinin yüksekliğini göz önünde bulundurursak, ısı yalıtımının da olmasını istiyor.

Yapılaşma ülkemizde çok fazla ve bitişik nizamlı. Bu nedenle yönetmelik bizden yangın yalıtımı da istiyor. Öte yandan, özellikle yaşam konforu açısından bakıldığında ses yalıtımının da olmasını istiyor. Bütün bunların sürdürülebilir olması lazım.

Semtine ve kullanıcısına göre değişiyor ama ülke genelinde değerlendirecek olursak, bu gerekliliklerin tamamını karşıladığımızı söyleyebilirim. Ülkenin bazı bölgelerinde karkasın ya da yalıtım uygulamalarının sağlam yapılmadığını görebiliyoruz. Bazı bölgelerde de bu uygulamaların çok iyi yapılmış olması, hatta 20 yıl sonranın alt yapısının hayata geçirilmesi bizden talep ediliyor. Bulunduğu konum itibariyle Nimeçatı'dan beklentilerin, minimumdan maksimuma doğru çıktığı bir durum söz konusu. Biz bu ihtiyaçların hepsine cevap vermek zorundayız. Bir taraftan karkası ve yalıtımı çok iyi yaparken, aynı zamanda da kullanıcının ve projenin ihtiyaçlarına göre çevreci bir yapı oluşturmaya özen gösteriyoruz. Bütün bunları altyapı aşamasında düşünmeliyiz. Enerjisini kendi üreten bir çatı istiyorsak karkasın enerji panellerini taşıyabilecek güçte olması gerekir.

Konfor, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik açısından çatı, çok önemli bir unsur. Bütün bunları sağlayacak olan da aslında yeşil ve çevreci çatılar. Nimeçatı olarak, çevreci çatılar noktasında kanun koyuculardan bir beklentiniz var mı?

Kanun koyuculardan beklentimiz, ağırlıklı olarak kentsel dönüşüm noktasındadır. Devletimizin, şehirleşme oranının yüksek olduğu ülkemizde gerçekleşecek olan kentsel dönüşümlerde teşvik vermesi ve uygulama kalitesi noktasında birtakım zorunluluklar getirmesi gerekir. Elbette yeşil çatılar noktasında da destek verebilir. Ancak her şeyi devletten beklemek de çok doğru bir tavır değil. Yeşil çevre, yeşil çatı, sürdürülebilir yapılar ve kentler noktasında toplumun da belli bir bilince sahip olması gerekir.

“Nimeçatı’nın yeşil çatılar ile ilgili 100 binleri bulan bir tecrübesi oluştu”

Gelişen teknolojiler, bilgi birikiminin artması ile birlikte, sektörde çevre konusunda belli bir bilinç yaratıyor aslında bakarsanız. “Çatı bahçeciliği” veya “bitkilendirilmiş çatı teknolojisi” olarak da adlandırılan yeşil çatılar, dünyadaki yaygınlığını her geçen gün daha da artırıyor. Yeşil çatıların Türkiye’deki uygulamaları ne durumda? Bu çatılarda uyulması gereken yalıtım kuralları nelerdir?

Yeşil çatılarla ilgili göz önünde bulundurulması gereken en temel konu; bu projelerin hangi kalitede, ne şekilde hayata geçtiği ve ilerideki süreçte nasıl bir sonuç vereceğinin hesap edilmesidir. Çünkü bu projelerin verdiği olumlu sonuçlar, benzer projelerin de hayata geçmesini teşvik edecek, yapılan yanlışlar nedeniyle ortaya çıkan olumsuz sonuçlar ise yeşil çatı projelerine karşı bir önyargı doğuracaktır.

Ürün kalitesi ve uygulamada çok dikkat edilmesi gerekiyor. Nimeçatı’nın yeşil çatılar ile ilgili 100 binleri bulan bir tecrübesi oluştu. Şahsi kanaatim olarak, Türkiye’nin de milyonları aşan uygulamaları olduğunu söyleyebilirim. 15 yılda geldiğimiz bu noktayı sevindirici ve umut verici olarak görüyorum.

Çatı tipleri, eğimine, kıvrımına, bulunduğu bölgenin iklim koşullarına göre farklılık gösteriyor. Çatılarda görülen bu farklılık, su ve ısı yalıtımında kullanılan ürün ve uygulama tekniklerinde de farklılıklar getiriyor mu? Getiriyorsa bu farklılıkları açıklar mısınız?

Çatıların karkasını oluştururken; tasarımdan, yönetmeliklerinden ve iklim koşullarından da kaynaklı olarak çeşitli eğimler oluşturulabiliyor. Dolayısıyla, çatı inşasında kullanılacak ürünlerin de bu eğime uygun olarak seçilmesi gerekiyor.

Düşük eğimli ve yüksek eğimli çatılar için, ayrı ayrı çatı kaplama ve su yalıtım malzemeleri öneriyoruz. Eğim düştükçe, yüzeyi daha iyi kaplayan, düz ve membran tarzı ürünler tavsiye ediyoruz. Eğim arttıkça daha, oluklu ya da kiremit gibi ürünleri öneriyoruz. Diğer taraftan malzeme seçiminde sadece eğim etkili olmuyor. Çatıda oluşabilecek süreçsizlikler, kesintiler, farklı kademelerde de dikkate alınıp hesap edilerek malzeme seçiyoruz. Kıvrımları çok yüksek, ancak çok da kırılgan bir çatıda, eğim yüksek olsa da örtü tarzı ürünlerin kullanılmasını tavsiye ederiz.

Mimari açıdan da değerlendirecek olursak, dış ortam koşullarından en fazla etkilenen yapı elemanı olan çatıların, inşa sürecinde iklim koşullarının doğru analiz edilmesi, doğru tasarımların yapılması, doğru ürünün seçilmesi ve uygulamalardaki profesyonellik gibi önemli unsurları var. Bu unsurları Nimeçatı olarak ayrı ayrı nasıl yorumlarsınız?

Doğu Anadolu Bölgesi gibi, yoğun kar alan bölgelerimizde kullanılan malzemelerle, Akdeniz gibi güneşin, dolayısıyla sıcaklığın fazla olduğu bölgelerde kullanılacak malzemelerin birbirinden ayrı olması gerekiyor. Kar altında kalan bölgelerimiz hem çok soğuk, hem de belirli bir kar yüküne sahip olacaktır. Dolayısıyla bu bölgedeki çatılarda kullanacağımız ürünlerin kar soğuğuna dirençli ve karın ağırlığına karşı dayanıklı olması gerekir. Diğer yönden Ege’ye ve Akdeniz’e baktığımızda, burada kar ya da soğuğun daha az olduğunu görüyoruz. Burada ısıya karşı direncin yüksek olduğu ürünlerin kullanılması gerekecektir.

Mimari açıdan değerlendirdiğimizde ise, Akdeniz ve Ege'deki çatılara, o bölgedeki mimari yapıların tarzına uygun kaplamaların yapılması gerekecektir. Akdeniz'in Ege'nin kendine has, dünya tarafından kabul gören mimari tarzları var.

Çatı ve yalıtım konusunda uygulama hizmeti veren ustalar için Nimeçatı Ustalar Kulübü kuruldu. Bu kulübün kuruluş hikayesini; ulaşmak istediği hedefleri, bu hedefler doğrultusunda gerçekleştirdiği ya da gerçekleştirilmesi planlanan faaliyetleriyle birlikte anlatır mısınız?

Bizi biz yapan ve birçok firmadan da faklı kılan unsur, geçmişten gelen önemli bir uygulama tecrübemizin olmasıdır. Kurulduğu günden bugüne, uygulamada firmaya dönüşmüş iş ortakları vardır Nimeçatı’nın. Kulubü kurma amaçlarımızdan birisi de bunun devamlılığını sağlamaktı. Çünkü geçmişin çırakları, bugünün ustaları oluyor. Geçmişin ustaları, bugün bir kurumsal çatı altında toplanıp mesleğine ve işine devam ediyor.

Amacımız, usta ve uygulamacı sayısını çoğaltmak, onları kayıt altına almak; bize gelen işleri ve talepleri onlara yönlendirmekti. Son durumumuz hangi ölçüdedir bilmiyorum ama epey bir kayıt elde ettiğimizi düşünüyorum. Nimeçatı’yı Nimeçatı yapan, ustalığı ve uygulama deneyimiydi. Bunun devamını istiyoruz. Bu amaçla “Ustalar Kulubü”nü kurduk. Her geçen gün geliştiğini düşünüyoruz.

“Çatı ve yalıtıma dair her şey" sloganı ile, yılların getirdiği uzmanlığınızı, malzeme tedariki, teknik destek ve uygulama hizmetlerinizle sektörle paylaşıyorsunuz. Bu hizmetin eksiksiz verilebilmesi için artık teknolojinin kullanımı ve dijitalleşme de çağımızın gereklilikleri arasında. Bu noktada siz hangi adımları atıyorsunuz?

Dijitalleşme ile ilgili attığımız adımlardaki en büyük amacımız, ulaşılabilir olmak. Bunun için sosyal mecraların tamamında varız. En önemlisi web sitesinin doğru bir şekilde oluşturulması… Ayrıca; Facebook, Instagram, Linkedin kullanıyoruz. Böylece hem insanların bize, hem de bizim insanlara ulaşımımız kolaylaşıyor.

Nimeçatı ulaşılabilir olmayı başarmıştır.  Ancak bu yeterli değil. Bize gelebilecek olan ürün, uygulama, teknik destek ve danışmanlık taleplerine cevap verebilmemiz de dijitalleşmenin getirdiği avantajlardan bir tanesi. Diğer taraftan kendi iç çalışmamızda da teknolojiyi aktif bir şekilde kullanıyoruz. Artık birçok müşterimiz ya da kendi çalışma arkadaşlarımız, direkt olarak akıllı cihazlarla talepleri bize ulaştırabiliyorlar. Biz de bu taleplere rahatlıkla cevap veriyoruz. Bütün bunlar hala yeterli değil ve çalışmalarımız devam ediyor. Artık sadece telefon trafiği ile değil, teknolojik imkanları kullanarak da işimizi yapıyoruz. E-ticaret ile ilgili çalışmalarımız var. Tabii bu bizim sektör için çok yeni bir alan. Nimeçatı bu konuda çalışmalar yapıyor.  Yakın zamanda doğru bir şekilde e-ticarette de olacağız.

Ayrı ayrı çatı kaplama, ısı yalıtım malzemeleri, su yalıtım malzemeleri, yapı kimyasalları ve aksesuarları kategorilerinde iş birlikteliği kurduğunuz markalar ve firmalar hangileridir?

Biz ana ürünlerimizi çatı kaplama, su yalıtımı, ısı yalıtımı, yapı kimyasalları ve aksesuarları ile tamamlayıcı ürünler olmak üzere dört kategoride gruplandırıyoruz.

Nimeçatı’nın bu alanlarda onlarca tedarikçisi var. Onduline Avrasya, ODE Yalıtım; Yapı Kimyasalları’nda Köster; hem çatı kaplamalarında hem ısı yalıtımında Atermit tedarikçilerimiz arasındadır. Diğer taraftan iş birliğimizin olduğu Mardav, taş yünü üreticisidir. Technowool, membran üreticisi Technoplan, sadece kiremit üreticisi Gürallar, Akdemir de tedarikçilerimiz arasında. Bazı durumlarda, talepleri karşılamak noktasında tek bir üreticinin ürünleri yeterli gelmiyor. Böyle durumlarda, farklı üreticilerin ürünlerini birleştirerek paketler oluşturuyor ve çözüm sunabiliyoruz. Dolayısıyla olabildiğince çok tedarikçiyle çalışmak durumundayız.

Zaman zaman iş ortaklarınız ve ekiplerinizle Belgrad, Kıbrıs, Belarus, Tayland gibi ülkelere seyahatler düzenliyorsunuz.  Geçtiğimiz yıl geleneksel seyahatlerinin 11’incisinde rotayı Romanya’nın başkenti Bükreş’e çevirdiniz. Nasıl geçti seyahat? Bu tür gezileri geleneksel olarak düzenlemenizin çalışma, motivasyon gibi katkıları nasıl oluyor? Önümüzdeki süreçte gerçekleştirmeyi planladığınız yeni bir seyahat var mı?

Bahsettiğiniz seyahati, 2018 yılında 20. yılımızı kutlarken gerçekleştirdik. Seyahatlerimizin ilkini, 2008 yılında bayilerimiz ve iş ortaklarımızla bir araya gelmek için gerçekleştirmiştik. Hem mental, hem moral, hem de motivasyonel açıdan seyahatlerimiz çok önemliydi. İşlerin yanında, tatil, yeni yerler görmek, yeni insanlar tanımak, birlikte zaman geçirmek de sektör mensuplarının ihtiyaçları… Tüm hafta boyunca tatil yapmadan çalışmak zorunda kalan insanlar sektörümüzde. Seyahatler vesilesiyle, bu insanları farklı bir ortama çıkararak en azından bakış açılarını değiştirmeye çalışıyoruz. Önümüzdeki aylarda Nimeçatı olarak iş ortaklarımızla beraber kısa da olsa bir seyahat daha düzenlemeyi planlıyoruz. Sürdürülebilirlik ilkemiz gereği, bu tarz aktivitelere devam etmemiz gerekiyor.


Yükleniyor...
Yükleniyor...