01-07-2020
TMB Başkanı Mithat Yenigün:  Pandemiden Sonra Afrika’daki Altyapı Projeleri Önem Kazanacaktır   

TMB Başkanı Mithat Yenigün: Pandemiden Sonra Afrika’daki Altyapı Projeleri Önem Kazanacaktır  

Yarattığı istihdam ve faaliyetlerinin coğrafi yaygınlığı nedeniyle hem yoksulluğa hem de bölgeler arası dengesizliklere çare üretebilen inşaat sektörü, ülkemiz için bir kriz kalkanı. Ekonomik risklerin ve işsizliğin arttığı pandemi sürecinde, inşaat sektörünün oynadığı rolün önemine dikkat çeken Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı Mithat Yenigün ile pandemi sürecinde Türk müteahhitlerin uluslararası pazardaki durumunu, devlet ve banka desteklerini, dernek çalışmalarını, atılan normalleşme adımlarını ve sektörün geleceğini konuştuk.

 

 

Yurt içindeki inşaat işlerinin %70’ini, Türk müteahhitlerinin yurt dışında üstlendikleri işlerin ise %90’ını temsil eden Türkiye Müteahhitler Birliği'ni tanıyarak röportajımıza başlamak isteriz. Üye firmalarınızın hemen hemen tümü, uluslararası müteahhit olarak faaliyet göstermekte ve pek çoğu küresel düzeyde tanınıyor. Kuruluş amaçlarınız ile, ulusal ve uluslararası pazarda üyelerinizin rekabet gücünü artırmak amacıyla pandemi sürecinde gerçekleştirdiğiniz güncel çalışmalardan bahseder misiniz?

Ülkemizin ilk sivil toplum kuruluşlarından biri olan Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), 68 yıldır ülke ekonomimiz, inşaat sektörümüz ve üye firmalarımızın gelişimine katkı vermek üzere faaliyet göstermektedir. Birliğimiz, ortaya koyduğu vizyon ve hedefler çerçevesinde, sektörün ulusal ve uluslararası ölçekte gelişiminde önemli rol oynamış, sahip olduğu değerleriyle köklü bir sivil toplum deneyimi ortaya koymuştur. Küresel alanda da aktif olan TMB, ülkemizi önde gelen uluslararası meslek kuruluşlarında sadece üye olarak değil, yönetim kadrolarında üstlendiği görevlerle de başarıyla temsil etmiş ve etmektedir.

Vizyonumuz, “Birliğimiz öncülüğünde, yurt içinde yapılanmasını tamamlamış, dünya taahhüt sektöründe ağırlığı olan ve bölgesinde lider Türk Müteahhitliği markasını oluşturmak”tır. Birliğimiz üyesi 122 firma, sizin de belirttiğiniz gibi yurt içindeki taahhüt işlerinin %70'ini, yurtdışındaki işlerin ise %90'dan fazlasını gerçekleştirmişlerdir. Ülkemizin kalkınma ihtiyaçları çerçevesinde tasarlanan büyük ölçekli altyapı projelerinin tamamına yakını üyelerimiz tarafından hayata geçirilmiştir.

Müteahhitlerimizin 1972 yılında Libya’da başlayan yurt dışı serüveni kapsamında ise bugüne kadar 127 ülkede toplam 403,4 milyar ABD Doları tutarında 10.197 proje üstlenilmiştir. Yaklaşık yarım asırlık bu deneyimin sonucunda müteahhitlerimiz, “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” arasında son 11 yıldır Çin’in ardından ikinci sırada yer almaktadır.

Bu başarıların önünü açan vizyonu, ortak akılla yürütülen çalışmaları ile üyelik için aradığı yüksek standartlar ve koşullar, TMB üyeliğini tüm dünyada geçerli bir referans haline getirmiştir.

“Yarattığı İstihdam ve dünyadaki yaygınlığıyla “Sosyal Kriz Kalkanı” olan inşaat sektörünün Pandemiyi Atlatması için çalışmalarımız sürüyor”

Yaşanan salgın nedeniyle, ekonomimizin genelinde olduğu gibi sektörümüzde de yurt içi ve yurt dışı faaliyetlerde zorlu bir dönemden geçilmektedir. TMB olarak insan sağlığının tehlikeye girmemesi, çalışmaların mümkün olduğu ölçüde sıkıntısız sürdürülmesi amacıyla salgının ilk gününden itibaren Aile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı’nın duyuru ve talimatları çerçevesinde üyelerimizi, yurt içi ve yurt dışında öncelikle işçi sağlığı ile güvenliğinin korunması esasında yönlendirmekteyiz. Sürecin çeşitli boyutlarına ilişkin de bilgilendirme çalışmalarımıza devam etmekteyiz.

İnşaat sektörü, yarattığı istihdam ve faaliyetlerinin coğrafi yaygınlığı nedeniyle hem yoksulluğa, hem de bölgeler arası dengesizliklere çare üretebilen gerçek bir sosyal kriz kalkanıdır. Sektörün bu özelliği, ekonomik risklerin ve işsizliğin yükseldiği pandemi krizinin yaşandığı süreçte daha da önemli hale gelmektedir. Bu çerçevede sektörümüzün mevcut zorlukları kısa zamanda geride bırakabilmesi için sorunların çözüme kavuşturulması yönünde çalışmalar sürdürüyoruz.

Salgının yol açacağı tahribata karşı hazırlanan ve 18 Mart 2020 tarihinde açıklanan “Ekonomik İstikrar Kalkanı Tedbir Paketi, firmalara finansman desteği, vergi ötelemesi ile, hane halkına ve istihdam sürekliliğine yönelik teşvikleri içeriyordu. Bu paket büyüklüğü ve sunduğu politika araçları açısından yeterli oldu mu?

Yurt içi ve yurt dışındaki inşaat projelerinde salgının etkilerine bağlı olarak yavaşlamalar olmuştur, altyapı ve inşaat ihaleleri azalarak durma noktasına gelmiştir. 

“Ekonomik İstikrar Kalkanı Tedbir Paketi” kapsamında kısa ve esnek çalışma modellerinin geliştirilmesi, SGK primleri ve vergi ödemelerinin ötelenmesi gibi önlemler sektörümüz tarafından önemli; ancak altyapı faaliyetlerinin kapsam dışında bırakılması nedeniyle eksik bulunmuştur. Bu eksikliğin giderilmesi için TMB tarafından konuya ilişkin girişimlerde bulunulmuş, gelinen aşamada mücbir sebep halinin uzatılması durumunda gerekli düzenlemenin yapılması ihtiyacı, ilgili kuruluşlara aktarılmıştır.

Ayrıca salgının sebep olduğu olumsuz etkilerin giderilmesi amacıyla gerçekleştirilen yeni yasal düzenleme uyarınca müteahhit firmalarımız tarafından yapılacak süre uzatımı ve fesih taleplerinin olumlu bir yaklaşımla değerlendirilip karşılanması, olumlu karşılanmayan fesih talepleri için fiyat farkı öngörülmesi ve uygulamada gecikilmemesine ihtiyaç vardır.

Salgının ekonomik tahribatını ortadan kaldırmaya yönelik tedbirlerin uygulanması aşamasında, bankalarımızın yapıcı yaklaşımları da büyük önem taşımaktadır. Yurt dışı projelerde ise ortaya çıkabilecek ilave maliyetlerin karşılanması ve gecikmeler için uygulanmak istenecek cezai yaptırımlar ile petrol fiyatlarında yaşanan sert düşüş sonucu artabilecek alacak sorununda, devletimizin yanımızda olacağı güveniyle çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.

Olumsuz gelişmelerin etkilerini yaşayan Türk müteahhitler salgın sonrası küresel arenada avantajlı hale gelebilmek için bugün hangi adımları atmalı?

Yılın ilk beş ayı itibarıyla müteahhitlerimiz tarafından yurt dışında toplam 2,1 milyar ABD Doları tutarında proje üstlenilmiştir. Maliyetlerde salgına bağlı meydana gelen artış ile projelerimizde ortaya çıkan fiyat farkları ve ek maliyetler önemli bir sorundur. Bununla birlikte, girişimcilik ruhu ile öne çıkan bir sektörün temsilcileri olarak ileriye bakıyor ve salgın kaynaklı krizin çeşitli açılımlarla müteahhitlik hizmetlerimizde bir fırsata nasıl çevrilebileceği üzerine çalışıyoruz. Normalleşme sürecinde yine gündemde yer alacak kalkınma hamleleri ve altyapı ihtiyaçları, oldukça riskli bölgelerde hem de uygun maliyetle ve kaliteli iş yapmasıyla tanınan müteahhitlik firmalarımızı ön plana çıkaracaktır. Bu çerçevede finansman veya sigorta olanaklarının genişletilmesi, uluslararası iş birliklerinin etkinleştirilmesi gibi proaktif adımların hayata geçirilmesi gerekmektedir. 

 

 

“Pandemi sürecinde Türk müteahhitlerin yurt dışında artan finansman ihtiyacını karşılamaya yönelik çalışmalarımız, Eximbank iş birliğiyle devam ediyor”

 

Türk inşaat sektörü, Covid-19 salgınının etkilerini azaltmak amacıyla yurt dışı pazarlardaki faaliyetlerinin geliştirilebilmesi ve yeni pazarlarda ortaya çıkacak imkânların değerlendirilebilmesi ve yurt dışında çeşitli fırsatlar yaratılabilmesi amacıyla finansman imkânlarının geliştirilmesi adına TMB olarak gerçekleştirdiğiniz çalışmalar var mı? Varsa, bunlardan bahseder misiniz?

Dilerseniz öncelikle finansman konusuna yakından bakalım...

Yurt dışında finansman ihtiyacımız içinde bulunduğumuz zor süreçte artmıştır. Eximbank yetkilileriyle oluşturduğumuz çalışma grubu vasıtasıyla bu konuda etkin bir iş birliği mekanizması oluşturmuş haldeyiz. Türk Eximbank tarafından sektöre yönelik yeni enstrümanların hızla uygulamaya konulmasını beklemekteyiz. Öte yandan, Uluslararası Müteahhitler Birlikleri Konfederasyonu (CICA) ve Avrupa Uluslararası Müteahhitler Birliği (EIC) başta olmak üzere muadil kuruluşlar üzerinden, üyelerimiz için yeni açılımlar ve ortaklıkların önünü açacak vizyoner çalışmalar içerisindeyiz.

Bir taraftan da ABD Eximbank ile Asya ve Afrika Kalkınma Bankaları, İslam Kalkınma Bankası gibi çok taraflı kalkınma kuruluşları ile finansman imkânları konusunda görüşüyoruz. Bu kuruluşlarla üyelerimizi, düzenlediğimiz webinarlar vasıtasıyla bir araya getiriyoruz. Tüm bu çalışmaların kısa ve orta vadede büyük imkânlar sağlayacağını tahmin ediyoruz. 

 

“Sahraaltı Afrika, Latin Amerika ve Asya ülkeleri, yeni hedef pazarlar…”

 

Salgın sonrası dönemde sektörümüz hangi pazarlara yönelmeli?

Lider pazarımız Rusya ve Libya ile Irak gibi geleneksel pazarlarımız yine önemini koruyacaktır. Güvenliğin tesisi ile politik ve ekonomik istikrarın sağlanması halinde müteahhitlerimiz ilk yurt dışı pazarımız olan Libya’da yeni projeler almaya hazır ve isteklidir. Firmalarımızın Türkiye ile Libya arasındaki anlaşmalardan doğan hakların korunması ilkesini esas alacak bir Mutabakat Zaptı metninin en kısa zamanda sonuçlandırılmasının sağlanması, Libya pazarındaki çıkarlarımızın korunması açısından büyük önem taşımaktadır. 

Son günlerde Libya’dan gelen olumlu haberler, gerçekleştirilen karşılıklı üst düzey ziyaretler bu konuda olumlu gelişmeler kaydedildiğini göstermektedir.

Bununla birlikte firmalarımız ağırlıklı olarak petrol ve doğalgaz üreticisi ülkelerde faaliyet göstermektedir. Performansımızın mümkün olduğunca petrol fiyatları seyrinden bağımsız hale getirilebilmesi için pazar çeşitlendirmesine gidilmesi ihtiyaçtır. Yeni hedef pazarlar olarak Sahraaltı Afrika, Latin Amerika ve Asya ülkeleri öne çıkmaktadır. Pandemi krizinin ardından Afrika’da altyapı projelerinin ivme kazanması, kalkınma hamlelerin başlatılması beklenmektedir. Özellikle Afrika ülkelerinde firmalarımızın deneyim sahibi olduğu PPP modelinin bizim için avantaj oluşturduğunu değerlendirmekte, bu nedenle PPP gelirlerinin sigortalanmasında desteğe ihtiyaç duymaktayız.

Salgın dünyanın çeşitli ülkelerinde şiddetini artırarak devam ediyorken, Türkiye’de vaka ve ölüm sayısının azalmasıyla normalleşme sürecine girdik ama bu süreci “Yeni Normal” olarak adlandırdık. Ülke normlarında köklü bir değişime gittiğimiz bu dönemde, inşaat sektöründe “yeni normalleşme” adımları nasıl atılıyor? Yeni normalleşme sürecine girdiğimiz pandemi sonrası (Post Pandemi) süreçte inşaat sektörün ve müteahhitlerin beklentileri neler?

Hâlihazırda küresel likidite koşulları, döviz kurlarının seyri, petrol fiyatları, kamu maliyesi ve faiz tarafında çok bilinmeyenli bir denklem ile karşı karşıya olan sektörde bir de salgının yarattığı belirsizlik ve riskler öngörülmezliği artırmıştır. Dolayısıyla mevcut denklemdeki belirsizliklerin azalması sektörde normalleşme için büyük önem taşımaktadır. Bunun için sadece sektörümüz değil tüm ülke ekonomileri için öncelikle salgının kontrol altına alınması gerekmektedir. Dünyada aşı çalışmaları hızla sürerken pandeminin daha ne kadar süreceği belirsizliğini korumaktadır.

Önümüzdeki dönem için sağlık başta olmak üzere altyapı yatırımları yine ön plana çıkmaktadır. Ayrıca yüksek teknolojilerin inşaat faaliyetlerine entegrasyonu çalışmalarına zaman kaybetmeksizin başlanması büyük önem taşımaktadır. Bu sayede verimliliği ve üretkenliği optimize ederek, sektörde her aşamada değer üreterek krizlere karşı daha dayanıklı hale gelmemiz mümkün olabilecektir. Bununla birlikte sektörümüzün dünyadaki rekabet gücünü artırmak, rakiplerimiz karşısında bir adım öne geçmemizi sağlayacaktır.


Yükleniyor...
Yükleniyor...