01-07-2020
Kar Group Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erol Üçüncü:  “Türkiye İçin Üretmeye Devam Ediyoruz”

Kar Group Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erol Üçüncü: “Türkiye İçin Üretmeye Devam Ediyoruz”

Sektörde sahip olduğu 51 yıllık deneyim, güven, cesaret, özveri ve irade ile Türkiye için Türkiye’de üretmeye devam eden Kar Group, Elazığ’da hayata geçirdiği fabrika yatırımının 6 Temmuz’da tamamen faaliyete geçeceği müjdesini veriyor. Kar Group Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erol Üçüncü “Hem sağlık anlamında hem ekonomi anlamında zorlu geçen pandemi sürecinde en yüksek önlemleri alıp üretime devam ediyoruz. Elazığ’daki tesisimizin bazı bölümlerinde üretim devam ediyor. Bazı bölümlerinde ise çalışmalarımız sürüyor. Bu bölümlerde son aşamadayız. 6 Temmuz’da fabrikamızın bütün bölümlerinde üretim yapıyor olacağız” dedi.

 

 

Kar Group olarak 51 yıldır sektörde sahip olduğunuz güven, tecrübe, cesaret, sorumluluk, emek, özveri ve irade ile yapı sektörünün zirvesinde hak ettiği yeri alan liderlerdensiniz. Covid – 19 salgının ekonomi üzerindeki sert etkilerini hissettiğimiz bu dönemde, sahip olduğunuz değerlerle Türkiye için üretmeye tüm gücünüzle devam ediyorsunuz. Pandemi sürecinde üretim, satış, pazarlama süreçlerinizi devam ettirebilmek adına ne gibi önlemler aldınız?

Pandemi sürecinde en temel önceliğimiz, tüm ekip arkadaşlarımızın ve ailelerinin sağlığını koruyacak her türlü önlemi almak oldu. Tabii, Covid – 19’un ekonomi üzerindeki zorlayıcı etkilerinin hissedildiği bu zorlu süreçte, onların maddi olarak güçlü kalmasını sağlamak gibi sorumluluğumuz da var. Çünkü bizim için tüm ekip arkadaşlarımız, 51 yıldır sektördeki faaliyetlerini sürdüren Kar Group ailesinin değerli bir üyesidir. Bu bilinç ve sorumlulukla, aldığımız sağlık önlemleri çerçevesinde üretim süreçlerimizin devamını sağladık. 

Tesislerimiz ve ofisimiz düzenli aralıklarla dezenfekte edildi. Sosyal mesafe kuralları çerçevesinde, üretim tesislerimizdeki vardiya sıklığını azalttık. Üretim tesislerimizdeki çalışan sayımızı azalttık ve buradaki arkadaşlarımız, dönüşümlü olarak görevlerini sürdürmeye devam ettiler.

Gerek ofisimizin gerek tesislerimizin giriş ve çıkışlarında dezenfektanlar bulunduruyoruz. Aynı zamanda çalışanlarımızda herhangi bir hastalık belirtisi olup olmadığını kontrol edebilmek adına, ateş ölçüm cihazlarımız da ofis ve tesislerimizde hazır bulunuyor. Güçlü dijital altyapımızın sağladığı olanaklarla, ofisten çalışma zorunluluğu olmayan arkadaşlarımız için evden çalışma sistemi oluşturduk. Ofisten çalışacak personellerimiz için de geçici ofisler oluşturarak nüfus yoğunluğunu, bu geçici ofislere paylaştırdık. Böylece nüfus yoğunluğunu azaltmış olduk.

Covid-19’a karşı alınan sağlık tedbirleri, ekonomi dünyasında arz ve talebin düşmesi, üretim faaliyetlerinin kısıtlanması gibi pek çok problem yaşanmasına sebep oldu. Hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla, insanın insanla temasına neden olacak, neredeyse her tür ekonomik faaliyet durdurulurken, küresel tedarik zinciri de bozuldu. Bu süreçte satış, pazarlama ve tedarik süreçleriniz nasıl etkilendi? Bu süreçlerin devamı için belirlediğiniz operasyonel mükemmellik stratejileri neler oldu?

Türkiye olarak bugün sizin de belirttiğiniz gibi, tedarik zincirinin durma noktasına geldiği, sağlıkta olduğu gibi ekonomide de zorlu bir süreci yaşıyoruz.

İnşaat sektörü ile ilgili bir değerlendirme yapmak gerekirse, 2018’in ikinci yarısında meydana gelen kur dalgalanmalarına bağlı olarak iç pazarda hissedilen daralmanın etkileri, 2019’da da sürdü. 2020’ye geldiğimizde sektörde tam toparlanma belirtileri gördük derken, Türkiye’de ilk Covid- 19 vakasının ortaya çıkmasıyla birlikte yeni bir zorlu döneme girdik. Daha önce deneyimlemediğimiz küresel bir salgınla karşı karşıya kaldığımız bu dönemde elbette bizler de üretim ve tedarik süreçlerimizde bazı zorluklar yaşadık. Ancak biz, sektörde yarım asrı aşkın bir süredir faaliyet gösteren, kalitesiyle kendini kanıtlamış bir markayız. Zaman zaman iş süreçlerimizde aksamalar yaşansa da, sektörde sahip olduğumuz güvenden güç alarak üretmeye ve ilerlemeye devam ediyoruz.

Geçtiğimiz röportajınızda, yapı kimyasalları sektöründeki üretimi ve satış hacmini artırmak amacıyla, yeni fabrika yatırımınızın, 2020 yılında Elazığ’da hayata geçeceği müjdesini vermiştiniz. Fabrika yatırımında güncel gelişmeler var mı? Gelişmeler üzerinde pandeminin etkisi oldu mu?

Pandemi, faaliyetlerimizi üç aylık bir süre içerisinde yavaşlatmış olsa bile, Elazığ’daki yatırım için çalışmalarımız devam ediyor. Bu dönem bizim için fabrikayı devreye alma ve test süreçlerini başlatma dönemi oldu. Haziran ayından itibaren şehirlerarası ulaşımın açılmasıyla birlikte, yeniden hız kazandık. Partnerlerimizle birlikte, projemizin eksiklerini hızla tamamlıyoruz. Şu an itibariyle, tesisimizin bazı bölümlerinde üretim devam ediyor. Bazı bölümlerinde ise çalışmalarımız sürüyor. Bu bölümlerde son aşamadayız. 6 Temmuz’da üretime geçiyor olacağız.

Pandemi sürecinde bankaların kredi faiz oranlarını düşürdüğünü gördük. Faiz oranlarının düşmesiyle konut sektöründe talep arttı. Hal böyle olunca, bir taraftan konut stoku erirken, diğer tarafta yeni projeler hayata geçmeye başladı. Bu sürecin Endonia Garden projesine yansıması nasıl oldu?

İnşaat sektörünün iç pazarda daralması, arkasından yaşadığımız pandemi ile karşı karşıya kaldık. Ama ülkemizde inşaat, lokomotif sektörlerden biri. İnşaat sektörünün üretim ve istihdama etkisi çok büyük. Bundan dolayı da faiz oranlarının düşmesi yoluyla oluşturulan özel kredi destekleri, konut stoklarının eritilmesi ve yeni projelerin önünün açılmasında can suyu oldu. Bir taraftan konut stoku erirken diğer taraftan yeni projeler hayata geçiyor.

Bütün bu gelişmeler, Edonia Garden projemize de olumlu yansıdı. Bölgesinde en seçkin, fiyat dengesi açısında avantajlı yaşam alanlarına sahip projemize olan talepte, kredi faizlerinin düşmesiyle birlikte, artış gördük.

Pandemiye karşı alınan sağlık tedbirleri ile birlikte, bütün hayatın evlere taşındığı bir sürece girdik. Evde geçirilen zamanın artmasına bağlı olarak, iç ortamdaki hava kalitesinin yeteri kadar sağlanabildiği ve tükettiğimiz enerjiyi ne kadar verimli kullandığımız konusunda kendimizi daha fazla sorguladığımız bir dönemdeyiz. Pandemi sürecinde iç ortamdaki hava kalitesi ve enerji verimliliğinin sağlanmasında yalıtım nasıl bir rol oynar?

Su yalıtımı yapılmamış, eksik/ yanlış yapılmış yapılar, insan sağlığını ve güvenliğini tehdit edecek sonuçlar doğuran bir sorundur. Bulunduğunuz ortamda su yalıtımı ile alakalı bir sorun varsa, zamanla duvarda küf oluşur. Küf oluşumu da solunum yolu ve akciğer hastalıkları gibi önemli sorunlara davetiye çıkartarak insan sağlığını tehdit eder. Yaşam konforunuzu düşürür. Ayrıca su, binayı taşıyan ana unsurlardan olan demirin korozyona uğramasına sebep olur. Korozyon, binanın ömrünü kısaltırken, dayanıklılığını azaltır. Binalarda yaşayan insanlar için hayati bir tehlike doğurur. Bütün bu nedenlerden dolayı hayatımızın büyük çoğunluğunu evde geçirdiğimiz şu dönemde su yalıtımının hayatımızdaki öneminin biraz daha farkına vardığımıza inanıyorum. Unutulmamalıdır ki, su yalıtımında yüzde 99 performans yoktur. Yüzde 100 performans gereklidir.

Enerji verimliliği ile ilgili bir değerlendirme yapacak olursak, ülkemizin enerjide dışa bağımlılığı çok yüksek. İthal ettiğimiz enerjinin önemli bir bölümü binalarda kullanılıyor.

Toplumdaki genel kanı, enerji verimliliğine katkısı büyük olan ısı yalıtımının sonbahar ve kış aylarında önemini artırdığı yönünde. Bu doğru ama eksik bir kanıdır. İlkbahar ve yaz aylarında da ısı yalıtımı oldukça önemlidir. Çünkü ısı yalıtımı, özellikle yaz aylarında dışarıdaki sıcak havanın iç ortamı etkilemesine ve soğutmada tükettiğimiz enerjinin artmasına da engel olur.  

Dünya ekonomisinin zorluklarla karşı karşıya kaldığı, sosyal hayatın, iş hayatının, eğlence hayatının evlere taşındığı pandemi sürecinde, binalarımızda gerek iç hava kalitesinin sağlanması, gerek ısıtma- soğutma amacıyla kullandığımız enerjide sağlayacağımız tasarrufun, gezegenimize ve faturalarımıza fayda sağladığını bildiğimiz gibi, milli ekonomimiz açısından değer taşıdığını da unutmamalıyız.

Salgın ve salgınla mücadele kapsamında sosyal izolasyon kavramının öne çıkmasıyla, ofis hayatının evlere taşındığı bir sürece girildiğinden bahsettiniz. Bu süreçte dijitalleşme ve bağlanabilirlik kavramlarının ne kadar önemli olduğuna bir kez daha şahit olduk aslında… Kar Group, pandemi sürecinde dijitalleşme ve bağlanabilirliğin getirdiği olanaklardan nasıl faydalandı?

Teknolojinin geliştiği, bilgi birikiminin hızla arttığı günümüzde, insan ihtiyaçlarının sürekli bir değişim içerisinde olduğu bilinciyle sektöre inovatif ürünler, teknikler ve teknolojiler sunmak için çalıştık.

İnşaat sektörünün gelişimine yarım asrı aşkın süredir şahit olan köklü bir üretici olarak, dijitalleşme ve bağlanabilirliğin günümüzdeki öneminin her zaman farkındaydık. Bu alanda yatırımlar yaptık. Hayatın evlere taşındığı pandemi döneminde de bu yatırımlarımızın karşılığını aldık. Sosyal izolasyon sürecinde, şirket içerisinde hem birbirimizle olan iletişimin hem de iş ortaklarımızla olan iletişimimizin sürdürülebilirliğini dijital altyapımızla sağladık.

Son olarak eklemek istedikleriniz var mıdır?

Türkiye olarak sağlıkta olduğu gibi ekonomide de zor bir süreci yaşıyoruz. Zor şartlarda tüm ekip arkadaşlarımızın sağlığını koruyacak ve onların bu zorlu süreçte ekonomik anlamda güçlü durmasını sağlayacak her türlü önlemi aldık. Ülkemiz için ürettik, üretmeye devam edeceğiz. Bu zor günleri güvenle, emekle, özveriyle hep birlikte aşıp, daha güçlü bir Türkiye olacağız.


Yükleniyor...
Yükleniyor...