01-07-2020
Nimeçatı Genel Müdürü Selçuk Aktepe:  Sosyal Mesafenin Korunduğu Yatay Mimari Projeler Önemini Artırıyor

Nimeçatı Genel Müdürü Selçuk Aktepe: Sosyal Mesafenin Korunduğu Yatay Mimari Projeler Önemini Artırıyor

Türkiye inşaat sektöründe pandemi süreci yönetilirken kamu bankaları kredi faizlerini ciddi ölçüde düşürdü. Buna bağlı olarak konutta yaşanan talep patlaması, yeni projelerin de önünü açtı.  SKYPE üzerinden canlı bağlantıyla bir araya geldiğimiz Nimeçatı Genel Müdürü Selçuk Aktepe, inşaat sektörünün pandemi sürecini değerlendirdi ve “Türkiye’nin de dünyanın da en büyük ihtiyacının güven ve şeffaflık olduğu pandemi sürecinde, doğru bilgi paylaşımıyla sektörde güven sağlayarak, tedarik zincirimizi yönettik.  İçinde bulunduğumuz “Yeni Normal” döneminde, insanların sosyal mesafeyi koruyabileceği, yalıtımlı, yatay ve çevreci yapıların inşa edildiği yeni projeler başlıyor. Nimeçatı olarak bizler de bu projelere her türlü ürün, teknik ve uygulama desteğini vermeyi sürdüreceğiz” dedi.  

Çin’in Wuhan kentinde meydana gelen Covid-19 salgınının pandemiye dönüşmesiyle, Başta ulaştırma (hava, kara, deniz) sektörü olmak üzere, insanın insanla temasına neden olacak, neredeyse her tür ekonomik faaliyet durdurulurken, küresel tedarik zinciri de bozuldu. Bu süreçte Nimeçatı’nın satış, pazarlama ve tedarik süreçleri nasıl etkilendi? Bu süreçlerin devamı için belirlediğiniz operasyonel mükemmellik stratejileri neler oldu?

Pandeminin başlangıcından itibaren Nimeçatı olarak, iletişim araçlarının sağladığı imkanlar dahilinde dünyadaki süreci takip ettik. Dünyadaki gelişmelere karşı algımızın açık olması, bizlerin ve birçok tedarikçimizin daha önce gerek iş nedeniyle gerek kişisel olarak yurt dışına seyahatler düzenlemiş olması, takip sürecimizde bize önemli bir katkı sağladı.

Pandeminin asıl etkisini ise, Türkiye’de ilk vakanın görüldüğü 10 Mart itibariyle hissettik. Önce Çin’i ardından İran’ı ve İtalya’yı takip ederken Türkiye’de ilk vakanın görülmesi bizim açımızdan bir milat oldu. Bir taraftan sağlık bakanlığımızı ve diğer güvenilir kaynakları takip ederken, diğer taraftan kendimizce analizler yaptık. Bu analizler çerçevesinde önlemlerimizi hayata geçirmeye başladık.

Bu süreçteki en büyük önceliğimiz insan sağlığıydı. İnsan sağlığını odak noktasına alarak hızlıca kararlar almaya başladık. Mart ayının sonunda Ukrayna’ya gerçekleştirilmesi planlanan 13. Geleneksel Nimeçatı Seyahati’ni erteleme kararını aldığımızda Ukrayna’daki vaka sayısı ikiydi. Türkiye’de ise ilk vaka açıklanmıştı.

Gerek Türkiye’nin ticaretinde gerek dünya ticaretinde bir arz – talep düşüşü olacağını ön görüyorduk. Yine de üreticilerimizden aldığımız ya da tedarikçilerimize verdiğimiz hiçbir siparişte iptal durumu yaşanmadı.

Bu süreci atlamamızda en büyük etken güvendi. Türkiye’nin de dünyanın da en büyük ihtiyacının güven ve şeffaflık olduğu bir dönemden geçtik. Doğru bilgi paylaşımıyla güven sağlayarak, tedarik zincirimizi yönettik.

 

“Yaptığımız yatırımlar ve kurduğumuz dijital altyapının karşılığını fazlasıyla aldık, yeni normale de yeni yatırımlarla hazırlanıyoruz”

 

Mart ayından itibaren gerek sevkiyatlarla ilgili gerek ödemelerle ilgili gecikmelerin yaşanabileceğini müşterilerimize ve iş ortaklarımıza bildirdik. Güvene dayanarak ve zamana yayarak tüm sorunların üstesinden geldik. Gecikmelere rağmen güven, anlayış ve durumu iyi analiz edip yönetince kaygı ve endişe büyük ölçüde giderildi. Süreci en az hasarla atlattık. Bu dönemde Nimeçatı’nın var olan dijital altyapısını güncellemeye ve geliştirmeye yöneldik. Burada biraz pozitif ayrıştığımızı düşünüyorum. Yeni normale, yeni yatırımlarla hazırlanıyoruz. Temmuz ayından itibaren yeni normali yakalayacağımıza inanıyoruz.  

2019’da yaptığımız bir röportajda, dövizin dalgalanmasına bağlı olarak iç pazarda yaşanan daralmaları konuşurken “Fazlalıklarımızdan kurtulup fit olacağız, dijital altyapımızı da oluşturuyoruz” demiştik. Bugün pandemiyi konuşurken söylediklerimizin ne kadar doğru ve önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor.

O gün aldığımız tüm tedbirlerin ve yaptığımız yatırımların karşılığını bugün fazlasıyla aldık. Pandemi süreci de dahil olmak üzere, Nimeçatı bugüne kadar tek bir çalışanını işten çıkartmadı. Hatta çok yakında kadromuza yeni çalışma arkadaşları dahil edeceğiz.  

 

“Ülkemiz, pandemi sürecini bilinç, kişisel tedbir ve sağlık çalışanlarımızın büyük özverisiyle yönetti”

 

Türkiye’de ve dünyada, yapı sektöründe üretim gerçekleştiren pek çok büyük şirket, koronavirüsle mücadele kapsamında, mevcut sağlık krizinin üstesinden gelinmesi amacıyla yapılan bilimsel araştırmalara destek sağladı. Siz de bu tür çalışmalara destek veriyor musunuz?

Nimeçatı, Covid – 19 ile mücadeleye, kendi yapısı ve imkanları dahilinde destek sağlıyor. Mart ayının ikinci yarısından itibaren sadece kendi içimizde değil, şubelerimizde ağırladığımız herkes için ihtiyaç olduğu anda maske temin ediyoruz.

Pandemi öncesinde ofisimizde ağırladığımız misafirlerimize çaylar, kahveler ikram ederdik, şimdi çayın, kahvenin yerini maskeler aldı. Tüm şubelerimizin girişlerinde dezenfektanlar yer alıyor. Merkezimizde ve şubelerimizde gereken hijyeni çok kısa bir sürede sağlayabildiğimiz bir altyapı oluşturduk. Bu konuda görevli olan tüm arkadaşlarımıza da buradan teşekkürlerimizi iletiyoruz. Kapı kulplarından masaların üzerine, basılan zeminlere kadar gün içerisinde birkaç defa hijyen sağlıyoruz. Bilimsel araştırmalara doğrudan destek vermesek bile merkezimizde ve şubelerimizde salgının bulaşma riskini önleyecek ve bilinç oluşturacak en üst tedbirleri almış bulunmaktayız.

Bugün Covid -19 ile mücadelede iyi bir noktadayız. Bunu bilinç ve aldığımız kişisel tedbirlerin yanında, sağlık çalışanlarımıza borçluyuz. Bu vesileyle buradan tüm sağlık çalışanlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Bu süreçte çok büyük bir özveriyle çalışarak Türkiye’nin en az hasarla ilerlemesini sağlayan tedbirleri aldılar.

Yılın ikinci yarısından itibaren Covid – 19 mücadelesine destek amaçlı bazı özel yardım ve destek çalışmalarımız da olacaktır. Ancak manevi değerlerimiz gereği bu desteklerin ne olduğunu açıklamayı doğru bulmuyoruz.

 

İnsanların sosyal mesafeyi koruyabileceği, yatay ve çevreci yapılar kıymetli hale geldi”

 

Bugün ulusal ve uluslararası alanda faaliyet gösteren, sektörün lider üreticilerinin ürettiği kaliteli ürünleri, onlara ihtiyaç duyulan projelere tedarik etmenin ötesinde, teknik destek ve danışmanlık hizmeti sunuyorsunuz. Buradan hareketle sizlerden bir genel değerlendirme almak isteriz. Sektör pandemiden nasıl etkilendi? Normalleşme adımları sektöre yansımaya başladı mı?

Ekonomiyi büyüten, istihdamı artıran, işsizliği önleyen, ciddi ticari hareketliliğin olduğu bir sektör olan inşaat sektörü, yıllardır Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden biri oldu. Evet, son yıllarda sektörümüzde bir daralma yaşandı. Ancak sağlıklı bir analiz yapabilmek için hem bugüne hem de geleceğe bakmamız gerekiyor.

Bugün daha az katlı, nüfus yoğunluğunun daha az olduğu, daha az enerji tüketen, çevreci, insanların sosyal mesafeyi koruyabileceği yapılar çok daha kıymetli bir hale geldi. Önümüzdeki yıllarda da bu böyle devam edecek gibi görünüyor. Diğer taraftan hem Cumhurbaşkanlığı hem de ilgili bakanlıklar, Türkiye’de artık yatay mimariye geçilmesi gerekliliğini ortaya koyuyor.

Altyapısı yatay ve çevreci mimariye uygun olan inşaat firmaları ve onlara malzeme tedarik eden firmalar günümüzde ve gelecekte daha ön planda olacak. Sektörün bir kısmı bu gelişmelerden pozitif etkilenecek. Ancak bir kısmının da negatif etkileneceği kanaatindeyim.

Pandemi sürecinde, kamu bankalarının kredi faizlerini ciddi şekilde düşürdüğünü ve konutta bir talep patlamasının yaşandığını görüyoruz. 10 yıla yayılan bir süreçte kira öder gibi ev sahibi olma imkanı sağlanmasıyla talepte bir patlama oluşması, inşaat sektörü için çok güzel bir gelişme. Ancak diğer taraftan da doğanın daha fazla tahrip edilmesi endişesini yaşıyoruz. Önümüzde dikkatle izlenmesi gereken bir süreç var. Sektörümüzün bir hayli işi olacak. Orta ve uzun vadede sektörün çok daha iyiye gideceğini ve buna hazırlıklı olan üretici, tedarikçi, satıcı firmaların avantajlı çıkacağı kanısındayım.

Bundan sonraki süreçte yeni pazar stratejileriniz ve hedefleriniz nelerdir?

Öncelikli hedefimiz, iş ortaklarımızı korumaktır. Son üç ayda kısa dönemli çalışmadan dolayı talebin düşük olmasını öngören birçok üretici, üretim kısıtlamasına gitmişti. İkinci yarıdaki en önemli hedefimiz ise bize güvenerek desteğini bizlerden esirgemeyen iş ortaklarımıza olan ürün desteğimizin devam etmesidir.

Nimeçatı’nın üç şubesinde, birçok nihai tüketiciye ürün ve teknik destek sağlıyoruz. Buradaki çalışmalarımızı da aksatmadan yola devam edeceğiz.

Mevcut stokların erimesi devam ederken birçok projeci ve inşaat firması, yeni projelere başlıyor. Bu anlamda Nimeçatı olarak biz, tüm bu sürecin tam ortasında olacağız ve onlara her türlü ürün, teknik ve uygulama desteğini vermeyi sürdüreceğiz.

 

“Dünya kaynakları istediğimiz zaman istediğimiz kadar tüketebileceğimiz bir durumda değil”

 

Nimeçatı’nın mühendislik çözümlerine, sunabileceği ürün ve hizmetlere ihtiyaç duyanlara bir çağrınız var mı? Sektöre nasıl seslenmek istersiniz?

Sektörümüzde çevre kirliliğine sebep olan en önemli etkenlerden biri, atık oluşumu. Atık oluşumunu azaltmak için yapacağımız işleri birkaç yıl sonra değiştirme düşüncesiyle yapmaktan vazgeçmemiz gerekiyor. İşe öyle bir ürünle başlayalım ki, uygulamayı yaptıktan 10 yıl sonra o ürünün üzerine ikinci katı yapabilelim. Atık oluşturup çevreyi kirletmeden, yapılarımızı güçlendirebiliriz. Çatınıza öyle bir ürün kaplayın ki, bugün su yalıtım ihtiyacınızı çözsün, birkaç yıl sonra, gelelim onun üzerine ısı yalıtım kaplaması ve ikinci bir dekoratif kaplama yapabilelim.

İkinci etken ise, enerji tüketimi. Pandemi süreci hepimize bir kez daha hatırlattı ki, dünya kaynakları sonsuz değil. Dünya kaynakları tükenmeyen, her istediğimiz zaman, istediğimiz kadar tüketebileceğimiz bir durumda değil.

Çok benimsediğim bir uzman değerlendirmesine göre, virüslerin yaşı 3.7 milyar yıl. Homo Sapiens’in bilinen yaşı yaklaşık 150 bin yıl. Dünya kaynaklarını tüketen bizler, diğer canlıların yaşam alanlarını işgal ediyoruz aslında. Bugün hepimizin biraz daha kendini çevreye ne kadar saygılı olduğu ve dünya kaynaklarını ne kadar doğru kullandığı konusunda sorgulaması gerekiyor. Artık sadece hümanist bir yaklaşım yeterli değil, tüm canlıları düşünerek yaşam şeklimizi düzenlememiz gerekiyor.

Pandemi sürecinde, bugüne kadar hiç olmadığı kadar fazla evlerde kaldık. Dolayısıyla ev konforunun önemini biraz daha anladık. Ev konforu için en önemli etkenlerden biri ses yalıtımı. Türkiye, bu süreçte ses yalıtımının önemini biraz daha anladı mı sizce?

Biz, bir arada yaşamayı seven bir toplumuz. Ancak bu süreç bize, daha izole ortamlarda yaşamamız gerektiğini de gösterdi. Sosyoekonomik olarak birçok insanın evi ses yalıtımına pek müsait değildi. Ses yalıtımı kadar ısı yalıtımı da çok önemli bir konu. Mevcut yapılarımızda ciddi bir yalıtım eksiğimiz olsa da yeni yapılarda yalıtım ihtiyacının giderilmesine daha çok önem veriliyor.

Pandemi sürecinde karşı daireden gelen bir öksürük sesi, kendi dairenizde sizi rahatsız edebilir. Bu konuda temel anlamda bir bilincin oluştuğunu düşünüyorum. Bu bize gelen soru ve taleplerden de anlaşılıyor. Tabi ki daha çok erken ama şu anda yeni yapılan ya da tadilat yapılacak olan bir yapıda ses yalıtımı dikkate alınıyor. Mineral yün olarak tabir ettiğimiz, hem ısıyı tutup hem sesi absorbe edecek olan ürünlere talebin arttığını söyleyebiliriz. Daha yolun çok başındayız. Daha emekleme seviyesindeyiz. Dünya yalnızca bize değil, bizden sonraki nesillere de miras. Bizler bu mirasın emanetçileriyiz. Dolayısıyla doğaya zarar vermeden en güzel dünyayı gelecek nesillere bırakmanın önemini daha iyi anlıyoruz.

Son olarak eklemek istedikleriniz var mıdır?

Sağlığın esas olduğu, biraz önce de belirttiğim gibi, tüm canlılara yaşam alanı bırakılan bir dünya ve herkesin kendini biraz daha sorguladığı, ama umudun da eksik olmadığı güzel bir süreç diliyorum.  Asla umudumuzu kaybetmeyelim. Karanlıkların ardında güneş hepimizi aydınlatacak. Tedbirleri bırakmadan, daha paylaşımcı, daha hoşgörülü, güzel bir dönem diliyorum. 

1 Haziran’dan itibaren Nimeçatı ailesi olarak, tedbirlerimizi elden bırakmadan, formda bir şekilde merkezimizde ve şubelerimizde çalışmaya başladık. İşimize sıkı sıkıya sarılmış vaziyetteyiz. Üç ayı biraz evden, biraz ofislerimizde dönüşümlü çalışarak geçirdik. Evden de olsa, ofisten de olsa, ekibimiz hep aktifti.  En azından haftada bir gün herkes ofise geldi. İnsan yoğunluğunu azalttık ve sosyal mesafeyi artırdık. Ama hiçbirimiz bu süreçte antrenmansız kalmadık. Şu anki çalışmalarımızdan da son derece memnunum. Nimeçatı’nın tüm çalışanlarına, özverilerinden dolayı, tedarikçilerine, iş ortaklarına, kısacası, tüm paydaşlarına teşekkür ediyorum. Biraz daha sabır diyorum. Haziran ve Temmuz ayındaki sabrımız, Ağustos ayında bizi daha güzel, daha mutlu günlere kavuşturacak.


Yükleniyor...
Yükleniyor...