08.12.2021
Seramiksan Markasıyla Sadece Seramiğe Değil Banyodaki Ürünlerin Tamamına Talibiz

Seramiksan Markasıyla Sadece Seramiğe Değil Banyodaki Ürünlerin Tamamına Talibiz

Doğadan aldığı ilham ile mekânlara şıklık katan Seramiksan, yer ve duvar karoları, porselenler, dekoratif ürünler, dış cephe kaplamaları, vitrifiye ve yapı kimyasalları ile müşterilerine bütünleşik çözümler sunuyor. Sürdürülebilir çevre konusunda hassas olan Seramiksan, nanoteknolojik ürünleriyle müşterilerine hijyenik ve güvenli kullanım alanları sağlıyor. UNICERA fuarında bir araya geldiğimiz Seramiksan Direktörü Mustafa Süreyya Çağlar, fuardaki potansiyeli, ilklerin öncüsü olan Seramiksan’ın yeni ürünlerini, Ar-Ge çalışmalarını, sürdürülebilir çevre politikalarını ve yeni mağazacılık konseptini Yapı Magazin dergisine anlattı.

  

UNICERA fuarında sizlerle birlikteyiz öncelikle fuar nasıl geçiyor? Gördüğünüz potansiyeli değerlendirir misiniz?

 

Yaklaşık 20 aydır pandemi nedeniyle yapılamayan fuarların ardından ilk defa bir araya geliyoruz. O yüzden bu fuar bizim için yeni bir heyecan oldu. Geçtiğimi günlerde İtalya’nın Bologna şehrinde her yıl yapılan ve dünyanın en büyük seramik ve banyo mobilyaları fuarı(CERSAIE) vardı. O fuardan yaklaşık 20-25 gün sonra bu kez İstanbul’da seramik mutfak ve banyo (UNICERA) fuarımız gerçekleşti. Biz bu yıl bu fuardan ve müşteri potansiyelinden oldukça memnunuz. Özellikle yurtdışından gelip standımızı ziyaret eden müşterimizin dışında birçok yeni potansiyel müşteri adayımız da bu fuara gelmiş bulunuyor. Dolayısıyla fuardan beklentimizin üstünde bir getiri elde edeceğiz gibi görünüyor.

 

Önceki yıllarda gerçekleşen fuarlara yeni ürünlerle katılmaya özen gösterdiğinizi biliyoruz. Bu sene de UNICERA fuarına özel ürünleriniz mevcut mu? Eğer mevcutsa yeni ürünleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

 

Önceki fuarlarda olduğu gibi bu yıl da fuara birçok yeni ve özel ürünümüzü getirmiş bulunuyoruz. Bu sene fuara Seramiksan’ın banyolardaki yeni markası VOQ banyo mobilyaları ile katıldık. VOQ banyo mobilyaları grubunuzda şu anda mevcut olan 42 yeni modelin sadece 10 tanesini bu fuarda sergileyebiliyoruz. Banyo mobilyalarında Türkiye’de ilk defa Seramiksan tarafından üretilen 60x120 porselen karolarının aynı zamanda banyo tezgâhı olarak da kullanılmasına başladık. Yani müşterimiz bir Seramiksan bayisine geldiğinde yere veya duvara döşeyeceği karoyu arzu ederse banyo mobilyasının tezgâhında da kullanabiliyor.

 

Daralan ve küçülen banyolara özel ürünler

 

Fuarda gerçekleşen diğer bir yenilik ise ülkemizde yaygın olarak kullanılan hela taşları. Hela taşlarını Rim out ya da Rimless dediğimiz kanalsız şekliyle ilk defa bu fuarda sergiliyoruz. Özellikle son yıllarda moda olan ve klozetlerde kullanılan kanalsız yıkama sistemini hela taşına da aktardık. Bu da hem bizim adımıza hem de sektör adına bir yenilik oldu. Diğer bir yeniliğimiz ise küçük evlerin daralan banyoları için. Özellikle son yıllarda küçülen evlerin daralan banyoları için 50 cm- 52 cm boyutlarında asma klozetler üretiyoruz. O klozetlerden de iki tanesini fuara getirdik. Küçük ve dar alanlarda tercih edilen bu ürünler, alanı biraz daha genişleterek hayatı kolaylaştırıyor. UNICERA fuarında yer alan bir başka yenilik ise vitrifiye grubu ürünlerimizin tümüne uyguladığımız hijyen teknolojisi. Bu özelliği ile temizlik aşamasında ciddi bir tasarruf sağlayan hijyen teknolojisi, gerektiğinde sadece suyla yapılan temizlikte bile mikroplardan arınmış yüzeyler sunuyor.

 

Tasarıma önem veren bir firma olarak ürünün fikir aşamasından finalize edilmesine kadar dikkat ettiğiniz noktalar nelerdir? Artisan Serisi de tasarımıyla dikkat çeken ürünleriniz arasında yer alıyor. Bu serideki ürünlerin mimari tasarıma etkisi nedir?

 

Banyolar özellikle insanların kendilerini özel hissettikleri kişisel alanlardır. Dolayısıyla bu alanlarda bireyler daha fazla zaman geçirmek ve kendilerini hem daha mutlu hem de enerjik hissetmek istiyorlar. Biz bu ihtiyaçtan yola çıkarak Seramiksan markasıyla sadece seramiğe değil aynı zamanda banyodaki ürünlerin tamamına talibiz ve onlarla ilgili yeni tasarımlar düşünüyor ve hayata geçiriyoruz. Banyo mobilyasında yerde veya duvarda kullanılan porselen karonun banyo tezgahına aktarılması gibi yeniliklerle müşterilerimize hayal ettikleri banyoyu tasarlayabilme imkânı sunuyoruz. Bu noktada ürünün bütünselliği ve o ürünün dünyadaki trendlere uyumlu olması önem taşıyor. Dolayısıyla renkler, seçtiğiniz karolar, karoların vitrifiye ve banyo mobilyalarına uyumu hepsi bir bütünü oluşturuyor. Biz de sadece seramik veya vitrifiye değil banyo tasarlıyor ve kullanıcıların beğenisine sunuyoruz. 

 

“Fishbone serisi ürünler Türkiye’de ilk ve tek”

 

Sektörde ilklerin öncüsü bir firma olarak Fishbone serisini sektöre sundunuz. Fishbone serisinin özellikleriyle ilgili neler söylemek istersiniz?

 

2017 yılından itibaren balıksırtı diye tabir ettiğimiz döşeme şekli, önce İtalya ve İspanya’da sonra bütün dünyada özellikle ahşap ve taş desenlerinin moda olmasıyla beraber yeni bir döşeme şekli ve modeli olarak kendine yer buldu. Fakat endüstriyel olarak üretilen seramik ve porselen karoların doğal formlarının kare veya dikdörtgen olması, balıksırtı döşemelerin ek yerlerinde ve ürünün derz boşluklarında kesintiye uğramasına neden oluyordu. Tasarımcı arkadaşlarımızla konuyu görüştüğümüzde ürünü balıksırtı şeklindeki bir kalıpla üretmemiz halinde bu problemin ortadan kalkacağı ve doğru bir derz rengi kullanıldığında ahşaptan ayırt edilemeyecek şekilde bir görüntü elde edilebileceği sonucuna vardık. Ürünü balıksırtı şeklinde hayal ettiğimizde, tasarladığımızda veya kalıbını buna göre yaptığımızda bu ürünün fırından bu formuyla çıkması neredeyse imkânsıza yakındı. Konuyu üretimci arkadaşlarımızla görüştüğümüzde bunun çok zor olduğunu ve dünyada başaran firmaların parmakla sayılabilecek kadar az olduğunu söylediler. Ancak biz iddiamızdan ve hayalimizden vazgeçmedik. Türkiye’de ilk defa üretilen bu ürünle dünyada da sayılı bir iki firma arasına girdik. Üretimdeki arkadaşlarımız aylarca bu ürünü kusursuz olarak fırından çıkartıp kutuya alabilmek için uğraştılar, neticesinde 1 yıllık bir çalışmanın sonunda başardık ve 3 yıldır bu ürünü sadece Seramiksan üretebiliyor. 

 

Türkiye’de bizden başka bu üretimi yapan, dünyada ise sanırım bizim kadar üretip, satan ve aktif kullanan başka bir firma yok. Biz ilklere ve yeniliklere çok açık ve meraklı olduğumuz için Fishbone serisi ürünler gurur kaynağımız oldu. Fishbone serisinde farklı renklere sahip 29 farklı ürün grubu bulunuyor. Şu anda çok yoğun bir talebe rağmen bu portföyü hazır tutup müşterilerimize hizmet vermeye çalışıyoruz. Türkiye’de bu ürünler artık kurumsal anlamda zincir mağazalar, restoranlar ve birçok farklı fast- food markasının kurumsal kimliğine ve ürün portföyüne girmiş oldu. Kamusal ve ticari alanlar başta olmak üzere evlere, banyolara, iş yerlerine kısacası yaşamın her alanına farklı bir form veren bu ürünler, döşeme noktasında konuyu bilen, doğru derz rengini tercih eden bir dekorasyoncu veya ustanın elinden çıktığında gerçek ahşaptan ayırt edilemeyecek bir görüntüye sahiptir.

 

Bizim ürünlerimiz 1250 C°  sıcaklıkta piştiği için yangından, asit ile baz gibi birçok kimyasal maddeden   ve sudan hiçbir şekilde etkilenmiyor. Bu özellikleri hem güvenlik hem   temizlik hem de uzun yıllar kullanabilme imkânı açısından tüketicilere büyük avantaj sağlıyor.

 

Hammaddesi seramik olan ürünlerde kalite standartlarının sağlanması için üretimde nelere dikkat edilmeli? Ar-Ge çalışmalarınızdan, test süreçlerinizden ve kalite politikalarınızdan kısaca bahseder misiniz?

 

Seramiksan Türkiye’nin hemen her noktasında satılan , 76 şehirde bayisi olan ve yurt dışında 70 ten fazla ülkeye ihracat yapan bir dünya şirketi. Seramiksan olarak bizim hem yurt içi hem yurt dışı portföyümüz ortak bir portföy olduğu için dünyada kabul edilen Türk Standartları Enstitüsü, EN ve CE gibi standartların birçoğuna uygun üretimi yapmak ve bunları Seramiksan’ın genel standart politikası olarak uygulamak durumundayız. Türk Standartları Enstitüsü ve EN 14411 dediğimiz standartla zaten bütün kalite standardımız denetleniyor ve buna uygun olarak üretim yapıyoruz. Ayrıca fırınlarımız kesintisiz yandığı için vitrifiye ve seramik gruplarında 365 gün boyunca 24 saat üretim yapma gibi bir mecburiyetimiz bulunuyor. Bu aşamada da ürünler, fırınlarımızda çıktığında hemen her saat başı periyodik olarak kalite standartlarına göre olarak denetleniyor. Vitrifiye yapı kimyasalları seramik ve porselen grubu ürünlerimiz laboratuvarlarımızda birçok testten geçiriliyor. Çünkü olabilecek en iyi ve en doğru standardı yakalamak durumundayız. Bu konu bizim için en hassas noktalardan bir tanesidir. Bu anlamda Türkiye de dünyada en az şikayet alan firmalardan bir tanesi olduğumuzu gururla söyleyebilirim. 

 

“Nanoteknolojiyle kaplanmış yüzeyler mikroptan ve bakteriden arınmış alanlar sunuyor”

 

Pandemi süreci yapı sektöründe birçok değişimi de beraberinde getirdi. Sağlık ve hijyen konusunda devrim niteliğinde teknolojilerle tanıştık. Hijyenden ödün vermeyen bir firma olarak kullanıcıların hayatını kolaylaştırmak adına pandemi sürecinde sektöre sunduğunuz teknolojiler ve ürünlerden bahseder misiniz?

 

Seramik ve vitrifiye ürün grupları hijyene en yatkın malzemelerdir. Biz geçtiğimiz yıl vitrifiye grubunda ürünlerimize hem yurt dışındaki laboratuvarlardan hem de Türkiye’deki ajanslardan aldığımız bir standart belgesiyle hijyen etiketi basmaya başladık. Ürünlerimizin üzerini gümüş iyonları ile kaplayarak % 99.9 mikroptan ve bakteriden arınmış bir yüzey oluşturuyoruz. Yani vitrifiye grubumuzdaki lavabolarımızı ve klozetlerimizi sadece suyla bile temizlediğinizde neredeyse % 100 mikroptan uzak bir yüzey elde edeceğinizi garanti ediyoruz. Bunun dışında porselen karolarımız 2013- 2014 yılından itibaren nanoteknolojiyle kaplanıyor. Bu da mikroptan ve bakteriden arınmış yüzeylerin oluşmasını, kullanıcıların bu ürünleri güvenle kullanmasını sağlıyor.

 

Artan tüketici ihtiyaçlarına tek çatı altında hizmet verme hedefiyle oluşturduğunuz yeni mağazacılık konseptinizden bahseder misiniz? Yeni mağazacılık konseptinin satış ve pazarlama süreçlerine etkisiyle ilgili öngörüleriniz nelerdir?

 

Türk insanı banyosunu, mutfağını ve evindeki kaplama malzemelerini değiştirmek istediğinde ürünlerin tamamını tek bir satış noktasından almak istiyor. Biz de bu ihtiyaçtan yola çıkarak mağazalarımızı birer çözüm noktası haline getirdik. 76 şehirde 250’nin üzerinde mağazamız bulunuyor. Bu mağazalara gelen müşterilerimiz yer karosu, duvar karosu veya porselen karolardan herhangi birini tercih ettiğinde bu karoların uygulanma aşamasında kullanılan yapıştırıcıları ve seramik veya porselen karoların aralarında kullanılan derz dolgu malzemelerini, karoların üzerine konulan vitrifiye, lavabo ve klozet grubu ürünleri ile banyo mobilyalarını bir arada bulabiliyor. Kısacası, müşteriler mağazalarımıza geldiğinde ihtiyaçlarının %90’ını karşılayabiliyor. Bu mağazaları güncel olarak da en son trend ürünlerle her zaman canlı tutmaya çalışıyoruz. Mağazalara gelen müşterilerimiz mimari anlamda destek bulma imkânına da sahipler. Ben bu anlamda banyosunu, mutfağını veya evini yenilemek isteyen herkesi Seramiksan mağazalarına ve Showroomlarına bekliyorum.

 

“Hem evsel atığımızı hem de sanayi atığımızı arıtıp tekrar kullanabiliyoruz”

 

Sürdürülebilir çevre konusunda imzalanan Paris İklim Anlaşması yasal zorunlulukları da beraberinde getirdi. Paris İklim Anlaşması sektörü nasıl etkiler? Seramiksan olarak sürdürülebilir çevre politikalarınız nelerdir?

 

Seramik ve vitrifiye sektörü bu anlamda çok şanslı çünkü bizim ürünlerimiz hem üretim teknolojilerinde hem de kullanım aşamasında bu süreci destekler nitelikte ürünler. Seramik üretimi yaptığımızda bizim bacalarımızdan çevreye sadece su buharı çıkar. Bunun haricinde en ufak bir atık malzememiz yoktur. Seramiksan olarak yaklaşık 15 yıldır fabrikalarımızda yapmış olduğumuz üretim sürecinde çevreye hiçbir atık bırakmıyoruz. Hem evsel atığımızı hem sanayi atıklarımızı arıtıp tekrar üretim prosesleri içerisinde değerlendiriyoruz.

 

Ekonomik anlamda da bizim için çok   kıymetli olan atık suların hem yaşadığımız çevre hem de çocuklarımıza ve   torunlarımıza bırakacağımız çevre için ne kadar önemli olduğunu biliyor, bunu   bir şirket politikası olarak uyguluyoruz.

 

5 yıl önce kurduğumuz bir geri dönüşüm tesisiyle üretim sırasında ortaya çıkan sıkıntılardan dolayı defolu olarak üretilen ve atık olarak elimizde kalan ürünleri bir geri dönüşüm tesisinde istenilen boyutlarda öğüterek tekrar üretim sırasında hammaddelerimizin içerisinde çok düşük miktarlarda karıştırarak reçetemizi bozmadan tekrar çevreye atmadan çevreyi kirletmeden kullanıyoruz.

 

Bir yandan sürdürülebilir çevre için çalışmalar yaparken bir yandan da doğadan ilham alan tasarımlar sunuyorsunuz. Doğadan ilham alarak sektöre sunduğunuz ürünlerinizin özellikleri nelerdir? Uygulama alanı olarak en çok hangi noktalarda tercih ediliyor?

 

2011’de dijital baskı teknolojisinin gelişmesiyle birlikte artık doğadaki birçok ürünü karoların üzerine aktarma şansına sahibiz. Şu anda bizim ürün portföyümüzü incelediğinizde bir ahşaptan ya da mermerden ayırt edilemeyecek ürünleri görme şansınız mevcut. Doğal taşları, tekstil desenlerini veya aklınıza gelebilecek her şeyi birebir kopyalayıp ürünlerin üzerine aktarabiliyoruz ve bu teknoloji her geçen gün biraz daha gelişiyor. İlk dönemlerde 3-4 renkle sınırlıyken şu anda baskı teknolojisinin getirmiş olduğu yeni avantajlarla artık doğadaki tüm renkleri karoların üzerine aktarma şansına sahibiz. Bu da aslında doğayı daha az yormamıza, kirletmemize ve daha az zarar vermemizi sağlıyor.

 

“Seramiksan olarak farklı ürün gruplarına, iklim şartlarına ve kullanım alanlarına uygun malzemeler üretiyoruz”

 

Seramik ve mutfak ürünlerinin dışında kullanıcı ve uygulayıcıya yapı kimyasalları için de çözümler sunuyorsunuz. CERAFLEX ürününüzün uygulama alanları ve uygulayıcıya sağladığı kolaylıklar nelerdir? Doğru uygulama ve maksimum verim için kullanıcılara ne tür önerilerde bulunursunuz?

 

Bundan 20 yıl öncesine kadar Seramik fabrikalarının üretmiş olduğu karolar sadece çimento, kum veya mermer tozu karışımlarıyla uygulanıyordu fakat ürünlerin farklılaşması ve kullanılan alanların değişmesiyle beraber yapı kimyasallarıyla ilgili yeni bir sektör ortaya çıkmaya başladı. Bununla beraber artık her alanda ve üründe kullanılan yapı kimyasalları farklılık gösteriyor. Esnek alanlarda kullanılan Flex grubu ürünlerin yapıştırıcıları ve derz dolgu malzemeleri de farklı. Örneğin sıcaklık ile soğukluk farkları yüksek olan veya yaya trafiği yoğun esnek alanlarda flex karo yapıştırma harçları ve flex derz dolgu malzemeleri kullanılması gerekiyor. Biz de Seramiksan olarak bu farklı ürün gruplarına, iklim şartlarına ve kullanım alanlarına uygun malzemeler üretiyoruz. Bunun dışında Antiasit dediğimiz malzemelerimiz de bulunuyor. Antiasit ürünler, restoranların mutfak bölümleri, zeytinyağı fabrikaları, mezbahalar ile mandıralar gibi mikroptan ve bakteriden özellikle arınması gereken alanlar için üretilmiş özel malzemelerdir.

 

2021 yılının sonuna gelirken değerlendirmelerinizi almak isteriz sizden. 2021 yılı Seramiksan için nasıl geçti? Bundan sonraki süreç için beklentileriniz ve öngörüleriniz nelerdir?

 

Pandemi süreciyle beraber 2021 yılı tüm dünyadaki ülkeler için oldukça zor geçti. Ancak yapı sektörü pandemiden çok fazla etkilenmedi. Tam tersine bireysel yaşamın biraz daha artması ile beraber insanların evlerinde daha fazla zaman geçirmeleri ciddi anlamda bir talep patlamasına sebep oldu. Bunun yanı sıra Uzak Doğu’dan başlayıp tüm Avrupa ve Amerika’ya yayılan nakliye konteyner krizi maliyetleri de artırdı. Dolayısıyla artan maliyetler özellikle Avrupa ve Amerika’daki ülkelerin ürün taleplerinin Türkiye’ye kaymasına sebep oldu. Artan taleple beraber ülkemizde birçok fabrika yaklaşık bir yıldır tam kapasite çalışmaya başladı. Bugün fuara da baktığımızda geçtiğimiz yıllara göre neredeyse yüzde yüz artmış bir yabancı misafirle karşı karşıyayız. Artan talebin 2022 yılında devam edeceğini öngörüyoruz. Benim tahminim 2023 yılına kadar bu talebin devam edeceği. Çünkü ülkemizde talebe paralel olarak karo grubunda ciddi yatırımlar yapılıyor. Yatırımların bu hızla devam etmesi halinde ülkemiz 2023 yılında Avrupa’nın en büyük karo ve vitrifiye üreticisi olacak gibi görünüyor. Ben ülkemize gösterilen bu ilginin uzun yıllar devam etmesini diliyorum.

 

Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?

 

Seramik ve vitrifiye sektörü ülkemizin önde gelen sanayi sektörlerinden bir tanesi ayrıca ülkemize çok ciddi bir katma değer yaratıyoruz. Bu yarattığımız katma değer ile birlikte enerji dışında çok fazla dışa bağımlı da değiliz. Sektör olarak yaklaşık 290.000 kişiye istihdam sağlıyoruz. Dolaylı olarak ise 500.000’e yakın kişi bu sektörden faydalanıyor. Makine parkımızın ve üretim yaptığımız tesislerimde durumunun son derece iyi durumda olduğunu düşünüyorum ancak kalifiye personelle ilgili bazı eksiklerimiz bulunuyor. Eksiklerimizi giderip ihracat fiyatlarımızı biraz daha yukarıya taşıdığımızda seramik sektörünün Türkiye için hem dış piyasalarda hem de ülke içinde en önemli sektörlerden biri olacağını düşünüyorum.




Yükleniyor...
Yükleniyor...