12.01.2022
“İklim Değişikliğiyle Mücadelede Kaybedecek Zamanımız Yok”

“İklim Değişikliğiyle Mücadelede Kaybedecek Zamanımız Yok”

Dış cephe yalıtımıyla ısıtma ve soğutmada harcanan enerjiden yarı yarıya tasarruf sağlamak mümkün. Enerjiden tasarruf için yapılan ısı yalıtımı uygulaması ise bir yandan tüketicinin konforunu sağlarken diğer yandan ekonomiyi olumlu yönden etkiliyor. VERİMDER (Yapılarda Enerji Verimliliği Derneği) İcra Kurulu Başkanı Prof. Dr. Emre Alkin sık karıştırılan enerji verimliliği ve enerji tasarrufu arasındaki farkı, enerji verimliliği noktasında ısı yalıtımının önemini, VERİMDER olarak enerji verimliliğinde bilinci artırmak için gerçekleştirdikleri projeleri Yapı Magazin Dergisine anlattı.

 

Enerji verimliliği ve enerji tasarrufu birbirine sık karıştırılan fakat birbirinden ayrı kavramlar… Enerji verimliliğinin önemli gündem maddelerinden biri olduğu son dönemlerde öncelikle bu iki kavramın arasındaki farkın net olarak anlaşılması gerektiğini düşünüyoruz. Enerji verimliliği ve enerji tasarrufu kavramlarını ve aralarındaki farkı açıklar mısınız?

Enerji verimliliği ve enerji tasarrufu birbirleriyle sıklıkla karıştırılan iki kavram olsa da temelde enerji ile ilgili olan bu iki kavram arasında aslında büyük farklar bulunmaktadır. Enerji verimliliği, enerji tüketiminde yaşam standardını düşürecek farklılıklar yapmadan kişi veya ürün başına enerji tüketiminin azaltılmasıdır. Burada enerjinin üretim miktarında ve ekonomik dengesinde herhangi bir değişim olmaz. Enerji verimliliğinde püf nokta, enerji tüketimi sırasında oluşan kayıpları önlemektir. Isı yalıtımı, enerji verimliliği için kullanılabilecek en doğru uygulamalardan biridir. Binanın dış cephesine yapılan yalıtım sayesinde binalarda ısınmak ve serinlemek için daha az enerji harcanır. Binada yaşayan kişiler enerjiyi daha az kullanmak için evlerini daha az ısıtmak durumunda kalmaz. Aksine, daha az enerji kullansalar da evleri daha hızlı ısınır. 

Enerji tasarrufu söz konusu olduğunda, kullanıcıların aldığı birtakım tedbirler ön plana çıkar. Enerji tasarrufunda enerji tedbirli olarak kullanılır, kullanılan enerji miktarı kişiler tarafından azaltılır ve böylece tasarruf sağlanması amaçlanır. Dünyada ve ülkemizde enerji verimliliğini teşvik etmek için pek çok çalışma yapılıyor. Türkiye, enerji tüketimi açısından dış ülkelere bağımlı bir ülke olduğundan, enerji tüketimini azaltmak için de bazı önlemler alınması gerekiyor. 

Enerji kayıplarının büyük çoğunluğu binalardan kaybediliyor. Enerji tasarruf uygulamaları için binaların yalıtım uygulamalarına sahip olması gerekiyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı tarafından 2011 yılında yürürlüğe giren Enerji Kimlik Belgesi uygulaması, 2020 yılı itibari ile zorunlu hale getirilmişti. Enerji Kimlik Belgesi’nin yalıtım noktasında önemi nedir?

Enerji Kimlik Belgesi, binalarda enerjinin ve enerji kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasını, enerji israfının önlenmesini ve çevrenin korunmasını sağlamak için asgari olarak binanın enerji ihtiyacı ve enerji tüketim sınıflandırması, sera gazı salımı seviyesi, yalıtım özellikleri ve ısıtma ve soğutma sistemlerinin verimi ile ilgili bilgileri içeren belge olarak tanımlanabilir. Oturulan evin EKB sınıflandırmasında düşük çıkması durumunda tüketici daha fazla vergi ödüyor. Bu belgeye sahip olmayan binalara yapı ruhsatı verilemiyor ya da kiralama işlemi yapılamıyor. Ülkemizde binalarda en çok enerjiyi ısıtma ve soğutma için harcıyoruz. Isı yalıtımı binalarda ısıtma ve soğutma giderlerinde yarı yarıya tasarruf sağladığı için yüksek sınıf enerji kimlik belgesi almak olmazsa olmazlar arasında yer alıyor.

“Kentsel dönüşüm, enerji tasarrufunun binalarda yaygınlaşması için önemli bir fırsat”

Yeni binaların büyük çoğunluğunda yalıtım uygulansa da eski binalarda yalıtıma çok sık rastlanmıyor. Kentsel dönüşüm uygulamalarının yalıtıma ve bununla bağlantılı olarak enerji kimlik belgesine olan katkıları nelerdir?

Ülkemizde yapılan kentsel dönüşüm uygulamaları enerji tasarrufu uygulamasının binalarda yaygınlaşması için fırsat niteliğinde. Yalnızca Türkiye’de 20 yıllık bir zaman diliminde yaklaşık 14 milyon konutun, kentsel dönüşüm kapsamında değerlendirilmesi planlanıyor. Ülkemizde bulunan binaların yüzde 70’ten fazlasının ısı yalıtımsız olması ülkemizin ısı yalıtımı konusunda potansiyel büyüklüğünü gösteriyor. 

Isı yalıtımı, sağladığı enerji verimliliği ile dünyanın ve Türkiye’nin geleceği için büyük önem taşıyor. Özellikle enerji maliyetinin arttığı bir süreçte binalarda enerji verimliliğinin sağlanması hem ülkemiz ekonomisi hem son kullanıcı için daha da önemli hale geldi. Fosil yakıt tüketiminin azalmasını sağlayan ısı yalıtımı uygulamaları ile enerji verimli binalarımızın sayısını artırarak çevre dostu şehirlere sahip olmamız mümkün.

Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Paris İklim Anlaşması gibi çalışmalarla bazı yasal zorunluluklar getirildi. Bu anlaşmalar sektörü nasıl etkiler? Daha yeşil ve sürdürülebilir bir çevre için sektör paydaşlarına düşen görevler nelerdir?

İklim değişikliği, yalnızca ülkemizi değil tüm dünyayı etkileyecek küresel bir sorun. Aslında iklim değişikliği terimi, belirsiz bir gelecek zamandan bahsediyor gibi hissettirebilir. “Çocuklarımıza daha iyi bir dünya bırakmak” gibi ifadeler, küresel ısınmanın sanki sadece gelecek nesilleri etkileyecekmiş gibi bir yanılgıya düşmemize neden olabilir. Oysa ki bugünden itibaren kaybedecek zamanımız yok. Küresel ısınma, yaz aylarında sel felaketi ve kış aylarında susuzluk sinyallerinin ortaya çıkmasına kadar pek çok olumsuz belirtisiyle günlük hayatlarımızı etkilemeye başlıyor. İklim değişikliği, günlük yaşantımızda yiyecek, su, şehir altyapıları, enerji kaynakları, hava durumu gibi alanları etkilemeye başlıyor. 

İklim değişikliğine karşı toplumsal önlemlerin yanı sıra bir yandan da bireysel önlemler almak gerekiyor. Evimizde ya da iş yerimizde dikkat edeceğimiz birkaç nokta ile enerji tasarrufu yapabilir, iklim değişikliği ile mücadele edebiliriz. 

Ülkemizde, küresel iklim krizine karşı savaşta önemli yere sahip enerji tasarrufu konusundaki çalışmalar devam ediyor. Enerji kaybının en çok binalarda olmasından dolayı yürürlüğe giren TS 825 standardı nedir? TS 825 standardına göre binanın ısıtma enerjisi ihtiyacını etkileyen faktörler nelerdir?

Isı yalıtımı ile ilgili enerji tasarrufu sağlanmasını amaçlayan TS 825 Standardı ile uygulama esaslarını açıkça belirlenmiştir. 

 

TS 825’e göre bir binanın ısıtma enerjisini etkileyen faktörler şunlardır:

• Isıtma sisteminin özellikleri

• Binanın yapısı

• İç ve dış iklim şartları

• İç ısı kazanç kaynakları

• Güneş enerjisi

Standardın amacı; ülkemizdeki binaların ısıtılmasında kullanılan enerji miktarlarını sınırlayarak enerji tasarrufu sağlamak, enerji ihtiyacının hesaplanması sırasında kullanılacak standart hesap metodu ile değerini belirlemek ve enerji verimli konfor şartları yüksek binalar üretilmesini sağlamaktır.

Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığının azaltılmasında enerji verimliliği büyük önem taşıyor. Bireysel önlemlerin yanı sıra kamu ve devlet özelinde de alınacak tasarruf önlemlerinin, salgın sonrası ekonomik kalkınmanın sağlanmasında büyük etki göstereceği ifade ediliyor. Bu noktada kamu ve özel sektöre düşen görevler nelerdir?

Avrupa Birliği standartlarında gerçekleştirilecek doğru enerji tasarrufu uygulamaları ile ülkemizde bulunan toplam 25 milyon konutta, ülke olarak yıllık yaklaşık 9 milyar dolar tasarruf elde etme fırsatı bulunuyor. T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın “Tercihini Verimlilikten Yana Kullan Hem Sen Kazan Hem Türkiye Kazansın” kampanyasındaki veriler de doğru uygulamalarla hane halkının yüksek oranlarda tasarruf edebileceğini net olarak ortaya koyuyor.

Isı yalıtım sisteminin performansı, kullanılan malzemenin kalitesi ve bu malzemelerin birbiri ile uyumu çok önemlidir. Bu performansı Avrupa ve Türkiye standartlarında belgeleyen sistemler hem enerji tasarrufunu hem de uzun yıllar dayanıklılığı sağlar. Ülkemizdeki enerji verimliliğinin artması için devletimiz tarafından kolaylaştırıcı ve teşvik edici programların devreye alınması ve ısı yalıtım kalınlıklarının da olması gereken seviyeye yükselmesi ile hem mevcut bina stoklarımızın hızla yalıtılması hem de yeni projelerde dünya standartlarında enerji verimli binaların imalatı mümkün olacaktır.

Isı yalıtımı ve enerji verimliliği noktasında yeterli bilinç oluştu mu? VERİMDER olarak bilincin oluşması için gerçekleştirdiğiniz eğitim, seminer ve benzeri faaliyetleriniz var mı? Üniversite- sanayi iş birliğini geliştirilmesine yönelik gerçekleştirdiğiniz ya da gerçekleştirmeyi hedeflediğiniz projeleriniz nelerdir? Aynı zamanda sektör paydaşlarına düşen görevler nelerdir?

Enerji verimliliği alanında vatandaşları bilgilendirmek ve bu alanda güçlü bir farkındalığı oluşturmak bizleri Yapılarda Enerji Verimliliği Derneği – VERİMDER’i Mayıs 2018’de kurma gayretine teşvik etti. Faaliyete geçtiğimiz günden bu yana ülke çapında enerji verimliliği ve tasarrufu konularında bilinçlendirme çalışmaları kapsamında ilan ettiğimiz seferberlik ile “Anadolu Buluşmaları” başlığı altında 18 ilde gerçekleştirdiğimiz ve 950’yi aşan kanaat önderi, medya mensubu, STK temsilcisi ve akademisyenlerin bir araya geldiği toplantılarda, ısı yalıtımı ve enerji verimliliği konularında bilinçlendirme çalışmaları gerçekleştirdik. Pandemi döneminde ara verdiğimiz toplantılarımıza haziran ayı itibari ile yeniden başlayarak İzmir, Adana, Malatya, Marmaris, Gaziantep ve Balıkesir’de belediye başkanlarımızın da katılımı ile toplantılar gerçekleştirdik. Ocak ayı içinde de İstanbul’da gerçekleştireceğimiz toplantı ile enerji verimliliği ve tasarrufu konusunda bilinçlendirmeye devam edeceğiz. Enerji verimliliği ve tasarrufu ülkemiz için milli bir mesele olduğu için sektördeki tüm paydaşların bu konuda vatandaşları bilinçlendirici projeler ve açıklamalarda bulunmaları ülkemiz adına da bir fırsat sunacaktır. 

“Pasif evler doğa için koruyucu yapılardır”

Küresel iklim kriziyle mücadele ve enerji verimliliği noktasında etkili uygulamalardan biri de Pasif Ev olarak da adlandırılan Sıfır Enerjili Binalar. Sıfır Enerjili Binalar kavramı gün geçtikçe önem kazanıyor. Bu noktada ise bütünleşik bina tasarımı gibi yenilikçi projeler gündeme geliyor. Bütünleşik bina tasarımı hakkında bilgi verebilir misiniz? Sıfır Enerjili Binaların mimari tasarıma etkisi nedir?

Dış yalıtım, yalıtımlı kapı ve pencere sistemleri, bina kabuğu, mimari detay ve geri kazanımlı mekanik havalandırma sistemlerinin bulunduğu “pasif ev” enerji veriminin yanı sıra iklim değişikliğiyle mücadelede sağladığı katkılarla da dikkati çekiyor. Pasif ev modeli için 5 kriter bulunuyor bunlar; yüksek düzeyde yalıtım, yalıtımlı pencere ile kapı sistemleri, hava sızdırmaz bina kabuğu, ısı köprülerinin oluşmasına engel mimari detay çözümleri ve ısı geri kazanımlı mekanik havalandırma sistemleri. Doğanın artık alarm verdiği bu süreçte pasif evler doğa için koruyucu bir önlemdir. Dolayısıyla sıkıntıların bugün baş göstermesinin nedeni aslında iklim değişikliğidir. O yüzden tükettiği enerji bakımından bir pasif ev inşa ettiğiniz zaman aslında iklim değişikliğinin önüne ciddi bir şekilde geçmiş oluyorsunuz.

AB’nin 2019’dan itibaren bütün kamu binalarını ve 2021 yılından itibaren de yeni yapılacak tüm binaları neredeyse sıfır enerji tüketimli yapmak anlamında bir hedefi var ve yapıyor. Pasif ev dediğimiz yapının özünde enerjiyi tasarruflu kullanmak var. Binalardaki enerji tüketimini minimuma indirdiğimiz takdirde ve hatta bunu da yenilenebilir enerjiden sağlarsak eğer, çok daha hızlı bir şekilde sıfır enerjili binalara ulaşabiliriz.

“Düşük enerji derecesine sahip binaların 2033 yılına kadar yenilenmesi gerekiyor”

Son olarak eklemek istedikleriniz var mıdır?

Avrupa Birliği, binalardan kaynaklanan sera gazı emisyonlarını azaltmak için Binalarda Enerji Performansı Direktifi’ni değiştirmeyi teklif etti. Konutlar, okullar, hastaneler ve ofisler Avrupa Birliği karbon emisyonlarının yüzde 36’sından sorumlu ve enerji tüketiminin yüzde 40’ını oluşturuyor. AB ilk kez binalar için minimum enerji standartları getiriyor. Bina stokunun yüzde 30’unu oluşturan enerji verimsiz binaların veya F ve G gibi en düşük enerji derecesine sahip yaklaşık 60 milyon binanın, 2033 yılına kadar yenilenmesi gerekiyor. Yeni kamu binaları ise 2027 yılına kadar sıfır emisyonlu olacak. AB ülkelerinin 2027’den itibaren fosil yakıtlı kazan kurulumları için sübvansiyon sağlamasına artık izin verilmeyecek ve binalarda fosil yakıt kullanımını yasaklanabilecek. Ülkelerin en geç 2040 yılına kadar ısınma ve soğutmada fosil yakıtların kullanımdan kaldırılması için yol haritaları geliştirmeleri gerekiyor. Avrupa’da gaz tüketiminin yüzde 40’ı evleri ısıtmak için kullanıldığından, Avrupa’daki binaların enerji verimliliğinin iyileştirilmesi ve yenilenebilir ısıtmaya geçişin hızlandırılması kilit bir öncelik olarak ortaya çıkıyor. Teklif, yasalaşmadan ve üye ülkeler tarafından uygulanmadan önce gelecek yıl Avrupa Parlamentosu ve AB üye devletleriyle müzakere edilecek.

 




Yükleniyor...
Yükleniyor...