01-01-2021
Yeşil Çatılar, Binalardaki Enerji Kayıplarını Azaltıyor

Yeşil Çatılar, Binalardaki Enerji Kayıplarını Azaltıyor

Binalarımız, ülkemizde üretilen ve ithal edilen toplam enerji miktarının yüzde 40’ını tüketiyor. Bu tüketimin de yüzde 80’i binanın ısıtma ve soğutulması için harcanıyor. Binalarımızın çoğunda çatı, temel, dış cephe ve pencerelerinde yeterli özellikte ısı yalıtımı olmadığı için yüksek miktarlarda enerji tüketiliyor. Binalarda enerji verimliliğine katkı sağlayan en önemli uygulamalar arasında yer alan yeşil çatıları ÇATIDER Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Şenal ile konuştuk.

 

Yapı sektöründe enerji verimliği, önemini her geçen daha da artıran bir konu. Güneş, kar, yağmur, rüzgar gibi çevresel etkileri birebir karşılayan yapı unsuru çatıların, binalarda enerji verimliliğinin sağlanması noktasında önemi nedir?

Çatı insanların kıyafetlerini tamamlayan bir şapka gibidir ve yalıtımda önemli bir fonksiyonu vardır. Yapılan araştırmalara göre bir binanın ortam sıcaklığının enerji kaybının yüzde 40’ı çatı kaynaklıdır. Yani tavan kısmı... Isınan hava yükselir prensibiyle ısının en fazla kaçış noktası yarattığı bölgelerden birisi çatıdır.

Tükettiğimiz enerjinin büyük bölümü, eğer gerekli önlemler alınmadığı takdirde çatılarda kaybediliyor. Enerji kaynakları sınırlı olan bir ülke olarak Türkiye, mevcut enerji tüketiminde de tasarruflu davranmak zorundadır. Tasarruf sağlayan en önemli nokta, ısı yalıtımıdır. Binayı bir bütün olarak ele alırsak, o yapının sadece bir bölümünde uygulanan su veya ısı yalıtımı binanın tamamına fayda sağlayamaz. Dolayısıyla çatı, yalıtımın önemli bir parçasıdır hatta kaybın yaşandığı, tedbirin daha çok alınması gereken bir parçasıdır.

Enerji verimliliğinin sağlanması noktasında çatılarda tasarımda, ürünlerde ve ürünlerin uygulamasında nelere dikkat edilmeli? Çatılarda üretilen enerji, mevcut binalarda duyulan enerji ihtiyacının ne kadarını karşılar? Çatılardaki eğimin enerji üretiminde bir etkisi var mı?

Çatılar, doğru detay ve doğru malzemeyle, sisteme uygun projelendirilmesi konusunda uzman kişiler tarafından yapılmalı. Tüketicinin parasının çöpe gitmemesi ve çatının uzun ömürlü olması için, standartlara uygun çatı ve uygulamalar tercih edilmeli. Konut ve iş yeri çatılarındaki yalıtım eksikliği, mevcut yalıtımların korunamaması, yalıtım konusunda gerekli iyileştirmelerin yapılmamış olması, çatı kaplama sistemlerindeki eksik ve yanlış uygulamalar, ülke ekonomisine de zarar veriyor. Her binanın ayrı ayrı ihtiyacının ne olduğu doğru hesaplanmalıdır. Hedeflenen konforu sağlamanın yolu, bu hesabın ortaya çıkardığı sonuca göre, doğru ürünün, doğru uygulanmasından geçiyor. Çatıya eklenecek ağırlıkların çatıların statik yüklerine uygun olması ve endüstriyel yapılarda özellikle çatılarda rüzgar basınç hesaplarının yapılması gerekmektedir.

Çatılarda üretilen enerji, mevcut binalarda duyulan enerjinin ne kadarını karşılar sorusunun cevabı ise ne kadar enerji tükettiğiniz ve ne kadarlık bir GES kurulumu yaptırdığınız ile alakalıdır. Her evde benzer elektrikli ürünler kullanılmasına rağmen elektrik faturaları farklı tutarlarda gelmektedir. Bunun nedeni, her evde kullanılan elektrikli aletlerin çalıştırılma sıklığının birbirinden farklı olmasıdır. Bu nedenle evinizin enerji tüketimine uygun bir sistem kurmak durumundasınız. İhtiyacınız olan güneş enerjisi sistemleri için elektrik faturasını detaylı olarak incelemelisiniz.

Elektrik faturasında yer alan detaylı bilgi; Günlük ortalama enerji tüketimi, aylık ortalama enerji tüketimi, kullanım saatleriniz (Gündüz kullanım, gece kullanımı gibi), elektrik tüketimi için bir kW başına ödediğiniz fiyat incelenmeli. Böylece toplam enerji ihtiyacınız belirlenir. Ev için solar sistemlere yapılan yatırımın kendi maliyetini karşılaması, yani yatırım amortisman süresi 7,5 yıldır. Güneş paneli yatırımlarında ekonomik ömür ise 25 yıldır. Özetle 25 yıllık bir yatırım kendi maliyetini 7,5 yılda çıkarmaktadır.

Dolayısıyla çatınıza yaptırdığınız çatı üzeri güneş enerji sisteminin kurulması için coğrafi konum ile harcanan elektrik orantısı önemlidir. Eğer çatıya yaptırılan güneş enerji sistemi harcamalarınızdan büyükse üretim fazlası elektrik, elektrik kurumlarına satılabilir.

Çatının güneye doğru, yaklaşık 30 derece eğimli olması, en ideal durum olarak kabul edilir. Mevcut çatıların tamamını güneş enerjisi ile kaplamak mümkün değildir. Çatı alanlarındaki fiziksel sınırlamalar buralara yerleştirilebilecek panel adedini, dolayısıyla kurulacak tesisin elektrik gücünü sınırlamaktadır. Çatının diğer bölümleri, komşu bina veya ağaçların gölgelemesi en büyük kısıtlamalardan bazılarıdır. Çatıda hâlihazırda kurulu havalandırma/ısıtma/soğutma üniteleri ile mevcut bacalar da hem alan kaplamaları hem de gölgeye neden olmaları sebebiyle önemli engellerden biridir. Bütün bunlar, dikkate alınması gereken hususlar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik açısından önem taşıyan yeşil çatılarla ilgili de konuşmak isteriz. Yeşil çatıların enerji verimliliğine etkisi ile ilgili de bir değerlendirme yapar mısınız? Bununla birlikte, Türkiye’de yeşil çatı uygulamalarının bilinirliği, yaygınlığı ile ilgili de bir değerlendirme yapmanızı istesek neler söylersiniz?

İlerleyen yıllarda dünyada yaz mevsiminde soğutma enerjisi, kış mevsiminde ise ısıtma enerjisi ihtiyacının artacağı belirtilmektedir. Bir yapıda herhangi bir yeşil çatı sistemi uygulandığı takdirde kışın ısınmaya, yazın da serinlemeye harcanan enerjiyi ve dolayısıyla maliyeti düşürmek mümkündür. Çünkü uygulanan bir yeşil çatı içerisinde barındırdığı bitki ve bitkilerin yaprak yüzey alanları, toprak vb. elemanlar sayesinde yalıtım ve izolasyon görevi de yapmaktadır.

Bitki taşıyıcı katmanlar ve toprak tabakası, kış mevsiminde çatı alanlarında ekstra yalıtım sağlamaktadır. Toprak katmanının derin olduğu çatı tipleri, yapının ısınma için ihtiyaç duyduğu enerji miktarlarını düşürebilmekte olup, aynı şekilde esintilerden kaynaklı ısı ve enerji kayıplarını da belli bir oranda azaltabilmektedir.

Türkiye’de yaygın olmamakla birlikte yeşil çatı uygulamaları artmaya başlamıştır. 2003 yılında Türkiye’de uygulanmaya başlanmasının ardından yavaş da olsa yeşil çatı uygulamaları firmaları çoğalmıştır. Üstelik, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın hazırladığı Planlı Alanlar Yönetmeliği doğrultusunda, düzenlenen yeni İstanbul İmar Yönetmeliği ile Ocak 2018’de kamu binaları dahil toplam inşaat alanı 60 bin metrekareyi aşan yapılarda yeşil çatı zorunluluğu getirildi. Ayrıca toplam inşaat alanı 30 bin metrekareden fazla olan binalarda teras çatı yapılmak istenmesi durumunda yeşil çatı sistemleri uygulaması şart.

Türkiye’de yeşil çatı sistemlerine dair bir ilgi olmakla birlikte çevre sorunlarına ayrılan bütçenin de henüz yetersiz olması sonucunda konu ile ilgili yeterli çalışma yapılamamaktadır. Ancak sivil toplum kuruluşları son dönemde konuyu desteklemekte ve farkındalığı artırmaya çalışmaktadır. Çevre duyarlılığı kapsamında gerçekleştirilecek olan politikaları oluşturmak, yeşil bina sertifikasına sahip binaların artmasını yönelik teşvik, hibe, sübvansiyon ve avantajlar sağlamak, yeşil çatı ile ilgili toplumsal bilinci ve bilgi düzeyini ilgili sektörün yanı sıra halk düzeyinde de arttırmak, KDV indirimleri sağlamak gibi uygulamaların sürdürülebilirlik açısından faydalı olacaktır.

ÇATIDER olarak, çatılarda enerji üreten veya enerji verimliliği sağlayan sistemlerin yaygınlığını artırmak için gerçekleştirmiş olduğunuz güncel çalışmalar var mı? Bu çalışmalardan bahseder misiniz?

2018 yılında düzenledğimiz 9. Ulusal Çatı ve Cephe Konferansı’nın ana teması; çevreci, verimli ve sürdürülebilir yapısı nedeniyle dünya gündeminde giderek önem kazanan ‘Enerji Etkin, Ekolojik Çatı ve Cephe Sistemleri’ oldu. ÇATIDER olarak diğer önemli yol arkadaşları olarak gördüğümüz paydaş sektörleri temsil eden meslek birlikleri ve STK’ lar ile birlikte uygulamaların Türkiye’de geliştirilebilmesi için sektördeki aktörlerin yanı sıra akademisyenleri kapsayan çok yönlü, çok aktörlü ve disiplinler arası çalışmalar, araştırma ve geliştirme projeleri, akademik makaleler, bildiriler ve raporlar ile Türkiye’de tanınması için ilgili organizasyonlara destek vermekte konuyla ilgili bilgilendirici basın bildirileri oluşturmaktayız.

Yapılarda enerji verimliliği ile çatılardaki ısı yalıtım olgusu arasında nasıl bir bağlantı var. Enerji verimliliğinin sağlanması için çatıdaki ideal yalıtım uygulaması nasıl olmalı?

Binalarımız, ülkemizde üretilen ve ithal edilen toplam enerji miktarının yüzde 40’ını tüketiyor. Bu tüketimin de yüzde 80’i binanın ısıtma ve soğutulması için harcanıyor. Binalarımızın çoğunda çatı, temel, dış cephe ve pencerelerinde yeterli özellikte ısı yalıtımı olmadığı için yüksek miktarlarda enerji kaynağı (petrol, doğal gaz, kömür) tüketmekteyiz. Tükettiğimiz enerjinin büyük bölümünü eğer gerekli önlemleri almazsak çatılarda kaybediyoruz. Daha önceden de değindiğim gibi çatıların doğru detay ve doğru malzemeyle sistemine uygun projelendirilmesi, konusunda uzman kişiler tarafından yaptırılması gerekir. Enerji kaynakları sınırlı  hatta olmayan bir ülke olarak Türkiye mevcut enerji tüketiminde de tasarruflu davranmak zorundadır. Dolayısıyla ısı yalıtımının doğru noktalarda ve bölgesine bağlı olarak ülkemiz açısından düşünürsek doğu bölgelerinde ısı yalıtımının kalınlık olarak yeterli miktarda ve doğru bir şekilde uygulanması lazım. Ancak bu yolla tasarrufu sağlayabiliriz. Isı yalıtımı yapılmaz ise bahsettiğimiz enerji sarfiyatları ve bununla ilgili tüm masraflar bize geri dönecektir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı koordinasyonluğunda TSE825 “Binalarda Isı Yalıtım Standartı” bölgesel farklılıkları ve soğutma ihtiyacını da karşılayacak şekilde güncelleniyor. Yaklaşık sıfır enerjili binalar (NZEB-Near Zero Energy Buildings) kavramı gün geçtikçe önem kazanıyor. Bu noktada sadece kamu binaları değil yeni yapılacak binalarda da yalıtım sınıfının yüksek olduğu çatı ve cephe güneş enerjisi, ısı pompaları, verimli aydınlatma uygulamalarının olduğu bütünleşik bina tasarımı gibi yenilikçi projelere öncelik verilmesini bekliyoruz.

 



Yükleniyor...
Yükleniyor...