01-01-2021
Bina Stokumuzun %80’inde Enerji Verimliliği Hedeflerine Yönelik Tedbir Alınmalı

Bina Stokumuzun %80’inde Enerji Verimliliği Hedeflerine Yönelik Tedbir Alınmalı

Artan küresel ısınma tehdidi, fosil yakıt tüketimine bağlı olarak meydana gelen çevre kirliliği ve enerji kaynaklarının tükenmesi gibi sorunlara karşılık günümüz gelişmiş dünya yapı sektörü sıfır enerjili konutlar, pasif evler gibi konseptlere yönelmiş durumda. Bu yönelim, ısı yalıtım uygulamaların çevre ve ekonomideki önemini yeniden gündeme getiriyor. Türkiye ve dünya yapı sektöründeki enerji verimliliği uygulamalarını değerlendiren İZODER Yönetim Kurulu Başkanı Levent Gökçe, "Ülkemizde mevcut bina stokumuzun sadece %20,07’si ısı yalıtımı ile ilgili mevzuatların kapsamında. Enerji Verimliliği Stratejik Eylem Planı çerçevesinde mevzuatların iyileştirilmesi, ısı yalıtım kalınlıklarının artırılarak AB seviyesine yükseltilmesi enerji verimliliği için çok önemli bir adım olacaktır" diyor.

 

Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği gereğince 1 Ocak 2020 itibariyle binalara enerji kimlik belgesi alınması zorunluluğu getirildi. Enerji Kimlik Belgesi sınıfının yüksek olması için yalıtım uygulamaları neden önemli?

Enerji Kimlik Belgesi; binaların enerji ihtiyacı, enerji tüketim sınıflandırması, yalıtım özellikleri, ısıtma ve soğutma sistemlerinin verimi ile ilgili bilgileri içeriyor. Artık ev alırken, satarken ya da kiralarken sadece konumuna, manzarasına, oda sayısına değil kimlik belgesine de bakılıyor. Binaların ne kadar enerji harcadığını gösteren Enerji Kimlik Belgesi aynı zamanda sınıfını da belirliyor.

Enerji Kimlik Belgesi'nde binanın enerji tüketimi ve sera gazı salımı A ila G arasında sınıflandırılıyor. Bu sınıflandırma binanın inşa edildiği yıldaki mevzuatlarca tanımlanmış asgari şartlar göz önüne alınarak yapılıyor.

Belge ile tescillenen enerji sınıfı yüksek binalarda; ısı yalıtımı, cam-pencere ve ısıtma-soğutma-havalandırma sistemlerinin diğer yapılara göre daha verimli olduğu anlaşılıyor. Bu nedenle binanın değerini artıran ‘Enerji Kimlik Belgesi’ne yönelik talep gün geçtikçe artıyor. Isı yalıtımıyla, ülke ekonomisi ve çevre kirliliğini önlemeye sağlanan katkının yanında, binanın değeri de yükselmiş oluyor. Çünkü binanın harcadığı enerji miktarı, evlerin satılmasında veya kiralanmasında artık belirleyici etken oldu.

Yalıtım Uygulamalarında CE belgesi ve İKOS’a sahip ürünler talep edilmeli

Mevcut bina stokumuzda EKB sınıfının artırılması adına gerçekleştirilecek / gerçekleştirilen yenileme çalışmalarındaki yalıtım uygulamalarının etkili olması için nelere dikkat edilmeli?

Binalarda ısı yalıtımı konusunda dikkat edilmesi gereken önemli bir husus var. Doğru yalıtım malzemeleriyle yapılan uygulamalarda yanlış malzeme kullanmak suretiyle, yüksek oranda tasarruf elde edilemiyor. Bunun için vatandaşlarımız, yaptıracakları uygulamalarda CE belgesi ve İZODER’e üye kuruluşların denetime tabi tutularak alabildikleri İZODER Kalite Onay Sertifikası’na (İKOS) sahip ürünler kullanılmasını talep etmeli.

 

Yalıtım uygulaması yaptıracak firmalar da, ustalara, Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) Mesleki Yeterlilik Belgesi sahibi olup olmadıklarını sormalıdır. Bu iki önemli hususa dikkat edildiğinde uygulama sorunu yaşama olasılığı en aza inecektir. Yönetmelik ve standartlara uygun doğru kalınlıkta malzemelerle yalıtım yapılması gerekmektedir.


Enerji kimlik belgesi (EKB) düzenlenmesi, bina kontrolleri ve denetim faaliyetleri için yetkilendirilmiş şirketlerle ve bu konuda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile gerçekleştirdiğiniz ortak çalışmalar var mı? Varsa bu çalışmalardan bahseder misiniz?

Binalarda Isı Yalıtımı Yönetmeliği ile ülkemizde 14 Haziran 2000 tarihinden itibaren yeni binalarda ısı yalıtımı yapılması zorunlu oldu. Bu Yönetmelik yerini 2008 yılında yayımlanan Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’ne bıraktı. Şu an ülkemizde sadece net ısıtma enerjisi ihtiyacına yönelik sınırlamalar var ve bu enerji limitleri esasen 2008 yılında yayımlanmış olan TS 825 standardında tanımlanıyor.

TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları Standardının 2019 yılı içerisinde başlayan revizyon çalışmaları Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın başkanlığında TSE tarafından kurulan ve ilgili STK’lardan oluşan revizyon komitesi tarafından yürütülüyor. TS 825 Binalarda Isı Yalıtımı Kuralları standardı sadece net ısıtma enerjisi ihtiyacına sınır getiriyordu. Örneğin Antalya’daki bir konut ısıtma ihtiyacı dikkate alınarak ısı yalıtım projesi hazırlanıyordu. Bu revizyon çalışmasında standarda soğutma ihtiyacı da ilave ediliyor. Çalışmalar tamamlandığında dört mevsimi yaşayan ülkemizin soğuk bölgelerimizde ısıtma ihtiyacına, sıcak bölgelerinde ise soğutma ihtiyacına göre tasarım yapılmasına imkan sağlanacak. Bu konuda yoğun çalışmalar devam ediyor.

Standardın değişmesinin ardından Binaların Enerji Performansı Yönetmeliğinde bazı değişikliklerin de yapılması gerekli olabilir. Neticede TS 825 standardının 2008 yılında yayımlanan versiyonu yürürlükte. 12 yıllık bir sürecin sonunda daha kapsamlı bir standart olarak sektördeki yerini alacak.

 

“AB’de kamu binalarının tümü, ‘neredeyse sıfır enerjili’ olarak inşa ediliyor”

 

Biz 12 yıldır enerji verimliliği alanında hedefler belirlerken, AB birçok adım attı. Önce 20/20/20 hedefleri çerçevesinde enerji verimliliğinde en az %20 iyileşme hedefini yerine getirdiler. 2030 yılı için %32,5’luk yeni hedef belirlediler. AB’de 2019 yılından bu yana yeni kamu binalarının tümü neredeyse sıfır enerjili olarak inşa ediliyor. 2020 yılının başından itibaren tüm yeni binalar neredeyse sıfır enerjili olarak yapılıyor. TS 825 standardının tamamlanması ile enerji verimliliği anlamında AB ile aramızdaki mesafeyi kapatmak için esaslı adımlar atarak cesur bir şekilde enerji limitlerimizi belirlememiz gerekiyor. Ayrıca bu çalışmalar kapsamında ülkemiz için neredeyse sıfır enerji verimli bina tanımı yapılmalı ve hedef olarak ortaya konulmalıdır. 

AB komisyonu tarafından üye ülkelere danışmanlık yapmak üzere görevlendirilen ECOFYS şirketi tarafından İZODER adına hazırlanan Türkiye için ‘U Değerleri Haritaları’ raporuna göre ülkemizde, U değerinin maliyet etkin bir şekilde yaklaşık 2-2,5 kat iyileştirilmesi ile nihai enerjiden 2023'e kadar yaklaşık %7, 2030'a kadar yaklaşık %14 ve 2050'ye kadar yaklaşık %28 oranında tasarruf edilebileceği ortaya konuluyor.

Raporda sadece yeni binalarda alınacak tedbirler ile hedeflere ulaşılamayacağı aynı zamanda bina yenileme hızımızın da artması gerektiği ortaya konuluyor. Ülkemizde mevcut bina stokumuzun sadece %20,07’si ısı yalıtımı ile ilgili mevzuatların kapsamında. %80’lik mevcut bina stokumuza yönelik tedbirler almadan arzulanan enerji verimliliği hedeflerine ulaşılması mümkün değil. 

Enerji verimliliği ve yalıtım uygulamaları arasındaki ilişkiyi ekonomik olarak değerlendirdiğimizde bu konunun hem milli ekonomimiz hem de evimizdeki ekonomi açısından çok büyük bir önem arz ettiği ortaya koyuldu.  Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya miras bırakmak için de önemli sorumluluğumuz var. Peki yalıtım olgusunu sürdürülebilir çevre açısından siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bugün ülke olarak yüzde 69’unu ithal ettiğimiz enerjinin yaklaşık yüzde 32’sini binalarda kullanıyoruz. Binalarda kullanılan enerjinin de çok büyük bir bölümü ısıtma ve soğutma amaçlı tüketiliyor. Isı yalıtımı uygulamaları binalarda sağladığı ortalama yüzde 50’lik enerji verimliliği ile öne çıkıyor. Yılda yaklaşık 150 bin mevcut konutta ısı yalıtımı uygulaması gerçekleştiriliyor. Isı yalıtımı yönetmeliğinin devreye girmesiyle ve 2009 yılı sonrası inşaatların asgari C sınıfı ve üzeri yalıtıma sahip olmasıyla konutlarda tüketilen enerji yüzde 68.7’den yüzde 59.9’a düştü.

 

G sınıfı binalar; yasalarca öngörülen asgari şartlardan en az %75 daha fazla enerji tüketmektedir. D sınıfı binalar ise yasalarca öngörülen asgari şartlarda veya bu şartlardan %19 daha fazla enerji tüketmektedir. Enerji kimlik belgesinde C sınıfı olarak atanmış olan binalar yasalarca öngörülen asgari şartlardan %1 ila %20 arasında, B sınıfı olarak atanmış binalar ise %21 ila %60 arasında daha az enerji tüketmektedir. Enerji performansı en üst seviyede olan A sınıfı binalar ise yasalarca öngörülen asgari şartlardan en az %61 daha az enerji tüketimine sahiptir.

 

Kendi kaynaklarımızla ürettiğimiz enerjiyi de dahil ettiğimizde Türkiye’nin bugün toplam enerji maliyeti 60 milyar dolar civarındadır. Sadece binaların enerji verimli hale getirilmesiyle (En az C sınıfı binalar) her yıl 9 milyar dolar tasarruf elde etme potansiyelimiz var. Ayrıca Türkiye’nin gerçekleştirdiği toplam ithalatın içerisinde en büyük pay enerjiye ait. Enerji ithalatının dış ticarette yarattığı bir açık var. Dolayısıyla binalarda her yıl sağlanan 9 milyar dolar tasarrufun, ülke ekonomisine ciddi bir katkısı olacaktır.

Ülke olarak enerji verimliliği hedeflerine ulaşmak için tüm olanaklara sahibiz. Özellikle ekonomik, sosyal ve hedeflerimiz ve çevre kirliliğinini önlemek için enerji verimliliği konusunda gerekli adımları atmak, öncelikli sorumluluğumuz olmalı.



 

 

Isı yalıtımında mevzuatlar iyileştirilmeli, kalınlıklar artmalı

Ülkemizde şu an geçerli olan mevzuatlar ve enerji limitleri, Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında sizce yeterli mi? Bu konuda atılması gereken adımlar var mı? Bu konuda dernek olarak hayata geçirmeyi hedeflediğiniz projeler var mı?

Bugün gelişmiş ülkeler sıfır enerjili konutlar, pasif evler gibi konseptlere yönelmiş durumda. AB’de 2020 yılının sonundan itibaren yeni yapılacak binaların neredeyse sıfır enerjili bina olması şart koşuluyor. Bazı ülkeler bu uygulamayı başlattılar bile. Neredeyse sıfır enerjili bina konseptinde yalıtımın önemi çok büyük. Ülkemizde enerji verimliliği alanında maalesef bu noktadan çok uzaktayız. Ülkemizde yalıtım ile ilgili yasal düzenlemeler henüz AB ülkeleri seviyesinde değil. Enerji Verimliliği Stratejik Eylem Planı çerçevesinde mevzuatların da iyileştirilmesi, ısı yalıtım kalınlıklarının artırılarak AB seviyesine yükseltilmesi de enerji verimliliği için çok önemli bir adım olacaktır. Yürürlükteki mevzuatlarımızla 2008 yılındaki konumumuzda durmaktayız. Şimdi AB ile aradaki farkı kapatacak şekilde büyük ve kararlı adımlar atarak enerji verimliliği hedeflerimize ulaşmanın zamanı. 

İZODER olarak, tüketicinin alım gücünü desteklemek amacıyla uzun süredir üzerinde çalıştığımız yalıtım kredisi kampanyasının hayata geçmesini bekliyoruz. Bu çerçevede bir an önce KDV iadesi içeren kampanyanın hayata geçirilerek ülkemizde ısı yalıtımı seferberliği başlatılması gerektiğine inanıyoruz. Kentsel Dönüşüm Eylem Planı’nda, binalarda enerji verimliliğini sağlayan en önemli unsurlardan biri olan ısı yalıtımının teşvik edilmesi hem toplumumuz hem yalıtım sektörümüz adına çok önemli bir gelişme olacaktır.  

Cephe uygulamalarında ve mekanik tesisatta farklılaşan ısı yalıtımı olgusunu nasıl değerlendirirsiniz? Binalardaki ısıtma ve soğutma tesisatlarının yalıtımı, hedeflenen enerji verimliliğinin sağlanmasında ne kadar etkili?

Son yılarda yaşanan süreçler bize ısı yalıtımının her aşamada önemini göstermiştir. Ülkemizde tüketilen enerjinin büyük bir bölümünün binalarda ısıtma ve soğutma amaçlı tüketimine bağlı olarak verimlilik üzerinde etkin çalışmaların yapılması çok büyük bir önem arz etmektedir. Bu noktada sadece cephelerde değil düşük sıcaklıkla temas halindeki tüm yüzeylerden ve tesisatlardan gerçekleşen ısı transferi önlenmelidir. Binanın tüm elemanlarında alınan tedbirler ile %50 enerji verimliliği tasarrufu yapmak ve bunu maksimum 4-5 sene içerisinde geri ödemek mümkün olmaktadır. Tesisatlarda ise verimlilik %80-85’lere çıkmakta ve geri ödeme süreleri 6 aydan başlamaktadır. Etkin ve verimli sonuçlara ulaşmanın yolu, tasarımı doğru yapılan ısı yalıtımının, tüm bina yüzeylerinde ve tesisatlarında uygulanması ile gerçekleşecektir.

 

 



Yükleniyor...
Yükleniyor...