07-04-2021
“PC Esaslı Katkılarımızla Yapıları Daha Dayanıklı Hale Getiriyoruz”

“PC Esaslı Katkılarımızla Yapıları Daha Dayanıklı Hale Getiriyoruz”

Polisan Kimya, yeni reçine tesisi yatırımıyla yapı kimyasalları ham maddelerinin üretimini Endüstri 4.0 altyapısında gerçekleştirmeyi de hedefliyor.

 

Dünyamızı tehdit eden çevresel ve sosyal sorunlarla mücadeleyi bir yönetim stratejisi olarak belirleyen Polisan Kimya, Tübitak onaylı Ar- Ge Merkezi'nden aldığı güçle bir deprem ülkesi olan Türkiye'de güvenli yapıların oluşmasına katkı sağlıyor. Betonun düşük su içeriğine rağmen yüksek akışkanlık ve işlenebilirliğe sahip olmasını sağlayan polikarboksilat (PC) esaslı yeni nesil süper akışkanlaştırıcı katkılarıyla sektörde fark yaratan Polisan Kimya, yeni reçine tesisi yatırımıyla yapı kimyasalları ham maddelerinin üretimini Endüstri 4.0 altyapısında gerçekleştirmeyi de hedefliyor. Detayları Polisan Kimya Beton Katkıları Satış Müdürü Gökhan Yılmaz ile konuştuk. 

Polisan Kimya olarak, reçine ve formaldehit dendiğinde akla gelen ilk markalardan birisiniz. Reçine ve formaldehitlerin yapı sektöründeki önemi nedir?

Formaldehit reçineleri ve su bazlı tutkal üretimi yapmak üzere Türkiye’de kurulan ilk firma olan Polisan Kimya, ahşap esaslı panel üretimi sektöründe önemli stratejik tedarikçi konumundadır. Uzun yıllardır sektöre sağlamış olduğumuz hizmetler, akla gelen ilk firma olmamızı, sürekliliğin ve güven ortamının oluşmasını sağlamıştır. Bu iş kolumuz sayesinde yapı sektöründe Plywood-OSB gibi ahşap panel ve taşyünü ürünlerine ana girdi olan reçine ham maddesini sağlamaktayız. Ayrıca birçok yapı kimyasalında kullanılan önemli bir ham madde olan formaldehitin ülkemizdeki ilk ve hali hazırda en büyük üreticisi konumundayız.

Avrupa Kimya Endüstrisi Konseyi’nin çalışma ortamındaki formaldehit maruziyetini sınırlamayı amaçlayan Gönüllü Anlaşması’na imzacılığınız doğrultusunda E0 standardında reçine üretimi çalışmalarına başladınız. E0 Standardı ürüne ve üreticiye hangi koşulları getiriyor? Bu standart yapı sektöründe neleri değiştirir?

Avrupa’da 2020 yılından itibaren yürürlüğe giren E 0,5 Emisyon Standardı, Amerika’da uygulanan CARB, CARB2 standardı, formaldehit salımlarına ciddi kısıtlamalar getirmiştir ve alınan kararlar ile daha çevreci üretimlerin gerçekleştirilmesini hedeflemektedir. Günlük insan yaşantısında formaldehit salımını minimuma indirmek hedeflenmektedir. İhracatımızda önemli bir yer tutan Avrupalı panel üreticileri ile geliştirdiğimiz düşük emisyonlu reçinelerimizin denemeleri müşterilerimiz ile başarılı bir şekilde gerçekleştirdik. İlgili standartlar, direkt olarak yapı sektörünü ilgilendirmese de, hayatımızda yer alan tüm ahşap bazlı ürünleri ilgilendirmektedir

“Üretim ve tedarik zincirlerindeki sürdürülebilirliğin ne kadar önemli olduğunu biliyor ve bu farkındalıkla hareket ediyoruz”

İş süreçlerinizin tümünde sürdürülebilirlik performansı ile hareket ettiğinizi takip ediyoruz. Bu projelerinizden bahseder misiniz?

Polisan Holding ve Grup Şirketleri olarak, verimliliğin artması ve risklerin azalması için üretim ve tedarik zincirlerindeki sürdürülebilirlik performansını iyileştirmenin ne kadar önemli olduğunu biliyor ve bunun farkındalığıyla hareket ediyoruz. 2015 yılından bu yana yayınladığımız Küresel Raporlama Girişimi’nin (GRI) standartlarıyla uyumlu sürdürülebilirlik raporlarımızı kamuoyu ile paylaşıyoruz. Dünyamızı tehdit eden çevresel ve sosyal sorunlarla mücadeleyi bir yönetim stratejisi olarak konumlandırdık. Bu noktada, kimya iş alanımızda Dow Chemicals ile olan ortaklığımızın da büyük katkıları oldu. Malzeme temininden başlayarak müşterimize ulaşıncaya kadar geçen tüm iş süreçlerimizde 6 uluslararası yönetim sistemi standardı uyguluyor, ürünlerimizin yaşam döngüsündeki çevresel etkilerini kapsamlı ve bütünsel bir şekilde ele almaya çalışıyoruz.

Polisan Kimya olarak; sağlık, güvenlik, çevre faaliyetleri için Avrupa Kimya Sanayicileri (CEFIC) tarafından geliştirilmiş Üçlü Sorumluluk (Responsible Care®) Taahhüdü veren Türkiye’deki ilk şirketlerdeniz. Kimya sektöründe karbon ayak izi raporlaması yapan ilk şirketlerdeniz.

İklim değişikliği ile mücadeledeki önemli rolümüzün bilinciyle de uluslararası ölçekte gerçekleştirilen girişimlerin en prestijlilerinden biri olan Karbon Saydamlık Projesi (CDP) Türkiye uygulamasına 2017 yılında dahil olan 58 şirketten biriyiz. 2019 yılında ise platformun Su Güvenliği programına dahil olan 32 şirketten biri olduk. Karbon ayak izinin ardından gelen su ayak izinin önemini bugünden gören sektörde örnek, geleceği koruyan, geleceğe hazırlıklı proaktif bir şirket olmaya çalışıyoruz. “Sıfır Atık Yönetim Sistemi” ile ilgili başarılı çalışmalarımızla bu yıl Sıfır Atık Belgesi sahibi olduk.  Polisan Kimya’nın ürettiği AdBlue© ürünümüz, NOx egzoz gazı emisyonlarını %80 azaltarak hava kirliliğini, kaynak kullanımını ve dolayısıyla iklim değişikliğinin etkisini azaltmaktadır.

Geçtiğimiz günlerde, Polisan Holding Sürdürülebilirlik Raporumuz ile Amerikan İletişim Profesyonelleri Ligi (LACP) tarafından düzenlenen, 24’ten fazla ülkeden şirketlerin katıldığı “2019/2020 Vision Awards” yarışmasından “Gümüş Ödül” ve “Teknik Başarı” Onur Ödülü aldık. Sürdürülebilirliği geniş bir yelpazede ele alarak, kapsadığı başlıkların her birinin fazlasıyla önemli olduğu bilinciyle hareket ediyoruz.

“Polikarboksilat esaslı katkılar, betonun düşük su içeriğine rağmen yüksek akışkanlık ve işlenebilirliğe sahip olmasını sağlıyor”

Birinci derece deprem kuşağında yer alan ülkemizde, beton katkılarında polikarboksilat esaslı ürünlere olan talebin arttığını önceki röportajımızda ifade etmiştiniz. Polikarboksilat esaslı ürünlerin yapı ömrüne etkisi nedir? Bu ürünlerin üretimi noktasında nasıl aktivasyonlar alıyorsunuz?

Depreme dayanıklı yapıların üretimi için öncelikle projede istenen dayanım ve durabilite şartlarını sağlayan betonların üretimine ihtiyaç duyulmaktadır. Proje aşamasında yapıda ihtiyaç duyulan beton dayanımı ile birlikte yapının uzun yıllar boyunca maruz kalacağı çevresel etki şartları da belirlenmektedir. Yapıda kullanılacak hazır beton için tasarım şartları bu kriterlere göre belirlenmekte ve yüksek standartlarda denetlenmektedir. İstenen bu kriterlerin sağlanması, beton içerisinde üretim aşamasında ve döküm sonrası korunmasında beton kimyasallarının kullanımını gerektirmektedir.

Beton dizaynında dayanım ve durabiliteye etki eden ana faktör betonun su/çimento oranıdır. Bu oranlar beton çeşidine göre hem dayanım hem de durabilite koşullarının sağlanması bakımından standartlar tarafından belirlenir. Su/çimento oranı azaldıkça betonun dayanım ve durabilitesi (servis ömrü) artar. Bu sebeple betonun tasarım ve üretim aşamasında düşük su-yüksek çimento kullanımına ihtiyaç duyulmaktadır. Üretimlerini gerçekleştirdiğimiz polikarboksilat (PC) esaslı yeni nesil süper akışkanlaştırıcı katkılar, betonun düşük su içeriğine rağmen yüksek akışkanlık ve işlenebilirliğe sahip olmasını sağlamaktadır.

Düşük su içeriğine sahip beton, görece daha az boşluk yapısına sahip olmakta ve geçirimsizliği artmaktadır. Hem su hem de hava geçirimliliği azalan beton, içerisindeki demirin korozyona uğramasını ve paslanmasını engelleyerek betonarme yapının deprem ve çevresel etkilere karşı dayanımını yükseltir ve uzun ömürlü olmasını sağlar. 

Sahip olduğumuz 4 yapı kimyasalları fabrikamızda da polikarboksilat içeren yeni nesil süper akışkanlaştırıcı beton katkıları üretmekteyiz. Ayrıca Dilovası fabrikamızda bu beton katkılarının ana ham maddesi olan Polikarboksilat reaksiyonunu gerçekleştirip, ürünlerin ana ham maddesini de üretmekteyiz. 

“Endüstri 4.0 altyapısında ve tüm proses güvenliği önlemlerini karşılayan yeni yatırımımızla sektörümüze son teknoloji üretim ile sektörümüze hizmet etmeyi sürdüreceğiz”

Faaliyet gösterdiğiniz tüm sektörlerde “Yarınlara Değer” vizyonuyla hareket ediyorsunuz. Yapı sektörü ciddi teknoloji altyapılarıyla geleceğe ilerleyen bir sektör. Bu doğrultuda üretim ve Ar-Ge süreçlerinizde kullandığınız teknolojilerden, dijitalleşme ve üretim teknolojileri noktasında gerçekleştirdiğiniz ve/veya hayata geçirmeyi hedeflediğiniz yatırımlardan bahseder misiniz?

Polisan Kimya Üretim Birimi olarak Dilovası’ndaki merkez tesislerimizde yaptığımız yenileme ve inovasyon çalışmaları ile kapasite utilizasyonu sağladık. Polisaha programını üretim biriminde kullanarak süreçlerimizi ölçüp iyileştirme projelerine imza attık. Yeni yapılacak olan reçine tesisi ile yapı kimyasalları ham maddelerini üretebileceğimiz Endüstri 4.0 altyapısında ve tüm proses güvenliği önlemlerini karşılayan 6 M USD’lik yeni yatırımla sektörümüze son teknoloji üretim ile sektörümüze hizmet ediyor olacağız.

THBB Beton Araştırma Geliştirme ve Teknoloji Danışma Merkezi'nde geçtiğimiz aylarda inşaat projelerindeki yapıların ihtiyaç duyduğu, yük taşıma kapasitesine ve maruz kalacağı dış etkenlere (deniz suyu, karbondioksit, rüzgâr, nem, sıcaklık vb.) göre belirlenen testler yapılarak yapıya özel beton karışım tasarımlarının oluşturulması gündeme gelmişti. Bu beton karışım tasarımlarında katkı maddelerinin önemi ile ilgili bir değerlendirme yapar mısınız? Yapıya özel karışımların oluşturulması noktasında vermiş olduğunuz hizmetler var mı?

Yapıların taşıma kapasitesi ve maruz kalabileceği dış etkenlere göre tasarlanmasında beton katkı maddelerinin payı en ön sıradadır ve vazgeçilmezdir. Polisan Kimya olarak geliştirdiğimiz katkılar çok düşük su/çimento oranlarında beton dökümüne imkan sağlamaktadır. Böylece hem yüksek mukavemetler elde edilerek yüksek taşıma kapasitesi sağlanmış olur, hem de betonun dürabilitesi artırılarak betonun kendisi ve içindeki donatılar dış etkenlere karşı korunmuş olur.

Buna paralel olarak, konularında son derece yetkin mühendisleri barındıran Polisan Kimya Ar-Ge birimi olarak da müşterilerimize ihtiyaçları doğrultularında özel karışım tasarımı ve beton deneylerinin gerçekleştirilmesinde hizmet sunuyor, projelerine katma değer sağlıyoruz.

2021 yılında ise pandemi nedeniyle aktif olamadığımız yeni ülkelere ihracat yapabilmek ilk hedefimiz…

Reçine, AdBlue ve Yapı Kimyasalları ürün gruplarınızdaki güncel ihracatı değerlendirir misiniz? Bundan sonraki süreçte belirlediğiniz hedef ve stratejiler nelerdir?

Reçine ürün grubumuzun ihracat payı 2020 yılı itibari ile %20 seviyesindedir. Reçine hedef ve stratejileri doğrultusunda 2025 yılı itibari ile ihracat satışlarının yurt içi satışlarına oranını %25 seviyelerine çıkartmak hedeflenmektedir.

AdBlue için 2020 yılında 5 farklı ülkeye ihracat yapılmış olup bu durum AdBlue ciromuzun yaklaşık %15’ine takabül etmektedir. 2021 yılında görüşmeleri devam eden çalışmalarımız ile hem ciro hem de ülke sayısının artması planlanmaktadır.

Yapı Kimyasalları iş kolumuzda ise 2020 yılında 15 farklı ülkeye ihracat yapılmıştır. Burada da hem ciro hem de ülke sayısının artması için pandemi sonrasında ziyaretler planlanmaktadır. Çeşitli ülkeler için distribütörlük görüşmelerimiz devam etmektedir.  

Son olarak eklemek istedikleriniz var mıdır?

Polisan Kimya olarak 2020 yılında 20’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirdik. 2021 yılında ise pandemi nedeniyle aktif olamadığımız yeni ülkelere ihracat yapabilmek ilk hedefimiz olacaktır. Ayrıca yeni ürün gruplarını portföyümüze dahil etmek üzere Ar-Ge yatırımları yapılmakta olup bu hedefin gerçekleşmesinin ardından ürün ve ürün segmentleri lansmanları yapılacaktır.

Yapı Kimyasalları pazarında global bir oyuncu olma vizyonu doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz Polisan Maroc-Fas yatırımının ardından, ihracat yaptığımız diğer bölge ülkelerinde de üretime başlamak ve yeni pazarlarda satış potansiyelleri oluşturmak hedeflenmektedir. Kuzey Afrika, Asya ve Avrupa pazarlarında yeni tesis kurulumu için fizibilite çalışmaları yapılmaktadır.

 



Yükleniyor...
Yükleniyor...