01.09.2021
“Beton Katkıları Bina Ömrünü 100 Yıla Kadar Uzatıyor”

“Beton Katkıları Bina Ömrünü 100 Yıla Kadar Uzatıyor”

Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin artan etkilerini hissettiğimiz şu günlerde, bir deprem ülkesi olan Türkiye’de bilinçli yapılaşmanın, kentlerin sürdürülebilirliği ve insan yaşamında sahip olduğu önem, sektörün gündeminde... Dolayısıyla uzun ömürlü, dayanıklı yapıların inşa edilebilmesi için sektör paydaşlarının her biri üzerine düşen görev büyük. Bu konuda örnek bir bilinçle faaliyet gösteren Polisan Kimya, polikarboksilat esaslı beton katkıları gibi önemli yenilikleri sektöre sunuyor. Polisan Kimya Beton Katkıları Satış Müdürü Gökhan Yılmaz ve Polisan Kimya’nın Güney Doğu, Doğu Anadolu ve Karadeniz Bölgesi’ndeki bayiliğini üstlenen Drakim Yapı Kimyasalları Yönetim Kurulu Başkanı Erdinç Çeçen ile katkı maddelerinin bina ömrü ve çevre için önemini, katkı maddelerinin kullanımı konusunda Türkiye’de gelişen bilinci konuştuk.
 
 
Polisan Kimya olarak bilinçli, sağlıklı yapılaşma ve kentlerin sürdürülebilirliği adına yer altında ve yer üstünde sunmuş olduğunuz hizmetlerle ilgili neler söylemek istersiniz?
 
Gökhan Yılmaz (Polisan Kimya Beton Katkıları Satış Müdürü): Polisan Kimya olarak, yapı kimyasalları alanında
 
• Beton Katkıları,
 
• Çimento Kimyasalları ve
 
• Yeraltı Kimyasalları olmak üzere, üç ana segmentte çalışıyoruz.
 
Ürünlerimizin tamamı, ihtiyaç duyulan su miktarını azaltması nedeniyle direkt olarak sürdürülebilirliğe hizmet ediyor.
 
Kullandığımız kimyasallar betonda daha az su tüketilmesini sağlıyor. Örneğin, 1 metreküp beton içerisinde dört kilogram civarında bir kimyasal katkı kullanıldığında yaklaşık 40 litre daha az su tüketiliyor. Dolayısıyla kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kaldığımız günümüzde, önemli bir su tasarrufu sağlıyoruz. Avrupa Hazır Beton Birliği (ERMCO) 2019 yılı verilerine göre, Avrupa Birliği üyesi bütün ülkelerin toplam üretim miktarı 260 milyon metreküp. Tek başına 67 milyon metreküp beton üreten Türkiye ise 2009’dan beri Avrupa’nın lideri konumunda. Dünya’da ise Çin ve ABD’nin ardından üçüncü en büyük hazır beton üreticisi. Polisan Kimya olarak biz de her bir metreküpte su kullanımını 40 litre azaltıyoruz. Böylece kaynakların verimli kullanımına katkıda bulunuyoruz.
 
Uzun ömürlü, çevresel koşullara ve depreme dayanıklı yapıların inşa edilmesi, kentsel sürdürülebilirlik için çok önemli. Bir binayı inşa edip depreme dayanıksız olması nedeniyle 20-30 yıl sonra yıkıyorsak, hem ekonomik hem de çevresel olarak sürdürülebilir bir planlama ve üretim yapmadığımızı düşünebiliriz. Beton katkıları, dayanıklı, güvenli yapıların inşa edilmesinde çok önemli bir paya sahip. Bugün mevcut yapı stoğumuzun yaklaşık yüzde 70’inin, 7-8 şiddetindeki bir depreme karşı dayanıksız olduğunu konuşuyoruz. Bu binaları bugünkü teknoloji ile inşa edebilseydik, binalarımıza 50-100 yıl ömür biçebilirdik. Bugün, 99 İzmir Depremi öncesine göre çok daha farklı, çok daha yüksek standartlarda ve kalitede bir beton üretimine sahibiz. Bunda kimyasal katkıların çok büyük rolü var. Yeraltı kimyasalları da madenlerin, içinden geçtiğimiz tünellerin, kullandığımız köprülerin daha dayanıklı ve uzun ömürlü olmasını sağlıyor. Bir tünelin açılması sırasında büyük oranda fosil yakıtlar ve patlayıcılar kullanılıyor. Burada kullandığımız kimyasallar da dayanımı artırıp yapının uzun ömürlü olmasını sağlıyor. Çimento kimyasalları, çimento üretimi sırasında hem tonajın artmasını hem de enerji tüketimini azaltmayı sağlıyor. Bunları yaparken çimento için istenen erken - ileri yaş dayanımların da artmasını sağlıyor.
 

“Polikarboksilat esaslı kimyasallar sayesinde daha az su kullanarak daha akışkan bir beton elde ediyoruz”

 
THBB’nin 17 Ağustos Depremi’nin 22’nci yılında yapmış olduğu açıklamaya göre, Türkiye’de 6,7 milyon konut depreme dayanıksız durumda. Bir binanın inşasında kullanılan çimento ve betonun kalitesi, o binanın depreme dayanıklılığını nasıl etkiliyor?
 
Polisan Kimya’nın sektöre sunmuş olduğu polikarboksilat (PC) esaslı yeni nesil süper akışkanlaştırıcı katkıların, depreme dayanıklı yapıların inşa edilmesine etkisi nedir?
 
G.Y: Depremde verdiğimiz can kayıplarının nedeni fay hareketleri değil, yaşadığımız binaların jeolojik hareket sonucunda yıkılmasıdır. Biz depremi durduramayız ama bugünün teknolojisiyle, çok daha sağlam binalar inşa edebiliriz. Böylece deprem nedeniyle vereceğimiz kayıpların önüne geçebiliriz. Ancak bunun için hem tasarım aşamasında hem de inşa sürecinde gerekli denetimlerin yapılması çok önemlidir.
 
Betonun dayanımı için en önemli kriter, su / çimento oranıdır. Üretim sırasında kullanılan su miktarı tasarımda hesaplanan değerden yüksek olursa beton dayanımı beklenenden aşağı düşer. O halde, suyun daha az kullanılmasını ve beton içerisindeki çimento oranının daha yüksek kalmasını sağlamamız gerekiyor. Tam da burada polikarboksilat (PC) esaslı kimyasallar devreye giriyor.
 
Polikarboksilat esaslı kimyasallar sayesinde daha az su kullanarak daha akışkan ve kıvamını uzun süre koruyabilen bir beton elde ediyoruz. Bu akışkanlık su yerine ikame edilen kimyasallarla yapıldığı için hem dayanım hem de durabiliteye (servis ömrü) olumlu etki ediyor.
 
Beton katkısı olarak ilk önce lignosülfonatları kullanıyorduk. Ardından naftalin ve çeşitli melez karışımları kullanılmaya başlandı. 2000’li yılların başında ise polikarboksilatların beton katkısı olarak kulanımı başladı. Lignin bazlı kimyasallar ile metreküpte 10-20 litre civarında su kesilmesini sağlarken bugün PC esaslı kimyasallar ile 30-40 litreye kadar su kesebilir hale geldik. Böylece hem beton dayanımını artırdık hem de betonun işlenebilirliğini ve kıvam korumasını koruduk.
 
Geçirgenliği daha az dayanımı daha fazla olan bir beton elde ettik. Betonu süngerimsi bir yapı olarak düşünürsek, buradaki süngerimsi yapıyı daha sert, daha boşluksuz bir hale getirdikçe daha yüksek bir dayanım elde ederiz. Betonun asıl amacı, demirin etrafında bir zırh oluşturmak. Daha boşluksuz bir beton sayesinde korozyonu tamamen engelleyip depreme dayanımı artırıyoruz. Deprem sırasında bina, hareket etmeye başladığında demirin ve betonun birlikte çalışması gerekiyor. Çünkü demir çekme kuvvetini karşılarken beton basınç kuvvetini karşılar. Bina hareket etmeye başladığında betonarmenin hem çekmeyi, hem basıncı ortak karşılaması gerekiyor. Deprem etkisine bağlı olarak bina hareketleri arttıkça, basınç noktaları değişir. Dolayısıyla betonarmenin bu kuvvetleri karşılayabilmesi için sağlam bir beton ve sağlam donatıya, demire ihtiyaç var. Soruda bahsettiğimiz 6.7 milyon konutu da hızlı bir şekilde depreme hazırlamamız gerekiyor.
 
Avrupa Kimya Endüstrisi Konseyi (CEFIC)’nin sektörde çalışanların formaldehit maruziyetini sınırlamak üzere belirlediği güvenli eşik değerleri içeren Gönüllü Anlaşma’nın imzacısı olan Polisan Kimya, bu anlaşmaya uyum doğrultusunda, formaldehit salım seviyesini en aza indiren CARB2 standartına uygun reçine üretim çalışmalarınızla, çevre duyarlılığınızı vurguluyorsunuz. Bu çalışmalar sonucunda sektöre sunmuş olduğunuz yeni ürünler var mı?
 
G.Y: Avrupa Kimya Endüstrisi Konseyi (CEFIC)’nin sektörde çalışanların formaldehit maruziyetini sınırlamak üzere belirlediği güvenli eşik değerleri içeren Gönüllü Anlaşma’nın imzacısı olan Polisan Kimya, CEFIC’in formaldehit sektör grubu olan Formcare’in bu anlaşmasına uyum doğrultusunda, formaldehit salım seviyesini en aza indiren CARB2 standartına uygun reçine üretme çalışmalarına önem veriyor.
 
Üre Formaldehit ve Melamin Üre Formaldehit ürün gamımızda CARB2 regülasyonuna uygun, Yeşil Kimya ürünleri müşterilerimizin üretim parametreleri doğrultusunda kendilerine tedarik ediyoruz.
 
11 Aralık 2019 tarihinde açıklanan Avrupa Yeşil Mutabakatı ve mutabakatın yapısını oluşturan Döngüsel Ekonomi Eylem Planı kararları, yapı sektöründe sanayi – üretim stratejileri, lojistik, tasarım, karbon ayak izi gibi konularda, Türkiye’de sektörün yapı kimyasalları tarafında, sizce nasıl bir dönüşüm sağlar? Bu dönüşüme uyum sağlamak amacıyla Polisan Kimya nezdinde nasıl adımlar atılıyor?
 
G.Y: Önemli bir kısmı karbon düzenlemeleri üzerine olan Yeşil Mutabakat inovasyon ve teknoloji; döngüsel ekonomi; biyo çeşitliliği koruma; sürdürülebilir ulaştırma; temiz, ulaşılabilir ve güvenli enerji gibi dönüştürücü birçok politika da içeriyor.
 
Hem AB ile ticaret ortaklığında hem de iklim değişikliği ile küresel boyutta mücadelenin yanı sıra, uluslararası ekonomi ve ticarette meydana gelen dönüşüme yönelik Ticaret Bakanlığımız tarafından temmuz ayında Eylem Planı yayınladı. Öncelikle çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre ve enerji sanayilerine odaklaşılmakla birlikte tüm sektörlere kısa sürede yaygınlaşacağını düşünmekteyiz.
 
Polisan Kimya olarak 2012 yılından bu yana iklim değişikliği ile mücadelede karbon ayak izi azaltımı konusunda çalışmalarımızı yürütüyoruz. Ayrıca kurumsal karbon ayak izi raporlamaları yapıyoruz. Bu süre zarfında %53 oranında karbon ayak izimizi azalttık. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından AR-GE Merkezi unvanı almış olan merkezimizde sürdürülebilir ürünler geliştirme yönünde çalışmalar yürütülmekte.
 
Yatırımlarımızı da bu dönüşüme uyum sağlayacak şekilde gerçekleştiriyoruz. Bu yıl inşaatına başladığımız Polisan Kimya bünyesindeki yeni üretim tesisimizi sürdürülebilir yapı malzemelerinden oluşan, su ve enerji verimliliği yüksek, iç ortam kalitesi, çalışanlara sağlık ve konfor sağlayan standartlarda olacak. Bununla birlikte Yeşil Bina sertifikası almayı da hedefliyoruz. Yine bu yıl, yapı malzemeleri ürün gruplarımızda "Yaşam Döngüsü Analizi" ve "Çevresel Ürün Beyanı" için çalışmalar yapacağız.
 

“Katkılı betonun mukavemet, işlenebilirlik ve pürüzsüz yüzey oluşturmaktaki farkını müşterilerimize 7 ve 28 günlük test sonuçlarıyla göstererek büyüdük”

 

Röportajımızın ikinci bölümünde, Polisan Kimya’nın distribütör firmaları ERÇEÇEN İNŞAAT VE DRAKİM YAPI KİMYASALLARI ile sektördeki faaliyetlerini ve Polisan Kimya’yı konuşmak isteriz. Öncelikle, ERÇEÇEN VE DRAKİM’in sektördeki faaliyetlerinden, sunduğu çözümlerden bahseder misiniz?
 
Erdinç Çeçen (Drakim Yapı Kimyasalları Yönetim Kurulu Başkanı): Polisan Kimya tarafında Güney Doğu, Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgesi olmak üzere üç farklı lokasyonda bayilik hizmeti veriyoruz.
 
Aynı zamanda bölgesel bazlı projelere de hitap edebiliyoruz. Teknik ekipteki arkadaşlarımız, sahada aktif bir şekilde faaliyet gösteriyorlar. Erçeçen İnş. firmamız ise daha çok inşaat sektöründe faaliyet gösteriyor. Drakim Yapı Kimyasalları da tamamen kimya sektörüyle ilgili olan bir firmamız. Erçeçen İnşaat, ilk kurulan firmamız. İlk göz ağrımız diyebiliriz. Doğu Anadolu Bölgesinde kuruldu. Daha sonra beton kimyasalları işine geçildi.
 
Şu sıralar, alt bayi oluşturmak için yapmış olduğumuz çalışmalar var. Alt bayilerimizle birlikte, ihtiyaçlara yönelik doğru çözümleri, daha hızlı bir şekilde sektöre sunabileceğiz.
 
Beton kimyasallarından bahsedecek olursak, bu sektörde Türkiye’nin ekonomik yapısına bağlı olarak talepler de her geçen gün değişiyor. Örneğin, şu an Türkiye’nin çok ciddi bir çimento ihracatı var. Çimento ihracatının çok olduğu bir bölgede, çimento fiyatı arz-talep dengesine bağlı olarak değişim gösteriyor.
 
Beton maliyeti için en büyük girdi olarak bu durum bizim müşterimizin beklentilerini direk olarak etkiliyor. Bunun haricinde hava sıcaklığı, beton taşıma-döküm süresi, özel proje dayanımları vb. gibi çeşitli sebeplerle müşterilerimizin bizden talebi, optimum çimento dozajlarında maksimum dayanım verecek kimyasal katkılar, işlenebilirlik ve yüksek kıvam koruma oluyor. Biz işe ilk başladığımız yıllarda bazı bölgelerde beton katkısı kullanımı yok denecek kadar azdı. Biz beton katkılarımızı firmaların laboratuvarında veya üretim tesislerinde deneyerek kendilerine tanıttık.
 
Yaptığımız işleri, ürünleri ve teknik hizmetimizi oralarda anlattık. Firma çalışanları ve sahipleri kendi laboratuvar ortamında veya üretiminde beton basınç testlerimizden çıkan yüksek mukavemet sonuçlarını gördükleri zaman beton katkılarını tercih etmeye başladılar.
 
Teknik verilere göre yapılan bu çalışmalar ile 7 ve 28 günlük test sonuçlarını, beton kimyasallarının sebep olduğu bu yüksek mukavemeti gördükçe, firmalar bizi tercih etmeye başladılar. Van Depreminden sonra daha sağlam binaların gerektiği konusunda toplumdaki bilincin artması da tercih edilmemizde önemli bir etken oldu.
 
Lojistik, tedarik, teknoloji ve bağlanabilirlik ve satış sonrası desteği değerlendirdiğinizde Polisan Kimya markasıyla çalışmak sizler için nasıl bir şey?
 
E.Ç: Polisan Kimya çalışan ve yöneticilerinin bizim sahada karşılaştığımız problemlerle veya taleplerle daha önceden karşılaşmış, bizlerle aynı şeyleri yaşamış ve deneyimlemiş olması, bize çok büyük avantaj sağlıyor. İhtiyaçlarımızı hemen anlıyorlar. Bütün bu değerler elbette satışa yansıyor, performansa yansıyor, kaliteye yansıyor. Buna ilaveten müşterimizin talep ettiği bir test yapılması gerektiği zaman Polisan Kimya’nın gelişmiş laboratuvarlarını kullanabiliyoruz. Bu sayede farklı bölgelerden gelen talepleri çok hızlı bir şekilde karşılayabiliyoruz. Bu da bize sahada çok büyük avantaj sağlıyor. Türkiye çok büyük bir ülke ve çok farklı iklimlere sahip… Her iklime göre farklı bir beton katkısı sunmak zorundayız
 
Drakim ve Erçeçen’in hizmet sunduğu bölgelerde ihtiyaçlar ve Polisan Kimya ürünlerine yönelik talepler değişim gösteriyor mu? Gösteriyorsa bu değişimi nasıl okuyorsunuz? Eğer göstermiyorsa hangi ürünler yoğun talep görüyor?
 
E.Ç: Yaptığımız iş tamamen teknik bilgi ve deneyim gerektiriyor. Müşterilerimizin dönemsel olarak, bölgesel olarak çok farklı problemleri veya ihtiyaçları olabiliyor.
 
Bunlar farklı malzeme türleri ile ilgili, farklı çimento türleri ile ilgili, iklimsel farklılıklarla ilgili çeşitli talepler olabiliyor.
 
Bildiğiniz gibi geçtiğimiz aylarda 49,7 derece ile Mardin’de Türkiye’nin en yüksek sıcaklık değeri ölçüldü. 49, 7 derecede çalışabilecek bir beton katkısı ile sıcaklığın görece çok daha düşük olduğu bölgede ihtiyaç duyulan beton katkısı aynı olmuyor.
 
Havanın sıcak olduğu bölgelerde, betonun kıvamını çabuk kaybetmesini yani teknik olarak söylersek “slump kaybını” önlemek gerekiyor. Sıcak iklim koşulları altında betonun transfer sürecinde, akışkanlığını ve işlenebilirliğini koruması için betona katmış olduğumuz kimyasallarla, döküm yerinde betonun doğru şekilde yerine yerleşmesini sağlıyoruz.
 
Soğuk hava koşullarının görüldüğü bölgelerde ise betonun hidratasyonu yani reaksiyonu yavaşlar. Bu durumda ise betonun hızlı priz alması ve don etkisine maruz kalmamasını sağlamak gerekir. Betonun priz almasını hızlandıracak, don etkisi altında, içerisinde yeralan suyun donmasını engelleyecek özel katkı maddeleriyle, soğuk bölgelerde yaşanabilecek problemlerin önüne geçiyoruz. Elazığ depreminde bizim kimyasal katkılarımızın kullanıldığı binaların hiçbirinde tek bir çatlak oluşmadı
 
E.Ç: Bir binanın yapım aşamasında ilk ve en önemli adım olan kaba inşaatta, projeye uygun imalat yapılması hayati önem taşır. Çünkü, bir beton döküldükten sonra, geri dönüşü çok zor ve yüksek maliyetlidir.
 
Bu aynı zamanda hata kaldırmayan büyük de bir sorumluluk gerektirir. Elazığ depreminden sonra bizim kimyasal katkılarımızı kullanan müşterilerimizle, beton dökümü yaptığı binaları gezme şansım olmuştu. Bu binaların hiçbirinde tek bir yapısal çatlak görmedik. Bu bize büyük bir gurur verdi. Yaptığımız işin sonuçlarını bu şekilde görmek istemesek de birebir yaşamış ve doğruluğunu test etmiş olduk. Ben kişisel olarak bu gururu
 
bir kez de Irak’ta 52 köyü şehre bağlayan bir köprüyü inşa ettiğimizde yaşamıştım. Bu köprünün yapımından önce insanlar sandallarla, kayıklarla büyük zorluklarla şehre ulaşıyorlardı. Biz o köprüyü yaptıktan sonra, o köprüden geçen insanların gözlerindeki parıltıyı, yüzündeki mutluluğu gördükten sonra, çok güzel bir iş yaptığımızı bir kez daha anladım.
 
Bizler, teknoloji, inovasyon, ürün diyoruz. Ürünün inovasyonu konusunda, ihtiyaç duyulduğunda ürünü geliştirmek gibi bir durum var sanayici tarafında. DRAKİM ve Erçeçen olarak siz, Polisan Kimya ürünlerinin sahada ya da satış yaptığınız noktalarda teknik özelliklerinin çözümsüz kaldığı yerler var mı? Var ise bu Polisan Kimya’ya ürünü geliştirmesi için bir dönüş oluyor mu?
 
E.Ç: Teknik olarak sahada çözümsüz kaldığımız bir durum şimdiye kadar hiç gerçekleşmedi. Polisan Kimya dünyadaki teknolojiyi yakından takip ettiği için bir problemin çözümü bizde yoksa, kimsede yoktur diye düşünüyorum. Polisan Kimya hem teknoloji alanında hem de ürün geliştirme alanında yatırımlarını çok doğru yapan bir üretici. Teknik personel olarak da çok iyi bir noktada.
 

“Polisan Kimya, laborant eğitimleri için her sene Hazır Beton Birliği (THBB) ile birlikte eğitim faaliyetlerine de destek veriyor”

 
Polisan Kimya ürünlerinin saha uygulamaları noktasında sunmuş olduğunuz teknik danışmanlık hizmetleri var mı? Varsa, saha uygulamaları sırasında teknik destek noktasında en çok hangi konularda talep alıyorsunuz?
 
E.Ç: Her beton santralinin kendine ait bir beton laboratuvarı vardır. O laboratuvarların da kendi teknik personeli vardır. Biz bu teknik personellere, Polisan Kimya’nın bize sağlamış olduğu imkanlardan yararlanarak, gerek Adana-Samsun veya Dilovası Polisan Kimya fabrikalarında gerekse firmaların kendi laboratuvarında çeşitli teknik eğitimler veriyoruz.
 
Polisan Kimya, laborant eğitimleri için her sene Hazır Beton Birliği (THBB) ile birlikte eğitim faaliyetlerine de destek veriyor. Bizler de bölgemizdeki firma çalışanlarını bu sertifikalı eğitimlere yönlendiriyoruz. Bizim işimizde eğitim konusu çok çok önemli çünkü, doğru bilinen önemli yanlışlarla karşılaşabiliyoruz sahada. Bunları en aza indirmek sahada teknik ekiplere sıklıkla temas eden bizlerin de en büyük görevidir.


Yükleniyor...
Yükleniyor...