02.11.2021
“Panasonic Life Solutions Türkiye Olarak Daha İyi Bir Yaşam İçin Çözümler Sunuyoruz”

“Panasonic Life Solutions Türkiye Olarak Daha İyi Bir Yaşam İçin Çözümler Sunuyoruz”

Kullanıcılar için konforlu, güvenli ve sağlıklı yaşam alanları sunmayı hedefleyen Panasonic Life Solutions Türkiye, “Daha İyi Bir Yaşam, Daha İyi Bir Dünya” marka vaadiyle toplumun değişen ve gelişen ihtiyaçlarına cevap vermeyi kendine misyon ediniyor. Panasonic Life Solutions Türkiye, EMEA ve CIS Bölgesi Pazarlama Genel Müdürü Erhan Güngör, Yapı Magazin dergimize verdiği röportajda kentsel dönüşüm ile birlikte renovasyonun sektöre etkilerini ve Avrupa Yeşil Mutabakatı’nı değerlendirirken, Panasonic Life Solutions Türkiye’nin Ar-Ge çalışmalarını, pandemi döneminde sağlık ve hijyen noktasında sundukları çözümleri anlattı.

 

Farklı sektörlerde farklı deneyimler elde etmek Panasonic Life Solutions Türkiye’ye gelene kadar size neler kazandırdı? Panasonic Life Solutions Türkiye’ye neler yansıttınız ya da neler yansıtacaksınız?

Panasonic Life Solutions Türkiye’deki görevime yaklaşık 1,5 yıl önce başladım. Son 6 aydır ise Türkiye’nin yanı sıra, EMEA ve CIS bölgelerinin de pazarlama yönetimini üstlenmiş bulunuyorum. Dolayısıyla, Marka Yönetimi, Ürün Yönetimi, Dijital Pazarlama, Ticari Pazarlama ve Çağrı Merkezi’nden oluşan güçlü bir pazarlama ekibi ile Avrupa, Ortadoğu, Afrika ve Bağımsız Devletler Topluluğu’ndan oluşan geniş bir coğrafyadan sorumlu olarak yoğun ama keyifli bir şekilde çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Şu anda Türkiye dışında Ukrayna, Rusya ve Kazakistan’da da yerel satış ve pazarlama ekiplerimiz bulunmakta, önümüzdeki dönemde bu sayıyı diğer ülkelere doğru genişleyerek daha da artırmayı hedefliyoruz.  

Daha önceki kariyerimde Tüketici Elektroniği, Telekomünikasyon, Aydınlatma, Isıtma & Soğutma Sistemleri, Ev Mobilyaları gibi yapı sektörünü doğrudan ilgilendiren farklı alanlarda görev yaptım. Tabi ki böylesine farklı dinamiklere sahip sektörlerde aktif olarak rol almak, deneyim kazanmak devam eden kariyerimde bana önemli avantajlar sağladı. Bir yandan farklı sektörlerde deneyim kazanma şansı yakalarken bir yandan da hem uluslararası hem de ulusal şirketlerde görev almış olmak, farklı kültür ve disiplinleri analiz etmemi sağladı. Dünya değişiyor; varlığımızı gelişerek sürdürebilmemiz için hem birey olarak hem de şirketler/markalar olarak bizler de bu değişimin farkında olmamız ve değişimi yönetmemiz gerekiyor. 

Türkiye’de Viko ve Panasonic markaları ile faaliyet gösteren Panasonic Life Solutions, Japon kültürünün kendine has dinamiklerini içinde barındıran ve çok önemli değerleri olan apayrı bir kültür. Bu açıdan da açıkçası burada da farklı deneyimler, güzel kazanımlar elde edeceğime ve aynı şekilde bugüne kadar edindiğim deneyimle şirketime de önemli katkılar sağlayacağıma inanıyorum.

panasonıc-lıfe-solutıons-turkiye

Kentsel dönüşüm ve yapı sektöründe gerçekleşen renovasyon pazarda ne gibi değişimlere neden oldu? Yaşanan değişim dekorasyonu nasıl etkiledi? Bu noktada mimarlara yönelik özel çalışmalarınız mevcut mu?

Renovasyon, biz yapı sektörü şirketleri için yeni fırsatları da beraberinde getirdi. Kentsel dönüşümü de kapsayan renovasyon ile birlikte yeni evlerin inşa edilmesi, şirketlere bir yandan daha önce ürettiği ürünleri kullanması için imkân tanırken diğer taraftan da yeni tasarım ile fonksiyonel ürünleri için uygulama alanları sağlıyor. Renovasyon ayrıca akıllı bina sistemlerinde olduğu gibi enerjiye yönelik çözümlerin de devreye sokulması için yeni alanlar açılmasına imkân veriyor.  Daha önce inşa edilen evlerde az sayıda elektrik anahtar ve prizi yeterli olurken günümüzde daha fazla elektrikli ve elektronik cihazın kullanılması, evlerdeki anahtar ve priz kullanılan nokta sayısının artmasına ve dolayısıyla ürünlerimize olan talebin de doğal olarak yükselmesine neden oldu. 

Benzer durum aydınlatma için de söz konusu çünkü geçmiş dönemlerde inşa edilen yapılarda 100 Watt ampul, lambader ve abajur genel olarak yeterli bulunurken, günümüzde değişen aydınlatma tasarımları ve artan uygulama alanları nedeniyle yeni binalarda aydınlatma nokta sayısının artması bu pazarın da büyümesine ciddi anlamda katkı sağlıyor.

Aydınlatmada dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri de enerji verimliliği… Çoklu noktalarda çoklu aydınlatma ürünlerinin kullanılması sayısal olarak ciddi bir enerji tüketimi olarak görülebiliyor ama onu aydınlatma cihazlarının enerji kalitesiyle çözmek de mümkün. Noktaların artışı ve enerji verimliliği arasındaki bağlantıyı nasıl yorumlarsınız?

Birçok elektrikli ve elektronik üründe olduğu gibi aydınlatma ürünlerinde de enerji verimliliği ile ilgili gereklilikler uzun bir zamandır ulusal yasa ve düzenlemelerle ve Avrupa Birliği yasalarına uyum çerçevesinde hayata geçiriliyor. Panasonic Life Solutions şirketi olarak biz de hem enerji verimliliği hem de kaliteli ve güvenli ürün üretme konusunda üzerimize düşen görevi yerine getiriyoruz. Bilindiği gibi Panasonic tüm dünyada “kaliteli marka” olarak tüketicilerin zihninde yer etmiştir yıllardır.

Enerji Verimliliği daha az enerji kullanmak olarak değerlendirilmemeli. Çünkü gelişen teknoloji ve değişen ihtiyaçlarla ve artan nüfusla birlikte enerji tüketim noktalarının sayısı ve toplam enerji tüketimi doğal olarak sayısı artıyor. Önemli olan toplamda tüketilen enerjiyi gereksiz kullanımı engelleyerek daha verimli kullanmak ve kaliteli ürünlerin tercih edilmesini teşvik ederek dünyanın bir teknolojik ürün çöplüğü haline gelmesini önlemek. Bu çerçevede hem verimlilik sağlayan akıllı bina sistemleri çözümleri hem de kaliteden ödün vermeyen bir üretim ve pazarlama anlayışı doğal olarak ön plana çıkıyor.

LED dönüşümü de, verimlilik ile birlikte (civa gibi ağır metaller içermemesi sayesinde) aynı zamanda insan sağlığı için daha uygun çözümler sunuyor. Gerçekten standartlara uygun uzun ömürlü ve yüksek kaliteli ürünler kullanıldığında doğaya daha az atık bırakmış oluyoruz. Öte yandan LED dönüşüm kavramı sadece geleneksel lambaların LED’e dönüşmesi olarak değerlendirilmemeli, entegre çözümlerin de hayatımızdaki rolü her geçen gün artıyor.

Türkiye’de tüketilen enerjilerin yüzde 40’ının binalarda yaşam alanlarından kaybedildiğini de göz önünde bulundurursak bu konuyla ilgili neler söylemek istersiniz? Binalarda tüketilen enerjiyi biraz değerlendirmenizi istesek hem Global Pazarlama Genel Müdürü Erhan Güngör olarak hem de Panasonic Life Solutions Türkiye olarak enerji verimliliğine bakış açınız nasıl?

Enerji verimliliği, önemi her geçen gün artan ve yıllardır hepimizin gündeminde olan bir konu. Dünyanın enerji kaynakları sınırlı olduğu için enerji verimliliği noktasında bütün ülkeler teyakkuza geçmiş durumda. Panasonic Life Solutions Türkiye olarak ise bizler, sürdürülebilirliği kurumsal bir değer olarak tanımlıyoruz. Bu yaklaşımın bir sonucu olarak da üretim süreçlerimizde, tesis yönetiminde ve sosyal sorumluluk projelerinde doğal kaynaklarımızın korunmasını ve enerji verimliliği sağlamayı ana sorumluluklarımızdan birisi olarak ele alıp tüm faaliyetlerimizi bu bilinçle gerçekleştiriyoruz. Çünkü geldiğimiz noktada insanlığın doğa üzerindeki baskısı artarken, küresel iklim değişikliği ve doğal kaynaklarımızın giderek azalması riski hepimizin bu alanlarda sorumluluk almasını gerektiriyor. Biz de şirket olarak gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için gerçekleştirdiğimiz sosyal sorumluluk projeleri ve ağaçlandırma kampanyalarına verdiğimiz destekler ile yaşama değer katmaya gayret gösteriyoruz. 

panasonıc-lıfe-solutıons

"Verimlilik adına önlem almak için sadece ışıkları açıp kapatmak yeterli değil. Binamızda kullanacağımız bütün aydınlatmaların enerji verimliliği sunmasına dikkat ediyoruz. Bu anlamda binamız, WWF-Türkiye tarafından belgelenen Green Office Sertifikasını almaya hak kazanarak sektöründe bir ilki gerçekleştirdi." 

Bunun dışında akıllı bina sistemleri gibi bizim kendi ürettiğimiz çözümlerimiz de bulunuyor. TheaIQ adını verdiğimiz sistemlerimiz bir yandan aydınlatma bir yandan da iklimlendirme kontrolü sağlıyor. Böylece bulunduğumuz ortamın gereksiz bir şekilde aydınlatılmasını ya da ısıtılıp soğutulmasını önlemek suretiyle enerji tüketimini en aza indiriyoruz. 

“Kontrol sistemleri sadece enerji verimliliği değil, aynı zamanda gaz dedektörü, duman dedektörü ya da hırsızlık sistemleri gibi sensörlerle entegre çalışarak daha konforlu ve güvenli bir yaşam tarzı sağlıyor”

Avrupa Komisyonu’nca hayata geçirilen Yeşil Mutabakat, yapı sektöründe enerji verimliliği, çevre ve sürdürülebilirlik, üretim, tedarik zinciri hatta ihracatta sizce ne gibi bir dönüşüm getirecek? Bu dönüşüme uyum sağlamak için gerçekleştirdiğiniz faaliyetlerden bahseder misiniz? 

Bu paketin bizi en çok ilgilendiren kısmının enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik olduğunu söylemek mümkün. Özellikle aydınlatma tarafında ürettiğimiz ve kullanıma sunduğumuz ürünlerin verimli olması için çalışmalar yapıyoruz. Bununla birlikte çok modern ve büyük bir üretim tesisimiz mevcut. Bu tesiste kullandığımız makineler ve teçhizatlar başta olmak üzere bütün otomasyon sistemlerimiz satın alma aşamasında enerji verimliliği açısından en üst seviyede olmasını şart koştuğumuz çözümlerdir. Tamamen sıfır atık yaklaşımı ile çalışıyoruz. Sıfır atık sertifikamız mevcut ve üretim tesisimizde hiçbir atığımız doğaya karışmıyor. 

Tesislerimizde uyguladığımız atık yönetimi ile atıkların kaynağında azaltılması ve ekonomiye kazandırılmasıyla çevre kirliliğinin önlenmesine destek oluyoruz. Endüstriyel tesislerimiz cam bina ile ısı kontrolü ve gün ışığını etkin kullanma, havalandırma sistemi, su kullanım kontrolü, yeşil alan ve peyzaj tasarımı özellikleri ile yeşil mimari tasarım kriterlerini taşımakta. 

Şirketimizin de bağlı bulunduğu Panasonic Corporation, 2050 Çevre Vizyonu kapsamında, üretim, lojistik ve ofis faaliyetlerini kapsayan çeşitli çalışmalarla CO2 emisyonlarını azaltmayı hedeflemektedir. Bu çerçevede şirket filomuzun Hybrid modellere dönüştürülmesi, ağaçlandırma faaliyetleri ve çalışanlarımızın günlük hayatta enerjinin tasarruflu kullanımı ile ilgili yönlendirilmesi ve eğitilmesi gibi faaliyetlerle bu vizyonu destekliyoruz. Geçtiğimiz yıllarda WWF-Türkiye iş birliğinde uygulamaya başladığımız “Green Office Programı” kapsamında elektrik ve su tüketiminin azaltılmasından kâğıt ve kartuş tasarrufuna kadar birçok alanda ofislerimizde ölçülebilir iyileştirmeler gerçekleştirmekteyiz.

Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın temel amacı iklim problemini bertaraf etmek. Bunu belki insanlık olarak geri döndüremeyeceğiz ancak gelecek kuşaklara daha yaşanılabilir bir dünya bırakmak için yapabileceğimiz çok şey olduğuna inanıyorum.

panasonıc-lıfe-solutıons-turkiye

Pandemi süreci, yapı sektöründe önemli pek çok değişim getirdi. Sağlık ve hijyen konusunda devrim niteliğinde teknolojilerle tanıştık. Kullanıcıların hayatını kolaylaştırmak adına, Panasonic olarak pandemi sürecinde sektöre sunduğunuz yeni teknolojiler ve ürünler nelerdir?

Pandemi döneminin getirdiği hijyen hassasiyeti doğrultusunda iki özel ürün tasarladık ve pazara sunduk. Karre Clean ürünümüz antibakteriyel özelliklere sahip. Bu teknoloji yeni sayılmasa da kendi ürünlerimizde ilk defa kullanmaya başladık. Bildiğiniz gibi yapılardaki elektrik anahtarlarına gün içinde pek çok kişi temas ediyor. Panasonic Life Solutions Türkiye olarak gümüş iyon teknolojisi kullandığımız kaplama yöntemi sayesinde anahtarlardaki bakteri oluşumunu engelliyoruz. Viko Karre Clean temas yöntemiyle bakterilerin elden ele dolaşmasını önleyen bir ürün. İkinci ürünümüz ise Viko Touchless olarak adlandırılan ve temassız olması nedeniyle hem bakteri hem de virüsleri engelleyen bir ürün, elektrik anahtarına dokunmadan açıp kapama işlevini gerçekleştiriyor. 

“TheaIQ çözümleri sadece verimlilik değil aynı zamanda konfor da sağlıyor.”

Yapı sektörünün gündemindeki önemli başlıklardan biri de akıllı kentler olgusu… Türkiye yapı sektöründeki akıllı kent olgusuyla ilgili neler söylersiniz?  Dijital ve bağlanabilir teknolojilerin akıllı kentlerdeki yeri ve önemi nedir? 

Akıllı kentler, kentlerdeki yaşam tarzının daha senkronize ve verimli olması anlamında Türkiye’de henüz çok yaygın olmasa da daha gelişmiş ülkelerde gündemde olan bir konu. Dolayısıyla bizim de aslında ülke olarak bu konuya daha çok önem verip ivmelendirmemiz gerekiyor. Özellikle kentleşmenin hızla arttığı bir dönemde birçok insanın bazı hizmetlerden aynı anda faydalanmaya çalışması bir kaosa ve konforun azalmasına neden olabiliyor. Biz gelişmelerin şu anda akıllı bina tarafında varız ve konuyla ilgili TheaIQ çözümlerimiz mevcut. 

Akıllı bina kavramı içinde TheaIQ çözümleri, aydınlatma, perde, ısıtma- soğutma sistemleri ve iklimlendirmeyle birlikte bütün gaz ve duman sensörü gibi birçok sensörle bilgiyi toplayıp gerekli aksiyonları harekete geçiren programlanabilir akıllı bir sistemdir. TheaIQ sistemleri aydınlatma anlamında iç ortamı dış ortamla uyumlu hale getirerek bu anlamda da enerji verimliliği sağlıyor. Günümüzde bu tür sistemler kullanılıyor fakat daha çok yaygınlaştırılması gerekiyor. 

Sizler gibi üretici markalar tarafında çok kaliteli ve değerli ürünler bulunuyor. Sonuç itibarıyla bunun bir katma değeri de var. Peki ürünlerin tanıtımı, pazardaki bilinirliği, eğitim ve verimlilik anlamında ne gibi faaliyetleriniz var? Sosyal sorumluluk projeleriniz nelerdir?

Panasonic Life Solutions Türkiye olarak ürünlerimizle hem B2B hem de B2C’yi hedefliyoruz, bununla birlikte ağırlıklı olarak B2B kapsamına giriyor. Çünkü anahtar priz ya da aydınlatma ürünleri daha çok proje bazında ve uzmanların kullandığı ürün grupları arasında bulunuyor. Bizim sektörümüzdeki şirketlerin sunduğu ürün ve çözümlerin özellikle güvenli olması çok kritik bir nokta. Sadece verimlilik değil güvenlik anlamında da paydaşlarımıza eğitimler sunuyor ve dijital platformlarda seminerler düzenliyoruz. Bu noktada ilgili kamu kuruluşlarının da verdikleri destekler, denetimler ve bilinçlendirme kampanyaları tabii ki çok önemli. 

Sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk Panasonic’in kuruluşundan bu yana büyük önemle ele aldığı kavramların başında gelmiştir. Panasonic’in Kurucusu Konosuke Matsushita’nın, Haziran 1978 tarihinde yayımlanan yönetim felsefesinde geçen sosyal sorumluk hakkındaki şu sözleri bu konuya verdiği önemin açık bir göstergesidir: “Bugünlerde ‘sosyal sorumluluk’ kavramı hakkında birçok tartışma var. Fakat bu kavramın anlamı belirli bir zamanda sosyal şartlara göre geniş kapsamlı olsa da her dönemde bir şirketin esas sosyal sorumluluğu sunduğu iş etkinlikleriyle toplumu geliştirmek olmalıdır. İş etkinliklerini bu görev bilincine bağlı olarak yönetmek son derece önemlidir.” Panasonic, faaliyet gösterdiği ülkelerde, Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen 17 sürdürülebilir kalkınma amacına destek olacak projeler yürütmektedir. Geçtiğimiz yıllarda gerçekleştirdiğimiz ve yaklaşık 650 Bin İlkokul Öğrencisine ulaştığımız, enerji verimliliği temalı Aydınlık Bir Gelecek İçin Projesi, Meslek Liselerine ve öğrencilerine katkı sunmayı hedefleyen, halen yürütmekte olduğumuz Meslek Eğitimine Destek, Aydınlık Geleceğe Destek Projesi ve çalışan gönüllüğü kapsamında ortaya koyduğumuz projeler bu kapsamdaki başlıca örnekler arasında yer almakta. 

Ayrıca, şirket olarak, üniversite-sanayi işbirliğine her zaman büyük önem veriyor ve bu kapsamda önemli çabalar sarf ediyoruz.  Bugüne kadar birçok üniversite ile farklı alanlarda önemli proje işbirlikleri gerçekleştirdik. Gerçekleştirdiğimiz bu işbirlikleri sayesinde öğrencilerin endüstri deneyimlerine katkı sağlamış olmak bizlere her zaman büyük heyecan verdi.  Bizler bu projelerde tecrübelerimizi paylaşırken, üniversite öğrencileri ile birlikte yenilikçilik ve yaratıcılığın üst düzeye ulaştığı birlikte çalışma ortamları yaratılmaktadır. Özetle, bu işbirlikleri öğrencilerin hem akademik, hem hayat başarılarına katkı sağlarken, onların potansiyelini ortaya çıkararak yeni fırsatlar sunmakta. Örnek vermek gerekirse; geçtiğimiz yıl gerçekleştireceğimiz “Hackathon Life Solutions” ile üniversite öğrencilerine iki gün boyunca deneysel bir eğitim ve öğrenme organizasyonuna dahil olma fırsatı sunmuş bulunuyoruz. 

Laboratuvarlarınızda, ürün gamınızda yer alan tüm ürünlerin test, analiz, AR-GE çalışmaları ile belgelendirme faaliyetlerini sürdürüyorsunuz. Bu noktada laboratuvarlarınızda gerçekleştirilen testler, sahip olduğunuz belgeler ile ilgili neler söylersiniz? Bu arada Güncel AR-GE çalışmalarınızdan da bahseder misiniz? 

Panasonic Life Solutions Türkiye olarak, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından da onaylı olan Ar-Ge merkezimiz ile yetenekli insan kaynağımız, her ülke insanı için ayrı düşünüp üreten hız ve donanıma sahip bulunmaktayız. Panasonic Life Solutions Türkiye’nin ürün çeşitliliğini inovasyon ve kalite ile buluşturabilmedeki bu hızı, global tercihlere cevap verebilme yeteneği olarak önemli bir avantaja dönüşüyor ve yeni ürün sunma dinamiklerimizi olumlu etkiliyor. Panasonic Life Solutions Türkiye Ar-Ge Merkezi, inovasyon boyutları yüksek, ulusal ve uluslararası fonlarla desteklenen projeleri de gerçekleştirmeye bu dönemde de devam etmektedir. Yer aldığımız uluslararası projelerde 60’tan fazla firma ile partnerliğimiz mevcut.  Panasonic grubuna dahil olduktan sonra, Ar-Ge Merkezimiz Panasonic Ar-Ge takımları ile pek çok farklı projeler üzerinde çalışmaya başlamışlardır. Ar-Ge merkezimizde çoğunluğu genç ve yenilikçi mühendislerden oluşan 60’tan fazla çalışanımız görev yapmakta. Ar-Ge merkezimizde çoğunluğu genç ve yenilikçi mühendislerden oluşan 60’tan fazla çalışanımız görev yapmakta. Patent ve Marka Kurumu nezdinde toplamda 167 patent-faydalı model kaydımız bulunmakta. Bunlardan 82 tanesinin koruması ve tescil işlemleri devam etmektedir. Ek olarak Türkiye’de de 137 marka tescilimiz ve 59 endüstriyel tasarım tescilimiz, yurtdışında ise toplam 70 farklı ülkede 17 Marka 45 endüstriyel tasarım tescilimiz bulunmakta. 

“Jenerasyon geçişleri markalar için çok kritiktir”

Ürünlerin genel olarak özelliklerinden, yapı sektöründen, Ar-Ge çalışmalarınızdan bahsettik. Panasonic Life Solutions Türkiye tarafında tasarım yönüne de değinmek gerekirse fikir aşamasından finalize edilene kadar tasarımda dikkat ettiğiniz noktalar nelerdir? Noktaların sayısının artması ve anahtarların görünür olması tasarımı nasıl etkiliyor? Dairenin dekorasyonu ve çalışılan ortama şıklık katması açısından nelere dikkat ediyorsunuz?

Dünya ile birlikte insanlar ve trendler de değişiyor. Önceleri anahtar prizler daha çok işlevsel olarak görülen ürünlerdi ve kullanıcılar sadece anahtarı açıp kapatmak için kullanıyordu. Kullanıcıların göz önünde bulunan anahtar prizleri artık duvar ya da mobilyayla uyumlu olarak görmek istemesiyle birlikte anahtar prizler de artık birer tasarım ürünü ya da unsuru olmaya başladı. Biz de ürünlerimizde fonksiyonellik kadar tasarıma da önem veriyor, araştırma ve geliştirmelerimizi bu doğrultuda sürdürüyoruz. Gerçekleştirdiğimiz pazar araştırmalarında aldığımız geri bildirimleri tasarıma yansıtıyoruz. Burada en önemli noktalardan birisi de tabii ki jenerasyonun değişiyor olması. Jenerasyon geçişleri markalar için çok kritiktir. Örneğin Viko, çok köklü bir marka ama benim yaş grubum için farklı, sonraki jenerasyon için farklı bir anlam ifade edebiliyor. Bizim de bu doğrultuda Viko markamızın dönüşümünü doğru yönetmemiz gerekiyor. “Yeni jenerasyonun beklentileri ve istekleri nedir? İlgilerini nasıl çekebiliriz?” konularında dikkat ediyoruz. İnsanlar artık duvarda USB priz, C tipi priz ve soket istiyor. Dolayısıyla bütün bu çerçevede hedef kitlelerimizi ve onların ihtiyaçlarını ayrı ayrı ele alıyoruz. 

Tüketicilerin yanı sıra mimarlar da bizim için başka bir hedef kitleyi oluşturuyor. Çeşitli fokus gruplar, bire bir derinlemesine görüşmeler yaparak içgörülerini alıyor ve pazar araştırmalarına dönüştürüp oradan aldığımız bulguları üretime ve Ar-Ge’ye girdi olarak sunuyoruz. Burada hem tasarımsal hem de fonksiyonel geri bildirimlerden söz edilebilir. Pazar araştırması noktasında dikkate aldığımız diğer bir kaynak ise geleceğin trendlerini belirlediği için trend şirketleri. Bizim ürünümüz belki bir anahtar priz ama mobilya ve beyaz eşya gibi farklı sektörlerde yaşanan gelişmelerden de etkileniyor. 

Kısacası; pazardan aldığımız direkt bilgileri, mimarların, profesyonel son kullanıcıların ve tüketicilerin isteklerini; global trendleri alıp kendi ürün-geliştirme departmanımıza girdi olarak sunuyor ve yeni ürün geliştirme sürecini bu şekilde yönetiyoruz.

“Pazarı tanımadan pazara yön veremezsiniz”

Son olarak eklemek istedikleriniz var mıdır? 

Panasonic Life Solutions Türkiye olarak pazar araştırmaları yapıp sonrasında pazarlama stratejimizi belirliyoruz. Yıllarca bu sektörde çalışıyor olabilirsiniz ancak geçmiş tecrübeler geleceğe dair net bulgular içermez; çünkü pazar durağan değildir, her an değişir; bu değişimi ve gelecekteki trend ve ihtiyaçları anlamadan pazarı tanımış olamazsınız. Pazarı tanımadan da pazara ayak uydurup yön veremezsiniz. 

Bizim son dönemde yaptığımız araştırmalar sonucunda elde ettiğimiz iki temel unsur bulunuyor; son kullanıcılar bizim gibi şirketlerden sağlıklı ve emniyetli çözümler bekliyor. Biz bu iki temel unsura şu ana kadar hep dikkat ettik. Bundan sonrası için de sunacağımız çözümler insanların sağlığını korumalarına yardımcı olacak, hem kendilerini hem de cihazlarını da dış etkenlere karşı güvende tutacak ürün geliştirme çalışmalarına devam ediyor olacağız. 

Diğer önemli nokta da bir ürün satın alacağımız zaman doğal olarak en ucuzunu arıyor olmamız. “En ucuzunu alacak kadar zengin değilim” şeklinde yağın bir ifade vardır. Bu yaklaşımı toplum olarak aşmamız gerekiyor. Bu tüm sektörler için de geçerli. Çünkü bir ürün satın aldığınızda ürünün maliyeti satın aldığınız gün verdiğiniz para değildir. Aslında “satın alma maliyeti” olarak ifade edilen onu kullandığınız süreçte size olan maliyetidir. Bu farkındalık seviyesini artırmamız gerekiyor. Bunu başardığımızda kaliteli ürünlere olan talebin artması sonucu da kendiliğinden gelecektir. Çünkü tüketici ürünü ucuza aldığını düşünse de ürünü daha sık yenilemesi gerektiği için aslında kendisine çok daha pahalıya mal oluyor. Diğer yandan, bu ürünlerin hepsi günün sonunda zararlı bir atık oluyor ve dünya da bir çöplüğe dönüşmeye başlıyor. Bu anlamda gerek şirketler gerekse sivil toplum kuruluşları olarak bu farkındalığı artırmamız gerekiyor. Kaliteli ürünler, toplam sahip olma maliyeti daha düşük olduğu için ilk bakışta pahalı gibi görünse de aslında daha ekonomik ve verimli ürünlerdir. Dolayısıyla bu konunun mutlaka gündemimizde olması gerektiğini düşünüyorum. 

 




Yükleniyor...
Yükleniyor...