01-02-2021
İzocam, EUCEB Sertifikalı Taşyünüyle, “İnsan Sağlığına Duyarlı Yalıtım Ürünlerinin Önemine” Dikkat Çekiyor

İzocam, EUCEB Sertifikalı Taşyünüyle, “İnsan Sağlığına Duyarlı Yalıtım Ürünlerinin Önemine” Dikkat Çekiyor

Günümüzde değişim artık sürekli bir ihtiyaç; gelişim için değişime ayak uydurarak inovasyon yaratmak ise bir zorunluluk... Dijitalleşme alanında yaptığı yatırımlarla geleceğe ilerleyen İzocam'ın sektöre getirdiği yenlikler yalnızca SAP, İzocam 24 Bayi Portalı, DEEP (Digital Employee Experience Platform) gibi uygulamalarla sınırlı değil. İzocam, EUCEB sertifikalı taşyünü ile insan sağlığına saygılı yalıtım hakkına da önemli bir vurgu yapıyor. EUCEB sertifikası olan ürünler, sürekli test edilerek elyafların sağlığımız için zararsız olduğu sertifika süresince garanti ediliyor.  Detayları İzocam Genel Direktörü Murat Savcı ile konuştuk.

 

İzocam olarak, sağlıklı yalıtım kavramıyla sektörde ön plana çıkıyor ve bu kavramı EUCEB sertifikası ile vurguluyorsunuz. Sağlıklı yalıtım uygulamalarında aranan koşullar ve sağlıklı yalıtım için EUCEB belgesinin önemi nedir?

Küresel boyutta meydana gelen bir salgın hastalıkla mücadele ettiğimiz 2020 yılı, bizlere sağlığımızın kıymetini bir kez daha hatırlattı. Sağlıklı yaşamak her canlının temel hakkı. Bu noktada İzocam olarak “sağlıklı yalıtım hakkı”na dikkat çekmek istiyoruz. 13 yıldır, İzocam Taşyünü ürünlerde EUCEB (Mineral Yünler için Avrupa Sertifikasyon Kurulu) sertifikası için yaptığımız sürekli yatırımlarla sektörde ilk olmanın ve sektöre bu konuda da liderlik etmenin ayrıcalığını yaşıyoruz. Deri ve solunum yoluyla vücuda nüfuz eden elyafların, vücuttan çözünerek atıldığını ispatlayan EUCEB sertifikası ile İzocam Taşyünü ürünlerin kanserojen olmadığı bağımsız bir kurum tarafından belgelenmiş oluyor. EUCEB sertifikası olan ürünler sürekli test edilerek, elyafların zararsız olduğu sertifika süresince garanti ediliyor. Sağlığın özellikle önem kazandığı bu dönemde, yalnızca EUCEB gerekliliklerini karşılayan üreticilerin ambalajlarında yer alan EUCEB logosunun bir işaretten çok daha derin bir anlam içerdiğine dikkat çekmek istiyoruz. Yaşam alanlarımız en değerli varlığımızdır, bu varlığın arkasında hangi yalıtım ürünlerinin kullanıldığını bilmek ise herkesin hakkıdır.

 

 

İzocam’ın 2020 yılı için odak noktasına aldığı en önemli konulardan biri dijitalleşmeydi. Bu bağlamda, devreye aldığınız SAP uygulaması ile ilgili, çalışanlarınıza modern, dinamik ve yenilikçi bir deneyim sunmak üzere geliştirdiğiniz DEEP platformunuzla ilgili ve dijital alandaki diğer yeniliklerinizle ilgili neler söylersiniz?

 

İzocam olarak 2020 yılının başında dijitalleşme yatırımları kapsamında SAP programını devreye aldık. Müşterilerimize hizmet sürelerimizi kısaltan ve verilerin güvenliğini artıran SAP uygulaması sayesinde, talimat sistemini kaldırdık. Müşterilerimize taahhüt ettiğimiz hizmetleri yerine getireceğimiz süreçleri kurguladık. Ayrıca, üretim planlama faaliyetlerini iyileştiren MRP sistemini kullanmaya başladık ve kalite, çevre, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) gibi fonksiyonları iş süreçlerimize entegre ettik. SAP sistemine geçişle birlikte, e-ticaret portalımız olan “İzocam 24 Bayi Portalı” da SAP ile entegre bir sistem olarak yenilendi. 2020 yılında bayilerimizden gelen iç piyasa siparişlerimizin yarısını İzocam 24 üzerinden aldık. 2021 yılında da İzocam 24 Bayi portalı üzerinden alınan siparişleri %10 artırmayı hedefliyoruz.

 

2020 yılının son ayında, oldukça önem verdiğimiz dijital çalışan deneyimi odaklı yeni bir projemizi daha devreye aldık. Çalışanlarımıza modern, dinamik ve yenilikçi bir deneyim sunmak üzere geliştirdiğimiz yeni İK platformumuz DEEP (Digital Employee Experience Platform), SAP SuccessFactors temelli online bir platform. DEEP’in içerisinde, çalışanlarımıza özel geliştirilen performans yönetimi, online iletişim alanları, eğitim ve gelişim programları, yetenek ve kariyer yönetimi gibi birçok İK uygulaması bulunuyor. Şirketimizin kurum kültürü, değerleri ve İK politikalarını, çalışma arkadaşlarımıza daha modern, şeffaf, yenilikçi ve dinamik prensiplerle sunan DEEP, mobil erişim desteği ile kullanıcı kolaylığı da sağlıyor.

 

Geçtiğimiz yıl SAP temelli projelerin yanında, iş süreçlerimizi daha iyi takip etmek adına farklı projeleri de eş zamanlı olarak hayata geçirdik. 2020 senesi içerisinde EBA süreç yönetim sistemi ve Online İhale Portalı gibi iş süreçlerini izlenebilir, ölçülebilir ve şeffaf temellere oturtulduğu farklı dijital uygulamaları devreye aldık.

 

 

Geçtiğimiz ay gerçekleştirmiş olduğunuz bir açıklamada, Tarsus tesisinizde 2021 yılının ikinci çeyreğinde hayata geçirmeyi planladığınız bir filtre yatırımından söz etmiştiniz. Bu yatırımın detaylarından, sektörde yaratmasını beklediğiniz farklardan ve çevre açısından öneminden bahseder misiniz?

 

İzocam olarak, tesislerimizin çevresel koşullar ile en uyumlu şekilde çalışmasını sağlamak en önemli amaçlarımızdan biri. Bu doğrultuda 2020, çevre dostu teknolojik yatırımlara da imza attığımız bir yıl oldu. Tarsus tesisimizde dünya standartlarında hava emisyon değerlerine ulaşma hedefiyle yeni bir filtre yatırımı başlattık. Tarsus tesisimizin minimum çevresel etki ile çalışmasını sağlayacak yeni filtre yatırımımızın 2021’in ikinci çeyreğinde tamamlanmasını planlıyoruz.

 

İzocam Taşyününün BM tarafından geliştirilen ve 2030 yılına kadar tamamlanması beklenen ‘Sürdürülebilir Kalkınma İçin 17 Küresel Hedef’in 8’ine doğrudan katkıda bulunan özellikleri, mimari tasarımdaki etkileri, kullanıcılarına sunduğu konfor şartları nelerdir?

 

İnsan sağlığına zarar vermeyen, enerji tasarrufu sağlayan ve sürdürülebilirliğe olan katkısı ile öne çıkan İzocam Taşyünü, sahip olduğu özellikler ve sunduğu faydalar sayesinde; “Sağlıklı Bireyler”, “Erişebilir ve Temiz Enerji”, “İnsana Yakışır İş ve Büyüme”, “Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı”, “Sürdürülebilir Şehir ve Yaşam Alanları”, “Sorumlu Tüketim ve Üretim”, “İklim Eylemi” ve “Hedefler için Ortaklıklar” gibi geleceğimize yatırım yapan önemli hedeflere ulaşılmasına destek oluyor.  EUCEB sertifikası ile birlikte TSE ve CE belgelerine de sahip olan İzocam Taşyünü, yüksek standartlarda sunduğu ısı ve ses yalıtımının yanında A1 sınıfı yanmaz özelliğiyle binaların yangın güvenliğini de artırıyor.

 

Yeni ürününüz, Nem Bariyerli Parke Altı PE Şilte ile parke sektörüne nasıl bir inovasyon sunuyorsunuz? Ürünün Ar-Ge ve üretim süreçlerinden, üretim süreçlerinde kullandığınız teknolojilerden bahseder misiniz?

 

Nem Bariyerli Şilte’yi kullanımı yaygın olan laminat ve lamine parke altına uygulanmak üzere geliştirdik. Yeni ürünümüz parkelerin su iticilik özelliğini ve dolayısıyla neme karşı direncini büyük oranda destekliyor. Su buharı difüzyon direnci 11.000 olan yeni ürünümüz, parkelerin betondan nem alarak şişmesini önlüyor. Özellikle kış aylarında yeni inşa edilen yapılarda henüz beton tam olarak kurumadan gerçekleştirilen parke döşemeleri, betondaki nemden olumsuz etkilenebiliyor. Nem Bariyerli Şilte, yüksek nem direnci sayesinde, uzun süre betonun kurumasını beklemeden parke uygulaması yapılmasına imkan tanıyor.

 

Uygulaması basit ve aynı zamanda ekonomik olan bu ürünümüzü bir tarafı 20 mm flaplı olarak geliştirdik. Dolayısıyla ek bir yapıştırma işlemine ihtiyaç duyulmadan kolay ve hızlı bir şekilde zemine kaplanan bu ürünümüz, hem zamandan hem de bant maliyetinden tasarruf sağlıyor. Piyasada yer alan alternatif parke altı ürünlere göre avantajlı ses yutum değerleri ile öne çıkan Nem Bariyerli Şilte, zemindeki kusurları düzeltmek için de uygun bir alternatif.

 

Uygulamacı alışkanlıklarını da düşünerek minimum 50 m olarak tasarladığımız Nem Bariyerli Şilte, yüksek katma değer sağlayan özellikleri sayesinde parke altı dışında, soğutucu çanta pazarı gibi yüksek nem direncine ihtiyaç duyan farklı uygulamalarda da kullanıma uygun.

 

 

  

 

2020 sektör değerlendirmeleriniz ve 2021 için öngörüleriniz, hedefleriniz nelerdir?

 

2020’nin ilk çeyreğinde kendini gösteren Covid-19 salgını, bazı şirketlerin üretim faaliyetlerine ara vermesine neden oldu. Bu süreçte İzocam olarak, ülkemizin geleceği için iş yaşamının devam etmesi gerektiği bilinci ile hareket ettik. İlk andan itibaren sağlık açısından gereken önlemleri en üst düzeyde tutarak üretim ve ticari faaliyetlerimizi aralıksız olarak sürdürdük. Çalışmalarımıza aynı titizlikle devam ediyoruz.

 

Öte yandan 2019 sonu itibariyle, Türkiye’deki 10 milyona yakın bina stokunun iyimser bir tahminle sadece yüzde 20’sinin TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Yönetmeliği’ne uygun şekilde yalıtıldığını görüyoruz.

 

Ülkemizde yalıtım sektörü 11 milyon m³’lük bir pazara sahip ve kişi başına yaklaşık 5,5 m2 yalıtım malzemesi tüketimi mevcut. Avrupa nispeten doygun bir pazar olmasına rağmen kişi başı ortalama 12 m2 yıllık yalıtım tüketimi bulunuyor, Almanya’da bu değer 15 m2’lere çıkıyor. Avrupa’da ‘kalın yalıtım’ bilincinin de yaygın olmasından dolayı hacimsel olarak Avrupa’nın çok arkasında olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu rakamlar, geçmiş yıllarla kıyasladığımızda toplumun yalıtım bilincinde önemli bir artış olduğunu gösterse de daha alınacak çok yolumuz var. Bu da yalıtım sektörü açısından önemli bir potansiyel olduğu anlamına geliyor.

 

Gelecek yıllarda, sektörel hacmin artmasına katkı sağlayacak bir diğer somut uygulama da Enerji Kimlik Belgesi (EKB) çalışmaları olacak. 1 Ocak 2020 itibariyle yürürlüğe giren Enerji Kimlik Belgesi zorunluluğu mevcut binalarda da binaların ısı yalıtımı açısından değerinin belirlenmesini görünür kıldı. EKB’nin binaların alınması, satılması hatta kiralanması sırasında ibraz edilmesi gerektiğini artık biliyoruz. Bu uygulamanın hız kazanması, sektörün gelecekte daha da büyümesine katkı sağlayacaktır. Kentsel dönüşüm çalışmalarının, karbon salımını azaltmaya yönelik çevre dostu, sıfıra yakın enerjili ve de iç çevre kalitesi önemsenmiş binalara artan ihtiyacın inşaat sektörü üzerindeki olumlu etkilerini de önümüzdeki yıllarda daha da fazla göreceğiz. Pandemi ile beraber az katlı ve bahçeli evlere olan talebin artması ve yazlıkların tüm yıl kullanılmaya başlaması, yazlıklarda göz ardı edilen ısıl konfor ihtiyacını arttırdı. Burada da sektör için yeni bir potansiyel açığa çıktı. Burada önümüzdeki yılda özellikle renovasyon pazarında artış öngörüyoruz.

 

Ar-Ge, üretim, ihracat ve dijitalleşme yatırımları hız kesmeyecek

 

İzocam olarak 2021’de öncelikli hedefimiz ise, üretim kapasitemizi ve ürün çeşitliliğimizi hem iç piyasa hem de ihracat pazarlarındaki ihtiyaçlar doğrultusunda arttırarak, sektör içerisindeki mevcut konumumuzu daha da güçlendirmek. Bu kapsamda ihracat pazarlarımızda Ar-Ge çalışmaları başta olmak üzere, hizmet ve servis kalitemizi iyileştirici yeni projeler gündemimizde yer alacak.

 

Ayrıca şu an %20 seviyesinde olan ihracatın ciromuz içindeki payını arttırmayı hedefliyoruz. Bu nedenle ihracatta yeni pazar arayışlarımız devam edecek. Mevcutta yer aldığımız ülke pazarlarındaki bayi ağımızı genişletirken, potansiyel olarak gördüğümüz pazarlarda da yeni bayilikler vereceğiz. Özellikle son iki yılda odaklandığımız Orta Afrika’daki pazar arayışlarımız önümüzdeki dönemde de devam edecek. Diğer taraftan BDT ülkelerinde tanıtım faaliyetlerimizi arttıracağız.

 

Bizim uzun yıllardır takip ettiğimiz bir başarı göstergemiz var, yeni ürünlerin ciromuz içindeki payı yani “inovasyon katsayısı” … Şu an yeni ürünlerin ciromuz içindeki payı %23,5 oranında Yani diyebiliriz ki, pazarın talep ettiği her 4 üründen biri yeni ürün statüsünde.  Bu hedefimizi önümüzdeki yıl da koruyacağız. Dijital dünyada yeni projelere imza atmaya devam edeceğiz.

 



Yükleniyor...
Yükleniyor...