08-03-2021
İTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Ergen Pehlevan: BIM’in Türkiye’deki Geleceği Ümit Vaat Ediyor

İTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Ergen Pehlevan: BIM’in Türkiye’deki Geleceği Ümit Vaat Ediyor

İTÜ Sürekli Eğitim Merkezi’nde, 2015’ten bu yana İTÜ İnşaat Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Ergen Pehlevan koordinatörlüğünde BIM Uzmanı Sertifika Programı düzenleniyor. Program mimarlık, mühendislik gibi farklı disiplinlerden öğrencileri bir araya getirerek onlara BIM yetkinliği kazandırmayı amaçlıyor. Ayrıca her sene İTÜ Mühendisliğe Hazırlık Kulubü tarafından “Design Together” adıyla BIM yarışmaları düzenleniyor. Prof. Dr. Esin Ergen Pehlevan ve çalışma grubu, TAV İnşaat’ın Medine’de hayata geçirdiği Prens Mohammad bin Abdulaziz Havalimanı Projesi’nin tesis aşamasında BIM kullanımını inceleyen araştırması ile sektöre kılavuz niteliğinde bir çalışma sunuyor. İTÜ bünyesinde yapılan BIM çalışmalarında önemli bir rol üstlenen Pehlevan’dan detayları dinledik.

 

Okurlarımız için kendinizden, akademi yolculuğunuzdan biraz bahseder misiniz?

Lisans eğitimimi İTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü’nde, yüksek lisans eğitimimi ise İTÜ Yapı İşletmesi Programı’nda tamamladım. Doktorada YÖK bursu ile ABD’deki Carnegie Mellon Üniversitesi’ne gittim. Carnegie Mellon Üniversitesi bilgisayar bilimleri ile öne çıkan bir üniversite olduğu için hangi bölümde olursanız olun araştırma konularına bilişim veya dijitalleşme gibi konular ister istemez dahil oluyor. Bu sebeple, doktoram süresince yapım süreçlerinin dijitalleşmesine yönelik çalıştım. Türkiye’ye döndüğümde de, İTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladım. Araştırma konularım arasında proje yapım süreçlerinin dijitalleşmesi, sahada sensörler ve takip teknolojileri (RFID vb.) yardımıyla iş takibi, BIM (Yapı Bilgi Modellemesi), BIM’e geçiş ve BIM’in benimsenmesi gibi konular yer almakta.

 

İTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Esin Ergen Pehlevan

 

 

İTÜ Sürekli Eğitim Merkezi’nde 2015 yılında BIM Uzmanı Sertifika Programı’nı başlattınız. Bu program Türkiye’de bir üniversitenin verdiği ilk BIM sertifika programı olması bakımından çok önemli. Programın koordinatörü ve eğitmeni olarak, projenin başlangıç hikayesini ve amaçlarını paylaşır mısınız?

Sertifika programından önce İTÜ’de yüksek lisans seviyesinde BIM dersleri veriyordum. Ancak sektörde de bu konuda eğitimli büyük bir personel açığı olduğunun farkındaydım. Hatta BIM konusunda önde gelen yabancı bir firmanın Türkiye temsilciliğinden bir kişi benimle olan bir görüşmesinde, sektörden çok fazla kişinin BIM’i öğrenmek için kendilerine başvurduğunu, ancak BIM’in bu şekilde öğrenilmeyeceğini belirtmiş ve neden İTÜ’nün bu konuda liderlik yapmadığını sormuştu. BIM Uzmanı Sertifika Programı fikri ilk bu şekilde ortaya çıktı. Daha sonra, 2015 yılında BIM danışmanlığı hizmeti veren ProCS firmasının da katkılarıyla BIM Uzmanı Sertifika Programı’nı başlattık. İlk yıllarda düşük katılımcı sayılarıyla bile eğitim vermeye devam ettik ve planladığımız her eğitimi gerçekleştirdik. Son birkaç yıldır eğitimlerimize büyük bir ilgi olduğunu görüyoruz ve bu bizim doğru bir yönde ilerlediğimizi ve sektördeki bir açığı kapattığımızı gösteriyor.

Üç aşamadan oluşan BIM Uzmanı Sertifikası Eğitimi’nin ikinci aşaması başlıyor. Bu program kapsamında hangi eğitimler verilecek? Programa kimler katılabiliyor?

Programın birinci aşaması olan BIM Süreçleri Eğitimi’nde BIM’le ilgili temel bilgiler veriliyor, teorik altyapı oluşturuluyor, ilgili standartlardan bahsediliyor ve BIM’e geçişte dikkat edilmesi gereken konular ele alınıyor. Bunun yanı sıra, dünyada yapılmış büyük ölçekli projelerden örnekler gösteriliyor ve uygulamada yapılan hatalar veya öğrenilen dersler tartışılıyor. Bu aşamanın amacı BIM’in doğru anlaşılmasını sağlamak ve BIM’in süreçlere nasıl entegre edileceğini örneklerle açıklamak. Çünkü sektörde şunu gözlemliyoruz: BIM tabanlı yazılımları kullanmasını bilen kişiler mevcut ancak projelerine veya firmalarının süreçlerine nasıl entegre edeceklerini bilemiyorlar. BIM’in geliştirilmesindeki amaç, ortak çalışmayı ve disiplinler arası iş birliğini artırmak. Tek başınıza BIM tabanlı çalışamazsınız. O yüzden süreçlere nasıl entegre edeceğinizi bilmeniz gerekir. Bunu da herhangi bir yazılım öğrenir gibi öğrenemiyorsunuz, mutlaka mevcut örnekleri ve yapılan yanlışları inceleyip fikir paylaşımlarında bulunmanız gerekiyor. Eğitimin ikinci aşamasında, yazılımlar üzerinden modelleme ve veri yönetimi üzerine uygulamalar yapıyoruz. Örneğin, metraj alınması, çakışma analizi ve çakışma çözümü, pafta oluşturulması ve 4D simülasyon gibi konularda uygulamalarımız var. Üçüncü aşama ise üç günlük sertifika sınavından oluşuyor. Türkiye’deki mevcut sistemde farklı disiplinler birbirini görmeden eğitimini tamamlıyor, örneğin inşaat mühendisliği öğrencileri genellikle mimarlık öğrencileri ile ortak ders almıyor. Bu da daha sonra mühendislerin ve mimarların iş hayatında birbirinin sorunlarını ve çalışma biçimini anlamayı engelliyor, ekip çalışmasını zorlaştırıyor. Bu sebeple, sertifika programı eğitimlerinde tüm disiplinleri görmek istiyoruz. Katılımcıların çeşitliliği derslerdeki tartışmaların zenginleşmesini sağlıyor.

Genellikle mimar ve inşaat mühendisleri ağırlıklı olsa da makine mühendisi, elektrik mühendisi, harita mühendisi gibi farklı disiplinlerden katılımcılarımız da oluyor. Ön lisans mezunu kişiler veya proje okuma konusunda zorluk yaşamayan lisans öğrencileri de katılabiliyor.

Havalimanı, metro, endüstriyel yapılar, AVM’ler gibi büyük yapıların tasarım, inşa, tesis yönetimi süreçlerinden ömrünü tamamlamasına kadar uzanan süreçte BIM uygulamaları, sektör bileşenlerine ve kentlere nasıl katkılar sağlıyor? Özellikle “Akıllı Şehirler” ve “BIM” arasında bir bağ kurulabilir mi?

BIM uygulamaları yapı sektöründe dijital dönüşümü sağlayacak altyapıyı oluşturuyor. BIM modelleri sayesinde 3D baskı, model üzerinden doğrudan imalat, BIM süreçlerinin dijital olarak yönetilmesi gibi birçok olanak sağlanabiliyor. Zaten süreçlerin dijitalleşmesi ile birçok işlem takip edilebilir ve analiz edilebilir hale geliyor. Bunun sonucunda nerede verimsiz çalıştığımızı ve nerede sorunlar olduğunu tespit edebiliyoruz. Yöneticiler için tasarım aşamasındaki performansı ve yapım aşamasında sahadaki ilerlemeler ile süre ve maliyet durumunu gösteren özet grafikler ve bilgilendirme raporları hazırlanabiliyor.

Ancak, tüm bunlar için öncelikle BIM altyapısının doğru bir şekilde kurulması ve çalışma kültürünün dönüştürülmesi gerekiyor. Tabii ki bu bir günde olacak bir dönüşüm değil, sistematik ve planlı olarak yapılması gerekiyor.

BIM’in şehirlere çok önemli katkıları olması bekleniyor. Tesis yönetimi aşamasında, BIM modellerinin yapıya yerleştirilen sensör verileri ile beslenmesi durumunda, yapıların dijital ikizlerini oluşturmuş oluyorsunuz. Teoride, BIM modellerinin veya dijital ikizlerin akıllı şehirlerin yapıtaşı olması gerekiyor.

BIM altyapısı ile birlikte akıllı semtler ve akıllı şehirler kapsamında birçok analiz gerçekleştirilebilir. Yakın gelecekte BIM modellerinin akıllı şehirler konsepti ile entegre edilip bu amaçla yaygın olarak kullanılacağını düşünüyorum.

ASCE Journal of Construction Engineering and Management’ta (İnşaat Mühendisliği ve Yönetimi Dergisi) Nisan 2021 tarihinde yayımlanacak olan yeni makaleniz ile sektöre uluslararası bir havalimanı projesinin tesis yönetiminde BIM kullanımı konusunda önemli bir çalışma sundunuz. Çalışmayı biraz değerlendirir misiniz?

Bu makalede, TAV İnşaat’ın tesis yönetimini yaptığı Medine’deki Prens Mohammad bin Abdulaziz Havalimanı projesini incelediğimiz bir vaka çalışması gerçekleştirdik. Bu projenin özelliği, tesis yönetiminde BIM’in kullanıldığı nadir projelerden bir tanesi olması. Makalede, BIM ve tesis yönetimin nasıl entegre edildiğini, BIM’in tesis yönetiminde kullanılan yazılımlarla birlikte çalışmasının nasıl sağlandığını inceliyoruz. Burada, bir veri-brokerı olarak kullanılan BIM-tesis yönetimi platformu öne çıkıyor. Bunun yanı sıra, BIM’in bu ölçekteki bir tesiste uzun süreli kullanımı sonucunda öğrenilen dersler ve karşılaşılan zorluklara odaklandık. Literatürde bu tür çalışmalar daha küçük ölçeklerde ve daha kısa süreli yapılmış. Bu makalede büyük ölçekli bir projeye odaklanarak literatürdeki bu boşluğu dolduruyoruz. Çalışmanın sonuçları, BIM’i tesis yönetimiyle entegre etmek isteyen akademisyenler ve profesyoneller için kılavuz niteliğinde. Bu çalışmaya destek veren TAV İnşaat Mühendislik ve Tasarım Direktörü Dr. Ahmet Çıtıpıtıoğlu’na ayrıca teşekkür etmek isterim.

İTÜ Mühendisliğe Hazırlık Kulübü tarafından her sene “Design Together” adıyla düzenlenen BIM yarışmasında jüri olarak yer alıyorsunuz. Yarışmadan biraz bahseder misiniz? Bu yarışmada bir jüri üyesi olarak sizi şaşırtan projeler oluyor mu? Gençlerin Yapı Bilgi Modellemesine yaklaşımını, bu alandaki yaratıcılıklarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu yarışma 2014-2015 eğitim döneminden beri gerçekleştiriliyor. Yarışma, BIM konusunda farkındalığı artırmak ve öğrencilerin bu konuda yetkinlik kazanmalarına yardımcı olmak amacıyla düzenlenmekte. Katılımcılardan, en az bir inşaat mühendisliği, bir mimarlık ve bir makine mühendisliği öğrencisinden oluşan bir grup kurmaları ve verilen şartnameye uygun bir şekilde BIM’i kullanarak bir tasarımın yapmaları isteniyor. Yarışmanın ilk aşamasında ekiplerin verilen temel BIM eğitimlerine katılması bekleniyor. İkinci kısımda BIM modelleri geliştiriliyor. Yarışma projeleri akademik ve sektörden uzmanlar tarafından değerlendiriliyor. Yarışma fikri, ilk olarak İTÜ Mühendisliğe Hazırlık Kulübü tarafından ortaya atıldı. Hatta bu fikri ilk duyduğumda yarışmaya katılacak yeterli sayıda öğrenci bulunabileceğinden şüphe duymuştum.

Ancak yarışmaya büyük bir ilgi var. Bu yarışma sayesinde öğrencilerimiz BIM konusunda bilgi sahibi olmanın yanı sıra, belki de ilk defa diğer disiplinlerle ortak bir çalışma gerçekleştiriyor, süreçlerle ilgili bilgi ediniyor ve gerçek hayat problemlerini çözüyor. Jüri üyesi olarak öğrencilerin BIM konusundaki heyecanlarını ve motivasyonlarını görmekten çok mutlu oluyorum. Beni en çok şaşırtan proje ekipleri, BIM uygulaması kadar BIM’in planlaması ve ön hazırlıkları konularında çok iyi organize olmuş ekiplerdi. Gençlerin BIM konusuna çok büyük bir ilgisi var, özellikle Anadolu’daki üniversitelerden gelen öğrencilerimiz çok ilgili. Öğrencilerin kısa zamanda çok fazla bilgiyi sindirip uygulamaya geçirebildiklerini görünce BIM’in Türkiye’deki geleceği konusunda daha çok ümitleniyorum.

 

Türkiye’de Yapı Bilgi Modellemesi üzerine yapılan akademik çalışmaları, sektör nezdinde ve devlet nezdinde BIM’e yönelik atılan adımları nasıl değerlendiriyorsunuz? Kat edilmesi gereken yollar var mı?

Türkiye’de Yapı Bilgi Modellemesi üzerine birçok akademik çalışma gerçekleştiriliyor. Sektörde ise özellikle büyük ölçekli firmalar BIM’in yaygınlaşmasında itici güç olarak yer alıyorlar. Yurt dışında çalışan yüklenici firmalarımız BIM’le ilgili edindikleri tecrübeleri yurt içinde de paylaşıyorlar ve alt yüklenicilerle tedarikçilerin BIM’e geçişinde rol oynuyorlar. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde raylı sistemlerde 2015 yılından itibaren BIM kullanma zorunluluğu bulunması da BIM’in yaygınlaşması yolunda atılmış önemli bir adım. Bunun dışında kamuda BIM ile ilgi ön çalışmaların yapıldığını biliyoruz ancak henüz bir zorunluluk veya BIM’e özel bir teşvik mekanizması bulunmuyor. İngiltere örneğinde olduğu gibi bir zorunluluk veya Singapur örneğindeki gibi teşvik desteği BIM konusunda önemli bir aşama kaydetmemizi sağlayacaktır ve yakın gelecekte bu tür teşviklerin olacağını tahmin ediyorum.

Son olarak eklemek istedikleriniz var mıdır?

Türkiye’de ve dünyada yapı sektörü bir dönüşüm sürecinden geçiyor ve BIM bu dönüşümün temellerini oluşturuyor. BIM’e geçiş çalışmalarının bir an önce hızlanması çok önemli çünkü arkasından akıllı inşaat sahası, sahada otomatik ilerleme takibi, dijital ikiz, akıllı şehirler gibi konular geliyor. Zaten yurt dışında çalışmalar gerçekleştiren Türk firmalarının BIM tabanlı çalışmalar gerçekleştirmesi neredeyse zorunlu hale geldi. Yakın gelecekte BIM tabanlı çalışmanın oldukça yaygınlaşacağını, dijital dönüşümü gerçekleştiremeyen firmaların sektördeki pozisyonlarını kaybedeceğini düşünüyorum. Çünkü dijital dönüşüm ile birlikte çok daha kolay yönetilebilen ve kontrol edilebilen projeler gerçekleştirilecek ve herkes projeleri bu altyapı ile yönetmek isteyecek.

 

 

 



Yükleniyor...
Yükleniyor...