04.10.2021
“Yapı Performansının Sürdürülebilirliği İçin Cephe Testleri Şart”

“Yapı Performansının Sürdürülebilirliği İçin Cephe Testleri Şart”

Bağımsız bir test laboratuvarı olarak yapı sektörüne giydirme cephe, pencere, kapı ürünleri ve diğer yapı malzemeleri üzerinde test ve kontrol hizmetleri sunan FTI, pandemi süreciyle birlikte çevrimiçi test hizmetlerini de aktif olarak kullanmaya başladı. FTI (Façade Testing Institute- Fasad Teknoloji Merkezi) CEO’su Murat Seyhan ile kullanılan test ürünlerini, rüzgâr tüneli testlerini ve uluslararası alanda geçerli belge ve sertifikaların sunduğu avantajları konuştuk…

 

Cephe elemanlarının performansından yüzde yüz emin olabilmek adına yapı elemanlarına bazı testler uygulanıyor. Test süreçleriniz nasıl işliyor?

Bazı test üniteleri kapalı ortamlarda kurulur veya tam ölçekli numunelerin test edilmesi adına resmi test gününe kadar test duvarları oluşturulur. Üreticiler ise istedikleri iş için üretilen duvarlara mock up’larını monte ederler ve böylece test süreci başlamış olur. Genelde kalıp olarak belirli genişlikte ve yükseklikte test düzeneklerimiz bulunuyor. Fakat FTI olarak testlerimizi bu ölçülere göre yapmakla sınırlı kalmıyor, binaların ve projelerin isteklerine göre oluşturulan ebatlardaki mock up’ların monte edilmesine olanak sağlayan duvarlar yapıyoruz. Bu duvarlar çelik, beton ve ahşap gibi birleştirilerek oluşturuluyor. Biz 8 ayrı test ünitesine sahibiz ve sahip olduğumuz bu ünitelerin ölçekleri 4x4 metreden 8x10 metreye kadar değişiyor. Bu ölçülerin hepsi şu ana kadar gerçekleştirmiş olduğumuz iki bine yakın testlerde bizden istenen ölçüsel veriler dikkate alınarak oluşturuldu. İlerleyen günlerde bizden 12x20 metre bir mock up talep edilirse bunu da karşılayabilir durumdayız. 

Standartlar gereği projede kat geçiş detayları ve yatay geçişte farklı modüller var ise test numunelerinin de bunları karşılayıp en doğru şekilde temsil etmesi gerekir. Örneğin; binanın bir kat geçiş detayı için aslında iki katlı bir binanın simule edilmesi gerekiyor. Bizim test ünitelerimiz de iki katlı binaları simule edebilecek yüksekliktedir. Ayrıca üçüncü bir katı da simule edebileceğimiz yükseklikte test düzeneğine de sahibiz. Üçüncü katı tam anlamıyla temsil edebilecek yüksekliğe sahip olmamız da bize büyük avantajlar sağlıyor. 

Dünya genelinde laboratuvarlarda tam ölçekli numunelerin test edilmesi için belirlenen resmi tarihten önce test duvarları oluşturulur ve bu duvarlara test numuneleri dâhil edilir. Biz de testlerimizi bu ilkeler doğrultusunda gerçekleştiririz. Kısacası, farklı binaların farklı ihtiyaçlarına göre değişebilecek ebatlardaki numuneleri kabul edebilecek duvarlar oluşturuyoruz.

“Reaktif ve proaktif testlerle uygulama hatası olmadığı sürece sonuçlardan yüzde 100 emin oluyoruz”

Tasarım mühendisliği, malzeme seçimi, ürün kontrolleri ve saha montajı gibi birçok alanda sahip olduğunuz bilgi ve tecrübe ile profesyonel denetimler ve testler sunuyorsunuz. Bununla birlikte bünyenizde hem proaktif hem de reaktif testler gerçekleştiriyorsunuz. Peki firmalar, reaktif ve proaktif testlerin birlikte yapıldığı kompakt testlere nasıl bakıyor?

Kısaca açıklamak gerekirse laboratuvar testlerinin yapılma amacı binadaki uygulamalar hakkında fikir sahibi olmakla birlikte uygulama yapılacak yapı kabuğu elemanlarının hava, su, rüzgâr geçirimsizliğini sağlamak adına göstereceği performansı öğrenebilmektir. Bu amaçla yapılan testler proaktif testlerdir ancak tek başına yeterli değildir. Proaktif testlerle birlikte reaktif testlerin de yapılması gerekir. Reaktif testler ile laboratuvar ortamında performansını gözlemleyebildiğimiz yapı ürünlerinin sahada sergileyeceği performansı da ölçebiliyoruz. 

Reaktif ve proaktif testleri kullandığımız projelerde uygulama hatası olmadığı takdirde sonuçlardan yüzde 100 emin oluyoruz. Garanti ettiğimiz birtakım uygulamalar da bulunuyor fakat bu uygulamaların Türkiye’deki tercih edilme oranı hâlâ düşük. Yalnızca büyük projelerde bu tür metotlar uygulanıyor. 

Geometrik açıdan zorlu yapılar ve yüksek katlı binalar, maruz kaldığı çevresel faktörler nedeniyle dikkatli çalışılması gereken yapılar. Bu noktada rüzgâr tüneli testleriniz nasıl bir önem arz ediyor?

Mimari açıdan farklı geometrik yapılar inşa ediliyor fakat bizim ilgilendiğimiz esas nokta, derzlerin geçirimsizliğini ölçmektir. Bu bağlamda değerlendirmek gerekirse cephe unsurlarının farklı geometrik şekillerden oluşması bizim için fark etmiyor. Hepsine yönelik testlerimiz mevcut. Bunlardan biri de rüzgâr tüneli testidir. Rüzgâr tüneli testleri ile geometrik açıdan zorlu bina üzerindeki rüzgâr yüklerinden kaynaklanabilecek sorunların önüne geçmekte etkili çözüm sunuyor. Wacker Ingenieure ile ortaklaşa olarak ölçekli bina modellerinde rüzgâr tüneli testleri gerçekleştiriyoruz. Bu testler ile rüzgâr yükünü bina tasarım aşamasındayken ölçebiliyor ve rüzgâr yüküne karşı yapının güvende olması için gerekli değişimleri saptayabiliyoruz.

“Türkiye’de yer alan giydirme cephe ve pencere konusundaki test laboratuvarları arasındaki tek akredite ve onaylanmış kuruluşuz”

FTI, giydirme cephe ve pencere konusundaki test laboratuvarları arasında tek akredite ve onaylanmış kuruluş…Gerçekleştirmiş olduğunuz testler ve bu testler sonucunda sahip olunan belgeler yapı sektörüne uluslararası arenada nasıl ayrıcalıklar kazandırıyor?

Yapı elemanların Türkiye’de üretip yurt dışına gönderme ihtimali olan pazarlar arasında genelde Avrupa, Rusya ve Türki Cumhuriyetler bulunurken bölge olarak Arap ülkeleri, son dönemde ise Amerika ve Afrika kıtasından söz edilebilir. Türkiye’deki üreticiler de genellikle bu bölgelere çalışıyor ve ağırlıklı olarak Avrupa’yı tercih ediyor. Avrupa için geçerli olan ürünlere standardizasyon açısından bakıldığında pencere, kapı ve giydirme cephelerin bu ürünler arasında yer aldığını ve CE dediğimiz Conformité Européenné standardizasyona tabi olduğunu görüyoruz. O yüzden de eğer bu ürünler son kullanıcıya satılıyorsa muhakkak CE kapsamında belgelendirilmiş olması gerekiyor. Bu da kısaca belirli testlerin ve hesapların akredite onaylanmış kuruluşlar tarafından onların nezaretinde yapılıp, raporlanıp, beyan edilerek son kullanıcıya gösterilmesi gerekiyor. Ayrıca, üyesi olduğumuz Centre for Window and Cladding Technology (CWCT)’yi takip ediyor, onlardan gelen yorumlara istinaden bu açıklamaları yapabiliyoruz.

Amerika kıtası ve Amerika’ya bağlı çalışan ülkeler için UL Certification ve ASTM Standartları mevcut. Amerika standartlarının dışında Amerika’daki yapı ürünlerinin uygulama esaslarını belirleyen AAMA gibi bazı kuruluş ve standardizasyonların varlığından da söz edebiliriz. Bunların getirdiği bazı gereklilikler var. Biz şimdiye kadar bahsettiğimiz tüm ülkeler için olan testleri yapmaya yetkili, etkili, akredite onaylanmış kuruluşuz. Bu sayede testleri akredite onaylanmış kuruluş statüsünde yapabilir haldeyiz. O yüzden de Türkiye’deki tüm uygulayıcılara bu konuda hizmet verebiliyoruz.

Enerji verimliliği ve sunduğu sağlıklı yaşam alanlarıyla pasif evlerin insan hayatındaki öneminin artmasına bağlı olarak ısı, su, ses yalıtımının önemi de her geçen gün artıyor. Isı, akustik ve hava sızdırmazlık değerlerini bir arada belirleyen test organizasyonlarından söz edilebilir mi?

Yapı fiziği kriterleri arasına ısı, akustik, hava sızdırmazlığı, su geçirimsizliği, rüzgâr dayanımı ve direnci eklenebilir. Aslında sektörün bir standardizasyona gittiğini söylemek de mümkün. Biraz önce de değindiğim CWCT organizasyonuyla birlikte değişik test senaryoları oluşturuluyor. Bu test senaryolarının oluşturulmasının sebebi de o organizasyona bağlı uzmanlar tarafından bir giydirme cephenin yıllar sonra bu kriterlerden etkilenerek göstereceği performans değişimine bakılıyor olması. FTI olarak onaylanmış kuruluş statüsüyle yapı ürünlerinin yıllar içinde gösterdiği performansın sürdürülebilirliğini sağlamak adına belirli testleri yapıyoruz. Bu kriterlere göre üretilmiş bir cephe elemanının 10-20 yıl sonra yine aynı hava geçirimsizliğini, aynı su geçirimsizliğini, rüzgâr dayanımını sağlayıp sağlamadığı yapılan testlerle ölçülebiliyor. 

Üç ayrı fazdan oluşan test mevcut fakat bunlar aynı numune üzerinde aynı kabinde yapılıyor. Projenin uygulanacağı lokasyonun meteorolojik datalarına bağlı olarak belirli sıcaklık değerleri arasındaki değişimi uygulatıldıktan sonra 24 saatlik periyod içerisinde öncelikle testleri yapıyoruz. Soğutma ısıtma işlemlerinin öncesinde bir gün boyunca kabinin ve numunenin etrafını kapatarak uygun koşulları oluşturuyoruz. Ardından hava, su, rüzgâr dayanımı testlerini tekrar ederek, numunenin önceki ve sonraki performansının nasıl farklılaştığına bakıyoruz. Bu işlemlerin arasında interstory drift dediğimiz kat hareketlerini ekliyoruz ve deprem testi yapıyoruz. Son olarak hava geçirimsizliği açısından performans farkı veya herhangi bir uyumsuz hareketinin olup olmadığını kontrol ediyoruz. Kısacası bunlar tüm değişimleri gözlemleyebileceğimiz tahribatsız test aşamalarıdır. 

Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?

Genel olarak bakıldığında inşaat sektörü global bir sektör. Böyle bir ortamda rekabet de uluslararası olmaya başlıyor. Global ölçekte bakıldığında, yurt dışındaki meslektaşlarımız arasında artık tanınır halde olduğumuzu biliyoruz. Sektörde pandemi süreciyle birlikte rekabetten çok iş birliği oluşmaya başladı. İnşaat sektörü, dünya sıralamasında ekonomiyi ayakta tutan ilk 5’teki sektörler arasında yer alıyor. Bu nedenle herkese yetecek kadar iş alanı mevcut diye düşünüyorum. FTI olarak Türkiye’de yeterince bilindiğimizi düşünüyorum. Bu nedenle hedef yurt dışı pazarları. Çünkü FTI, yenilikleri takip eden, kendini geliştiren, gerekli eğitimlere önem veren ve gerekli tesisatları sağlayan bir laboratuvar. 

 


FTI

Yükleniyor...
Yükleniyor...