Promet,
mühendislik, tasarım ve uygulama süreçlerini entegre bir yapı altında
birleştirerek SPA, havuz ve wellness projelerinde anahtar teslim çözümler
sunuyor. 32 yılı aşkın deneyimiyle farklı ölçek ve fonksiyondaki yapılara
yüksek standartlı uygulamalar geliştiren Promet, yapı sektöründe güçlü bir çözüm
ortağı olarak öne çıkıyor. Promet Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet
Kabaş ve Promet Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ayşegül Sungur ile Promet’in
kalite anlayışını, sürdürülebilirlik yaklaşımını ve uluslararası büyüme
stratejisini konuştuk.
SPA, Wellness, havuz ve hamam projelerinde
anahtar teslim çözümler sunan çok disiplinli bir mühendislik yapısına sahipsiniz.
Bu yapıyı kendi vizyon ve misyonunuz
açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Ayrıca, anahtar teslim iş modeli
yatırımcılara yüksek standartlı SPA & Wellness projelerinde hangi stratejik
ve operasyonel avantajları sunuyor?
Mehmet Kabaş: Promet’in
Finlandiya’da sauna kültürüyle başlayan yolculuğu, SPA & Wellness alanında
çok disiplinli bir tasarım ve mühendislik yapısına evrildi. Bu dönüşüm,
vizyonumuzun doğal bir sonucudur. Biz yalnızca alanlar inşa etmeyi değil,
insanın fiziksel ve zihinsel iyilik hâlini merkeze alan, uzun ömürlü ve
işletilebilir çözümler üretmeyi hedefliyoruz. Anahtar teslim iş modeli ise
yatırımcılar açısından ciddi bir stratejik avantaj, “tek elden kusursuzluk”
sunuyor. SPA ve Wellness gibi teknik ve estetiğin iç içe geçtiği projelerde;
mekanik, elektrik ve ince yapı kalemlerinin farklı ellerden çıkması operasyonel
bir risktir. Biz bu karmaşayı tek bir mühendislik çatısı altında toplayarak
yatırımcıya bütçe disiplini, uygulama hızı ve yüksek kalite standartları
noktasında ciddi bir stratejik avantaj sağlıyoruz. Özellikle yüksek standartlı
SPA & Wellness projelerinde bu bütünlük, kalite sürekliliği ve risk
yönetimi açısından belirleyici oluyor.
“Mimar, Mühendis ve İşletme Arasında Köprü
Görevi Üstleniyoruz”
PROMET için kaliteyi “beklentinin üzerine
çıkmak” olarak tanımlıyorsunuz. Bu yaklaşım, projelerin tasarımından
uygulamasına kadar günlük çalışma pratiğinizde nasıl karşılık buluyor? AR-GE
çalışmaları, yeni teknolojiler ve sektördeki güncel trendler bu sürecin
neresinde duruyor? Promet olarak yatırımcı, mimar, mühendis ve işletme arasında
nasıl bir rol üstleniyorsunuz?
Mehmet Kabaş:
Promet olarak kaliteyi yalnızca teknik yeterlilikle sınırlamıyor, beklentinin
ötesine geçen bir değer üretme süreci olarak görüyoruz. Bu anlayış, konsept
aşamasından uygulama detaylarına kadar her karara yansıyor. Detay
çözümlemeleri, malzeme seçimleri ve uygulama disiplinleri bu bakış açısıyla
şekilleniyor.
Ayşegül Sungur: AR-GE departmanımız, dünyadaki en yeni otomasyon ve sürdürülebilir sistemleri, sektörel trendleri ve malzeme teknolojilerini yakından takip ederek projelerimize entegre ediyor. Promet olarak biz, mimar, mühendis ve işletme arasında köprü görevi üstleniyoruz ve “çözüm ortağı” rolündeyiz. Mimari estetiği, mühendislik gerçekleriyle (nem dengesi, havalandırma, izolasyon) hayata geçirilebilir kılıyoruz. İşletme aşamasını da tasarım sürecinde hesaba katarak, yatırımın sürdürülebilir bir karlılık sunmasını sağlıyoruz. Tüm paydaşların ihtiyaçlarını doğru okuyarak, estetik, teknik ve operasyonel dengesi güçlü çözümler geliştiriyoruz.
“Sürdürülebilirlik, Promet Projelerinde
Tasarımın Başlangıç Noktalarından Biridir”
Sürdürülebilirlik, yapı sektöründe artık
bir tercih değil, temel bir gereklilik hâline geldi. Promet olarak çevreye
duyarlılık, kaynak verimliliği ve iş sağlığı–güvenliği kriterlerini
uygulamalarınıza nasıl entegre ediyorsunuz? Özellikle enerji ve su tüketiminin
yoğun olduğu SPA ve wellness gibi özel fonksiyonlu alanlarda sürdürülebilirlik
yaklaşımınızı hangi sistem ve çözümler üzerinden kurguluyorsunuz?
Mehmet Kabaş: Sürdürülebilirlik,
Promet projelerinde tasarımın başlangıç noktalarından biridir. Enerji verimliliği
yüksek sistemler, su tasarruflu ekipmanlar ve uzun ömürlü malzemeler tercih
ediyoruz. Isı geri kazanımlı havalandırma sistemleri, yüksek verimli filtrasyon
çözümleri ve gri suyun yeniden kullanımı gibi teknolojileri projelerimizin
kalbine yerleştiriyoruz SPA & Wellness ve havuz projelerinde yüksek su ve
enerji tüketimi kaçınılmaz olduğu için, bu alanlarda geri kazanım sistemleri ve
akıllı otomasyon çözümleri büyük önem taşıyor. Hem şantiye süreçlerinde hem de
işletme aşamasında güvenli kullanım sağlayan çözümler geliştiriyoruz. Amacımız;
çevreye duyarlı, işletme maliyetleri düşük ve kullanıcı sağlığını önceleyen
projeler üretmek. Aynı zamanda şantiye süreçlerimizde iş sağlığı ve güvenliğini
en üst perdeden tutarak, insan odaklı bir sürdürülebilirlik anlayışını
benimsiyoruz. İş sağlığı ve güvenliği firmamız için uygulama sürecinin
vazgeçilmez bir parçasıdır.
“Global
Otel Markaları ve Uluslararası Mimarlık Ofisleriyle Çalışmak, Bizi Her Zaman
‘Şampiyonlar Ligi’ Standartlarında Tuttu”
Promet’in dünya markası olma yolunda
etkili olan know-how kaynakları nelerdir? Uluslararası mimarlık ofisleri,
yatırımcılar ve global otel markalarıyla yürüttüğünüz iş birlikleri,
mühendislik ve tasarım yaklaşımınızı nasıl besliyor? SPA & Wellness teknolojilerinin
dünya genelinde hızla büyüdüğü bu dönemde, Promet bu gelişimi doğru okumak ve
sürdürülebilir bir büyüme sağlamak adına nasıl bir strateji izliyor?
Mehmet Kabaş: 32 yıllık know-how’ımızın kaynağı, farklı coğrafyalarda, farklı iklim ve kültür koşullarında imza attığımız projelerdir. Global otel markaları ve uluslararası mimarlık ofisleriyle çalışmak, bizi her zaman “şampiyonlar ligi” standartlarında tuttu ve mühendislik standartlarımızı sürekli yukarı taşıyor. Bu iş birlikleri sayesinde farklı kullanıcı beklentilerini, kültürel yaklaşımları ve işletme dinamiklerini projelerimize entegre edebiliyoruz. Geleneksel Türk hamamı kültürünü, modern Finlandiya sauna ekolü ve en yeni wellness teknolojileriyle hibritleyerek özgün bir model sunuyoruz. Stratejimiz, kaliteden ödün vermeden, uzmanlık alanlarımızda derinleşerek ve uzun vadeli iş ortaklıkları kurarak büyümektir. Dünya hızla “yaşam boyu sağlık” (longevity) kavramına odaklanırken, biz de yatırımlarımızı bu yöndeki teknolojik altyapıya yönlendiriyoruz.
Otel ya da lüks konut projelerinde SPA & Wellness alanları projelerin değerini doğrudan etkiliyor. Nitelikli bir SPA alanı, bir otel veya tesisin marka algısını nasıl dönüştürüyor?
Ayşegül Sungur: Bugün
bir otel ya da lüks konut projesi için SPA, tesislerin ayrıştırıcı
unsurlarından biri hâline geldi ve artık “opsiyonel bir lüks” değil, projenin
karakterini belirleyen bir “imza alanı” oldu. Nitelikli bir SPA, markanın
misafirine verdiği değeri ve yaşam tarzı vizyonunu yansıtıyor, tesisin doluluk
oranını ve marka değerini doğrudan artırıyor. Promet projelerinde yatırımcı
beklentilerinin daha bilinçli ve detay odaklı hâle geldiğini görüyoruz. İşletme
verimliliği, kullanıcı deneyimi, sürdürülebilirlik ve estetik bütünlük artık en
temel kriterler arasında yer alıyor ve beklenti artık sadece görsel şıklıktan
ibaret değil, misafirin ruhsal ve bedensel bir dönüşüm yaşayacağı, teknolojiyle
kişiselleştirilmiş deneyim alanlarına evrilmiş durumda.
Son dönemde SPA & Wellness projelerinde
öne çıkan trendler nelerdir? Kişiselleştirilmiş deneyimler, teknoloji entegrasyonu
ve sürdürülebilir uygulamalar gibi yeni eğilimler Promet’in projelerine nasıl
yansıdı?
Mehmet Kabaş: Son
dönemde kişiselleştirilmiş deneyimler ve teknoloji entegrasyonu ön planda. Dijital
kontrol sistemleri, kullanıcıya özel ayarlanabilir SPA alanları ve veri odaklı
işletme çözümleri yaygınlaştı. Aynı zamanda zihinsel sağlık odaklı, daha sakin
ve bütünsel tasarımlar, sağlıklı uzun yaşamı (longevity) destekleyen kontrast
terapiler tercih ediliyor. Promet projelerinde bu trendleri, kullanıcı deneyimini
artıran ama mekânsal sadeliği bozmayan çözümlerle yorumladık. Teknolojiyi
görünür değil, hissedilir kılmayı hedefledik.
Promet, uluslararası arenada önemli
projelere imza atıyor. İlerleyen dönemlerde hangi pazarlara açılmayı hedefliyorsunuz?
Hangi bölgelerde büyümeyi öngörüyorsunuz ve bu pazarlara yönelik
stratejilerinizi nasıl şekillendiriyorsunuz?
Mehmet Kabaş: Orta Doğu, Balkan ülkeleri ve Güneydoğu Asya, pazarları büyüme hedeflerimiz arasında yer alıyor. Bu bölgelerde SPA & Wellness yatırımlarının artması, Promet’in uzmanlık alanlarıyla örtüşüyor. Stratejimiz; yerel dinamikleri iyi analiz ederek, güçlü iş ortaklarıyla ilerlemek ve her pazara özgü çözümler geliştirmek üzerine kurulu. Standart projeler yerine, lokasyona ve kullanıcı profiline özel yaklaşımlar benimsiyoruz.
“Hedefimiz ‘Trend Belirleyici’ Konumumuzu
Pekiştirmek”
2025 yılı Promet için nasıl geçti? 2026
yılı için beklenti ve hedefleriniz nelerdir?
Mehmet Kabaş: 2025
yılı Promet için hem yoğun hem de verimli geçti. Uluslararası projelerde artan
görünürlüğümüz ve tamamlanan prestijli işler, doğru bir yolda ilerlediğimizi
gösterdi. 2026 yılı için hedefimiz; mühendislik derinliğimizi daha da artırmak,
AR-GE yatırımlarımızı artırarak sektördeki "trend belirleyici"
konumumuzu pekiştirmek, sürdürülebilir çözümleri yaygınlaştırmak ve marka
bilinirliğimizi global ölçekte güçlendirmektir.
Son olarak neler eklemek istersiniz?
Promet olarak her projeye yalnızca bir iş değil, uzun
vadeli bir değer üretme süreci olarak bakıyoruz. İnsan odaklı, sürdürülebilir
ve yüksek mühendislik standartlarına sahip projeler üretmeye devam edeceğiz.
SPA & Wellness ve havuz sektöründe güvenilir bir çözüm ortağı olmayı
sürdürmek en temel önceliğimiz.

