TS 825 revize standart ve neredeyse sıfır
enerji bina (nSEB) yaklaşımının zorunlu hâle gelmesiyle birlikte yalıtım, yapı
sektöründe stratejik bir karar alanına dönüştü. 40 yılı aşkın tecrübesi ile
Knauf Insulation, sürdürülebilirlik, teknik performans ve sağlıklı iç mekânlar
odağında geliştirdiği ürün, sistem çözümleri ve mühendislik desteğiyle yalıtımı
bütüncül bir yaklaşımın merkezine yerleştiriyor. Knauf Insulation Türkiye ve
Ortadoğu Genel Müdürü Emre Gürcan, 2026
ve sonrasında Knauf Insulation’ın odağında ürün geliştirme yatırımlarının yanı
sıra dijital teknik destek ve projelere katma değer sağlayan sistem
çözümlerinin yer alacağına dikkat çekiyor.
TS 825’in güncellenmesi ve neredeyse sıfır
enerji bina (nSEB) uygulamasının zorunlu hâle gelmesi, yüksek performanslı
yalıtımı tasarım ve uygulama süreçlerinin merkezine taşıdı. Knauf Insulation
olarak bu dönüşümü enerji verimliliği ve uygulama standartları açısından nasıl
değerlendiriyorsunuz? nSEB yaklaşımı doğrultusunda sunduğunuz ürün, sistem
çözümleri ve teknik destekler projelere nasıl katkı sağlıyor?
2025 itibarıyla
TS 825’in güncellenmesi ve neredeyse sıfır enerji bina (nSEB) yaklaşımının
zorunlu hâle gelmesi, yapı sektöründe uzun süredir konuşulan dönüşümün artık
uygulamada net karşılık bulduğu bir dönüm noktasıdır. Bugün yalıtımı yalnızca
enerji kayıplarını azaltan teknik bir çözüm olarak değil; tasarım kararlarını,
malzeme seçimlerini ve hatta bina kullanıcı deneyimini doğrudan etkileyen
stratejik bir unsur olarak ele almak zorundayız. Knauf Insulation olarak bu dönüşümü
bir zorunluluk değil, sektör adına önemli bir fırsat olarak görüyoruz. nSEB
yaklaşımı, daha bütüncül düşünmeyi; ısı, ses, yangın güvenliği ve
sürdürülebilirliği tek bir sistem bakışıyla ele almayı gerektiriyor. Biz de
ürün portföyümüzü bu anlayış doğrultusunda şekillendiriyoruz. Yalnızca yüksek
performanslı ürünler değil, aynı zamanda doğru tasarımı ve doğru uygulamayı
destekleyen sistem çözümleri ve teknik danışmanlık hizmetleri sunuyoruz.
“Sürdürülebilirlik
Karar Alma Süreçlerimizin Merkezinde”
Knauf Insulation, enerji tasarrufu
sağlayan ve emisyonları azaltan çözümleri ile dikkat çekiyor. Özellikle üretim
süreçlerinde emisyon azaltımı ve enerji verimliliğini nasıl sağlıyorsunuz? Knauf
Insulation’ın hem kurumsal hem de çevresel sürdürülebilirlik stratejisinin ana
bileşenleri nelerdir? Sürdürülebilirlik ve kalite politikalarınızdan bahseder
misiniz?
Sürdürülebilirlik,
Knauf Insulation için bir iletişim başlığı değil; karar alma süreçlerimizin
merkezinde yer alan temel bir iş yapma biçimidir. Üretimden lojistiğe, ürün
tasarımından yaşam döngüsü analizlerine kadar tüm süreçlerimizi bu bakış
açısıyla ele alıyoruz.
Üretim
tesislerimizde enerji verimliliğini artıran teknolojilere yatırım yapıyor, geri
dönüştürülmüş ham madde kullanımını sürekli yükseltiyor ve karbon emisyonlarını
azaltmaya yönelik somut hedefler doğrultusunda ilerliyoruz. Bununla birlikte
şeffaflık ilkesini önemsiyor; EPD belgeleri ve çevresel beyanlar ile projelere
ölçülebilir ve karşılaştırılabilir veriler sunuyoruz. Kurumsal
sürdürülebilirlik stratejimiz; çevresel sorumluluk, çalışan güvenliği, etik
değerler ve toplumsal katkı başlıklarını bir bütün olarak ele alır. Kalite
anlayışımız ise yalnızca ürün performansıyla sınırlı değildir; sahada doğru
uygulamayı destekleyen teknik bilgi paylaşımı ve uzun vadeli güven ilişkileri
bu yaklaşımın ayrılmaz bir parçasıdır.
Heraklith® ahşap yünü paneller, farklı
doku, renk ve ölçü seçenekleriyle hem akustik hem de estetik çözümler sunuyor.
Bu ürünlerin mimari tasarım sürecinde, özellikle mekân estetiği, akustik konfor
ve sürdürülebilir malzeme kullanımı açısından nasıl bir katkı sağlıyor? Bu tür
yüzey çözümlerinin projelerin erken tasarım aşamasında değerlendirilmesi
mimarlara ne gibi avantajlar kazandırıyor?
Günümüzde
mimarlık, yalnızca görsel estetikle değil; işitsel konfor, mekânsal deneyim ve
kullanıcı sağlığıyla birlikte değerlendiriliyor. Heraklith® ahşap yünü
paneller, bu çok katmanlı beklentilere cevap veren özel yüzey çözümlerimizden
biridir.
Akustik
performans ile estetik dili bir araya getiren bu ürünler, mimarlara tasarım
özgürlüğü sunarken mekânların karakterini güçlendiriyor. Özellikle erken
tasarım aşamasında bu tür çözümlerin değerlendirilmesi, hem performans
hedeflerinin daha doğru belirlenmesini hem de sonradan yapılacak müdahalelerin
önüne geçilmesini sağlıyor. Doğal içeriği ve sürdürülebilir üretim yaklaşımıyla
da çevresel duyarlılığı yüksek projeler için güçlü bir alternatif oluşturuyor.
ECOSE®
Teknolojisi ile Sağlıklı İç Mekânlar
ECOSE® teknolojisi, bağlayıcı içermeyen
yapısı ve düşük VOC emisyonlarıyla iç mekân hava kalitesini destekleyen bir
yaklaşım sunuyor. Bu teknolojinin mimari tasarım sürecinde, özellikle sağlıklı
iç mekânlar oluşturma, sürdürülebilir malzeme seçimi ve yeşil bina kriterleri açısından
nasıl bir avantaj sağladığını düşünüyorsunuz? Mimarların malzeme seçiminde
ECOSE® teknolojisini tercih etmesi, projelerin çevresel performansına nasıl
yansıyor?
İç mekân
hava kalitesi, günümüz yapı sektöründe artık konforun ötesinde bir sağlık kriteri
olarak ele alınıyor. ECOSE® teknolojisi, formaldehit içermeyen bağlayıcı yapısı
ve düşük VOC emisyonları ile bu alanda geliştirdiğimiz en önemli
inovasyonlardan biri. Bu teknoloji sayesinde yalıtım malzemeleri, yalnızca enerji
performansına değil; kullanıcı sağlığına ve yaşam kalitesine de doğrudan katkı
sağlıyor. Mimarların ve tasarım ekiplerinin ECOSE® teknolojisini tercih etmesi,
yeşil bina sertifikasyon süreçlerinde önemli avantajlar yaratırken, daha
sağlıklı ve sürdürülebilir yapılar tasarlamalarına olanak tanıyor.
Knauf Insulation’ın Urbanscape® Yeşil Çatı
Sistemleri, hafif yapısı ve yüksek su tutma kapasitesiyle öne çıkıyor. Bu
sistemin sağladığı hafiflik, çatı taşıyıcı sistemleri açısından ne tür yapısal
avantajlar ve sınırlar getiriyor? Tasarım aşamasında hangi mühendislik
hesaplamaları kritik kabul ediliyor? Öte yandan Detention Green Roof
çözümleriyle entegre yağmur suyu tutma stratejileri, şehir altyapısına binen
yükü nasıl azaltıyor ve bu sistemlerin su yönetimi performansı hangi teknik
kriterlere göre değerlendiriliyor?
Kentleşmenin
hızla arttığı günümüzde, yeşil çatı sistemleri yalnızca estetik bir tercih
değil; iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir mühendislik çözümüdür.
Urbanscape® Yeşil Çatı Sistemleri, hafif yapısı sayesinde taşıyıcı sistemler
üzerinde minimum yük oluştururken, yüksek su tutma kapasitesi ile yağmur suyu
yönetimine etkin katkı sağlar. Tasarım aşamasında statik yükler, drenaj
kapasitesi ve bitkilendirme kriterleri titizlikle değerlendirilmelidir.
Jetspray, %99 elyaftan üretilmiş yapısıyla
yüksek termal ve akustik performans, uzun ömür, nem direnci ve çevre dostu
özellikler sunuyor; aynı zamanda uygulaması hızlı ve temiz gerçekleşiyor. Bu
bağlamda, yün üfleme izolasyonunun ısı ve ses performansına katkısı, enerji
tasarrufu ve nem kontrolü açısından projelere sunduğu avantajları nasıl
tanımlarsınız? Ayrıca mimarlar ve tasarım ekipleri için Jetspray®’in özellikle
tasarım esnekliği, uygulama hızı ve sürdürülebilirlik kriterlerine katkısı nedir?
Jetspray® boşluksuz uygulama avantajı sayesinde ısı köprülerini
minimize ederken; yüksek ısı ve ses yalıtım performansı sunar. Uygulama hızının
yüksek olması, şantiye süreçlerinde zaman ve işçilik avantajı sağlar. Enerji
tasarrufu, nem kontrolü ve uzun ömürlü performans gibi özellikleriyle SUPAFIL®,
hem tasarımcılar hem de yatırımcılar için sürdürülebilir ve verimli bir çözüm
olarak öne çıkar.
Sürdürülebilirlik odaklı yapı projelerinde
LEED ve BREEAM gibi Yeşil Bina Sertifikaları ile EPD belgeleri giderek daha
fazla önem kazanıyor. Knauf Insulation olarak, çevresel performansı öne çıkan yalıtım ürünleriniz
hangileridir? Bu ürünlerin, düşük karbon ayak izi ve yaşam döngüsü (LCA)
açısından yeşil bina projelerine sunduğu teknik avantajları paylaşabilir
misiniz?
LEED ve
BREEAM gibi yeşil bina sertifikasyonları, artık projelerde bir tercih değil,
önemli bir kalite göstergesi hâline geldi. Knauf Insulation olarak, çevresel
performansı belgelenmiş ürünlerimizle bu sertifikaların enerji verimliliği,
düşük karbon ayak izi ve yaşam döngüsü kriterlerine güçlü katkılar sağlıyoruz. Yüksek performanslı yalıtım
çözümleri sayesinde binaların işletme sürecindeki enerji tüketimini azaltırken,
uzun ömürlü ürün yapımızla yaşam döngüsü boyunca çevresel etkiyi minimize
etmeyi hedefliyoruz.
Artan enerji performansı hedefleri
doğrultusunda yalıtım ürünlerinde teknik standartlar hızla yükseliyor. Knauf
Insulation açısından 2025 yılında en çok talep gören ürünler ve uygulama
alanları hangileri oldu? 2026 yılına dair planlarınız ve hedefleriniz nelerdir?
2025 yılında
nSEB uyumlu, yüksek performanslı cephe, çatı ve mekanik tesisat yalıtım
çözümlerine olan talebin belirgin şekilde arttığını gözlemledik.
Sürdürülebilirlik ve teknik performans, ürün tercihlerinde belirleyici unsurlar
hâline geldi. Özellikle TS 825’in yayınlanmasıyla birlikte özellikle çatı
yalıtımında kullanılan ürünlerde yalıtım kalınlıklarının arttığını ve
ürünlerdeki talebin arttığını görüyoruz. 2026 ve sonrasında hedefimiz; ürün
geliştirme yatırımlarımızı sürdürmek, dijital teknik destek ve proje
danışmanlığı çözümlerimizi güçlendirmek ve pazara yalnızca ürün değil, katma
değerli sistem çözümleri sunan bir çözüm ortağı olarak konumumuzu daha da
pekiştirmektir.
Son olarak neler eklemek istersiniz?
Yalıtım,
bugün artık yalnızca enerji tasarrufu sağlayan bir yapı bileşeni değil;
konforun, güvenliğin, sağlığın ve sürdürülebilirliğin temel yapı taşıdır. Knauf
Insulation olarak, sektörün dönüşümüne yön veren bu anlayışı; bilgi
birikimimiz, inovasyon gücümüz ve uzun vadeli vizyonumuzla desteklemeye devam
edeceğiz.

